• Categories

Ünlü olmak mı istiyorsunuz?

Ne zaman bir manken, ÅŸarkıcılığa soyunup albüm yapmaya kalksa, bir gün herkesin 15 dakikalığına da olsa ünlü olacağı ÅŸeklinde bir öngörü ortaya atılır, yarı sitemkar yarı alaycı. Bu öngörü gerçeÄŸe dönüşecek mi bilmiyoruz ama her geçen gün ekranlara yeni yüzler ekleniyor. Çogunu bir süre sonra unutacak, isminin önündeki ünlü sıfatını çekip alacak olsak da…

Turgut Özal zamanından kalma, kolay yoldan köşe dönme mantalitesinden mi yoksa ekranlardan pompalanan “Televole kültürü“ne özentilikten midir bilinmez, birçok genç amaçlarını “ünlü olmak” olarak betimliyorlar. Hepsi keÅŸfedilmemiÅŸ bir özelliÄŸinin, yadsınamaz bir yeteneÄŸinin olduÄŸunu iddia eden bu gençler, kendileri için hazırlanmış yarışmaların uzayıp giden kuyruklarında ünlü olmayı bekliyorlar.

Bu kuyrukta sabırla beklemiÅŸ olanların arasından bazıları ekranlara çıkma hakkını kazanıyor. Pek tabi ünlü olmanın tek yolu kuyrukda beklemek deÄŸil; Soyunmak, ünlü biri ile aÅŸk yaşıyormuÅŸ izlenimi vermek, maç sonrasında röpörtaj yapanların arkasından el sallamak, sıkışık trafikte “Nerde bu devlet!” diye kameralara haykırmak ve böyle uzayıp gidiyor liste. Yani, ünlü olmanın yolu sadece hayal gücünüzle sınırlı. BaÅŸka bir ülkede bu kadar kolay ünlü olunabiliyor mudur bilinmez ama ülkemizde yaÅŸanan aÅŸağı yukarı bu ÅŸekilde.

» Yazının Devamı

Ali Isingör: T.C. Yakin Tarihi (1)

Bu geniş çaplı söyleşi için Ali Işıngör’e tekrar teşekkür ediyorum. Sanıyorum, bu söyleşi ile birlikte birkaç gencimiz daha ülkemizin yakın tarihi hakkında az çok bilgi sahibi olmuş olacak.

Okunabilir olması bakımından kronolojik olarak parçalara ayırarak yayınlıyorum. Toplamda 21 sayfadan oluşan ve iki oturumda gerçekleştirilen bu söyleşinin tamamını buradan edinebilirsiniz.

Selim Yörük: Sizi Focus‘daki yazılarınızdan ve mizahi bir dille ele aldığınız tarih içerikli Burkina Fasa Fiso’dan tanıyoruz. Biraz kendinizden bahsetmek ister misiniz?

Ali Işıngör: En zor ÅŸey insanın kendisini anlatması sanırım… Nereden baÅŸlamalıyım aslında bilmiyorum.

» Yazının Devamı

 

Evet ben de izliyorum

Yazılarımı takip edenler bilir, günümüzün tv-reyting-reklam üçlemesi ile geliÅŸen televole kültürü ve dizi çılgınlığının da katkısıyla geliÅŸen “hayatı televizyonun içinde yaÅŸama” sendromuna küfürler ile karşı çıkar, bağırır çağırırım. Bizi ve kültürümüzü içten içe kemirdiÄŸini, yozlaÅŸtırdığını sayıklar dururum. Amma vekalin…

Amma velakin, ben de izlerim, küfürlerime maÄŸruz kalan bu abidik gubidik tv programlarını. Evet yanlış duymadınız, izliyorum. Hem de büyük bir hazla. E ÅŸimdi bu benim yaptığım ikiyüzlülük, tükürdüğünü yalamak vs vs olmuyor mu? Bana sorarsanız olmuyor. Neden? Çünkü ben kendime bu soruyu sorduÄŸumda egomdan “Yahu ben annem gibi izlemiyorum ki, izlerken ‘Bu ne be!’, ‘Tüü! allap belanızı vermesin’, ‘Haha! Åžuna bak allahım ne hallerdeler’ diyerekten izliyorum” cevabı alıyorum.

» Yazının Devamı

 

Mürüvvet Sim

Saç saça baÅŸ baÅŸa kavgalarda annemizin (bkz: Adile NaÅŸit) karşısında, diÄŸer köşede, boks eldivenlerini giymiÅŸ, maçı kazanmak için mücadele veren biraz çirkef, çokca dedikoducu, “ayy ÅŸekerim ben böyle ÅŸeyleri hiç sevmem ama”dan sonra gelen taÅŸlarıyla mahallenin top kesen, acımasız, sevimsiz teyzesi.

Tatlı, komik bir görmemiÅŸlik tabanı ile ÅŸehirli hayatı ruhunda özümsemiÅŸ, duygu fakiri bir kent hanımıdır. Çok bilmiÅŸ, “benden duymuÅŸ olma ama” ile baÅŸlayan cümleleri ile ara bozucu katalizör görevini baÅŸarıyla yerine getiren, kurnaz, kocasını idare etmekte, “parmakta adam oynatma” takımı kaptanı, kendinden baÅŸka herkesi cahil olarak tanımladığı bakış açısı içinde, en görgülü kadın kıyafetini hep kendine giydiren karakter.

Dikkat edilirse bu sanatçıların (korkmadan “sanatçı” yazabiliyoruz ohh be) gerçek kiÅŸiliklerinden haberdar deÄŸiliz. Çünkü onların özünde, ruhunda televole kültürü deÄŸil, türk kültürü var. Meslekleri, baÅŸarıları ile anılıyorlar…

 

Herkes bunu konuÅŸuyor

“Herkes bunu konuÅŸuyor” gibi popüler olana yönelik bir isimle ortaya çıkmasına raÄŸmen, altında ince bir ayrıntı var gibi. Adı “biz popüler ÅŸeyler tartışacağız bu programda” anlamına geliyor. Ama amacı öyle deÄŸil. Hedef kitlesinin ilgisini kurnaz ve tatlı bir çalımla çekiyor. Hiç bir iÅŸimize yaramayacak, magazin pompası programların adlarına benzer bir ada sahip ama içeriÄŸi oldukça entellektüel. IçeriÄŸini ÅŸekillendiren konukların Türkiye’de asıl saygı gösterilmesi, ayakta alkışlanması gereken kiÅŸiler olduÄŸu gerçeÄŸini de ekledikten sonra, bu konukların “baÅŸ üstünde tutulacaklar listesi”ne teker teker yazılması gerekiyor.

Biraz olsun Televole kültüründen sıyrılmak için ideal bir program. Sıkıcı, terimsel anlatımlarla iÅŸlenen bir entellektüel tarza sahip olmadığı için her kesimden izleyiciye hitap edebiliyor ve “olması gereken program” tamlamasının çerçevelerini oluÅŸturuyor her geçen hafta. DileÄŸimiz, uzun soluklu olması ve benzer nitelikli, kaliteli programların artması…

» Yazının Devamı

 

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.