Kara çarşaflı kadınlar

Laik bir türk ailesinde;
– Bugün bir kara çarşaflı gördüm. Allah’ım sıcakta nasıl giyiyolar onu bilmem.
– Atatürk’ü falan hiçe sayanlar, kol kesenler, şeriat isteyenler hep onlar. Bak Berk! Sakın koluna bunlardan birini takıp “Evlenecem” deme! Evlatlıktan reddederim.
– Yok artık baba daha neler…

Türkiye’de yaşayan bir Arap -nurcular da olabilir- ailesinde;
– Haçda bir tane bile çarşafsız kadın yok. O kadar güzel ki. Simsiyah.
– Bir tane bile mi yok baba… Hep siyah mı. Gözelerine kadar örtülü ha?
– Evet yavrum…
– Anne buralarda bulamaz mıyız öyle bir ar-namus timsali kız!
– Zor be oğlum…

Yukarıdaki iki aileyle iletişimi olan, ortalama bir Türk ailesi;
– Yahu tamam örtün bir şey demiyoruz da. Kardeşim örtünmeyenlerin hepsi de orospu değil ki canım…
– Valla doğru söylüyorsun bey. Bak biz örtünmüyoruz öyle çarşaflar ama anamızdan babamızdan gördüğümüz terbiye var. Eşarp takıyoruz. Oturuşumuza dikkat ediyoruz. Yeri geldiğinde namaz kılıyoruz, yeri geldiğinde cumhuriyeti de kutluyoruz.
– Hayır tamam… Donunu gösterene kadar mini etek giyen, memelerini ortalara saçan kızları savunmuyoruz da… Ee bunun da bir ortası var di mi yani…
– Haklısın bey…
– Mustafacığım, oğlum bizi sayacak sevecek, senin de sevdiğin bir kız bul, evlen. Sen sevdikten sonra bize bir şey demek düşmez.

Yazar Notu: Yukarıdaki diyaloglardan herhangi biri benim görüşümü yansıtmamaktadır. Yazıda yalnızca tespit yapılmıştır. Toplumun genel olarak çarşaflı bayanlara bakış açısının üç farklı şekilde olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır.

186 Responses to “Kara çarşaflı kadınlar”

  1. Ülfet ÖZÜPEK diyor ki:

    Sevgili Abdullah, bu fikrine kesinlikle katılmıyorum ve kınıyorum.

    Bir kadın kapalıdır veya değildir kimsenin bunu yargılama gibi bir lüksü yoktur. Ve her insan yaptıklarından sorumludur. Bir erkeğin tahrik olması kadının açık veya kapalı olmasıyla ilgili değil. Eğer bir erkek bir kadına sadece bu yargıyla yaklaşıp da tahrik oluyorsa o halde o bireyde kişilik problemi vardır ve bence en kısa zamanda bir psikoloğa görünmelidir.

    Ben açık bir bayanım ama bugüne kadar dışarda nasıl yürüyeceğimi planlayıp da öyle yürümeye başlamadım sokaklarda.

    Ve şunu tüm samimiyetimle söylüyorum tesettürlü kadınlara her zaman saygı duymuşumdur. Çarşaf konusuna gelince ise; sevgili rahmetli BÜYÜK ÖNDERİMİZ ATATÜRK’ün çarşafı kaldırmasının sebebi tamamen açık olun manasında değildi. Sadece insanların cinsiyet kimliklerinin daha iyi anlaşılmasıydı. Eğer siz de çarşaf giyip sokağa çıksanız ve yüzünüz kapalı olsa sizi dünyaya getiren anneniz bile tanıyamaz. Ki bunun en büyük amaçlarından biri de buydu zaten. Özellikle casuslar açısından

    Sevgili arkadaşım teşbihte hata olmaz derler atalarımız. Yaptığım bu benzetmede incittiysem eğer şimdiden söylerim istediğim bu değildi.

  2. abdullah diyor ki:

    Çarşaflı kadın, diğer kapalı olsun açık olsun, kadınlardan daha özgürdür ve aynı zamanda giyiniş yönünden daha rahattır. Çarşaf giymeyenler dışarda acaba nasıl yürüsem derdine düşerler gerek olumlu gerek olumsuz ama çarşaflı için böyle bir şey sözkonusu değildir. Onlar her zaman dışarda aynı sitille yürürler. Dışarda yürürken de açık bayanlar gibi erkekleri tahrik etmez. Edepli bir şekilde yürüyüp giderler. Çarşafın uçları sayesinde rüzgar uçlardan içeri girip bedeni serinletir.

    ALLAH giyenlere merhamet, giymeyenlere de hidayet etsin.

  3. Ülfet ÖZÜPEK diyor ki:

    Selim Bey yazınız muhteşem. Tam manasıyla toplumumuzun gerçeğini yansıtıyor.

    Biz de Müslümanız elhamdülilah. Yani, kapalı değilim diye; hele ki çarfa bürünmüyorum diye olamaz mıyım? Hani onları dışladığımızı söylüyorlardı, peki bu Abdullah Beyin ifadesi ne işte burda asıl karmaşa….

    Abdullah Bey Yüce RABBİM CÜMLEMİZİ İSLAH ETSİN AMA BUNUN İÇİN DE BENCE SİZDE OLUN…Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa SAV bile sizin kadar katı davrabmamıştı ümmetine yaşamı boyunca.

  4. Ömer diyor ki:

    Kara çarşaf giymek İslam’a özgü değildir. Aksine İslam değişkendir. Hep yerinde saymaz. Her çağda mükemmelleşir. Biz İslam fakirliğini bir nimet gibi görüp kabullendiğimiz için böyle gerilerdeyiz. Eğitim şart. Başka çözüm yok.

  5. Esra diyor ki:

    Ben de Abdullah’a katılıyorum. Bir bayan olarak herkesin kendi düşüncesi kimseye bir şey söyleyemeyiz.

  6. Mehmet diyor ki:

    “Ben Müslümanım” diyen herkesi tahşiye yayınlarının çıkardığı “TESETTÜR RİSALESİ” adlı kitabı okumalarını tavsiye ediyorum. Müslüman demek, boyun eğen, teslim olan manalarına gelir. Öyleyse bizler Allah’ın emirlerine boyun eğip teslim olmak zorundayız.

