Münazara, karşılıklı iki grubun bir fikri zıt taraflardan tartışması şeklinde gerçekleşen yarışmadır. Bu tanımda münazaranın genel kuralları, turnuva formatı ve başarılı bir münazara konuşmasının nasıl olması gerektiği anlatılacaktır.
İlk olarak; münazarada genelde 4 kiÅŸiden, finallerde ise 8′er kiÅŸiden oluÅŸan bir jüri ekibi vardır. Jüri, konuÅŸmacıları dinler ve puanlama yapar. KonuÅŸmacıların açık taraflarını, havada kalmış yanlarını not ederek puanlamayı ona göre yapar.
Münazarada konuşma süresi 7 dakikadır. En ideal olanları 6.45 ve 7.30 arası olan konuşmalardır. 7.30 dan sonra söyledikleriniz jüri tarafından kayıt altına alınmaz ve bir değeri yoktur. Bu nedenle konuşmanızı 7-7.15 arasında bitirmiş olmanız sizin için en faydalı olanıdır.
Münazara sırasında 1. ve 6. dakikanın dolmuÅŸ olduÄŸu zil sesiyle ya da el çırpma ile belirtilir. 1. ve 6. dakikada iÅŸaret verilmesinin nedeni ”itiraz hakkı”nın bu süre içinde istenebilir olmasındandır.
» Yazının Devamı
20 September 2007 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: argüman,
espiri,
fikir,
fikir çürütmek,
itiraz,
jüri,
konuşmacı,
muhalefet,
münazara,
önerme,
soru,
takım,
tez,
türkçe
Öz Türkçe anlatım varken, konuşurken veya yazarken bizi yabancı kelimeler kullanmaya iten gizli bir güç mü var? Yoksa bu, kendimizi farklı bir şekilde ifade edebilmek için seçtiğimiz bir yol mu?
Çoğu kere kullandığımız yabancı kelimelerin cümle içerisinde sırıttığını bile bile bir oyuna mı geliyoruz? Yabancı kelimelerin asıl anlamlarıyla dahi cümle içerisinde oturmaması yalnışlıklarını nasıl farkedeceğiz?
Devlet, dilbilimciler ve Türk Dil Kurumu bu yönde ne gibi tedbirler aldı? Okullarımızda yazılı ve görsel iletişim araçlarında bu yönde ne gibi uygulamalar yapılıyor?
» Yazının Devamı
19 March 2007 | İlgili Olduğu Konular »
Televizyon günümüz koÅŸullarında çok önemli bir iletiÅŸim aracıdır. Dünyayı takip etmek, kendi ülkemizde olan biteni öğrenmek, kısacası güncel olayların bir takip odağı haline gelmiÅŸ bir araçtır. BaÅŸlıkta olduÄŸu gibi benim irdelemek isteÄŸim konu “Televizyon ve Çocuk”.
Günümüzde televizyonu mürebbiye yerine bile koyan insanlar olmaktadır. İşte bu olay sorunun çok önem taşındığını göstermekte. Eğer çocukları televizyondan başka zaman geçirmesini sağlayacak alternatifler bulamıyorsak gerçekten çok vahim bir durumdayız. Bu anne-baba ilgisizliğini gösteren somut bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır.
» Yazının Devamı
08 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Åžimdi ben dil bilgisi hocası mıyım? DeÄŸilim. Yeri geliyor “ya da”yı bile bitiÅŸik yazabiliyor, kelimelerin harflerinin sırasını bile deÄŸiÅŸtirebiliyorum. Hatta ve hatta o kelime içerisine yüzyıllardır girmemiÅŸ karakterler sokabilme gibi bir becerim(!) bile var.
Ama ne zaman bir “Reha Muhtar Ürünü” ile karşılaÅŸsam bu dikkatimi çekiyor. Bir deÄŸil iki deÄŸil. O rahatsız edici satırları, sesleri duyduÄŸum anda hemen en yakınımdakilere “Bak! Yine yaptı” bakışını fırlatıyorum.
Hiç daha fazla uzatmadan bir kaç örnekle bu rahatsızlığı göstermeye çalışayım;
Aşağıda Reha Muhtar tarafından aynı gün (17.7.2005) yazılmış iki farklı yazıdan alıntılar göreceksiniz.
» Yazının Devamı
17 July 2005 | İlgili Olduğu Konular »
Oktay SinanoÄŸlu’nu bir ÅŸekilde tanıyanlar bilir; ‘Türkçe’mizin en deneyimli koruyucularından, gözetmenlerinden, geliÅŸtirmenlerindendir. Bir çok kitabı vardır. ‘Bye Bye Türkçe‘ bunların en ünlülerindendir. Konusu itibariyle türkçemizdeki yabancı kelimeler çıkmadıkça gerçek anlamda “özgür” olamayacağımızı iddia etmektedir. Bana kalırsa da doÄŸru bir yaklaşım.
Fakat bu noktada bir sorun beliriyor; ‘Yurt dışında keÅŸfedilmiÅŸ ve tam türkçe karşılığı olmayan terimsel kelimelerin akibeti’. IÅŸte Oktay SinanoÄŸlu ‘Türk Dil Kurumu’nun bürokrasi nedeniyle yavaÅŸ ilerleyen TürkçeleÅŸtirme görevini üstlenmeye çalışıyor ÅŸahsi sitesinde ve bu oluÅŸumun adını da ‘YaÅŸayan Sözlük’ koyuyor.
» Yazının Devamı
18 March 2005 | İlgili Olduğu Konular »