» “Issız Adam” neden bu kadar vurdu bizi?
Çağan Irmak‘ın yeni filmi Issız Adam‘ı izledim geçtiğimiz günlerde. Tek başıma gittim. Normalde sinema benim için “birliktelik” işidir. Yani yanımda en az bir arkadaşım olmalı. O büyülü karanlığa, perdede geçen kurgulanmış hikayelere tezat olsun diye gerçekle bir bağım olsun isterim yanıbaşımda.
Issız Adam ile ilgili mümkün olduğunca az eleştiri, az ön bilgiye mağruz kalmaya çalışmıştım gitmeden önce. Kulaklarımı tıkadım. Buna rağmen sızan ön bilgiler arasında öyle bir tanesi vardı ki, muhakkak yalnız, tek başıma gitmeliydim. O ön bilgiyi paylaşmak istemiyorum. Ama gerçekten de “yalnız” gitmek doğru bir kararmış benim için.
Öncelikle Issız Adam’ın aceleye gelmiş bir film olduğunu düşündüğümün altını çizerek başlamak istiyorum. Senaryo öyle kopuk ki, sanki 5 sezon devam etmiş bir dizinin 5, 16, 21, 34, 43, 51. bölümlerini izlemişim gibi bir his verdi. Yani “film” olarak alındığında Issız Adam başarılamamış, hikaye oturtulamamış, zıplayan bir yapıya bürünmüş.
Aslında anlatılmak istenen hikaye oldukça sert ve gerçek olmasına rağmen, karakterler doğru adımlarla geliştirilememiş görünüyor. Ama şu bir gerçek ki, bu 5 sezonluk dizinin en vurucu bölümlerini izlediğimi hissettim.
Issız Adam’ın vurduğu nokta bu dönemin aşklarını çok gerçek bir şekilde verebilmiş olması. Hepimiz kendimizden bir şeyler bulduk hikayede. Çünkü biz de bu kadar garip ve nedensiziz aşkın ortasındayken.
Bu dönemin en büyük açlığı sevilmek. Sevilmek istiyoruz. Hem de efsanevi bir şekilde. Roman karakteri olmak istiyoruz ama yaşadığımız bu modern hayatta pek roman yazılmıyor. Ya da şöyle demeliyim, hiçbirimizin yaşadığı, bildiğimiz ve ihtirasla okuduğumuz bir romana benzemiyor ve benzemeyecek de. Çünkü biz de bu dönemin insanıyız. Sığ, çabuk tüketen, ne aradığını ve nasıl mutlu olacağını bilmeyen ama delicesine mutluluğu isteyen insanlar… Para, kariyer ya da şan, şöhretin peşinde koşuyoruz. Egolarımızı büyütünce mutlu olacağımızı zannediyoruz.
Buna rağmen, yaşanan bu modernite içerisinde roman karakteri gibi bir ilişkinin peşindeyiz. Karşımıza çıkanları önce herkese benzetiyoruz. İstemediğimiz herkese. Daha sonra bir küçük tavır, hareket, cümle birden bizi “Bu o mu yoksa?“ya götürüveriyor, işte bu derece açız sevilmeye.
Kim olursak olalım, hangi sosyal statüye sahip olursak olalım, aşkın ışığını cılız da olsa gördüğümüzde afallamaya başlıyoruz. Roman karakteri oluveriyor bir anda herkes “o” dahil. Tekrar ettiğimi bile bile yine yazıyorum; çünkü sevilmeye açız.
Bazı kriterlerin ya da farklılıkların aşık olma eşiğimize kadar taşıyvermesi çok kolay artık. Bazen de “o” olmadığını bildiğimiz halde, çarpık haller, kusurlar bile bize çekici geliyor. Diğerlerinden farklı oluşunun nedenlerinin zarar verici olması bile onu daha çekici kılabiliyor. Onu ayrıştırıyor ve aşık olmaya yelteniyoruz.
İşte Issız Adam bu noktaları, o kadar net veriyor ki, hepimiz karakterlerde kendimizi buluyoruz. Bu netlikler, karakterlerin özlediğimiz, yoğun ve derin bir aşk içinde olduğunu göstermiyor. Aksine günümüz ilişkilerinin sığlığını ve çabucak oluverişini ve hemen tüketiliverişini sertçe yüzümüze vuruyor.
Netlikler bölük pörçük ve hatta tam birbirine oturmuyor ama biz hayatımızdaki parçalarla, filmin kurgusundaki bu boşlukları gayet güzel bir şekilde dolduruyoruz.
Yanlş kiişye aşık olamk aşkın ta kendsiidr. Dorğu kişiye güzel hilser beslediğn zman aşk saylıamz ki zten. Olamamışsa aşk olur, olammışsa dert olur, olaamışsa aklından çıkmz, olaammışsa dilinden düşmz. Aşk dediğin derttir aslında.
– Quant
Issız Adam yukarıdaki cümle gibi. Bir sürü eksik harf ve harflerin birçoğu yalnış yerde. Ama beynimiz ve yaşadıklarımız Issız Adam’ın bu boşluklarını öyle güzel dolduruyor ki, cümlesini gayet net bir şekilde okuyabiliyoruz. Çünkü bizim roman olamayacak kadar etkisiz hikayemiz anlatılıyor.
FriendFeed‘de Göze Sencer filmden bahsetmiş. Aslında Dilek Önder‘in film ile ilgili eleştirilerine katıldığını belirtmiş. Dilek Önder şöyle diyor;
Nerede, kim, kimi seviyor arkadaşlar, kendinize gelin.
Topu topu 1 aylık bir ilişki hadi hatırınıza aşk diyelim, yaşadılar sonra da erkeğin bağlanamama krizi yüzünden ayrılmadı mı bunlar?
Daral geliyor ve her daral gelen adam gibi, “Ayrılalım” diyor. Adam öteki hayatı seçiyor.
