» NEREDEYİM?

Hayatımızı ilgilendiren her konu ile ilgili fikirlerin ve görüşlerin paylaşıldığı bir ortamdasınız.

Yapmaya çalıştığımız şey; bahse değer konular hakkında daha fazla kişinin düşünmesini ve kendi görüşünü oluşturmasına katkıda bulunmak.



» TAKİP ETMEK İÇİN

Anafikir.com’da üretilen içerikleri daha kolay takip edebilmeniz için size çeşitli araçlar sunduk.

Bu seçeneklere ulaşmak için tıklayın.



» SEÇME AKILLAR

"Attention is the limited resource on the internet - not disk capacity, processor speed or bandwidth."— Mills Davis



» FAYDALI KAYNAKLAR

Düşüncelerinizi besleyebileceğiniz çeşitli siteler seçtik. Buradakilerden farklı bakış açılarıyla olaylara bakanların düşündükleri de gözatmaya değer.


“Bu da sanat eseri mi ÅŸimdi, pff”

Bu aralar, sanatın, sanatçının ve bunların toplumla olan ilişkisine kafayı takmış durumdayım.

ÖrneÄŸin, sanatçının topluma karşı bir görevi, bir sorumluluÄŸu var mıdır? Sanatçı “doÄŸru” ya da dürüst olmak zorunda mıdır?

Diğer yandan, bir ürünün sanat eseri olarak kabul edilmesi için gereken şartlar nelerdir? Böyle bir şartlar manzümesi var mıdır, yazılı olmasa da. Varsa bu şartları kim koymuş? Ya da çağlar boyunca, değişen yaşam şekilleriyle, türeyen sanat dallarıyla bu şartlar değişmiş midir? Nedir, ne değildir? Üff : )

Mesela bazen “Onun yaptığı da sanat mı yahu, para kazanmak için yapıyor onu, öyle müzik mi olur” denilen sanatçılar oluyor. Ya da “Yok artık bu kargacık burgacık ÅŸeye de sanat eseri demiyorsunuz deÄŸil mi” diye çıkışanlar olur.

» Yazının Devamı

* * *

Sanatçıların açmazı

Ülkemizin en kaçınılmaz gerçeğidir sanata ve sanatçıya olan ilgisizlik.

Sanatçı ürettiği eserlerle geçinemez, taktir toplayamaz, ilgi uyandıramaz insanlarda. Kolay kolay sanatçıyı anlayan da çıkmaz zaten.

Bu ülkede onun için sanatçı olmak pek akıl karı bir iş değildir. Yapıtlarınızdan dolayı bırakın ilgi beklemeyi, çoğu zaman cezalandırılmayı, dışlanmayı göze almalısınız.

Gerçek sanatçıları, üretkenleri bu toplum kabul görmüyor ne yazık ki. Bu müzikte de öyle, edebiyatta da, resimde de.

» Yazının Devamı

* * *

Ünlü olmak mı istiyorsunuz?

Ne zaman bir manken, ÅŸarkıcılığa soyunup albüm yapmaya kalksa, bir gün herkesin 15 dakikalığına da olsa ünlü olacağı ÅŸeklinde bir öngörü ortaya atılır, yarı sitemkar yarı alaycı. Bu öngörü gerçeÄŸe dönüşecek mi bilmiyoruz ama her geçen gün ekranlara yeni yüzler ekleniyor. Çogunu bir süre sonra unutacak, isminin önündeki ünlü sıfatını çekip alacak olsak da…

Turgut Özal zamanından kalma, kolay yoldan köşe dönme mantalitesinden mi yoksa ekranlardan pompalanan “Televole kültürü“ne özentilikten midir bilinmez, birçok genç amaçlarını “ünlü olmak” olarak betimliyorlar. Hepsi keÅŸfedilmemiÅŸ bir özelliÄŸinin, yadsınamaz bir yeteneÄŸinin olduÄŸunu iddia eden bu gençler, kendileri için hazırlanmış yarışmaların uzayıp giden kuyruklarında ünlü olmayı bekliyorlar.

Bu kuyrukta sabırla beklemiÅŸ olanların arasından bazıları ekranlara çıkma hakkını kazanıyor. Pek tabi ünlü olmanın tek yolu kuyrukda beklemek deÄŸil; Soyunmak, ünlü biri ile aÅŸk yaşıyormuÅŸ izlenimi vermek, maç sonrasında röpörtaj yapanların arkasından el sallamak, sıkışık trafikte “Nerde bu devlet!” diye kameralara haykırmak ve böyle uzayıp gidiyor liste. Yani, ünlü olmanın yolu sadece hayal gücünüzle sınırlı. BaÅŸka bir ülkede bu kadar kolay ünlü olunabiliyor mudur bilinmez ama ülkemizde yaÅŸanan aÅŸağı yukarı bu ÅŸekilde.

» Yazının Devamı

* * *

Seyfi DursunoÄŸlu

seyfi-dursunoglu.jpgSahnede keskin sirke kıvamında olan Huysuz Virjin karakterini üretmiÅŸ zeka küpüdür Seyfi DursunoÄŸlu. Bazıları “Huysuz” karakterini görünüşü ve tavrından dolayı aÅŸağılama hatasına düşebilir. Aynı kiÅŸilerdir ki, “zeka küpü” yakıştırmamı beÄŸenmeyeceklerdir. Fakat tespit edilmesi gereken önemli bir nokta, bu karaktere hayat veren Seyfi DursunoÄŸlu’nun ÅŸahane simultane esprileri ve ÅŸimÅŸek gibi çakan hazır cevaplarıdır. Ki, bana kalırsa tüm bu yetenekler arkasında keskin bir zekayı barındırır.

Seyfi DursunoÄŸlu’nu yalnızca “Huysuz Virjin” kığındayken görenler, çoÄŸu zaman onun kiÅŸiliÄŸi hakkında yanlış izlenimler edinirler. Oysa Seyfi bey’i yakınen tanıyanlar bilirler ki, o tam bir İstanbul beÄŸefendisidir. Tavırları, nezaketi, tam anlamıyla “Huysuz”un tersidir.

» Yazının Devamı

* * *

Nasıl sanatçı olunur?

Bu soruya itinayla cevap verecek olan bilirkişi tespit edildi; Hülya Avşar.

Bu tespit cuma gecesini cumartesine bağlayan gece yayınlanan Beyaz Show adlı programın yaklaşık 30-35 saniyelik bölümünden feyz alınarak üretilmiştir.

- Program yaptığın dönemlerde “Birilerine batacak ÅŸeyler söyleyeyim de, ortalık karışsın. Sonra da onu programıma alırım” gibi bir hazırlık yapıyor muydun?
- Hayır, öyle bir düzen yok. Ama ben yaramazlık yapmasını seviyorum. Arkadaşlarla otururken ortaya bir laf atsak sonrasında neler olur diye düşünmüyoruz diyemem.

- Televizyondasın, dergilerdesin her yerde önümüze çıkıyorsun. Bundan rahatsız olmuyor musun?
- Hayır. Biliyorum, benden sıkılanlar, rahatsız olanlar, “Yine mi” diyenler var. Ama ÅŸunu söyleyeyim, bu böyle devam edecek. Yine her yerden önünüze çıkacağım. Bazen ben de rahatsız oluyorum kendimden ama biliyorum ki hep ortalarda olacağım. Bu böyle…

 

» Yazının Devamı

* * *

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.