“Üstad” kelimesi çoÄŸu zaman yaşını başını almış, belli bir deneyim, birikim ve saç aÄŸarması yaÅŸamış insanlara yakıştırılır. Fakat bazı olaÄŸandışı insanlar vardır ki, bu ön eki genç yaşında haketme baÅŸarısını gösterebilir. Bana kalırsa, Gürgen Öz bu baÅŸarılı ÅŸahsiyetlerden biri.
Doğaçlama çok kolay kazanılabilecek bir yetenek değildir. Yılların eskitemediği, büyük tiyatro sanatçıları dahi, önlerinde yazılmış bir metin olmaksızın sahnede olmayı tehlikeli bulurlar.
Bugün Cem Yılmaz, Yılmaz ErdoÄŸan, Ata Demirer ve daha birçok -“Stand-upçı” olarak adlandırılan- tek kiÅŸilik gösteri erbabları bile, gösterinin büyük bir çoÄŸunluÄŸunu daha önceden kurgulanmış bir yapıya ve metine sadık kalarak sergilerler.
Velhasıl doÄŸaçlama öyle her benim diyen oyuncunun altından kalkabileceÄŸi bir ÅŸey deÄŸildir. Hatta kötü sergilenirse “rezil etme” gücü bile bulunan bir tehlikeli yöntemdir.
Gürgen Öz‘ün performansını ilk gördüğüm andan itibaren içimde bir kıpırtı hissettim. Hani tam gol olmadan önce içinize doÄŸar da, heyecanlanırsınız ya, o tür bir ÅŸey.
» Yazının Devamı
20 August 2007 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: ata demirer,
cem yılmaz,
doğaçlama,
doÄŸal,
engin günaydın,
gürgen öz,
komedyen,
levent kırca,
makina,
okan bayülgen,
samimi,
tiyatro,
yılmaz erdoğan
Dünya bir sahne ve biz onun üzerindeki oyuncularız. Bu sahnede kimimiz kuvvetliği oynuyoruz, kimimiz zayıfı. Senarist ve yönetmen de belli. Üzerimize düşen rolleri lakıyla yerine getirmemiz gerekir ki yaşama şansımız olsun.
Dünya düzeninde özellikle zayıfı camlandıran insanların çok fazla doğaçlama yapma şansı olmuyor. Kuvvetliler tarafından yazılmış metinleri oynuyorlar. Kimi zaman oynayış şekillerini bile onlar tarafından tayin ediliyor. Sahnenin neresinde duracaklarını belirleme şansları bile olmayabiliyor
» Yazının Devamı
18 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »
Istemi Betil‘in o inanılmaz etkileyici sesi ile uykuya dalmak, Zekai MüftüoÄŸlu‘nun “beni dinle uyuma” etkisi yaratabilecek kadar karizmatik sesi ile doÄŸrulup hikayeye kapılmak, akabinde Alev Sezer‘in sesini duyup “Bu… Bu Bruce Willis, ‘Mavi Ay‘, Die Hard” ÅŸeklinde ÅŸaşırıp, ışığı açmak, ne yazık ki bittiÄŸinde “Bir hafta nasıl beklerim” diye üzülmek… uyuyamamak…
Kesinlikle televizyondan daha etkili… kesinlikle…
11 December 2004 | İlgili Olduğu Konular »