Şimdi sevgi bunun neresinde? Sevgi bu mudur yani? Vermektir, fedakârlık etmektir, emektir, paylaşmaktır…
Öyle sadece kakada kikidi ve sevişmeyle olmaz. Doğru mu? Eee? Bu ne yapıyor? Sıkışınca kaçıyor.Siz de bu adama ağlıyorsunuz?
Tüm bu eleştiriler filmin olmamışlığına dair değil de, olmuşluğunu gösteriyor bence. Zaten Alper gerçek biri olsa, bi’ tanıdığımız olsa, aynen Dilek hanımın yazdıklarını söylerdik yüzüne. İşte bu da karakterin ne kadar günümüz gerçeğine uygun olduğunu gösteriyor.
Maalesef ilişkiler bu kadar garip şimdi. “Bunun neresi aşk, neresi sevgi” diyoruz. Değil zaten. Bilinen, eski, saf, temiz, tutkulu ilişkilerden yaşmıyoruz ki artık.
1 ayda yükseliyor, kapılıyor ve ay sonunda bitiveriyoruz. Ve adını büyük, tutkulu aşk koyuveriyoruz. Çünkü işimize geliyor. Hızlı yaşıyoruz biz, hızlı tüketiyoruz herkesi ve her şeyi.
Aslında bu film aşk filmi değil “İstanbul” filmi. Gerçek bir İstanbul filmi. Hepimizin bu şehirde yaşadıkları kadar saçmadır filmin hikayesi. Hepimizin ilişkileri kadar sığ, hepimizinkiler kadar abartılmıştır. Abartırız yaşadıklarımızı, dünyanın kaderiyle oynarız sanki, büyük büyük laflar, felsefi ağıtlar.
İzlerken ağladık çünkü bizdik o perdedeki karakterler. Gözleri, bakışları, dokunamayışları, sevmeye korkmaları, başkalarına kaçmaları, başkasını sever gibi yapıp, işe yaramayan intikamlar almaya uğraşmaları, hepsi bizdik. Biz de aynen böyle garip kalıyoruz ilişkiler ortasında artık. Bizi bu dönem mi böyle yaptı yoksa biz mi eskileri yozlaştırdık bilmiyorum.
Öyle bir annesi olan birinin, nasıl değişebildiğinin, yaşadığı saçma hayatın, inandığı saçma hedeflerin ve koşturmanın, yani İstanbul’un, saflığı nasıl da bozduğunu, nasıl aşkın en güzel hallerinden bile korkan biri çıkarttığını gösteriyor.
Diğer tarafta romanlardaki aşkın peşinde olan ama birçok kez öyle bir aşkı yaşadığını zannedip kapılıveren bir kız. Darbeler alan, yıkılan ve güçlü olduğunu, kimseye ihtiyacı olmadığını, tek başına ayakta durmanın marifet olduğunu zanneden, hayatı sonuna kadar “öğrendiğini” varsayıp, yine hataları yapmaktan geri durmayan ve hatta bu hataları yaşamış olmaktan mazoşistçe haz alan ama bunu dışarıya belli etmeyen bir kız.
Buyuz, biziz bu karakterler. Biraz incitici, maalesef gerçek.
Bu incitici gerçeği vermeye çalıştığım “Hisset” adında bir blogum var. Orada küçük küçük cümlelerle çizmeye çalışıyorum dönemimizi. Tarihe, benim tarihime tanıklık etsin diye. Pek acınası halimiz, pek acınası yaşadıklarımız. Teknolojinin her geçen yıl bir önceki yılın iki katı üzerinde, dijitalliğin, yapaylığın uçlarda olduğu bir çağda yaşıyoruz.
Teknoloji yaşamımızı her geçen gün daha çok kolaylaştırıyor. Yüzyıllar sonra dönüp bakıldığında “Keşke bu kadar kolaylaştırmasaydı” der miyiz acaba?
(Bkz: Teknolojinin duygusal etkileri)

İdris Cin
Merhaba Selim,
Aslında bu filmi izleyene kadar hakkında yazılmış hiçbir yazıyı okumama kararı almıştım. Ancak bu yazıda öyle güzel tespitlerde bulunmuşsun ki (sözüm ona sinema yorumcularına ders veriricesine) okumadan kendimi alamadım.
Paylaştığın tespitlerin için teşekkürler. Şimdi bu filmi daha da çok izlemek istiyorum. Kendimden birşeyler bulmak için…
24 Kasım 2008
cici
neresi aşk filmi bunun ya seven adam terkeder mi kaçar mı filim ewt güzel etkileyici ama ehhh işde bazı arkadaşlar tek gtmiş filme kesinlkle sevdiğinle gtmelisin
30 Kasım 2008
Arzu
Issız Adam’ı izlemek için sinemaya gidip, James Bond izleyerek çıkmış biri olarak…
Çağan Irmak gene bizi nereden vuracağını iyi bulmuş. 2 yılda bir gelip, toplumun gözyaşlarını sorgulayıp gidiyor. Ağlıyoruz. Demek ki hala ağlatacak filmler için yerimiz var. Hadi hayırlısı.
03 Aralık 2008
sakine suskun
film izlemek mazi oldu .Teknolojisyesinde.
hayat issiz adam .bütün sektor rotor yapıyo.HAaşk
….tutunacak bir dal ve ya çıkış noktası .sağlam dalı tutmassan dalda kırılır .,bir yerlerinde.ayağa kalkınca başka çıkış yolu ararsın,belediye çukuru vardır yol bozuktur .kanazilasyona düşmekte var.
07 Aralık 2008
Abraxas...
Filme geçen hafta gittim bende. Ancak filmde ağlamak bir yana gülmekten altıma edicem diye çok korktum. Bir de yanımda sıralanmış üç tane hemcinsim bayan arkadaş benden nefret etti sanırım.
Çok komik ve saçma bir filmdi. Sizin yazınızı da sonuna kadar okudum ama ben yazdıklarınızın bir kısmına katılıyorum.
Bence Çağan Irmak bu filmi yapmayı becerememiş, olmamış yani. Herkesin aksine ben bu filmi beğenmedim.
İyi bayramlar, sevgiler.
