“Üstad” kelimesi çoÄŸu zaman yaşını başını almış, belli bir deneyim, birikim ve saç aÄŸarması yaÅŸamış insanlara yakıştırılır. Fakat bazı olaÄŸandışı insanlar vardır ki, bu ön eki genç yaşında haketme baÅŸarısını gösterebilir. Bana kalırsa, Gürgen Öz bu baÅŸarılı ÅŸahsiyetlerden biri.
Doğaçlama çok kolay kazanılabilecek bir yetenek değildir. Yılların eskitemediği, büyük tiyatro sanatçıları dahi, önlerinde yazılmış bir metin olmaksızın sahnede olmayı tehlikeli bulurlar.
Bugün Cem Yılmaz, Yılmaz ErdoÄŸan, Ata Demirer ve daha birçok -“Stand-upçı” olarak adlandırılan- tek kiÅŸilik gösteri erbabları bile, gösterinin büyük bir çoÄŸunluÄŸunu daha önceden kurgulanmış bir yapıya ve metine sadık kalarak sergilerler.
Velhasıl doÄŸaçlama öyle her benim diyen oyuncunun altından kalkabileceÄŸi bir ÅŸey deÄŸildir. Hatta kötü sergilenirse “rezil etme” gücü bile bulunan bir tehlikeli yöntemdir.
Gürgen Öz‘ün performansını ilk gördüğüm andan itibaren içimde bir kıpırtı hissettim. Hani tam gol olmadan önce içinize doÄŸar da, heyecanlanırsınız ya, o tür bir ÅŸey.
» Yazının Devamı
20 August 2007 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: ata demirer,
cem yılmaz,
doğaçlama,
doÄŸal,
engin günaydın,
gürgen öz,
komedyen,
levent kırca,
makina,
okan bayülgen,
samimi,
tiyatro,
yılmaz erdoğan
Televizyona bir ÅŸey yapmak istemez misin?
- Daha dün abimle televizyon izliyorduk, “Ne mutlu ki televizyona bir ÅŸey yapmıyorum” dedim. Yapmayacağım da. Ben televizyonda olacak birisi deÄŸilim. Mesela bir talkÅŸov yapacak kabiliyette, tıynette birisi deÄŸilim. Ben yarım saat Banu Alkan‘la konuÅŸamam.
- Tenezzül etmezsin?
- Tenezzül deÄŸil de, tercih meselesi. Ya da tenezzül. Neyse ne! Niye konuÅŸayım ben Banu Alkan’la? Niye ÅŸaka yapayım? Ama Okan yapar. Yanına da Hatemiler’i koyar. Ama ben Hatemiler’le de televizyonda konuÅŸmak istemem. Hatemiler’le konuÅŸacağım ÅŸeyi evde konuÅŸurum bir gün denk gelirse. Öbür çocuÄŸun, Beyaz‘ın yaptığı ÅŸeyi de yapamam. Åžahan‘ın yaptığı ÅŸeyi yapmam. Niye yapayım? Öyle ÅŸeylerin televizyonda olmasında bir önem görmüyorum.
» Yazının Devamı
23 January 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: abbas güçlü,
babam ve oÄŸlum,
balans ve manevra,
banu alkan,
banyo,
beyazıt öztürk,
bir tat bir doku,
cem yılmaz,
çağan ırmak,
film,
gora,
gönül yarası,
her şey çok güzel olacak,
hırsız var,
muhsin bey,
okan bayülgen,
röportaj,
sinema,
siyaset meydanı,
şahan gökbakar,
televizyon,
timuçin esen,
yavuz turgul,
yılmaz erdoğan,
züğürt ağa
Dokuz yıldır tanıyorum ben Cem Yılmaz’ı. Dokuz yıl önce neyse hala o! İnsanı duvara çivileyen hazır cevaplığı, kendisinin her ne kadar kabul etmese de ortalamanın çok üzerinde ki zekası, hınzırlığı, fırlamalığı …
Kendi kendineyken çok sakin, hatta inanılmaz ama zaman zaman son derece çekingen, çokça da kırılgan, haddini her zaman bilen ama haddini bilmezlere asla tahammülü olmayan, hepimizden çok farklı bir tür!
Åžimdi bunları okuyunca dalga geçecek benimle; “Yine çok dramatize etmiÅŸsin mevzuyu” diye. Olsun. Gülsün o istediÄŸi kadar… Kendini ve hayatı ciddiye almıyormuÅŸ gibi görünmeye devam etsin isterse.
Cem Yılmaz’ın o çok konuÅŸulan arabaları, olmayan gece hayatı, sayıları tamamen “üfürme” çapkınlık hikayeleri dışındaki gerçek ve çok da net halini bilen biri olarak, sizi farklı bir Cem Yılmaz’la tanıştırmak istiyorum. Gülmekten yarılacağınız bir söyleÅŸi bekliyorsanız “Zahmet edip okumayın” derim. Ama insanları gülmekten yoran bir adamın iç dünyasını keÅŸfetmek isterseniz Cem Yılmaz’ın evine konuÄŸuz bugün. Buyrun.
» Yazının Devamı
23 January 2006 | İlgili Olduğu Konular »
İlgili Konular: cem yılmaz,
film,
konservatuvar,
nihat doÄŸan,
organize iÅŸler,
rol,
röportaj,
sabah gazetesi,
sinema,
stand up,
ünlü,
yılmaz erdoğan