» NEREDEYİM?

Hayatımızı ilgilendiren her konu ile ilgili fikirlerin ve görüşlerin paylaşıldığı bir ortamdasınız.

Yapmaya çalıştığımız şey; bahse değer konular hakkında daha fazla kişinin düşünmesini ve kendi görüşünü oluşturmasına katkıda bulunmak.



» TAKİP ETMEK İÇİN

Anafikir.com’da üretilen içerikleri daha kolay takip edebilmeniz için size çeşitli araçlar sunduk.

Bu seçeneklere ulaşmak için tıklayın.



» SEÇME AKILLAR

"Attention is the limited resource on the internet - not disk capacity, processor speed or bandwidth."— Mills Davis



» FAYDALI KAYNAKLAR

Düşüncelerinizi besleyebileceğiniz çeşitli siteler seçtik. Buradakilerden farklı bakış açılarıyla olaylara bakanların düşündükleri de gözatmaya değer.


Sayıların duygusal değerleri

Tarih derslerinde, sınavda çıkacak diye ezberlediğimiz sayılar, tarihler vardır;

- savaşların, çağların, isyanların, katliamların başlangıç ve bitiş tarihleri,
- karşılaştırmalı istatistikler; top-tüfek sayısı, atlı sayısı, er sayısı…
- toplu cinayetlerin tasviri (savaş, isyan, katliam); 12bin ölü, 25bin yaralı…

Hiçbirinde acı, keder, his yoktur. Oysa zedeleyici, ruhsal açıdan sarsıcı hal ve koşullar barındırır her biri. Fakat hiçbir zaman gözyaşlarının kaç litre olduğu, kaç su deposunu doldurabileceği hesaplanmamıştır.

» Yazının Devamı

* * *

Kennedy’yi ölüme götüren mektup

ABD Başkanı John Fitzgerald Kennedy’nin, öldürülmesinden yaklaşık 5 ay önce, dönemin İsrail Başbakanı’na, İsrail’in nükleer çalışmalarından dolayı, oldukça sert uyarı dolu bir mektup yazdığı ortaya çıktı. Öyle ki Kenndedy, mektubunun bir cümlesinde, üstü kapalı bir şekilde “İsrail gelecekte var olmak istiyorsa, Dimona Nükleer Santralı’nı Amerikan uzmanlarının denetimine açmalıdır” diyor.

Başkan Kennedy, dönemin İsrail Başbakanı Levi Eşkol’ü, İsrail’in nükleer çalışmalarına dair eksiksiz ve doğru bilgi elde edememeleri durumunda “Amerika’nın İsrail’e olan taahhütleri ve İsrail’i desteklemesi ciddi şekilde tehlikeye girebilir” diye de uyarıyor. Bir Amerikan kanalı olan CNN’e göre, Kennedy “ABD’nin Katolik ve Mason olmayan ilk başkanı”ydı.

İsrail’in nükleer sırlarını deşifre eden ve bu sebeple 18 yıl hapis yatan Dimona Nükleer Reaktörü eski çalışanı Mordechai Vanunu da, Kennedy’nin, Dimona nükleer reaktöründeki çalışmaların aydınlığa kavuşturulması için İsrail yönetimine baskı yapması sebebiyle suikaste uğradığına dair “gerçeğe yakın işaretler” bulunduğunu ileri sürmüştü. Dünya Gündemi’nin ulaştığı Başkan Kennedy’ye ait işte bu mektub, Vanunu’nun iddiasının doğruluğunu güçlendiriyor. Şimdi önce Kennedy Suikasti’nin üzerindeki sis perdesine bir bakalım:

» Yazının Devamı

* * *

Bush’un İtirafları ve yansımalar

ABD Başkanı George Bush’un Irak Savaşı’nın “tartışmalı” olduğunu kabul ettiği konuşmasının ardından The Washington Post gazetesi, Başkan’ın söz konusu kabullenişinin ciddi bir politik rota değişikliğinin habercisi olduğu yorumunu yaptı.