10 Aralık 2008
ikbal
tespitler gerçekten doğru.. tüketmekten başka birşey yaptığımız yok.. bu düzen midemi bulandırıyor..
10 Aralık 2008
Esrik Öfke
Daha kötüsü, yıllar sonra bu günler bile özlemle anılıyor olacak.:)
11 Aralık 2008
RoMeO
PS:i love you filmine 10 Titanic’e 8 basar gibi basit bir yorumla filmin ne kdar güzel olduğunu özetleyebilirm:) herkes Issız Adam’da kendnden bişeyler bulabiliyor sanırım bu yüzden bu kadar revacta ve konuşulan bir film oldu.Emeği geçen herkese teşekkür ederken senaristini de ayrıca tebrik ediyorum…
11 Aralık 2008
miray
film çok iğrençt e güzelde ilk bölüm iğrençti sonu çok süperdi eğer 2 olucaksa öle olsun bence ağlatıcı süper di sinemada arkama baktım kadınlar ağlıyordu
11 Aralık 2008
MAVİ TELAŞ
tek kelimeyle muhteşem…
önce bi tereddüt ettim herkes çok tiksindirici sahneler var demişti.ama iyiki onlara kulak asmamışım tamam ilk yarı ço güzel olmayabilir ama ikincisi muhteşemdi…
ilk kısımdaki bazı açık sahnelere millet kafasını çok taktı bir sürü laf dolaşyo ortalıkta saçma…
filmin ayrıntılarına pek takılmamak gerek tema ya yoğunlaşmak lazım
konu aşk değilmi doğrusu filmi izlerken aşkı tüm hücrelerim hissetti diyebilirim.aşka odaklanamayanlar filmdeki cinsellikle alakalı sahnelere odaklandılar eee ne görmek istersen öyle görürsün nasıl bakarsan öyle algılarsın…filmin sonunda gö yaşlarımı tutamadım… konu o kadar yoğun işlenmiş ki kendimi bi an adanın yerinde hissettim…ilginç…şarkılarrrrrr…. aman allahım sanki şarkıları serbest bırakmışlar şarkılar da filmi bulmuş gibi o şarkıları dinlerken ağlamamak imkansız
eski şarkıların bu kadar güzel olduğunu bilmezdim….
çağan ırmak…. harika bir senarist onu bulutların üzerinde alkışlıyorum…. ama bir önerim var ıssız adam2 de olmalı bu aşk yarım kalmamalı….
lütfen bizim için bu filmi devam ettirin ve 2 yi de çekin aklımda seneryo yazılı bile hayali bile çok duygusal…
kesinlikle devam etmeli tabi siz daha iyi bilirsiniz… çok teşekkürler bize 2 saatlik bir aşk yaşattığınız için….
mavi ama telaşsız….
12 Aralık 2008
coco12
Filmin konusu güzeldi fakat oyuncular için aynı duyguları paylaşamıyacağım çok yapmacık geldi.
14 Aralık 2008
yenisabah
Ayla Dikmen gibi dünyaca ünlü bir yıldızın şarkılarının bir film aracılığı ile bilinmesi beni üzdü açıkçası:(((
15 Aralık 2008
günseli
herkes eski sevgilisi alper gibi kahrolmuştur diye ha birde kendisine ait bir eşyayı hala cebinde taşıyordur diye hem oh olsun hemde canım ya diyerek izliyor çünkü alper kadar ıssız olmasın ama herkesin kuytusunda bir alperi vardır.hayır diyenler parmak kaldırsın
16 Aralık 2008
azade
güzel olmuş
16 Aralık 2008
gerçekçi
filmin ikinci yarısında duramadım nedeni yanımdaki eşimden utandım böyle rezil bir filme getirdiğimden dolayı . Filmin konusu başka türlü de yansıltılabilirdi iğrençlikle değil. Biraz daha ileri gidilse porno olacakmış.
18 Aralık 2008
sevcan
fılm gercekten enteresandı.son 10 dk ya kadar ee anladık ne var tanıdık bılındık seyler dıosun ama son sahnelerde kendını fılmın ıcınde ya alper ya da ada olarak buluosun..yalnızlıgımızda kayboluoruz..sınemadan cıkınca bı haller oluo..gunlerce de gıtmıyor..bı garıp ıste..ne dıyım fast food bı yemegın aska uyarlanmıs halı..
18 Aralık 2008
sevcan
ha bı de bu rolu sınan tuzcu oynasa yıne cok etkıleyıcı olurdu..aynı delıcı bakıslar ve o hava onda da var
19 Aralık 2008
ipek
Gerçekten düşündüğüm herşeyin ifadesini okudum bu yazıda.. Herşeyi o kadar çabuk tüketiyoruz ki.. Meğer geçmişte bunca teknolojik enerji emiciler yokken etrafta ne denli yaşanılası bir hayat varmış..
22 Aralık 2008
utku
hayal kırıklığı.hani harlemin gösteri maçına gidersiniz de normal bir basket maçı izlersiniz ya işte o.bu nasıl romantizm.adam resmen kendi cinsel fantazilerini yansıtmış.bu filmi yanında bayan veya erkek arkadaşı ile sonuna kadar izleyenlerin grup sex eğilimlerini incelemek lazım.romantik film ile psikolojik film arasındaki ayrımı yapamayan izleyicinin eleştirileri ne derece kayda değer bu da ayrı konu.tıpkı fransız filmlerinin bir örneği.aşrı derecede etkilenmiş çağan ırmak.ileride 16 yaşına gelen kızıyla bu filmi izlerse kendi yorumunuda dinlemek isterim.bu filme romantik bir film demek tıpkı kara tahtanın üzerine beyaz tebeşirle yazlıan yazıya istinaden tahta beyaz demekle aynı
24 Aralık 2008
utku
bu arada filmin ilk yarısı bitmeden sinemadan ayrıldım
24 Aralık 2008
Don Kişot
KRAL ÇIPLAK !!!! KRAL ÇIPLAK !!!
