Birkaç kanalın olduğu televizyonla büyüyen bir çocuk olarak, çocukluğumun oyunlarından sonra ruhuma işleyen en önemli insanlardan biriydi Bob Ross.
TRT-2′de yaÅŸayadığını zannederdim onun. Çizgi filmler yokken izlemekten keyif aldığım tek kiÅŸiydi o. Neden izlediÄŸimi bile bilmezdim o zamanlar. Resim yapabilen ya da yapmaya hesesli bir çocuk da deÄŸildim ama yine de izlerdim.
Şimdilerde onu neden izlediğimi anlayabiliyorum. Ruhumu okşayan, umut salgılayam cümleleri içimi ısıtır, basit ve beyaz bir mutlulukla doldururdu karnımı.
Babaannemi hatırlıyorum; “Yavrucum, neden izliyorsunuz bu kıvırcığı. BoÅŸuna ceyeran yakıyorsun, çizgi film izlesene” derdi. Televizyonun üzerindeki dantelli örtüye elini koyar “Kapatalım, zaten ısınmış“…
Babaannemi duymazdım hatta görmezdim bile. Sanki hipnotize olmuÅŸum…
» Yazının Devamı
18 June 2008 | İlgili Olduğu Konular »
İstanbul’un yüreÄŸinde, Süleymaniye’de açtım gözlerimi güne. Gökyüzünü hançerlercesine minarelerini uzatmış, dimdik duruyordu tam karşıda. Asırlardır kimseye baÅŸ eÄŸmeyen Süleymaniye, kimseye baÅŸ eÄŸmiyor, yüce ve ölümsüz bir çınar gibi duruyordu tam karşımda. Asırlardır sönmeyen gülümsemesi, göğsünde titreyen ezan sesiyle daha da güçleniyor ve serinletiyordu yüreÄŸimi. Büyüsüne kapılmamak, azametine koÅŸmamak mümkün olmuyordu. İşte dimdik duruyordu İstanbul; tam karşımda, Süleymaniye’de…
Ayasofya, Süleymaniye’nin bu ölümsüzlüğünü, coÅŸkusunu ve asırlık yalnızlığını paylaşıyordu ve kucağını açmış, dünyanın dört bir yanından gelip, büyüsüne kapılan insanlara kanat geriyordu. Yediyüz yıllık bir milletin tüm ruhunun, varlığının ve nakış nakış ilmek ilmek sanatının büyüsünü taşıyordu. İstanbul, Ayasofya’nın kanatlarına sığınmış, yediyüz yıllık bir efsaneyi yaşıyordu.
» Yazının Devamı
04 September 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: ayasofya,
çamlıca,
dolmabahçe,
gülhane,
istanbul,
istiklal caddesi,
kız kulesi,
orhan veli,
ortaköy,
pierre loti,
süleymaniye,
taksim,
umut