Gazete, Bush’un konuşması sırasında Irak’ta 33 aydan bu yana süren savaşın “beklediklerinden daha zor bir hal aldığını” ve düşmanın beklediklerinden daha kararlı, acımasız ve savaş kuralları dışında olduğunu itiraf ettiğine dikkat çekti. Bush’un, “Kamuoyu araştırmaları tarafından yönlendirilmiyorum.” sözlerine yer verirken, tüm bu itiraflara rağmen Başkan’ın öze dair inançlarını değiştirmediği yorumunda bulundu. Yeni yüz Bush’un Demokratlardan pek övgü alamadığına dikkat çeken The Washington Post, temsilci Dan Boren’un, “Bush bir adım dahi geri atmadı, elindeki yedek kartı oynadı.” sözlerine yer verdi.

St. Petersburg Times - Amerikan halkının bir bölümünün Bush’un konuşmasına dair verdiği tepkilerden bazıları ise şöyle :

“Başkan’ın sorumluluk alması, neden olduğu acıyı dindirecek mi?

Elmalarla armutları karıştırmaya bir son verelim! 11 Eylül terörist saldırılarıyla Irak Savaşı arasında herhangi bir korelasyon yok. Irak’a karşı savaş, saldırganlığın bir sonucu iken, teröre karşı savaş misillemenin bir ürünüydü. Usame bin Ladin ve El Kaide ağı halen eskisi kadar önemli bir tehdit olma özelliğini koruyor. Ancak Saddam Hüseyin’in kitle imha silahı ürettiği tehdidine dayandırılan Irak Savaşı örneğinde herhangi bir tehdit kanıtı yoktu. Bush, kısmen hatalı istihbarata dayanan Irak Savaşı’nı devam ettirmedeki sorumluluğu kabul ettiğini söyledi. Unutmayalım ki, savaşın temel nedeni KİS idi ve silah denetçileri Irak’ta herhangi bir şey bulamamıştı. Umarım savaşta hayatını kaybeden 2 bin Amerikan askerinin ailesinin acısı Bush’un sorumluluğu üstlenmesiyle hafifler. Umarım Irak seçimleri başarıyla sonuçlanır ve biz ülkeyi terk ederiz”

– Jack Burlakos, Kenneth City

Aslında sorumluluk aldığı yok Bush’un

Bush gerçekten eylemlerinin sorumluluğunu üstleniyor mu? Öyle olduğunu sanmıyorum. Diyor ki, “İstihbaratın büyük bir kısmının doğru olduğu gerçek.” Peki doğru olan istihbarata yüz çevirmek ne olacak? Ya istihbaratın yanlış olduğu uyarılarına rağmen yanlışta ısrar etmek ve onu kullanmanın bedeli ne olacak? Ve hatırlayın, hepimiz istihbaratın yanlış olduğunu biliyorken bile, Bush, CIA Başkanı George Tenet’e Özgürlük Madalyası vermedi mi? Ve neden birdenbire bazı bilgilerin hatalı olduğunu söylüyor? Ona verilen destek oranının azalması elbette! Hatırlayın, medya ve onun yönetimi BM silah denetçisi Hans Blix’e neler yaptı? Kitle imha silahı bulamadı diye Amerikan halkının gözünde aptal konumuna düşürüldü. Irak’a savaş açma konusunda yönetimle anlaşamayan generallerin kariyerinin nasıl enkaz altında kaldığını hatırlayın. Richard Clark’ı, Joe Wilson’u ve Valerie Plame’ı hatırlayın. Bush hâlâ Saddam Hüseyin’i devirmenin doğru olduğuna inanıyor. 2 binden fazla askerimiz öldü ve ölen Iraklıların sayısı 30 bin ile 100 bin arasında tahmin ediliyor. Savaşa 250-300 milyar dolar aktarıldı ve 100 milyar doları da yolda. 1968 yılından bu yana terörizm olayları en yüksek seviyesinde. Irak şimdi teröristlerin yatağı.

– Debbie Terhune, Treasure Island

Oyları yükseltme manevrası mı?

George W. Bush’un savaşa girme talihsizliğini ve çılgınlığını nihayet kabulü ne kadar da kolay oldu. Merak ettiğim nokta, onun yönetimine yönelik güvenoyunun iyice düştüğü şu günlerde, bu durumun söz konusu açıklamayı yapmaya ne kadar etki ettiğidir. Bir kez daha, Bush’un itimada layık olmada ve olayları kavramada ne kadar yetersiz olduğunu gördük. Ne yazık ki, bu durum bize şimdiye kadar 2100 Amerikan askerinin yaşamına mal oldu.

– Richard Guitard, Tampa

Dava açma zamanı değil mi?

Bush, sonunda Irak’a saldırmanın sorumluluğunu üstlendiğini kabul etti. Ancak hakkında Amerikan Temsilciler Meclisi’nde dava açma süreci başlamadıktan sonra iyi denilebilecek şey nedir? O, hatalı istihbaratın sorumluluğunu üstleniyor, ancak çoğumuz onun göreve gelmeden önce savaşa girmeye kararlı olduğunu bilmiyoruz; çünkü o tarihe bir “savaş başkanı” olarak geçmek istedi.O ve onun tüm savaş tamtamcıları Amerikan halkına karşı suç işlemekten yargılanmalı; ancak bu süreci başlatacak dirayetli devlet adamları nerede?

– Carolynne Paul, Brooksville

* Kaynak: Zaman / 21 Aralık 2005

* * *

Cüneyt Arcayürek : Türkiye ve ilişkileri

Usta gazeteci Cüneyt Arcayürek ile Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun siyasi analizi;

Sizce Avrupa Türkiye için çok gerekli mi?

Tanzimat’tan beri Türkiye’nin bir tutkusu var: Avrupalı olmak. Avrupa’ya üye olduğumuz zaman işsizlik ortadan kalkacak, belki kansere bile çare bulunacak gibi algılıyoruz, ama hiçbir şey olmayacak. AB ile müzakereler 3 Ekim’de başlayacak, ama vizeyi bile kaldırmak istemiyorlar. Çünkü bir Türk korkuları var, “vizeleri kaldırıp üye yaparsak, Türklerden beş, on milyon akın olacak” diye şikayetçi görünüyorlar.

Türkiye’yi, Avrupa’daki hükümetlerin bazıları istemiyor, bazıları ister gibi gözüküyor, burada bir ikilem var, halkı istemiyor, ama politika olarak Türkiye’yi gerekli görüyor. ‘Güvenliğimiz için lazım, Orta Asya’ya doğru açılışta olmalıdır,’ gibi nedenleri var. Bu çelişkili bir durum. Müzakereler üçünde başlıyor ama ne zaman biteceği belli değil. Bizimkiler gürültü ediyorlar “Chirac, Türkiye’nin Kıbrıs’ı tanımasının şart olmadığını söyledi bana” diye. Ama kulağına söyledi, şimdi tam aksini söylüyor.

» Yazının Devamı

* * *

Ekşi Sözlük: Cohesionless (1)

Ekşi Sözlük diye bir site var. Bilemiyorum artık tanıtılmasına gerek var mı. Onu kullananlar “Kutsal bilgi kaynağı” olarak tanımlıyorlar. Bu “kutsal eser”i sen, ben, o, herkes tarafından oluşturulmuş. Hayır o kadar da değil. Ama niye de on binleri aşan bir topluluk her geçen gün yenileyip, geliştiriyorlar onu. Canlı mı canlı, hatta hiperaktif bir ortam.

İşte bu ortam içerisinde kendine ayrı bir yer edinmiş bir “yazar” var. “Cohesionless” diyor kendisine. İmzasını bu şekilde atıyor. Onu tanımlamak biraz zor, buradan birkaç örneğini görebilirsiniz.

Hemen yüzünüzde bir gülümseme oluştu değil mi? Yaa..

» Yazının Devamı

* * *

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.