The Game
Gerçekte olmayan yaratıcı ürünler/hizmetler sağlayan -yine gerçekte var olmayan- firmaları senaryo içerisine entegre etmiş filmler beyin kıvrımlarımın oluşturduğu skor tahtasına 1-0 önde başlıyorlar. The Game de böyle bir film.
İzlememiÅŸ olanlar için film ile ilgili hiçbir ayrıntıya girmek istemiyorum. Senaryo açısından diyebileceÄŸim tek ÅŸey oldukça sürükleyici oluÅŸu. Fakat lütfen bu filmi Show Tv’de gecenin ilerlemiÅŸ saatlerinde yayınlanan, 10 yıl önce vizyona girmiÅŸ aksiyon filmleri ile karıştırmayın. Sadece girdiÄŸi kategori nedeniyle bu ÅŸekilde nitelendirilen bir film deÄŸil “The Game”.
Filmi takip ederken öncelikle kendinizi yapboz oynar gibi hissediyorsunuz. Bir bakıma Memento‘nun daha hazmedilebilir formunda denebilir. İniÅŸ çıkışları ile sizi ÅŸaşırtıyor. YeÅŸilçam ürünlerini izlerken “Bak ÅŸimdi böyle olacak” deyip çoÄŸu zaman haklı çıkarız. Bu film için geçerli deÄŸil.
Bazı mantık hataları var. Fakat göze çarpmıyor. Bu yüzden burada onlardan bahsedip, filmin geri kalan “zeka pırıltıları”nı küçümsemenizi istemiyorum. Sonuçta film kurgulanmış bir dünya oluÅŸur.
Tüm bu özelliklerine ek olarak film, dozu iyi ayarlanmış duygusal bir mesaj ile sonlandırılıyor. Ve bunu repliklerle değil, kurgusu ile yapıyor. Tam arşivlik bir film.
IMDB’de 10 üzerinden 7,6 almış bir filmdir.
30 September 2005 | İlgili Olduğu Konular »