Alper karakteri: Aşçılık kisvesi altında bir seksomanyak. Aklına seks düştüğü anda, gece yatağından bile kalkıp kadın avlamaya çıkıyor. İlk yarıda jigolo olduğunu düşündüm önce. Bir karı-kocanın yatak odasındaydılar üç kişi. Seks yaparken kendini kaybedip, karşısındaki kişiye zarar verebilecek bir ruh hastası Alper. İkinci yarıda; kumsalda bir küçük kıza gözlerini diktiğinde yüreğim ağzıma geldi. Böylesine bir seks düşkününden her şey beklenir…
Ada: Alper’in daha önce birlikte olduğu fahişelerden daha fahişe bir kız. Hakkını yememek lazım. Seks yaparken kendini kaybedip şeytanlaşan Alper’le yatarken; 40 yıllık fahişe gibi ders verdi.
Filmde bizim ruhumuzu okşayan şeyler (Nostaljik müzikler, değerli sanatçılarımız, ak saçlı, nur yüzlü annemiz, şiir gibi birkaç cümlecik, kültürümüzden gelen saf doneler vs.) fon olarak kullanılarak rezil bir ürün yutturulmak isteniyor. Bunu da başarmışlar. Da böyle bir çabanın gerçek amacı ne olabilir diye düşünmek lazım. Bütün komplo teorileri nasıl önümüze geliyor sonra, nasıl hayatımızın gerçeği olup çıkıyor, Allah aşkına bir düşünün…
Ülkemizde satılık aydın, satılık politikacı, satılık sanatçı, satılık kalem vs. den geçilmiyor…
Bir ara gerçekten güzel ürünler sergiliyorlar, sonra kime hizmet ettikleri belli değil.
Ülkesine ve insanına gerçekten hizmet etmek isteyen kişi nasıl bir ürün çıkartır, nasıl hareket eder düşünmek lazım…
Genel olarak bu film nasıl beğeniliyor anlaşılır gibi değil ? Türk insanı böyle bir filmi nasıl kendiyle özdeşleştiriyor ?
Nerden bakarsanız bakın berbat bir film. Ne sanatı var, ne senaryosu. Oyuncular bile yadırgamış olmalılar ki, senaryoya yabancılıkları hissediliyor. İyi bir porno oyuncusu olsalardı sorun çıkmazdı.
UYANIN EY GÜZEL MİLLETİM !!!
Kız kardeşinizin ya da kızınızın Ada gibi bir kız olmasını ister misiniz?
Kız kardeşinize Alper gibi bir sevgili ister misiniz? Yakaladığı ilk fırsatta ırzına geçecek.
Ada karakterinde bir kızla evlenir miydiniz?
Alper karakterinde bir seksomanyakla evlenir miydiniz? Kendi kızına bile sarkar böyle bir adam.
Biz böyle mi yaşıyoruz ? Grup seks mi yapıyoruz, karı koca vs. ?
Kendi yaşadığınız aşkı düşünün. Gerçekle, ne olduğu belirsiz bir kurguyu karıştırmayın. Alper’le Ada’nın aşkına inandınız mı gerçekten?
Birileri aklımızı karıştırmak istiyor, özümüzü dönüştürmek istiyor olabilir. Bu bir nabız yoklama olabilir. Gallipoli ve Mustafa filminde olduğu gibi. Belki de televizyon dizilerinde olduğu gibi.
Her şey söylendiği gibi güzelse, neden hiçbir şeyimiz iyiye gitmiyor?
Neden çocuklarımızdan, parasızlıktan, başarısızlıktan, işsizlikten vs.vs.vs. şikayet edip duruyoruz?
KRAL ÇIPLAK, GÜZEL İNSANIM, KRAL ÇIPLAK !!!
25 Aralık 2008
CeREN :)
Bnım sevgılımde beni terkedip gitti.. ve hıcbır soru sormadan .. bu fılme gıdemıyorum .. delı olucam .. cok zor ınanın terkedıp gıtmesı ınsana cok koyuyo..
28 Aralık 2008
can
bence filmde güzeldi oyuncalarda iyiydi ama film en etkileyicisi en güzeli en masumu melis(ada)ydı
31 Aralık 2008
Mustafa
Çağan IRMAK yine ustalığını konuşturmuş. Film başladığında ve seyrinde kendi kendime paramı boşa harcadım diyordum ama Çağan IRMAK’ın ustalığını yine gördüm filmin son sahnesi tam bir vurucu sahneydi.Sonra filmin genelini yine düşündüm ve çok güzel bir film olduğunu anladım. Çağan IRMAK’tan devamını bekliyorum. (Ayrıca KABUSLAR EVİ serisi mükemmel bende boşuma Çağan IRMAK’a usta demiyorum.)
01 Ocak 2009
Bir “Issız Adam” yorumu… | GI-IOST
[…] Yörük buradaki yazısında aslında benim dediğim dramın ilgi çekmesinin nedenlerini çok iyi yazmış ve […]
02 Ocak 2009
gürkan
İçinde yaşadığım toplumu seviyorum yaa :]. Birisi filmi göklere çıkarıyor,diğeri yerin dibinden çıkarmıyor :]] Ya siyahız ya beyaz.Ya sıcağız ya soğuk.Gri ya da ılık kelimeleri bizim için birşey ifade etmiyor..Selamlar
02 Ocak 2009
zehancer
çağan ırmak bence bufilmi Chan film festivalinde gösterime sunsa daha iyi olur. çünkü fransızlar ancak kendilerinden birşeyler bulabilirler bu filmde ,çünkü bizim coşku ve heyecanlarırımız bu kadar hastalıklı yaşanmaz .love story filmi farklı bir kültürün aşk filmi olmasına rağmen, sevginin dili ortak orada aşk daha insanca vetemiz duygularla yaşanıyor .kesinlikle onaylamıyorum
05 Ocak 2009
esra...
neden ıssızız… çünkü aşkı değil aşık olduğumuz kişiyi tüketiyoruz….hayatın sırrını paylaşıyorum arkadaşlar MUTLULUK… işte tek kelime…herkes bunun peşinden koşmuyor mu? nereye gidersen git, kim olursan ol… herkes kendi mutluluğunun peşinden koşar….
alper mutlu değil miydi peki? tabiyki mutluydu ama bazı insanlar aşk’tan öyle korkarki…o mutluluğa inanamazlar..o kadar pisliğin içinde böyle saf bişey kalamaz onlara göre….
