Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
10 Aralık 2006
Çocukların duvarları yoktur. Bütün dünya çocuklarındır. Bütün çicekler, ağaçlar, kuşlar ve çimenler. Bütün dünya çocukları elele verir, onların dünyası sevgiden, paylaşmadan ve kardeşlikten ibarettir.
Ta ki eriÅŸkin olana deÄŸin.
Sizin duvarlarınız ne kadar. Duvarlarınızı size hatırlatanlara, daha mı yükseltiyorsunuz?
Duvarlarınızın örülmesinde annenizin, babanızın, öğretmeninizin ve çevrenizin ne kadar katkısı var? Bugüne değin yaşamını ve sorularını bu duvarlarınla yanıtlamıştın değil mi?
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
13 Kasım 2006
Kolay hayat ister olduk. Sevgimizi, aşkımızı bile kolay yaşamak istiyoruz. Bizi yormasın, zorlamasın, başımıza bela olmasın. İstediğimiz zaman yanımızda olsun, onun dışında yok olsun.
Bir kumandanın ucunda olsun her şey, bir bilgisayarın düğmesinde, bir telefonun tuşlarında. Ulaşmak, yaşatmak, canlandırmak, hissetmek için çaba harcamayalım.
Sanal dünya giriverdi hayatımıza, çok da işimize geldi. Sanal alemin, sanal insanları oluverdik hemen. Duygularımızdan korkar olduk. Hissetmek yok sanki. Her şey bir yalan gibi. Sanal alem ve değeri yok.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
28 Temmuz 2006
Mehmetçiklerimiz ve ülke güvenligimiz için sınır ötesi harekat illaki lazım. Bu konuda oldugu gibi, kültürel açıdan da devletim nerede diyorum.
Nurcular, Süleymancılar, ÅŸucular, bucular, özel okullar, dersane, vakıf olarak ülke çocuklarını mahalleden, sokaktan kopardılar. Sokakların gerçek kültürü yerine “Sokak kültürü” diye kötü bir imaj oluÅŸturuldu. Sebep ailelerin gözü kapalı çocuklarını kurbanlık koyun gibi cemaatlere teslim etmesi!
Hem milletin kurban derilerini hem de çocuklarını alarak karanlık düşüncelerine kaynak saglıyorlar. Peki Türkiye Cumhuriyeti’nin okulları ne iÅŸe yarıyor?
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
23 Mayıs 2006
Hep bir yerlere, bir ÅŸeylere yetiÅŸme telaşındasınız deÄŸil mi? Hiç vaktiniz yok. “Fast live”, “Fast food”, “Fast music”, “Fast love”… Dikte ettirilen “yükselen deÄŸerler”, “in” ler, “out” lar…
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir
pencere ardında bitecek hepsi …
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum! Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
21 Mart 2006
Bir bankanın önü. Herkes telaÅŸlı. Girenler, çıkanlar… BirçoÄŸu söylene söylene uzaklaşıyor.
Bankamatiğin önündeki takım elbiseli, iri govdeli adam bağıra çağıra makineye yumruklar atıyor. Yumruklarını havaya savurarak bankaya giriyor.
Belli ki bankamatik bozuk. Ya da içindeki para bitmiş. Her iki makinenin önünde de kuyruk var. Umutsuz bir şekilde bekliyorlar. Biraz önce makineyi döven adamla birlikte üniformalı bir görevli geliyor. Takım elbiseli adam hala bağırmakta. Görevli de kendini kaybediyor. Uzayıp giden kuyruğun arasında itişmeye başlıyorlar.
O karmaÅŸanın arasında, bankanın bahçesini çevreleyen alçacık duvarın üzerinde, harika güneÅŸ gören bir yerde minik bir köpek yavrusu ısınıyor. Öyle hoÅŸuna gitmiÅŸ ki sıcacık güneÅŸ, uzun uzun esniyor, patilerini gere gere…
» Yazının Devamı
* * *