• Categories

Oligarşiyi dayatanlara demokrasi muhtırası

Oligarşi; egemenliğin bir grup, bir sınıf ya da bir zümreye ait olduğu yönetim şeklidir. Demokrasi ise; halkın kendi kendini yönetmesi sistemine dayanan bir yönetim şeklidir. Türkiye Cumhuriyeti; anayasamızda da belirtildiği üzere, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Son dört aydır ülkemizde yaşanan olaylar oligarşi ile demokrasi arasındaki ince çizgiyi çok belirgin bir şekilde görmemizi sağladı. Bazı siyaset bilimciler, yönetim şekli ne olursa olsun, her devletin yönetiminde mutlaka bir oligarşi olduğunu belirtiyorlarmış.

Oligarşide; yönetimdeki grup, askeri, siyasi veya maddi olarak ülkenin önde gelen gruplarından biri oluyormuş.

Buna benzer bir tabloyu son dört aydır belirgin bir şekilde görmeye başladık. Tablo şu şekilde ortaya çıkıyor. Oligarşinin siyasi kanadı CHP, yargı kanadı Anayasa mahkemesi, yönetim kanadı şu andaki Cumhurbaşkanı, askeri kanadı da Genelkurmay. Demokrasinin siyasi kanadı TBMM, yönetim kanadı şu andaki AKP hükümeti. İş ve ekonomi çevreleri de demokrasinin maddi kanadını oluşturuyor.

» Yazının Devamı

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine farklı bir bakış

Cumhurbaşkanı yürütmenin dualist yapısında, sorumsuz kanadın baş aktörü olup 1982 Anayasasının 101. maddesinde (1982 AN. m. 101) yazıldığı şekilde 7 yıllık bir süre için seçilir. Aynı madde meclis dışından Cumhurbaşkanı seçilmek için gerekli şartları göstermiş olup, Cumhurbaşkanının iki defa seçilemeyeceğini söyler.

Konumuz açısından önemli olan nokta ise maddenin sonunda belirtilmiÅŸtir. Aynen alıntılarsak madde şöyle diyor: ” CumhurbaÅŸkanı seçilenin, varsa partisi ile iliÅŸiÄŸi kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ÜyeliÄŸi sona erer.”. Bu madde üzerinden yazımızı sürdürmeye devam edersek, kendimizce CumhurbaÅŸkalığı seçimi tartışmalarına bir bakış açısı getirme umudundayız.

Burada bir husustan bahsetmemiz gerekiyor: TBMM seçimleri, yüksek olasıkla bir iktidar doğurur ve bu iktidar belirli bir süre görevde kalır. Görevde kaldığı sürece, Anayasada ve kanunlarda kendisine verilen görevleri yerine getirir.

» Yazının Devamı

 

Kürt sorunu bir realite midir?

Son dönemlerde “Kürt Sorunu” söylemini sık sık duymaya baÅŸladık. Gerek siyasi liderlerin ağızlarından, gerek medya organlarından, gerekse bir takım yazarlardan. Herkes Kürt sorununun varlığından bahsediyor. Ancak bu Kürt sorunu tam olarak nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır? Çözümü nedir? Ortada gerçekten bir Kürt sorunu var mıdır, yok mudur? Bu soruların cevaplarına doyurucu yanıt almış deÄŸiliz.

Kendi gözümden, gerçekte varolmayan Kürt sorunundan biraz bahsetmek istiyorum. 1994-1995 yılları arasında iki yıl süre ile Bingöl’de sivil olarak Kürtlerle iç içe bulundum. Kürtler hakkında kısaca ÅŸu izlenimler edindim; Kendi içlerinde sıcak kanlı, dürüst, ahlaklı, imanı bütün ve birbirlerine sıkı bir ÅŸekilde baÄŸlı insanlar. Ancak cehalet ve eÄŸitimsizliÄŸin ciddi bir sorun teÅŸkil ettiÄŸini gördüm.

» Yazının Devamı

 

Sokak ağzı ile politika

BAÅžBAKAN’ın hemen her yerde, her zeminde yaptığı açıklamalarını geçin ama TBMM’de kullandığı üsluptan rahatsız olmamak mümkün mü?

Sokaklardan geldiÄŸini söyleyen ErdoÄŸan, Türkiye’nin baÅŸbakanı olduÄŸunu unutarak sokak aÄŸzı ile konuÅŸuyor.

Ben muhalefetin yerinde olsam BaÅŸbakan’ın bütçede yaptığı konuÅŸmanın kasetlerini çoÄŸaltıp bütün yurda dağıtırım.

Konuşmanın başına da şöyle bir yorum koyarım:

» Yazının Devamı

 

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.