Yaratıcının varlığının bilimsel anlamda ispatlanıp ispatlanamayacağı çok tartışılmıştır. Bu birazda “ispat” kavramından ne anladığımıza baÄŸlıdır. Görece bir kavram olması hasebiyle bir kiÅŸiye göre ispat olan bir diÄŸer kiÅŸiye göre olmayabilir.
Mutlak ispat mümkün deÄŸildir, Yaratıcı’nın Zat’ının ayan beyan gösterilebilmesi gibi. Yaratıcı’nın varlığı ancak iÅŸaretler yardımı ile ve aksinin imkansızlığı üzerinden ispatlanabilir. Buradaki iÅŸaretlerin ne olduÄŸu sayfalarca tartışılabilir.
Kelam alimleri ve kadim felsefeciler olgudan ve maddeden hareketle asırlar öncesinden Tevhid anlamında bir Yaratıcının Vacib-ul Vücud (varlığı zorunlu Zat) olduÄŸunu akli delillerle göstermiÅŸlerdir. Septik ÅŸekilde kendi varlığından bile şüphe eden insanlar ve bir takım idealist filozoflar hariç maddi temelli bir alemin varlığını müşahade edip kabul edenler esasen bu varlığı bir temele dayandırmak zorundadırlar. Bu materyalizmde “madde” temeline dayanır, teizmde madde üstü aÅŸkın bir Yaratıcı’ya.. Her halükarda bir vacib-ül vücud vardır. Sadece bakılan yerlerden farklı ÅŸekilde görülür.
» Yazının Devamı
11 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Bence bilim Allah’ın ne varlığını ne de yokluÄŸunu isbatlayamaz. Sadece bir taraf bilime göre ağır basabilir. Zaten Allah’ın varlığı ispatlandığında imtihan biter.
Bana sorarsanız bilim çok kez kanıtlamıştır Allah’ın varlığını. Kainatın bir düzen içinde hareket etmesi hiçbir zaman ÅŸaÅŸmaması gibi.
Bize düşen biraz düşünmek. Parmak izine bakın, her insanın birbirinden farklı. Bu nasıl kendi kendine olacak? Kainat kendi kendine bunu hafızasında tutup ona göre düzenlemeler mi yapıyor? Eğer evrim gerçekleşmişse nasıl böyle her insan birbirinden farklı olacak, her insanın parmak izi birbirinden farklı olacak?
Yanlışlıkla bir gün güneÅŸ niye batıdan doÄŸmuyor? GüneÅŸin batıdan doÄŸması demek kıyametin kopacağına herkesin inanması demektir? Herkes anlayacak ve Allah’a ve Rasulüne iman edecek ama ondan sonra ettikleri iman kabul edilmeyecek ve onlara hiçbir fayda saÄŸlamayacak. Bize düşen bir ÅŸeylerin kesinleÅŸmesini beklemek deÄŸil onlara kesinleÅŸmeden kesinmiÅŸ gibi baÄŸlanmaktır.
Yazan: Ömer K.
09 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Ateizm ile tek tanrılı dinlerin neden savaÅŸtığını anlamak güç deÄŸil. Çünkü biri “var” derken diÄŸeri “yok” demektedir. Bunun akabinde bilim ile dinlerin zıtlaÅŸması da normal karşılanıyor çoÄŸu kesimler tarafından. Bana kalırsa bu olması gereken, doÄŸal bir karşılaÅŸtırma deÄŸil.
“Gerçek” deÄŸerli bir hedeftir. Yüzyıllar boyunca insanoÄŸlu hep gerçeÄŸi öğrenme aÅŸkı ile yanıp tutuÅŸmuÅŸtur. GerçeÄŸi elde etme arzusunun altında merak duygusu yatmaktadır. Merak edilen öğrenilmelidir. İşte, dinler ile pozitif bilimlerin karşı karşıya geldiÄŸi yer de tam burasıdır.
Hem bilim, hem de din gerçeÄŸi vadeder. Bu yüzden çoÄŸu zaman birbirleri ile kıyaslanırlar. Ve sonuç olarak da apayrı köşelere giderler. Oysa “gerçek” denilen olgu tek ise hangi yoldan ulaşıldığı önemli deÄŸildir
» Yazının Devamı
05 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Şimdi bu sitedeki yazıları okuyorsunuz. Bu site kendi kendine olmuştur veya bilgisayar yapmıştır diyor musunuz?
Bu siteyi Selim Yörük yapıyor ve işletiyor. Herşeyi yapan birisi var. O zaman bu dünya içindeki milyarlarca insan, diğer canlı cansız varlıklar nasıl kendi kendine olacak ve nasıl başıboş bırakılacak?
» Yazının Devamı
01 April 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlk kez birkaç yıl önce izlemiÅŸtim Bruce Almighty’i. GeçtiÄŸimiz pazar (19 Eylül) tekrar izledim. 2003 yapımı bir film ve o sıralarda, bu filme kadar Jim Carrey içeren bir yapıt izlememiÅŸtik. Yani, film “Uzun bir aranın ardından gelen ilk Jim Carrey filmi” gibi bir baskı ile vizyona girmiÅŸti. Birçok arkadaşım filmden çok ÅŸeyler bekliyorlarlardı. Özellikle de “kırıp geçirmesi” gerektiÄŸinden, bu kadar beklemenin bir mükafatı olmasından bahsediyorlardı.
Oysa bu film ve ardından gelen Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004) göstermiÅŸtir ki, Jim Carrey artık sadece komedi filmlerinde mimikleri ile güldürme görevi üstlenen bir oyuncu olarak kalmayacak, romantizm ve hatta psiko-dram sahnelerinde de kendine yer bulacaktı. Böyle olması da yerinde oldu bir bakıma. Az kalsın Carrey’in üzerine “Åžebek iÅŸte” yapışıyordu ki, bizi ters köşeye yatırdı.
» Yazının Devamı
26 September 2005 | İlgili Olduğu Konular »