Yazan:
Serbest Kürsü
— Tarih:
16 Mart 2006
Dünü yaşayanlar bugüne aşina bakıyorlar nedense. Haksız değiller hani. Balık hafızasına sahip değilsek, eğer bugün yaşadıklarımızda hep dünün izlerini buluruz. En canlı örnek bizi yönetenler. Söylemler hep aynı değişen tek şey tarih ve dekor. Oyuncuları bile ad soyad, kılık kıfayet ve sıfatlarından soyutlasak, yüz kelimelik repliğiyle devam eden bir tiyatro oyunu olduğunu görürüz.
Tüm bu anlamsızlığı onlara yüklersek biraz haksızlık etmiş oluruz herhalde. Çünkü her oyunu sürekli kılan seyircilerdir. Bizler seyretmesek onlar oynamazlar. Peki biz niye seyrediyoruz bıkmadan usanmadan hiçbir sanatsal değeri olmayan bu oyunu? Biz de onlar mıyız acaba?
Yazan: Celal Genç
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
04 Eylül 2005
“Çoban Sülü” ve Bileşik Kaplar Teoremi
SY: 68 ideolojisi halkın yönetime karşı haklı tepkisi olarak doğdu. Peki, ülkemiz bu ideolojiyi nasıl anladı? Yani biz niye birbirimize düştük? Amaç dünyada barışın sağlanması, akan kanların dinmesi idi ama üniversitelerimizde demirbaşlar havalarda uçuşuyordu. Aksine akan kanlara yenileri eklendi.
Üzerine sayısız kitap yazılan bir soruyu bana soruyorsunuz
SY: (Gülümsüyorum) O kitapları birçoğumuz okumadık, okumuyoruz, en başta da değindiğimiz gibi okumayı sevmiyoruz.
Özetle şunu söyleyebilirim: Fizikte “bileşik kaplar” denilen bir kanun vardır. Kabaca, birbirine bağlı bardaklarda bulunan suyun, aynı basınç değeri altında hep aynı yükseklikte olmasını anlatır.
» Yazının Devamı
* * *
Yazan:
Selim Yörük
— Tarih:
04 Eylül 2005
Yakın Tarih bazılarına dokunuyor ve saklanıyor
SY: Şöyle bir durum var gibi; Birçoğumuz tarihi ortaokul tarih kitaplarının yazarı Kemal Kara‘nın bıraktığı yerde inceliyor ve önemsizleşiyor zannediyor. 1938. Ata’nın gidişi ile birlikte bizim bilgilerimiz de kesiliyor bir bakıma. Birkaç dönüm noktasının haricinde herhangi bir bilgi yok belleğimizde. Neden yakın tarihimizi bilmiyoruz?
Yakın tarihimizden ve bu dönem içinde yenilen boklardan siyasetçiler korktuğu için! Düşünsenize ne anlatacağız çocuklara? İlk demokratik seçimlerden sonra iktidara gelen DP’nin basını nasıl susturduğunu mu? 60 devriminden sonra başbakanımızı nasıl astığımızı mı? 80 darbesi ile ülkeyi nasıl bir yarı-açık cezaevine çevirdiğimizi mi?
Bu ülkenin edebiyatçıları bu yüzden lise kitaplarında yer almaz. Nâzım Hikmet birileri için bu ülkede hâlâ “vatan haini”, Necip Fazıl hâlâ “vebalı”, Yaşar Kemal hâlâ “sakıncalı”… Bunları çıkardığımızda geriye ne kalıyor, çocuklarımıza anlatacak? Aklıma çarpıcı bir örnek geldi, hemen onu size anlatayım.
» Yazının Devamı
* * *