ıssız kalmayı tercih ederler..sorunsuzdur bu..
ada’ya gelince….onu anlamak o kadar daha basitki. ağlar kadın..sarıldığında kollarında bir başkası değil O vardır işte…aşık olduğu adam…
bugun bilinmeli kıymeti…işte tam bugun…var mı sizi böyle seven biri…git sarıl söyle sevdiğini…yarın öleceğini düşün bir daha sarılma şansın olmadığını bir daha gözlerine bakma şansın olmadığını…AŞK öyle zor bulunan bişeyki….
şimdilerde diyorlar ya aşk diye ..her ilişkiye. midem bulanıyor…şimdi hersey çok kolay bulunuyor ve çok kolay tüketiliyor…kıymet bilmiyoruz..çünkü kalbimizin alternatifi çok
SANKİ ÇOK KALBİMİZ VARMIŞ GİBİ…
10 Ocak 2009
nil
filmin adı ıssız adam değilde ayı adam olmalıymış sinemaya tövbe ettirdi bu film beni çağan ırmak dedim ama çok çok yanıldım anlatmak istedigini son 5 dk ya sıgdırmış hiç güzel değil aşk ı çok daha güzel verebilirdi ..
12 Ocak 2009
Derin detay
Kral ciplak diye yorum yapan kisi filmi bir daha seyret diyecegim ama nafile bu filmi anlamak icin o filmdeki bir karaktere yakin olmaniz gerekir. Bu ülkemizde herkesin kolayca üstlenecegi bir rol degildir,böyle bir senaryo herkese kalip gibi oturmaz. Avrupada iyi is yapar ama ülkemizde adet, örf, töre gibi kavramlar yüzünden elestirilir,Alper karakteri cok derin incelenecek bir karakter icinde o kadar temiz bir kalbi varki tabi görebilene….o zaman adayi neden terk etti diyeceksiniz!!!sapik falan degil cok bilmek cok sey görmek kuralsizca yasamin sonucunda dogan bir karakter alper.Kendinin cok uc seyler yasadiginin farkinda olan cok derece zeki bir karakter ada ise ruh ikizi sadece biri melek digeri seytan….SEYTAN bile aska yenik düsüyor ve kendini ele veriyor cik git hayatimdan kurtar kendini diyor benim gibi olma diye adayi terk ediyor ve yalnizligina geri dönüyor..Issizliga karanliga yoluna gidiyor……
14 Ocak 2009
Birsu
Genel baktığımda güzel bir yapımdı emeğinize sağlık.Temasını beğendim..
16 Ocak 2009
elvan berber
Hiç iyi diyilim..seni hiç unutmadım..bunların olucağını hiç düşünememiştim..
Yarım yamalağım ben , herşey bomb*k..sen atlattın..
Yoksa benden intikam mı alıysun? gülümsüyorsun..gerçek mi?
Hiç böyle olucağını düşünemedim..
Senden ayrıldığım ilk günlerde , kuş gibi hissetmiştim kendimi..
Sanada kendimede iyilik yaptığımı düşünmüştüm..
Taki ufacık bişey beni darmadağın edene kadar..
Sana ait ufacık bi toka alay etti benimle ogün..
İşte o sabah seni we neleri kaybettiğimiı anladım..
Bidaha Sen Olmıycaktın..Bidaha Bunu Yasıyamıycaktım Ben Bİ Baskasıyla..!
Hayat alay etmeye devam ettı benımle..
Sana benzer yuzler..kokuna benzeyen kokular..sesine benzer sesler çıkarttı karşıma..
Yada bana mı öyle geldi ne..bilmem?
Biliyormusun bigun nerde kaybettiğiniı bilmediğin o küçükk saç tokası hala cebimde durur..
Herşeyin eskisi gibi olduğunu düşünüyorum zaman zaman…
Orda öylece duruyorum ve senin içerde hala oturduğunu düşünüyorum..
Kendimi aldatıyorum..avunuyorum..
18 Ocak 2009
elvan berber
senden hemen sonraydı onu görmeye gidişim..
Senin yaşadığın eve sevgilim..sana dair küçük bi yolculuk yaptık annenle..
SaNa söylememesi için yemin ettirdim ona..bravo tutmuş sözünü..
Yaşadığın ewi uyuduğun yatağı gördüm..
Seni..çocukluğunu düşündüm..
SEN ORADAYDIN VE BİGÜN BENİMLE TANIŞACAĞINI HENÜZ BİLMİYORDUN!!!!
Sen dizime yattın , ben bi hikaye anlattım sana..büyüdün..
Kafamda bi hikaye..bilirsin bunu cok severdim..
İkimize bi mutlu son yazdım sonra..
O evede seninle birlikte oturduk..sustuk..yanımda durdun sessizce..Burası Sondu..
Başka bir yaşamda , sadece biz vardık..bana baktın..mavi ve telaşsız..sustuk..
Başka bir yaşamda başka bir mutlu son..biz bunu haketmiştik..
Hikayemiz orada bir yerde hep benimle birlikte durucak..dayanabilmemin tek yolu bu çünkü..
İnsanın kokusu hep aynımı kalırmış..şaşırdım..
Sonra sana ait bişey aldım yanıma..ewe uğrarsan bigün , onun nasıl kaybolduğunu asla bilemiyceksin..
Biliyomusun sen onunla bende..evimdesin hala..ve sen bunu bilmiyosun..
Gözlerimi kapattığımda kollarımda başka biri diyill , sen warsın ..ve sen bunuda bilmiyorsun…
18 Ocak 2009
elvan berber
BİLİYORUM SEVGİLİM..BEKLİYEN HİÇKİMSE YOK SENİ..OLMIYCAK..
BASKALARININ COCUKLARINI… HAYATLARINI… BEDENLERINI ÖDÜNÇ ALICAKSIN..
GERİ VERMEK ÜZERE..VE HEP ISSIZ KALICAKSIN !…
işte beni kahreden can alıcı sahnenin dialogları:(((
çok mu zor seviyorum diyebilmek!!!ve seviyorsan elinde tutabilmek!!!
18 Ocak 2009
esrarengiz
neden filmin adi issiz adam arkadaslar?
29 Ocak 2009
laraa
yhaa dprr bi filmdii… bhen zaten ayrılalım dediii andn itibaren alamaya başladım bitene kadardaa aqladımm ne duyqusal filmdii yhaa aslnda başı brss sıkıcı qeldii ama anlamaya başladıkçaa hoşumaa giddi… tek kelimeyle sprdii..
ama sonunn böle bidmesi üsdü bni yha çokmu sordu SENİ SEWİORUM diememekkk..:(((
qüyaa dükknnın önnden qeçerkn emlakçı olduunu grmüşş söleseyaaa hergn oraya gidiorum diee nie içlerndn geçirdiklerini açık açık söleyemedilerr…
offf çokkk aqladım çokk.
01 Şubat 2009
ALPER
+,- tüm yorumlara saygı duymanın gerektiğini düşüyorum,her yorum farklı bir bakış açısı değil midir?zaten her bakış da bir kişilik aynı ada ve alper gibi, filmin kurgu ve senaryosundaki hata,eksik veya daha iyi olabilirliliği bir gerçek ama bu filmin anafikrinin aktarımına engel olmamalı bence zaten film teknik açıdan tartışılmıyor sanırım..filmin bana ifadesi ;hayatlarımızdaki kelebek etkilerini arasıra sorgulamamızın gerekliliği ve bunun da birçok açıdan duygusallıkla kesişebileceği gerçeği ve akıllara gelecek acaba e keşkeler! gizemi de bu değil mi sizce?
01 Şubat 2009
gökhan
Çağan Irmak’a teşekkürler…Hepimize kendimizden bir şeyler hissettirebildiği için…Dedikleri gibi bence de bu film Avrupa’da ve özellikle Fransa’da iş yapar…Avrupa’da dolaşacağı festivallerden ödüllerle döner diye düşünüyorum…Fakat benim aklıma takılan şey şu oldu: Acaba Ada son sahnede Alper’e Sinem’in çocuğunun resmini mi gösterdi ? Orayı tam anlayamadım..Lütfen bilen birisi söylesin..
Çağan Irmak’tan ricamız: Issız Adam 2′yi çeksin…
02 Şubat 2009
ALPER
evt elvan arkadaşımız da çok iyi yakalamış temayı:) süper.neden bilmiyorum ama bunlar beni de kahretti ve etkiledi..
evet ya aslında biz erkekler bazen kendimizi bile anlayamayız ve anlamsızca yaptıklarımızı ,ki karşı cinsi anlayabilelim,sanırım bu durum da öyle birşey ama bazen de bir saç tokası hatta saç teli bile dank ettirir benliğimizi birdaha geri dönülmezcesine…içimizdeki çok karışık ve derin duygulara yolculuk yapmak lazım sanırım analiz etmek için… bunlar tartışmakla bitmez sanırım ama sonuç olarak kanımca sebebi değer verdiğimiz ve karşımızdakinden de beklediğimiz birşeylerin eksikliği olabilir ; sevmek-sevilmek ve karşılılklı anlaşılabilmek gibi herdaim..
02 Şubat 2009
asuman cevher
Çok merak etmiştim sonunda seyrettim ve hayal kırıklığı. Son 10 dakikası filmin başı ile hiçmi hiç bağdaşmıyor. Türk toplumuna uygun bir film değil.2 seks manyağı insanı filmin sonunda duygusallaştırmaya çalışmışlar. Seyretmeyenler hiç bir şey kaybetmediniz benden söylemesi………..
02 Şubat 2009
serkan
Hayatımda izlediğim en iğrenç Türk filmiydi.Son dönemlerde çalkantıda olan,gittikçe dibe vuran Türk sinemasına bence altın vuruşu yaptı bu Çağan Irmak denen adam.Filmi beğenenlerin ortak kanısı kendinden birşeyler bulmasıymış.Allah aşkına yapmayın arkadaşlar filmin başröl oyuncularından biri,liseli bir kızla çılgınca fantezi yapan,hayatını hayat kadınlarına adamış pezevengin teki,diğeri ise artık erkekleri çözmüş(repliklerden net olarak anlaşılıyor) kaşarlıkta son noktaya ulaşmış bir hatun.Bizim insanımız artık böyle karakterledemi kendinden birşeyler buluyor.Çok yazık .Şu film hakkında ne zaman iyi eleştri duysam üzülüyorum.Filmde dikkatimi çeken tek şey barda çalan bi grup vardı acaba onları nasıl bulabilirim yardımcı olursanız sevinirim.