    Yani kimse “Bana göre” kelimesini kullanamaz. Çünkü tesettür konusunda Allah’ın kesin emri söz konusudur. Tabi bu sadece Allah’ın kulu olanlar için geçerlidir. Diğerleri istedikleri miktarda kapana bildikleri gibi, istedikleri kadar açıla da bilirler. Neticelerini Allah nasıl olsa ahirette soracaktır, inşallah.

  7. Meryem diyor ki:

    Rabbimiz ayeti kerimede başortüden bahsederken o ayette bide cilbab kelimeside geçiyor. Büyük müfessirlerimiz de bunu çarşaf olarak yorumlamıştır. Çarşaf giyenlere Allah dostlarının da çok duası vardır.

    Rabbim hakiki manada çarşafa bürünebilmeyi bütün müslüman kardeşlerimize nasip etsin.

  8. Aysel Ersoy diyor ki:

    Katılyorum, kişinin istegine göre değildir kapanmak. Yani Allah’ın emridir.

    “Ben açıgım. Ama temiz kalpliyim. Derli toplu oturuyorum” düşüncesi yanlıştır. İlk önce Allah’ın emirlerıne uymak gerekır. Allah örtünmemizi istemiştir.

    Şuna da değinmek istiyorum. Atatürk çarsaf düşmanı değildi. Ülfet arkadasımızın dedigi gibi sadece cinsiyetleri anlamak için çarsafa yasak koymuştu.

    Saygılar.

  9. Yahya Saraylı diyor ki:

    ALLAH müslüman hanımların örtünmesini emretmiştir. Bu kesindir. Örtünmenin amacı ise iffetli olup, fitneyi engellemek, yani dişilik cazibeliğini yabancıya (namahreme) karşı en aza indirmektir.

    Sonuç: Çarşaf Allah’ın emridir. Onun emirleri kendisi için önemli olanlara.

    Ülfet ve Aysel’e cevap: Atatürk’ün çarşafı menetmesinin amacı Türkiye’yi toplum manzarası itibariyle de Avrupa halklarına (muasır medeniyetlere) benzetmeye, dolayısıyla onların kabulünü almaya dönüktü.

    Şimdi bir tercih yapmak durumundayız. Ölümlü insanların kabulü mü yoksa ölümsüz ALLAH’ın hoşnutluğu mu?

    Hangisini istersiniz?

  10. Sima diyor ki:

    Yahya Beyin dediği gibi örtünmenin amacı iffetli olup fitneyi engellemek, yani dişilik cazibeliğini yabancıya karşı en aza indirmekse; Neden kadınların erkeklere ait bir acizliği önlemekle YÜKÜMLÜ olduğunu da açıklayabilir mi?

    Herkes kendi davranışlarından sorumludur. Ve erkeklerin kadınlar üzerinde egemenlik kurmak çabalarından önce; kendi beyinlerine hakim olarak fitneyi engellemesi gerekir.

    Kendi benliğinizde çözümleyemediğiniz konuları, kadınları çarşafa sokarak çözemezsiniz.

  11. Fehmi Cumhur diyor ki:

    Ben bu konuda ilk öncelikle şunu söylemek istiyorum. Örtünmenin amacı iffetli olup, fitneyi engellemek, yani dişilik cazibeliğini yabancıya (namahreme) karşı en aza indirmek ise bunun için illa kara çarşafın altına mı girmek gerekir.

    Yani başörtü takıp uzun pardesü giymek yeterli değil mi?

    Eğer bu da yeterli değilse, o zaman erkeklerin bu sorunu kendi kafasında çözmesi lazım.

    Ben çarşaflı kadınları yadırgamam. Ama bence onun altına girmelerinin çok ta gerekli olduğunu zannetmiyorum. Biraz daha görünümü insana yakışır kıyafetler giyilse daha güzel durur kanımca. Çünkü din bize direk çarşaf giyin demiyor, kapanın diyor. Nasıl kapanırsan kapan. Ama bence çarşafla kapanma.

  12. Şekerpare diyor ki:

    Çarşaf giymeye karşı değilim. Herkez özgürdür ama onları gördükçe kendim de bir eksiklik hissediyorum.

    Aklıma ilk gelen konu, yüce Rabbim bayanlara yüzlerini, ellerini ve ayakları bileklere kadar haram olarak kılmamış. Yani çarşaf giyince kendilerini “Tam müslümanım” diye avunanlara mesaj olsun diye söyledim.

    Bir de “Açığım ama terbiyeli oturup kalkıyorum” düşüncesi kadar kınadığım bir düşünce yok. Kardeşim Rabbim sana “Saçının bir telini dahi yabancı bir erkek görse günah” demiyor mu? Eee ne “Açığım ama şöyleyim böyleyim”… Olmaz böyle bir şey.

    Dinimiz, İslam dininde örtünmeyi kesin olarak emredilmiş. O zaman uyacaksınız.

    Bu arada, 17 yaşındayım. Eğer bir sürçi lisan ettim ise affola.

    Saygılarımla.

  13. Hatice (Khadija) diyor ki:

    Bismillahi Ar-Rahman Ar-Rahim. Assalammu aleykum wa rahmatullahi wa barakatu.

    Inhsa’Allah hepinizin imani ve sagligi yerindedir.
    İlk önce kadının nasıl kapanması gerekiyor, onu öğrenmemiz lazım. Kapanmakla olmuyor. Bazen kıyafetlerimiz o kadar dar ve çekici ki, aslında cıplak geziyoruz da farkında deyiliz.

    Çarsaf mükemmel bir şeydir Müslüman kadınlarımız için. Onlar siyaha bürünmüş birer elmasdır,
    onlar dinine uçan birer kuşdur. Evet, onlar siyaha bürünmüş Müslüman kadınlardır.

    İnsha’Allah abartılı görünmüyordur. Ama ne diyelim, bu dervirde çarsaf çok abartılı geliyor. Halbuki Allahu Teala’nin bir emridir, örtünelim bacımlarım ablalarım. Kapanalım, haramdan günahdan ve fitneden kaçalım. Kaçalım ki Allahu Teala bize yardımcı olsun.

    Ben çok üzülüyorum moda diyipde uyanlara. Sen neyin arkasından gittiğinin farkında mısın? Sen kimi dinlediğinin farkında mısın? Sevmezsen bile moda diye giyinenlere ne demeli? Kendini çok ucuza gösterenler, tek lafa dikkat çekeyim sonunda uçurum var bu yolun.

    Çarsaf benim için çok değerlidir.

    Allaha emanet olun. Özür dilerim yanlış bir söz yazdıysam. Hakkınızı helal edin.

    Salaam aleykum wa rahmatullahi wa barakatu.

  14. Mustafa diyor ki:

    Benim annem de çarşaflı ve ondan gurur duyuyorum. Allah cümlemize onun gibi edep timsali anneler nasip etsin.

    Her zamanda çarşaflıların arkasındayız. Kınayanlar önce kendilerini kınasınlar. Çünkü herkes layığını giyer kardeşim.

    ÇARŞAF ALLAHIN EMRİDİR. KADININ KİMLİĞİDİR. Bu yüzden kimseye hakaret etmeye hakkımız yok.

    Ne demek çarşaflıları ninja kaplumbağalara benzetiyolar. Onlar kim oluyor. Bu kadar seviyesizlik olmaz yani.

    Onlar aşşağılanmayı haketmiyorlar. Çünkü onlar ALLAH YOLUNUN NADİDE MÜCAHİTLERİDİR

    Saygılarımla ES SELAMUN ALEYKÜM

  15. Hatice Cömert diyor ki:

    Abdullah bey kendince saçma sapan bir de savunma mekanizması kurmuş. Okuduğum saçmalıklara inanamıyorum.

    Yok çarşafın uçlarından hava giriyormuş da serinletiyormuş… Siz böyle söyleyerek ancak eşinizi ve kızınızı kandırabilirsiniz.

    Hangi akıl sağlığı yerinde olan çocuk çarşaf giyer? Siz okutmayın çocukları, sokağa dahi çıkarmayın, sonra da kendisi kapandı deyin.

    İyi bilirim ben sizleri. Hiç çocuk dediğin çarşaf giyer mi? Mantıklı olun lütfen.

    Kur’an’ın neresinde “Çarşaf giyin” diye yazıyor da Allah’ın emri olduğu gibi saçma sapan iddialar ortaya atıp, dinimizi bu şekilde gösterebiliyorsunuz.

    Sizin gibi insanların yaptığı provokasyonlar yüzünden Müslümanlık denince çarşaflı insanlar gözler önüne geliyor ve kimse Müslüman olmak istemiyor.

    Halbuki böyle değil. Bir Müslüman türbansız da olabilir ama namazını da kılar, orucunu da tutar hacca da gider sadaka da verir.

    Akşama kadar sayısız günah işliyoruz. Başımızın açık olmasının daha fazla günah olduğunu düşünmüyorum. Tamam kapalı olunmalı ama bu da insanla Allah arasındadır. Kimse herkes kapanmak zorunda diyemez. Öyle bir şey olsaydı Allah kimseye irade vermezdi.

    Çarşaflılara laf söyleyince mutlu oluyorlar bence. Çünkü farklılar ya sözde. Allah’ın emirlerine uydukları için zorluklar yaşayıp Allah’a bir adım daha yakın olduklarını sanıyorlar. Ama açık olan insanları da or.spu yapmaktan geri kalmıyorlar.

    “Çarşaf Allah’ın emridir” diyenlere sesleniyorum: Dini kendi kafanıza göre yorumlama hakkını size kimse vermiyor. Haddinizi bilin!

    Şöyle de bir şey var: Genelde kapalı kapılar ardında hoca olmuş (olduğunu iddia etmiş) insanlar genelde çarşafı savunuyor. Bence çoğu bunu sömürülmeye yatkın insanların fazlalığının farkında oldıklarından yapıyorlar.

    İnsanların ne kadar boşlukta olduğunun ispatı: Ali Kalkancı olayında da anlaşılmıştır! Ben hiç bir ilahiyat profesörünün “Çarşaf Allah’ın emridir” dediğini duymadım! Hep aksini savundular.

    Böyle küçük ayrıntılara takılmayın ve dininizi açıkta değil içinizde yaşayın.

    Son olarak, Sevgili Şekerpare insanları kınayabilmek için yaşın daha çok küçük canım.

  16. Nuurun Küçük Kahramanı diyor ki:

    Hatice Cömert hanımefendi, ne yapmaya çalıştığınızı anlamış değilim. Galiba örtünmemek için bahane üretiyosunuz. Daha doğrusu işinize gelmiyor.

    Bir kere bayanlarda bir tek saç telinin görünmesine kırk zina suçu veriliyor. Siz diyosunuz ki, “İnsan namazını kılar, orucunu tutar ama başını örtmeye bilir”. Bu kadar saçma bir düşünceyle karşılaşmadım.

    Bence, siz işinize geldiği gibi dini yaşamaya çalışıyosunuz. Bu da çok yanlış. Madem kendiniz girmiyosunuz çarşafa, girenlere de “Bu Allah’ın emri değildir” diyemezsiniz.

  17. Sima diyor ki:

    Abdullah Beye cevap, çarşaflı kadınların özgür olduğundan bahsetmiş. Bir de şu açıdan bakalım: Çarşaf içinde sadece kadınlar mı özgürdür? HAYIR! Erkekler de özgürdür ve çarşafın içine girmiş bir erkek “bayanlar tuvaletine” girip kadınları rahatça izleme özgürlüğüne de sahiptir.

    Tabi bunu, özgürlüğün hangi tanımına sokmak mümkün tartışılır. Tanıyın bakayım sadece gözleri görünen şu köşedeki çarşaflı, teyze mi yoksa amca mı?

    Sözlerime şu hususu da eklemek isterim. Ben bu yazıyı ilk okuduğumda çarşaf doğru mu yanlış mı sorusuna cevap aramak yerine, toplumumuzda bayanlara yüklenen extra görev dikkatimi çekmişti. Şöyle ki, oğullarının ne yaptığından bir haber aileler, titizlikle namuslu, “kendilerine yakışan” bir gelin ararlar.

  18. F. Cumhur diyor ki:

    Abdullah beyin söylediği doğru olabilir. Çünkü çarşafın genel olarak giyildiği müslüman ülkeler genelde çöl sıcağıyla karşı karşıya. Bunu sıcaktan korunmak için giyebilirler.

    İşte buradan yola çıkarak şöyle bir şey diyebiliriz. Çarşaf ta bulunduğu ülkenin mevsimine göre ürettiği bir kapanma kıyafetidir.

    Yani biz Türk isek, Araplar gibi kapanma mecburiyetimiz yoktur. İslam dini kapanın diyor ise her ülke kendi yaşam tarzlarına göre kapanır.

    Mezhepler de bu farklılıktan yola çıkmadı mı?
    Çarşaf giyen giysin. İnsanların kıyafetine karışamayız. Ama Türk isek Araplar gibi kapanma zorunluluğumuz yoktur.

    Yani çarşaf giymeye ne gerek var. Daha göze hoş kıyafetler giyilebilir (Göze hoş derken yanlış anlamayınız).

  19. Hatice Comert diyor ki:

    Kimin küçük nurusunuz bilmiyorum ama çıkmış hala çarşaf Allah’ın emridir diyorsunuz. Dini bu şekilde provoke edemezsiniz.

    Saçının bir telini göstermemek sadece çarşafla oluyor değil mi? Hanımefendi siz o çarşafın içinde mutluysanız bana ne. Ömür boyu mutlu olun. Ama çarşaf giydiniz diye cennetin yedinci katında köşkleriniz olacağını zannediyorsanız yanılıyorsunuz.

    Kaldı ki merak etmeyin, ben dinimi sizden çok çok daha iyi biliyorum. Başımı kapatmak için bahane uydurmam bana bir şey kazandırmaz hanımefendi.

    Günaha giriyor olabilirim, ama benim bir zekam ve kendi seçimlerim var. Günah da olsa, Allah’la benim aramda.

    Siz şöyle insanlarsınız ki örümcek kafalılığınız açıkça görülüyor. Bir insan çarşaf giymezse cehenneme gider, çarşaf giymezse ya da başörtülü değilse, namaz da kılsa, oruç da tutsa, zekat da verse kabul olmaz. Yok saçının bir teli görününce kırk zina suçu oluyormuş da!…

    Nerede yazıyor hanımefendi bunlar? O zaman kabaca bir hesap yaparsak 40*100000000=4000000000 tane zina suçum olmalı benim. Kaldı ki bu sizin tabirinizle heralde bir saniyede yazılan günah olsa gerek. Gerisini hesaplamaya benim gücüm yetmez.

    Ayrıca biz o zaman başımızı kapatıp 40 kez zina yaparsak aynı kapıya mı çıkıyor? O zaman hiçbir fahişe benim işlediğim günahı işliyor olamaz.

    Mantıklı konuşun biraz mantıklı. Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun! Bana boş laflar değil, kaynak gösterin. Bu şekilde çocukların beynini de yıkıyorsunuz.

    Allah hepimizin sonunu hayır etsin. Sizin gibi dini kullanan Atatürk düşmanlarının eline düşürmesin.

    Bu arada Cumhur Bey’e ve Sima Hanım’a katılıyorum. Böyle inanıyorsanız çarşaf giyebilirsiniz! Ama açık bir kız gördüğünüzde tiksintiyle, öcü görmüş gibi bakarsanız, onlar da size öyle bakar kusura bakmayın!

    Size bir laf söylenince kıyameti koparıp; açık olan insanları namussuzlukla suçlayamazsınız.

    Saygılar.

  20. Rasule Aşık diyor ki:

    Es selamun aleyküm, ben bu çarşaf konusunun neden bu kadar büyütüldüğünü anlamış değilim. Açıkcası çok saçma. İnanan ve kendine güvenen çarşafı giyer. Yok inkar edip, kendine yakıştırmayan ve Allah’ın emirlerinden kaçacak yol arayanlar girmez çarşafa. Bu, bu kadar açıktır ve nettir.

    Başörtülü kardeşlerim yanlış anlamasınlar, onlara bir sözümüz yok. Onlardan Allah razı olsun her zaman. Bizim sözümüz din düşmanlarına ve “Moderniz biz” diyenlere. Ne demek oluyorsa

    Zamanında çarşafı Fatıma anamıza giymesini isteyen efendimiz(s.a.v). Yani efendimizin istediği bir şeyi biz de isteriz elhamdülillah. Başımızın üstüne her zaman.

    Allahın rahmet ve inayeti üzerinize olsun kardeşlerim, es selamun aleyküm. Allah’a emanet olun inşallah.

  21. Nurun Küçük Kahramanı diyor ki:

    Hatice Cömert hanıma,

    Yeter kardeşim artık. Konuşmalarınıza dikkat edin. Siz kimsiniz de “Allah’ın emri değil” dersiniz.

    Bunu kimse inkar edemez. Çarşaf Allah’ın emri, kadının kimliği. Bu böyle kardeşim. Kim ne derse desin. O diyenler kimliksizlerdir. Bir şey diyemeyeceğim malesef.

    Burada milletin gözünü boyuyormuşuz, beyin yıkıyormuşuz… Ah keşke yıkayabilsek. Malesef sizin gibiler oldukça, bizim sözlerimiz dinlenmez.

    Benim en çok üzüldüğüm ise ileride yetişen nesilin sizin gibi olması ve siz gibileri örnek alması.

    ALLAHIN RAHMETİ ÜZERİNİZE OLSUN SELAMUN ALEYKÜM.

  22. Nurun Küçük Kahramanı diyor ki:

    “Çarşaf Allah’ın emri değildir” diyenler iyi bakın.

    AHZAP SURESİ (33) 59. AYET

    Mügminlerin kadınlarına söyle cilbablarını (çarşaf) üzerlerine sarkıtsınlar yaklaştırsınlar”

    emri verilmiştir. Daha bundan sonra, tekrar geçipte çarşaf Allah’ın emri değildir diyenler varsa onlar bence biraz daha düşünsünler.

    “Acaba mümin miyiz” diye.

    Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize, nuru da gönlünüze dolsun inşallah es selamun aleyküm.

  23. Hatice Comert diyor ki:

    Bakın Kahraman hanım, yazınızda yazmış olduğum yoruma bir karşılık bulamamakla birlikte şahsıma ve Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan çarşaflı olmayan ve çarşafı reddeden tüm insanlara karşı yaptığınız ‘Kimliksiz’ hakaretini şahsınıza aynen iade ediyorum.

    Beyin yıkama konusuna gelince, söylediğiniz şeyin bir suç olduğunun bilmem farkında mısınız?Talihsizce bir söylem olarak değerlendiriyorum.

    Bunların gereken durumlarda mahkemede kullanılacağını düşünüyorum.

    O yazmış olduğunuz ayete gelince, bu konuda kesin bir yargı yoktur. Bu yalnızca bir yorumdan ibarettir. Kaldı ki bunu üniversite profesörleri kesinlikle reddeder.

    Cilbab denen şeyin manası Arapça’da dahi açık ve net bilinmemektedir. Çarşaf denen şey yalnızca bir uydurmadan ibarettir.

    Çarşafın Türkçe manasını söyleyeyim: yataklara yatarken altımıza serdiğimiz yaygıdır. Ben başka bir anlamını bilmiyorum.

    Bir de yukarıda yazmış olduğum yorumda sormuş olduğum hiçbir sorunun cevabını alamadım.

    Şu zina ile eşleştirmeniz konusundaki kısım? Yazdığım yazıya vermiş olduğunuz hiçbir tutarlı ve elle tutulur cevap yok.

    Saçmalıklar istemiyorum. Bu kırk zina suçu ile ilgili husus Kuran’ın neresinde mevcut? Verecek cevabınız zaten olamaz da eminim farkına varabilmişsinizdir yazdığınız yazınızın saçmalık derecesinin.

    Bir de benim bir kimliğim var ve üzerinde ‘TC vatandaşıdır’ yazıyor. Ve bu kimlik Amerika’da da geçerli Afrika’da da, İsveç, Fransa, İngiltere, Arabistan’da da…

    Saygılar

  24. Nurun Küçük Kahramanı diyor ki:

    Kardeşim şu yazıyı yazarken inanın ağlayarak yazıyorum.

    Kardeşlerim, bizim yediğimiz hakaretlerin 100’de birini hayat kadınları bile yemiyor. Yani biz bu kadar mı kötüyüz? Bu kadar mı hakareti hak ediyoruz? Ne yaptık ki biz size?

    En azından insanız, bu yüzden ötürü bari saygı duyun lütfen.

    Tamam biz size hiçbir şey demiyoruz. Demeye de hakkımız yok. Biz sadece üzerimize düşen görevi yapıyoruz.

    Bir zamanlar siyah insan, beyaz insan ayrımı yapılıyormuş. Şimdi de çarşaflı, açık ayrımı mı yapılıyor? Lütfen arkadaşlar, bizleri daha fazla ayaklar altına almayın.

    Hatice kardeşim sana da istemeyerek bir şeyler yazdıysam affola. Ama nolur sen de bir insan olarak bize saygı duy. Bu bir rica.

  25. F. Cumhur diyor ki:

    İnsanların yaptığı en kötü şey, düşüncelerini başkalarına kabul ettirmeye çalışmasıdır.

    Herkes aynı düşüncede olmaz, olamaz.
    Sayın Hatice hanım ve Nurun Küçük Kahramanı niye olayı saptırıp ta ikili tartışmaya döküyorsunuz.

    Allah’ın emri olup olmadığını araştıran bulur. Niye karşı tarafı ikisinden birine kabul ettirme zorunluluğu hissediyorsunuz kendinizde.

    Güzel bir şekilde tartışmak varken niye birbirinizi rencide ediyorsunuz?

    Saygılarla

  26. Hüseyin Kolcu diyor ki:

    Hatice hanım, bu ne şiddet, bu ne celal. Yazılarınızın bazılarını okudum ve hepsinde ya Kürtlere ya çarşaf takanlara ya dindarım diyenlere ateş kusuyorsunuz. Derdiniz nedir sizin?

    Siz her şeyinizle düzeni savunuyorsunuz. Madem savunduğunuz düzen bu kadar güzeldi, neden bazıları paşa hayatı yaşıyolar da, bazıları yokluk içinde yaşıyor ve paşa hayatı yaşayanların çoğu da nedense düzen savunucuları. Hatice hanım yanlış yerdesiniz.

    Anladığım kadarıyla ükenizi seven birisisiniz ve bu sadece düşünce aşamasında değil. Sizde bir şeyler yapmaya çalışıyor ve yapıyorsunuz. Ama bu ülkenin bu hale gelmesindeki asıl suçlu olanları yargılamayıp, hep ezilenleri ezmeye çalışıyorsunuz.

    Eminim ki siz de paşalara benzer bir hayat yaşamıyorsunuz. Onun için Hatice hanım, biraz daha hoşgörülü olun ve asıl düşmanlarımıza karşı beraber savaşalım.

    Herkes aynı düşüncede olmaz tabi. Ama herkes hak ettiğini alamıyorsa onların yanında ilk biz olmalıyız.

    Umarım anlarsınız.

  27. Merve diyor ki:

    Arkadaşlar bu olayı neden bu kadar büyüttüğünüzün farkında deyilim.

    Ben açık bir bayanım ama her şeyin farkındayım. Yani dinimizin bayanlar için örtünün emrini verdiğinin farkındayım. Allah kısmet ederse ben de örtünmek istiyorum. Fakat bu yapılan seviyesizce tartışmalara anlam veremedim.

    Bazı kardeşlerimiz dinlerini bizden farklı yaşadıkları için bu bizi rahatsız etmesin. Emin olun ki Allah katında doğru olan odur.

    Yapanlardan ALLAH razı olsun

    ALLAH’A EMANET OLUN.

  28. Hüseyin Kolcu diyor ki:

    Bir gün kızım olursa, onun çarşaf giymesini istemem. Ama kendi de ısrarla “Çarşaf takıcam” derse de onu evlatlıktan reddetmem. Ona güvenirim.

    Çarşaf takan kadınlara karşı kesinlikle önyargılı davranmam. Takmayanlara da davranmam. Birisi çarşaf takmıyor diye birine hakaret ederse ondan iğrenirim ve onun karşısında olurum. Biri de yine takıyor diye hakaret ederse ondan da iğrenirim ve karşısında olurum.

    Arkadaşlar birileri Atatürk diyerek laiklik diye, çarşaf diye, türban diye sermayelerine sermaye, paşa hayatlarına, paşa hayat katıyor.

    Çok komik. Kara çarşaflı kadınları tartışıyoruz. Biraz çeşitliliğe saygı duyalım ki dünyada bize saygı duysun.

  29. Hüseyin Kolcu diyor ki:

    Evet, bazı arkadaşlarımız dinimizi bizden biraz daha farklı yaşıyorsa bu bizi rahatsız etmesin.

    Merve hanım konuya noktayı koydu bence. Doğru mu Hatice hanım?

    Merve hanıma bir ilave de ben yapayım. Aynı şey herkes için geçerli olmalıdır. Çarşafı tercih edenler için de bizim için önemli olan beyin olmalı, dış görünüş değil.

  30. Nurun Küçük Kahramanı diyor ki:

    Selamun aleyküm. Allah razı olsun kardeşlerim.
    Ne zamandır şu sitede bir kişi bile çarşafa saygı duymamıştı. Allah bu kişilerin çoğalmasını nasip etsin inşallah.

    Anlamadığım bir şey var. Neden tartışılıyor ve karşı çıkılıyor? Ne yapıyor size çarşaf? Allah’ın aşkınıza, dışarıda bir sürü insan yarı çıplak dolaşıyor. Millet bunu görüyor fakat bir şey demiyor. “Saygı duymalıyız, herkesin kendi seçimi” diyolar ama onların yanından bir çarşaflı geçse “Şuna bak, ne gerek var ona”, “Niye giydin kara böcü, ninja, ter yuvası” böyle hitap ediyorlar.

    Hani saygı duyuyordunuz? Nerede saygı? Saygı sadece göbeğini gösterene mi?

    Lütfen, biz sizden hiçbir şey istemiyoruz. “Çarşaf giyin” veya “Giydirin” diyen de yok kimseye. Bizim istediğimiz sadece diğer insanlara duyulan saygıyı kendimize de duyulması.

    Ayrıca açmak medeniyetse, hayvanlar bizden daha medenidir.

    Saygılarımı sunuyorum ve yorumu şu şekilde bağlıyorum; Allah’ın rahmeti üzerinize üzerinize, nuru kalbinize nakşolsun inşallah. Selamun aleyküm.

  31. Hatice C. diyor ki:

    Sn. Merve, seviyesizce olarak bulduğunuz tartışmalara üçüncü şahıs olarak bir laf gönderme çabanız tuhaf ve bazıları için bu yazınızın bu kadar basitçe bu konuyu noktalamış olduğu düşüncesi sizlerin fikirlerinizin ne kadar dar olduğunun bir göstergesidir.

    Herkese saygılar, sevgiler.

  32. Abdullah Oğlu Abdullah diyor ki:

    Maide 50. Onlar h

  33. Seda diyor ki:

    Ben 10 yaşında, açık ama müslüman bir çocuğum.

    Allah 2 yol vermiş. Biri eğlence Hristiyanların gittiği ikincisi kapanmak ve cennette eğlenmek.

    Ben büyüyünce kapanacagım. Belki çarsaflı olurum. Ama ben şimdi de Müslumanım.

  34. Nurun Küçük Kahramanı diyor ki:

    Sedacım senin böyle düşünmen bile çok güzel. Ki en azından kapanmayı Allah yolunu öğrenmişsin.

    Allah ailenden razı olsun. Diğerleri gibi olsan, düşüncesi bile çok kötü. Sen doğru yoldasın inan.

    Allah sana çarşaf giymeyi nasip etsin

    Allah’ın rahmeti ve inayeti üzerine olsun sevgili kardeşim.

  35. Hatice C. diyor ki:

    Allah kimseyi sizlere benzetmesin. Din sömürücüleri.

    10 yaşında bir çocuk çıkıp, “Çarşaf giyeceğim” diyor, birileri de çıkmış, “Bravo Allah yolunu öğrenmişsin, inşaallah diğerlerine benzemezsin” diyor.

    Bu diğerleri de, başımız açık olduğu için Allah yolunu bilmeyen kafirler olarak bizler oluyoruz.

    Küçük kardeş sana ne öğrettiler, neyle yıkadılar senin o küçücük beynini de, başı açık herkesin Hristiyanlık yolunda olduğunu düşündün.

    10 yaşında küçücük bir çocuk nereden buldu da bir de oturdu bu siteye yorum yazdı.

    Bizim ailede çocuklar mesela böyle interneti rahatça kullanamazlar.

    Neyse Allah sana yardım etsin de inşaallah senin beynini de yıkamasınlar.

    Gerçi hemen kutlama mesajları başlamış çarşaf giyeceğin için. Zaten başka alternatifin de yoktur. “Çarşaf giyerim belki” dediğine göre mutlaka ailen çarşaflıdır; Çünkü türbanlı bir ailenin çocuğunun çarşaf giymesi de mümkün olamaz. Hiç görmedim.

    Benim annem türbanlı. Küçükken bazen bizim eve çarşaflı kadınlar gelirdi. Ben korkup kaçardım. Çok korkardım onlardan ve büyüyünce asla onlara benzemeyeceğim derdim. “Bana büyüyünce sen de kapatacak mısın başını?” derlerdi. Daha 5 yaşındaydım ve bu kadar küçücük bir çocukla konuştukları konuya bakın.

    Birisi çıkıp bir taraflarını yırtsa, “Ben çarşaflıyım ama öyle değilim” diye beni inandıramaz. İleride çocuğum olursa, asla onları bu insanlara yaklaştırmayacağım.

    Zararlı insanlar olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki kıyafetlerinin içerisinde gerçekten tanınmıyorlar.
    Hatta o kadar tanınmıyorlar ki kadın mı erkek mi olduğu dahi anlaşılmıyor.

    Bundan sonra bu insanlardan birisi çıkıp da bu siteden başım açık olduğu için dinime dil uzatırsa bu kadar kibar olmam emin olun.

    Burası Laik bir ülke. Çıkıp da kimse müslüman olmayanları da eleştiremez. Küçümseyemez.

    Herkes haddini bilsin!

    Bu arada burada iki yazı okudu diye oturup ağlayanlar da ruh hastası olmalı; bir doktora görünmenizi tavsiye ederim. Gerçi doktora gitmek de günahtır onlara göre. Çocuklarını okutanlar cehennemliktir (özellikle kız çocuklarını) derler ama doktora gidince de bir taraflarını yırtarlar kadın doktor isterim diye. Bu doktorlar gökten iniyor ya.

    Herkese saygılar.

  36. Seda diyor ki:

    Hatıce abla, benim ailem çarşaflı değil ve dediğin çok yanlış. Benim çarsaflılara sevgiyle bakmamda ne sakınca var. Sen çarşaflıların ınsan olduğunu unutup onları ayırıyorsun.

    Allah istemiş çarşaflı olmayı. Yanlızca çarşaf yok. Başka şekilde de kapanılınabilir. Babam bu siteyi okurken gördüm. Ben de çok istedim yazmayı ve babam da bana hiç karışmadı.

    Aramızdakı fark, benim ailem beni herkeze karşı sevgi ıle yetiştirmiş, ama sen onlara düşmanca bakıyorsun ve iftira atıyorsun.

    Bunun hesabını hiç düşünmüyor musun?

    Selamlar.

  37. Hulya diyor ki:

    Sunu dusunuyorum ki hic kimsenin hic kimseyi yargilamasina ne gerek vardir ne de gerekce… Herkesin dusuncesi kendisinedir ve herkesin dusuncesine saygi duyulmalidir. Bu hem etik bakimdan hem de saygi bakimindan onemlidir. Fakat burada bazi yerlerde dusunceler konusulurken carsafli kadinlarin asagilandigini sezdim. Bu benim fikrim… Herkes endi dinini, kulturunu yasamakta serbesttir Turkiye’de. Cunku Turkiye demokrasiyle yonetilen bir ulke. Laiklik var diye hic kimse kapanmayacak diye birsey soz konusu bile olamaz. Herkes kendi dinini istedigi gibi yasayabilir. Lutfen arkadaslar rica ediyorum fikirlerimizi paylasirken kirici ve incitici sozler sarfetmeyelim. Cunku hepimiz insaniz ve hepimizin duygulari kalbi var. Saygilarimi sunarim….

  38. Erdal diyor ki:

    Kara çarşaf bence gerekli bir şey değildir, ben yolda saçı açık bir kadın görünce tahrik filan olmuyorum, siz oluyorsanız o sizin sorununuzdur, siz gözlerinizi kapatın.

  39. Nurun Küçük Kahramanı diyor ki:

    Erdal bey, senin fikirlerin önemli değil. İnsanlar sen dedi diye giyip veya giymemezlik yapmazlar. Onlar Allah emrettiği için, onun rızasını kazanmak için giyiyolar. Sizin bir hükmünüz yok bu konuda.

    Yani bana göre çarşaf gereksiz diyemezsiniz. Çünkü Allah istiyor bunu. Sözlerinize dikkat edin lütfen.

  40. Muamma diyor ki:

    1. Allah kara çarşafı emretmiyor. Böyle saçma sapan düşünceler barındırmayın. Allah örtünmeyi emrediyor.

    2. Çarşaf giyen kadınlar Müslüman, giymeyenler kafir öyle mi? Bu ne biçim bir düşüncedir böyle. Ben Kur-an’ımı okurum, namazımı kılarım, orucumu tutarım ama çarşafa karşıyım. Hem de sonuna kadar.

    Mütevazi bir şekilde kapanmak varken bu çarşaf neden ve üstelik bunu Allah’ın emri diye küçücük bir çocuğun aklına sokuyorsunuz.

    Ben küçüklüğümden beri çarşaflıların arasındaydım. Her çarşaflı aynı değil, bunu kabul ediyorum. İçinde medeni düşünenler de var. Fakat gördüğüm birçoğu yok televizyon günah, yok oyuncak günah, yok kız çocukları okur mu, yok hastaneye gidersem erkek doktora muayene olmam… Böyle yobaz düşünceler barındırıyor. Burası özgür bir ülke ve herkes başkasının özlürlüğünü kısatlamadığı sürece özgürdür. Yanlızca dikkatimi çeken bir husus var burda. Çarşaf giymeyene müslüman diil muamelesi yapılıyor. Buna aşırı sinirlendim. Müslümanlık yanlızca çarşaf giymekle olup bitiyosa tamam ben müslüman değilim var mı böyle bir düşünce.

    Nuran hanım size söylüyorum. Burda kimse açmak medeniyettir demiyor. Konuyu saptırmayın. Kimse sizin gibi katı düşünmüyor. İslam dini hoşgörüdür. Herkes birbirinin fikirlerine hoşgörülü yaklaşsın siz başı açıklara kafir muamelesi yaparsanız, onlar da size bu şekilde davranırlar.

    Kimse kimsenin ahlak bekçisi değildir. Herkesin inancı kendinedir ve Allah ile kendisi arasındadır buna kimse yargıda bulunamaz. Ben çarşaflıları kınamıyorum, küçümsemiyorum. Onların düşünce ve inançlarıdır, saygı duyarım. Fakat ben sadece gereksiz buluyorum ve çarşaf giyenlerin başı açıklara namussuz muamelesi yapmalarına kızıyorum.

    Yanlızca şunu unutmayın. Dinimiz bize çarşaf giyin diye emretmiyor. Kapanın buyuruyor. Yani haram olan yerlerin kapalı olması durumunda ne ile örterseniz örtün diyor. Yüzün görünmesi haram değil ki. Bunu müslümanım diyen çarşaflıların daha iyi bilmesi gerekir ve madem ki biliyorsunuz daha düzgün görünümlü yakışır bir şekilde örtünün.

    Ama asla ve asla başı açıkları namussuzlukla suçlayıp, sen müslüman değilsin yargısında bulunmayın!! Bu bir Müslüman’a yapılacak en büyük hakarettir!!

    Her şeyin en doğrusunu yanlızca Allah bilir.

