Ne zaman bir manken, ÅŸarkıcılığa soyunup albüm yapmaya kalksa, bir gün herkesin 15 dakikalığına da olsa ünlü olacağı ÅŸeklinde bir öngörü ortaya atılır, yarı sitemkar yarı alaycı. Bu öngörü gerçeÄŸe dönüşecek mi bilmiyoruz ama her geçen gün ekranlara yeni yüzler ekleniyor. Çogunu bir süre sonra unutacak, isminin önündeki ünlü sıfatını çekip alacak olsak da…
Turgut Özal zamanından kalma, kolay yoldan köşe dönme mantalitesinden mi yoksa ekranlardan pompalanan “Televole kültürü“ne özentilikten midir bilinmez, birçok genç amaçlarını “ünlü olmak” olarak betimliyorlar. Hepsi keÅŸfedilmemiÅŸ bir özelliÄŸinin, yadsınamaz bir yeteneÄŸinin olduÄŸunu iddia eden bu gençler, kendileri için hazırlanmış yarışmaların uzayıp giden kuyruklarında ünlü olmayı bekliyorlar.
Bu kuyrukta sabırla beklemiÅŸ olanların arasından bazıları ekranlara çıkma hakkını kazanıyor. Pek tabi ünlü olmanın tek yolu kuyrukda beklemek deÄŸil; Soyunmak, ünlü biri ile aÅŸk yaşıyormuÅŸ izlenimi vermek, maç sonrasında röpörtaj yapanların arkasından el sallamak, sıkışık trafikte “Nerde bu devlet!” diye kameralara haykırmak ve böyle uzayıp gidiyor liste. Yani, ünlü olmanın yolu sadece hayal gücünüzle sınırlı. BaÅŸka bir ülkede bu kadar kolay ünlü olunabiliyor mudur bilinmez ama ülkemizde yaÅŸanan aÅŸağı yukarı bu ÅŸekilde.
» Yazının Devamı
08 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: baÅŸarı,
hülya avşar,
kültür,
manken,
paparazzi,
popüler,
radyo,
radyo maydanoz,
radyo tatlıses,
rıza karaağaçlı,
sanatçı,
televole,
turgut özal,
ünlü
Andro-it diyor kendine. ÇoÄŸunuz bilmiyorsunuz büyük ihtimal kim ya da ne olduÄŸunu. Okumaya pek alışık deÄŸiliz. Yazı şöyle 10 cümleyi geçmeye görsün, “amaaan” çekip daha kolayına, daha “aparatif”ine kaçıyoruz; soru-cevap bilgiler, yanlızca iÅŸimize yarayacak konular, amerikan esprileri, durum komedileri…
Her ÅŸeyde böyleyiz artık. “fast-food” yaÅŸam tarzı diyor bazıları buna. Tanımlarken kullanılan kelimelere bakıldığında anlaşılıyor zaten bize, bizim kültürümüze ait bir ÅŸey olmadığı.
Ne popüler olanı yazıyor o, ne de ütopik, okumaya bi adım olsun yeltenmeyeceÄŸimiz konuları. Hayatımızdan, duygularımızdan serpintiler var yazılarında. Bana sorarsanız, benim içimi okuyup yazıyor. Benim kelimelere dökemediÄŸim ÅŸeyleri klavyesine taktırdığı ve sürekli kullandığı “duyguları türkçeye çevirme programı” sayesinde benim önüme seriyor.
» Yazının Devamı
19 April 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Popülerlik üzerinden ticaret yapma projesi. Ticaret nedir, para kazanmak. Yani burada amaç, Tuncay’ın bilimsel araÅŸtırmaların ulaÅŸtığı ileri futbol tekniklerini özümsemesini saÄŸlayıp, verimini en üst dereceye çıkarmak, kapasitesini arttırmak, kaliteli, tabiri caizse “mükemmel” bir futbolcu yaratmak deÄŸil malesef. Amaç; İleri, en yeni pazarlama stratejileri ile çok gelir getiren bir ticari ürün oluÅŸturmak. İşte bir insanı -mesleÄŸi ne olursa olsun- “marka yapmak” bu çerçeve içerisinde inceleniyor günümüzün kapitalist dünyasında.
Tuncay’ı dünyanın en iyi antrenörleri ile çalıştırıp tekniÄŸini arttırmak, daha hızlı koÅŸmasını, daha çok gol atmasını, daha dayanıklı olmasını, daha iyi çalım atmasını saÄŸlamak bu proje içinde kendine yer bulmuyor göründüğü gibi. Daha ziyade, yok efendim tarzı ne olsun, kendine has bir saç ÅŸekli olsun, her yere gitmesin, kaliteli yerlerde yemek yesin, gece hayatına dikkat etsin, diksiyonu düzgün olsun, bilmem ne bilmeme ne…
» Yazının Devamı
10 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »