Harika bir dünya kupasıydı, üst düzey keyif veren müsabakalara şahit olduk diyemeyiz ama 4 senede bir düzenlenen organizasyon olduğu için yıldız futbolcuları, milli takımları ve o karnaval havasını özlediğimiz için iyi geldi diyebilirim.
Geçen dünya kupasına kıyasla bu kez Avrupa’nın büyükleri hayal kırıklıkları yaratmadı, en azından gruplardan çıkabildiler ve bu ülkelerin birbirleriyle karşılaÅŸmalarını izleme ÅŸansı doÄŸdu.
Futbol kalitesi üst düzey olan ülkeler baÅŸarılı olunca da, süpriz ülkelerin baÅŸarılarına pek fazla ÅŸahit olamadık, hatta bir ara “Avrupa kupasına döndü bu iÅŸ” diye de düşünmedim deÄŸil.
» Yazının Devamı
11 July 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: almanya,
arjantin,
brezilya,
dünya kupası,
futbol,
hollanda,
italya,
milli takım,
protekiz,
scolari,
spor,
sven goran eriksson,
van basten,
van nisterroy,
zinedine zidane
Her geçen gün sayısı artan spor siteleri arasında biri var ki yeri benim için çok ayrı; Ajansspor. Ancak her gün açılan dediÄŸim sitelere bakıyorum da sürekli Ajansspor’dan haber yürütme yoluyla içeriklerini çoÄŸlatmaya çalışıyorlar.
Dış haberler editörü olan Can Birsay‘ı Amerika’da üniversiteden tanıyorum. Kendisi bu iÅŸle yatıp kalkan, gece gündüz demeden araÅŸtırıp yazan biridir. Televizyonda yıllarca çeÅŸitli programlar hazırlayan ve zaman zaman sunan bu arkadaÅŸ, “Yıldızların Altında” ve “En büyük kim” köşesinde sürekli tanıtımlar yapmakta ve çok güzel bilgiler vermektedir. Ancak medyada, televizyonda, radyodan tanıdık olduÄŸumuz spor yazarları, spikerler bu siteyi çılgınlar gibi kaynak olarak kullanmalarına raÄŸmen hiçbir zaman referans göstermezler. Ben bu durumu acizlik olarak görüyorum.
» Yazının Devamı
27 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Dönerken donlarını görmek için can attığımız İskandinav kızların (bkz: Katarina Witt/#1472213) başrolde olduğu tavırlardır. Soluk soluğa kalmış yarışmacıyı çeken kameramanla birlikte, aynı görüş açısı ile, altta sırayla hakemlerin puanları çıkacağı zaman, sanki puanlar bize veriliyormuş gibi heyecanlanır, hatta terlerdik.
En güzel yarışmacıyı seçer, o yüksek puan alsın, o kazansın isterdik, sanki teyzemizin kızıymış gibi. “Ulan bu kızların hepsi de mi güzel olur, çıtır olur, bu ne kusursuz cenabdır” diye iç geçirir, sunucuların verdiÄŸi “14 yaşında olmasına raÄŸmen girdiÄŸi tüm ÅŸampiyonalarda 1. olmayı baÅŸarıyor. gerçekten onu izlemek büyük bir zevk” gazı ile hop oturur hop kalkardık. “Ahh ne diyosun zevk ki ne zevk”… Parliament pazar gecesi sinemasinda (bkz: #1979721) olduÄŸu gibi patlamış mısırımızla izlerdik, film gibi. YaÅŸardık o dönüşleri, gülerdik o düşüşlere. Düşünce “siterim ulan yarışmasını püsürüğünü, rezil-i rüsva olduk… gidiyorum ben” deyip, kenara yöneleceÄŸini sandığımız yarışmacı, daha kıçının acısı geçmeden bi sonraki kombineye giriÅŸir, çift salto, ters parendeyle hiç biÅŸey olmamış gibi sırıtırdı jüriye.
09 January 2005 | İlgili Olduğu Konular »
TRT sayesinde spor kavramının gerçek anlamını kaybetmediğimiz yıllardı. Şimdiki gibi spor studyosu, spor gecesi, star spor başlıklı programlarda sadece futbol işlenmezdi. Dönerken donlarını görmek için can attığımız Iskandinav kızlarının artistik patinaj yarışmaları izlerdik doya doya (bkz: Katarina Witt).
Soluk soluÄŸa kalmış yarışmacıyı çeken kameramanla birlikte, aynı görüş açısı ile, altta sırayla hakemlerin puanları çıkacağı zaman, sanki puanlar bize veriliyormuÅŸ gibi heyecanlanır, hatta terlerdik. En güzel yarışmacıyı seçer, o yüksek puan alsın, o kazansın isterdik, sanki teyzemizin kızıymış gibi. “Ulan bu kızların hepsi de mi güzel olur, çıtır olur, bu ne kusursuz cenabdır” diye iç geçirir, sunucuların verdiÄŸi “14 yaşında olmasına raÄŸmen girdiÄŸi tüm ÅŸampiyonalarda 1. olmayı baÅŸarıyor.
» Yazının Devamı
23 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »
ÇocukluÄŸumuzun tatlı dizilerinden olan Beyaz Gölge‘nin yarattığı sanrıdır. Koçlar eskiden çok iyi basket oynamış sakatlanarak oyunculuk kariyerine son vermek zorunda kalmış yarı melankolik kiÅŸilerdir. “White man cant jump” filminden sonra beyaz koç oranı artmıştır.
Siyahi oyuncular ise, ince, cırtlak sesli ve kenar mahalle çocuğudur. İlla çetelere karışırlar. Ailevi problemleri vardır. Bu yüzden antremanlara gelmemeye başlarlar.
Koçlar da kendilerini “baba” zannederler. Sorunlu oyuncunun evine giderler, konuÅŸurlar. Zenci oyuncu o sıra “Sen benim neler hissettiÄŸimi anlayamazsın tamam mı! Al o beyaz kıçını ve git burdan” diyerekten koçu bozup atar. Ama ÅŸampiyonluk maçının ikinci yarısında çıkagelir. Sonra skorborddaki 12-43′lük skor maç sonunda 65-64 oluverir, son saniye üçlüğüyle. Kupayı kaldırırlarken casting baÅŸlar. Bir de Beyaz Gullit vardır ama konumuzla alakası yok.
11 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »