İstanbul, metro ve tramvay
Postitler‘in “Son sefer” baÅŸlıklı yazısında, birçok semtte karşımıza çıkıp, trafikte çılgına dönmemize neden olan metro (çalışmaları) ile tramvay sisteminin karşılaÅŸtırıldığını ve tramvayın tercih edildiÄŸi hissine kapıldım. EÄŸer mesajı yanlış almış isem Sayın M. Selim NaiboÄŸlu’nun beni bağışlayıp yazının kendisine bir cevap olmaktan çıktığını bilmesini istiyorum. Yok eÄŸer verilmek istenen mesaj buna benzer bir karşılaÅŸtırma ise biraz garip bir yaklaşım gibi geldi.
Metro için yapılan kazı çalışmaları pek tabi rahatsız edici, ve deste deste paralar akıtılıyor. Akıtılan bu paralar bizim cebimizden çıkıyor, doÄŸrudur. Fakat yine bizim olan bir sıkıntının aşılabilmesi için; “Trafik”.
Bana kalırsa, beklenilen sonuç nedeniyle bir süre katlanmamız gerekiyor bu duruma.
Bu katlanma süresince “Yahu kardeÅŸim bu kadar da yavaÅŸ ilerlemez ki bu çalışmalar!” gibi gayet normal çıkışlar yapmamız mantıklıdır. Ona kimse bir ÅŸey demez sanırım. Ama “Tramvay hatlarını neden söktünüz. Ne güzellerdi. İşe de yarıyorlardı. Åžimdi dönüp, aynen o iÅŸi görecek bir sistem için orayı burayı kazıyorsunuz” gibi bir nostaljinin, Istanbul’un ÅŸu an içerisinde bulunduÄŸu yaÅŸam biçimi ile baÄŸlaÅŸmadığını, fazla lüks kaldığını düşünüyorum. Tarihi eserlerin muhafaza edilmesi ayrı, ÅŸehrin yaÅŸam biçimini sınırlandırmak yine ayrıdır. Zaten tramvay ile metronun -ray dışında- benzer sistemler olduÄŸunu düşünmek fazla iyimserlik olur sanırım. İlk sayısal karşılaÅŸtırmalardan itibaren bile tramvayın boynunu bükmeye baÅŸladığını görürüz.
Burada verilebilecek en güzel örnek hepimizin bildiÄŸi, sokaklarında kayıklar ile gezintiye çıkabileceÄŸiniz, romantizm ÅŸehri, Venedik‘tir. Åžehrin tamamı sit alanıdır. Bu yüzden ÅŸehrin kendisi yaÅŸamaz. Turistler bu ölü ÅŸehri bir tarihi kalıntı misali, müze tadında gezerler. İstanbul’un ise yaÅŸamama gibi bir lüksü yoktur. İstanbul her geçen gün farklılaÅŸmakta ve geliÅŸmektedir. “YaÅŸama”nın gerçek anlamı da budur.
Istanbul’u, Avrupa’daki sistematik bir ÅŸekilde düzenlenmiÅŸ trafiÄŸe sahip ülkelerle karşılaÅŸtırmak da “elma ile armut” durumuna döner birazda. Istanbul’da düzenlenmesi gereken birçok sistem var. Daha altyapı bile oturmuÅŸ deÄŸil düşünün. Bu yüzden Istanbul daha çok farklılaÅŸacak. Kazılacak, onarılacak, restore edilecek. Böyle de olması gerekli, zorunlu… malesef.
Fakat bu demek deÄŸil ki İstanbul’un kimliÄŸini oluÅŸturan tarihi imgeler elimine edilmeli. Tabi ki hayır. Onların da korunması, geçmiÅŸten gelen yüklü kimliÄŸin de yansıtılması gerekiyor. İstiklal Caddesi‘ndeki tramvay bu yansımaya bir örnektir ve bize bu hissi vermeye yetmektedir kanımca.
05 January 2006 | İlgili Olduğu Konular »

M. Selim Naiboğlu
Sevgili Selim, metroya karşı tramvayı tercih etmek nostaljinin ötesinde birşey olur sanırım. :) Mümkün değildir bu. Bahsetmeye çalıştığım 1960 sonrasında bir 15 sene daha rahatlıkla kullanılabilecek tramvaylara “erken” veda etmemizdi. İki fotoğraf karesinin hatırlattıkları, bir nostalji, “eski defterler” yazısı yani. “Şimdilik” ray sevdası da diyebilirsin, çünkü İstanbul metroya ihtiyacı var tramvaya değil. Yurdu demir ağlarla öremedik bari şehiriçinde becerebilelim…
06 January 2006