03 Şubat 2009
kız oyunları
neden bu filmden etkilendiniz anlamadım film dediğin ders vermeli bence bi şeyler öğrenmelisiniz bu filmden ne öğrendiniz hiç bi şey saçma bi aşk hikayesi
04 Şubat 2009
betül
filme bugün sevgilimle gittim çok güzel ve etkileyici buldum erkek terketti ama sonradan çok pişman oldu aramış hatta kadını ama ulaşamamış ulaşsaydı zaten aşk olmzdı sonuçta ortada bi sewgi aşk vardı ama işte her zaman olduğu gibi filmin sonunda gurur aşkı ziyan etti…
17 Şubat 2009
abraham
Çağan IRMAK güzel bir senaryoyu çok güzel bir şekilde filme uyarlamış unutulmayacak bir yapıt ortaya koymuş kendisini tebrik ediyorum…
24 Şubat 2009
tamer
fılmı 3kez ızledım once tek basıma sonra esımle ama sınemada degıl evde sımdı ıkımızde bın pişmanız sınemaya gıtmedik dıye fılm oyuncular senaryo super ıkıncı bolum cekılsın bıletı sımdıden alıyorum
27 Şubat 2009
sibel
Ben istanbul da doğdum, yaşadım ve büyüdüm yaşlanıyorum. Böyle hayat yaşayanlar vardır dünynın her yerinde… Ve kendilerinden birer duygu yakalamış olabilirler bu filimde saygı duyuyorum ama benim hayatımdan tek bir sayfa bulamadım. Bana ve benim gibi bir çok arkadaşıma hiç bir anlam ifade etmedi… Belkide hayatı öyle yaşamadığımız için bilmemki… Çağan Irmak ın filmlerini severim ve duygularımı etkiler bu filmde anlayamama sorunum için 2 kere izledim yinede olmadı…. Her hayat farklı izler bırakıyor, benim izlerimde “ıssız adam” “ıssız kadın” profili yok… keşke kitap okuyanları (Ada nın elindeki kitapları ) katmasalardı çünkü o kitaplara ve kitapçılara hakaret gibi geldi bana… (…….)
10 Mart 2009
ligea
filmi inatla izlemedim, herkes habire alpere saldırırken en son bir kadın arkadas adayı hatalı bulunca ..artık izleyim dedim.
filmin “barda” filmi gibi bir çıplaklığı var. öyle “çıplak” ki film başına gelmemişse de gelmiş kadar oluyorsun.
yazın güzeldi.
demek için yorum..
selamlar
21 Mart 2009
Gerek Yok
bu filmi begenen biri… ayda 2-3 film izleyen bir izleyiciden baska biri degildir… filmde beni sasirtan hic bir sey olmadi…
olaylar gayet olagan ve siradan sekilde gerceklesti…
benim olayin carpikligina iliskin bir yorumum olmayacak…
ancak caganin bu filmi cektikten sora tekrar dusunmesi gerekir…
ben nasil bu kadar zayif bir senaryo…
bu kadar kotu bir CAST
bu kadar zayif bir script ortaya cikardim diye…
ikili konusmalara bakin bir… bu kadar kotu yazilmis bir screenplay olamaz dedirtiyor insana… son 15 dakika demis herkes… arkadaslar film bir butundur… sonu basi kici arkasi onu olmaz filmin… butun olarak birbirini tamamlar taslar ben tamamlanmis bir tas gormedim ucu acik kalmis bir iliski gordum…
bu oyuncularin umarim oyunculuk disinda isleri vardir yoksa AC kalirlar… bunlardan oyuncu filan olamaz…
avrupa demissiniz avrupa da boyle zayif senaryolar olmaz yoktur da… fransadan da odul filan alamaz KEZA gidemedi bile :)
cagan bence kredisini kullandi bir sonraki filme bu kadar izleyici bile bulamaz…
her terkedilen oturup agladiysa bu filmde :) yazik yani… oyle dusunuyorum ki cogunlugunuzun grup aksiyonu yoktur… kendinizi buldugunuz yanlar bu mudur yani :))))
komik olmayin… hayatinizda bir durusunuz ve bir kemiginiz var ise… zaten boyle seyler yasamazsiniz…
ancak hayatinizda bir destek ile ilerliyorsaniz orada bir durun ve tekrar dusunun…
sora o destegi birakin… yuruyebiliyorsaniz devam edin… yuruyemiyorsaniz siz zaten olmusssunuzdur…
film de yalnizca bir cumle var… insani gercekten dusundurebilecek…
“bisey soylicem sonrada gidicem… karda donmak uzeresin uyumak tatli geliyor ancak sen oldugunun farkinda degilsin”
baska hic bisey bulamadim filmde elle tutulur… inanin…
bu filmden etkilendim yikildim diyenler The Notebook vs gibi saheserleri seyrettiginde acaba yil surecek bir sendromami girerler diye dusunuyorum…
13 Nisan 2009
Eleştirinin Dozu
Aslında Çağan Irmak’ın ne tür film çekerse çeksin anlatmak yada yaşatmak istediklerini gerçekten seyirciye yaşattığına bir kez daha şahit oluyoruz. Filmin ilk 30 dakikasında ALPER’den nefret etmemiz gereken bütün sahneleri vermiş. İşte bu nedenle yorum yapan arkadaşların serzenişlerini Filmin başarısına bağlıyorum.
Aslında Çağan Irmak filmlerini öyle güzel aktıyor ki son 15 dakikaya gelene kalbinize duygu yoğun bir hançerin saplanmak üzere olduğunu farketmiyorsunuz bile…
Çağan Irmak BABAM ve OĞLUM’da sapladığı hançeri son sahnelerde çıkartarak seyirciyi rahatlatmıştı. (Denizin kamerasıyla çekim yaptığı yağmurlu sahne) Ancak ISSIZ ADAM’da hançeri kalbimizde bırakarak haftalarca acı çekmemize neden oluyor. Filmden çıkıyorsunuz ve günlerce film hakkında düşünmeye devam ediyorsunuz. Hatta acı çekiyorsunuz ve bu acının bitmesini istemiyorsunuz…Garip bir dugu…
Belki filmi senaryo, sinema tekniği vb. nedenlerle eleştirebilirsiniz ancak kim ne derse desin Çağan Irmak’ı bizi içine sürüklediği bu hikayeler ve yaşatmayı başardığı duygular nedeniyle tebirk etmeliyiz. Türk Sineması Son Yıllarda görmediği yetenekte bir yönetmen buldu. Teşekkürler Çağan…Yeni hikayelerinde buluşmak dileğiyle…
23 Mayıs 2009
ayza
aslında güzel film ama bana göre bazı şeyler eksik…. mesela benim film boyunca merak ettiğim şey Ada’nın geçmişiydi ya da son 15 dakikalık bölümde sinemada karşılaşmaları.. ondan önce hiç karşılaşmadılar mı yani herşey o kadar çbk mu olup bitti son sahnelerde bi sinemada karşılaşıyolar ve ne acılar çektiklerini içten içe söylüyorlar madem Ada hala onu seviyo ne diye gidip başkasıyla evlenebiliyo veya Alper ayrıldığına çok pişmarlık duymasına ne pahasına olursa olsun onu bulmaya çalışmıyo ….
sinemada karşılaştıklarında oturup doğru dürüst konuşmadan herşeyi anlatamasa da bazı şeyleri anlatmadan öylece gidebiliyo ….
