Üniversite döneminde final dönemi sonrasında huzurlu bir rehavet düşerdi üzerimize.
Dönem boyunca o dersten bu derse koşup, ara sınavdı, ödevdi, teslimdi derken bitap düşerdik. Finaller de maalesef ki, hep bu yorgunluğun üzerine tuz biber olurcasına uykusuz, bol kahveli gecelerin sabahlarına kadar ders çalışmak ile gelir geçerdi.
Geçip giden finaller savaştan çıkmışa çevirirdi bizi. Rahatlamak, dinlenmek, eğlenmek artık hakkımız olurdu. Yani bizce : )
İşte bu dönemlerde tüm arkadaÅŸ grubu, ilginç aktivitelerin peÅŸine düşerdik. Ama çoÄŸu zaman, İstiklal’e gidip, saatlerce bir aÅŸağı bir yukarı yürümekten daha ileri gidemezdik.
Nasıl eÄŸlenilir, ilginç nedir, çok da tecrübeli olduÄŸumuz noktalar deÄŸildi kısacası. Yıllar süren monotonluÄŸun bizi atıl bıraktığını anlardık tam da “Delicesine eÄŸleniriz artık” dediÄŸimiz bu zamanlarda.
O dönemlerden aklımda kalan ve ilginç sayılabilecek bir şey geldi aklıma demin; Zaga.
Åžimdilerin Disko Kralı sanırım; Bilirsiniz iÅŸte, Okan Bayülgen’in sunduÄŸu ÅŸu laylay lomlom program.
» Yazının Devamı
12 Nisan 2010 | İlgili Olduğu Konular »
Final sezonunun 6. bölümü “Ab Aeterno” ile Lost’un ÅŸifreleri çözülmeye baÅŸladı.
19. yüzyılda kaybolan bir gemi ile başladı bu son bölüm ve harika bir özet ile, daha önce açık bıraktıkları tüm soruların yanıtlarını bulabileceğimiz bir zemini önümüze sundular.
Daha önce de birçok kereler benzer çıkarımları yapabileceğimiz ipuçlarını vermişlerdi. Ama o denli çok parametre vardı ki, içinden birçok farklı, olası hikaye çıkıyordu. Ama bu son bölümüyle ana hatları tamamiyle ortaya çıktı.
İzlemeyenler için hiç vakit kaybetmeden altta çizeceğim çerçevenin ciddi keyif-kaçıran (spoiler) içerebileceğini söyleyerek devam etmek istiyorum : )

» Yazının Devamı
24 Mart 2010 | İlgili Olduğu Konular »
* * *
ÇocukluÄŸun oyuncaklarındandır bu. Halbuse, zamanında, köyün hali vakti yerinde olan ailesinin evinde toplanma nedeniymiÅŸ. Bi’ de köyün kahvesinde varmış. Ajans dinlenirmiÅŸ.
Açınca hemen tepki vermez. arkasındaki tüpleri yavaş yavaş ısınır, iyice kızardıktan sonra ses vermeye başlardı.
Bizim zamanımıza kalanların çoÄŸu ya bozuktur ya da zar zor çalışır. Çalışsa da çekecek bir-iki frekans anca bulduÄŸundan, bi’ kenarda tozlanır durur.
Kimse ilgilenmez onla. Ama evin çocuÄŸu evdeki her demirbaşı oyuncak yaptığı gibi, bunu da kurcalamayı pek sever. Bi’ de dede.
Mutfaktaki eski Arçelik buzdolabının üstünde durur. Sürgülü ekmek kutusu*nun hemen arkasında. Tozlanmış, dış kaplaması nemden eÄŸilip bükülmüş, yer yer çatlamış…
» Yazının Devamı
27 Haziran 2009 | İlgili Olduğu Konular »
* * *
Biraz önce Lost‘un 5. sezonunun finalini izledim. Ve inanılmaz bir keyf aldım. Birçok yerde dile getirdim, yine eklemek istiyorum. Bence Lost, gelmiÅŸ geçmiÅŸ en iyi iÅŸlenmiÅŸ/kurgulanmış dizi (Bkz: Lost ve örnek gösterilecek bir pazarlama stratejisi).
Hala hiç izlememiş olanlar biraz önce başlasın. 6. sezon başlamadan tüm bölümleri izleyin, hiç pişman olmayacaksınız.
Dizi, geçmişi değiştirmek isteyenler ve değişmesini önlemek isteyenler arasındaki çekişmeyi anlatıyor.
Daha felsefi ve metaforik olarak yaklaşırsak; “GeçmiÅŸimizi, geleceÄŸimizi, kısacası kaderimizi deÄŸiÅŸtirebilir miyiz?” sorusuna cevap arayan bir dizi bu.
» Yazının Devamı
14 Mayıs 2009 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: dizi,
eski mısır,
felsefe,
geçmiş,
gelecek,
insanoÄŸlu,
isis,
iyilik,
kader,
kötülük,
lost,
mitoloji,
osiris,
seth,
televizyon,
teori
* * *
Birkaç kanalın olduğu televizyonla büyüyen bir çocuk olarak, çocukluğumun oyunlarından sonra ruhuma işleyen en önemli insanlardan biriydi Bob Ross.
TRT-2′de yaÅŸayadığını zannederdim onun. Çizgi filmler yokken izlemekten keyif aldığım tek kiÅŸiydi o. Neden izlediÄŸimi bile bilmezdim o zamanlar. Resim yapabilen ya da yapmaya hesesli bir çocuk da deÄŸildim ama yine de izlerdim.
Şimdilerde onu neden izlediğimi anlayabiliyorum. Ruhumu okşayan, umut salgılayam cümleleri içimi ısıtır, basit ve beyaz bir mutlulukla doldururdu karnımı.
Babaannemi hatırlıyorum; “Yavrucum, neden izliyorsunuz bu kıvırcığı. BoÅŸuna ceyeran yakıyorsun, çizgi film izlesene” derdi. Televizyonun üzerindeki dantelli örtüye elini koyar “Kapatalım, zaten ısınmış“…
Babaannemi duymazdım hatta görmezdim bile. Sanki hipnotize olmuÅŸum…
» Yazının Devamı
18 Haziran 2008 | İlgili Olduğu Konular »
* * *