02 Temmuz 2009
ayça
çok etkilendim ben ağlamayı sevmem sonu aslında okadarda ağlanacak bir son değildi
ama gerçekten söylüyorumki ben yarım saat ağladım bidaha o iki başrol oyuncusunun yani alper ve ada nın oynadığı filmi izlemiycem filmin benle hiçbir alakası olmamasına rağmen kendimi düşündüm sanki ada bendim orda.bide arkadaşlar herkez e söylüyorumo çağan ırmak ı gebertmeliyiz ben bir film izlediğ*pğimde o film den çok etkilenirim hayla filimdeymişim gibi yaşarım o günü ama ağlamak yok şimdi arkasına bir komedi filmi açıp gülücem ve kendime gelecem sizde çok üzüldüyseniz benim dediklerimi yapın görüşmek üzre…
03 Temmuz 2009
mustafa
bence tam anlamıyla harika bi flim zamana uyarlanmış bikere flime porno diyenlere ruhsuz hayatta hiç bişey yaşamamış diyorum yani dagın başındaki agaç misali odun diyorum bu flimi özellikle alperi anlamaları çok zor alper kendi başına olmayı özgürlügünü ne zaman ne bok yemek istiyosa onu yapmak isteyen yanlızlıgı seven aslan gibi adam bazı gerizekalılar sapık seks manyagı diyolar bu zamanda hangi erkek sekse düşkün degil yani bu flimi yanlız ve yanlız duyguları derin ve güçlü olan insanlar izlesin ancak alperi ve adayı onlar anlıyabilir gerisi gitsin arogu izlesin 10 yaşındaki çocuklara itham eden flimleri
05 Ağustos 2009
forumamor
gercekten ıyı yapım yani gercek hayatı tam yansıtıyor
30 Ağustos 2009
bndfbgk
bence ıssız adamın aşkı basından beri olmayacakdı. Ayrıca film bizim izlemeden önce ki önyargı gercekleşmese bile filim gayet net toplumumuzu yansıtıyor.çünkü aşkın içine sıçıldığını anlayabiliyoruz ağlamak zırlamak ayrılmak gülüşmek sevişmek le aşk olmaz . zaten bunun adı aşk olmaz bunun adı en fazla yatak arkadası olur . ama gerçekden de askın nasıl toplumumuz tarafından gayet net bir şekilde anlaşıla biliniyor. aşk okadar kutsal bi duygudur ki hergün asık olmuyoruz. asık oluncada yataga girmiyoruz seversin usulüne göre bunun adı gerelik degil ,kurala baglılıkdır ayrıca sen askı arıyosan tek tek denemek zorundamısın tabi böle bi yargı one sürülemez bence eger bu film gercekden de sevildiyse ozaman bu toplumunda adam olma umudu var demekdir . ve sözümü son bi cümleyle şöle bitirmek istiyorum . arkadaslar bi düşünün film tam bi ask hikayesini anlatıyor. ozaman askdan kör olmus genclerin gözünü kim acacak ole deil mi ? ayrı filmin adıylada son bir eleştiri yapmak istiyorum ISSIZ ADAM nedir abi bu orjinal isim , ama gercekden kutluyorum askı arayıp bu filmle kendini tatmin etmek isteyenlere gününü gösterdiniz çok ılgı çekici bi isim hernekadar da İŞSİZ ADAM diilip de bok atmaya calışsalarda öle deil. ve son olrk bu filimin adı SALON ERKEĞİ GİBİ GÖZÜKEN BASİT ADAM olması gerekiyodu . çünkü günlük hayatta çooooooooooook raslarız böle tiplere bu filmin tek yanlışı bence ismi.
08 Eylül 2009
Bir "Issız Adam" yorumu… « Can Erdoğan
[…] Yörük buradaki yazısında aslında benim dediğim dramın ilgi çekmesinin nedenlerini çok iyi yazmış ve […]
08 Ocak 2010
yasemin bülbül
Vurulmaya odaklı bir toplum olduğumuzdan kaynaklanıyor olsa gerek..Sözkonusu abartınyı gerekli kılacak bir film değildi..
07 Şubat 2010
emrah güzel
filimin konusu aşk olunca toplum olarak çok merak ederiz .çünkü aşk filimlerine göstermiş olduğumuz büyük ilgiden olsa gerek.ama şuda bir gerçek filim hakkatten çok güzel. ben eşimin övmesinden sonra gittim.inanın üç gün etkisinden kurtulamadım.gerçegi beni en çok melis etkiledi.o sevgiyi hak eden kıza terk edilmek yakışı kalmadı.ada nında yani melisin de dediği gibi o filime mutlu son yakışırdı.bir ayrıntı daha.bu filmin sonu her nekadar hüzünle bitmiş olsa bile.sonunda beni bir sevinç sarıyor.nedenide abi senin de dediğin gibi o filimde kendimizden bir parçada olsa görebilmek mümkün.ve ben eşimle kendimi görebiliyordum ve eşimi bir kez daha nekadar çok sevdiğimi anlıyorum .evet bunlardır beni sevindiren.o yönden çok mutluyum ve çok şanslı olduğumu sanıyorum eşimden yana.çağlayan ırmak a teşekkür ediyorum o heyecanı bizlere yaşattıgı için.bende ıssız adam 2 nin olmasını isteyenlerdenim.ama kesinlikle melis olacak .melis hanımada burdan sevgilerimi gönderiyorum burdan eşimede sesleniyorum aşkım senide çok seviyorum leylam……
05 Mart 2010
kapadokya
izlemesi bilince bütün filmler güzel geliyor bana
27 Mayıs 2010