  41. Hatice C. diyor ki:

    Erdal Bey bence siz kesinlikle haklısınız. Nurun Küçük Kahramanı Hanımefendiye cevap vermemenizi rica ederim. Çünkü elinizi verip kolunuzu kaptırırsınız. Zaten yukarıda benimle girmiş olduğu polemiği okursanız, eğer körü körüne bağlanmış olduğu inançlarını ve düşüncelerini kavramış olursunuz. Benimle yaşamış olduğu polemikle aynı şekilde başlamış olduğu ve devamında tamamen aynı savunmaları yapacağına olan inancım yaşayacak olduğunuz karşılıklı cevaplaşmaların gereksiz olduğunu düşündürüyor bana. ben de bu tartışmadan ancak cevaplarımı keserek kurtuldum.

    SAYGILAR

  42. Baba Horoz diyor ki:

    Erkek her türlü haltı edecek, sıcaklarda rahat rahat giyinecek, kadın kapkara bir çarşafın arkasında gerekirse yüzünde peçesi ile beraber elinde siyah eldiveni dahil cehennemini bu dünyada yaşayacak. Siz yaratıcı ile alay mı ediyorsunuz?

    Yüce Yaratıcının adalet ilkesini temelinden sarsıyorsunuz. Yarattığı iki varlığın birisine sınırsız özgürlük verirken diğerine sıkıntı vermek insanın mantığına bile ters geliyorken Yaratıcının mantığına nasıl uyar?

    Egemen güç olan erkeğin menfaatleri bunu gerektiriyorsa bal gibi uyar uymasa da uydurulur.

    Kadını bu kıyafetin içine soktunuz, gözlerini niye kör etmiyorsunuz? Kadını nefsi yok mu ? Gören gözleri karşıdan gelen erkeği farkettiği zaman, peçesinin arkasından bile olsa, o erkeğe iç geçirip ne kadar yakışıklı diyemeyecek mi, çarşafa rağmen, Eee ne işe yaradı çarşaf? O zaman neymiş, kadının da nefsi varmış, gözü gördüğü sürece kadının nefsi de faal olacaktır. Çünkü Yüce Allah ona da bir nefis vermiş, ona da canlıların en şereflisi ünvanını vermiş. Yani en şerefli varlık ünvanı erkeğin değil, insanındır, kadın da bu insan denilen varlığın diğer versiyonunudur.

    Seni kadından üstün kılan şey iki bacağının arasındaki şeyse onu kes ve at, şimdi kadından bir farkın kalmadı, senin İslamdan anladığın sadece bu kadar fazlalık mı idi? İslam içinde erkeğe yakıştırdığın üstünlük ve onu o kapkara sıkıntının içine sokma hakkını sana veren fazlalık sadece bu mu idi? Peki o zaman senden daha zeki, senden daha takva sahibi müslüman kadının Allah katında senden üstünlüğünün dünyadaki haklarına bir yansıması olmayacakmı?Bu na damı sen karar vereceksin?

    Kadını çarşafın içine sokmak ihtiyacı erkeğin nazarından kadını korumak ise, Kadının nefsinden de erkeği korumak için erkeğinde ÇARŞAFA girmesi gerekmektedir. Çünkü gözleri gören kadın erkek açık olduğu için günaha girmektedir.Ya kadınların gözlerine mil çekin, yada sizler de çarşafa girin.

    Yazıklar olsun, O yüce dini Peygamberimiz SAV.zamanında olduğu gibi insanların mutluluğu için kullanacağımıza, kadının iki bacağının arasındakini kollama öcüsü haline getirerek, tarihte hiçbir müslüman devletin neden egemen güç olamadığının da cevabını vermiş oluyorsunuz. Çünkü biz onlarla uğraşırken insanlar diğer insanların beyinlerine önem vererek aya kadar gittiler.

    Yüce dinimizin asıl hedefinin insan BEYNİ ve GÖNLÜ olduğunu bile bile kadına bu zulümü İslamiyet adına yıllardır reva gördünüz.

    İnsanların Peygamberimiz zamanında yetersiz endüstri ve olumsuz çöl koşullarında giydiğini tekstilin en üst düzeyde olduğu ve her türlü tasarımın yapıldığı Allah’ın verdiği zekayı kullanan insanların her iklime göre kumaş ürettiği bir dönemde bile gelişmeleri reddedip sarık, cüppe ve çarşaf üçgeninden kurtulamadınız.”Sanki bir günü diğerine eşit geçen müslüman doğru yolda değildir”diyen başka bir dindi, İlim çinde de olsa gidin öğrenin diyen başka Peygamberdi. Gözününün önünde dokunan tekstilin bile ilmini görme niyetiniz yok. Yüceler yücesi Peygamberimiz bugün yaşasaydı Takım elbisesini giyer en güzel parfümü sürer ve insanların içinde ışıltı saçardı. Biz gelişmeyecek idiysek, Peygamber niye gönderildi?Kur’anı Kerim neden gönderildi? Sadece Çarşaf inerdi,herkes kurtulurdu.”Sizin kadınlarınızın üzerinde olduğu gibi kadınlarınızında sizin üzerinizde hakları vardır” diyen Allah’a kıyamet günü kadınlarımız :Allahım bu kulun beni kara çarşafın içine sokarken, kendisi sere serpe gezindi, bu kulundan davacıyım, cehennem gibi sıcaklarda bile üstelik güneşi en çok çeken siyah renkten çarşaf giydirdi, diye davacı olduğunda sakın bunun adı KUL HAKKI olmasın? Dikkat, kul hakkı Allah ın dünyada cezasını veririm dediği üç günahtan bir tanesidir ve kapsamı çok geniştir, Erkeklere duyurulur.

  43. Hüseyin Kolcu diyor ki:

    Kardeşim onun yorumuna göre Allah çarşafı emretmiş sana göre başka olabilir. Bana göre de başka olabilir. Niye heyecanlanıyosunuz ki, sakin olun, gevşeyin.

  44. Nurun Küçük Kahramanı diyor ki:

    Çünkü sizin verecek cevabınız yokta o yüzden bir daha da benim ismimi kullanmayın lütfen. Ben size bir şey demedikçe sürekli benimle çatışıyosunuz.

    İnşallah rabbimden dileğim sizin başınıza bir olay versin de çarşafla ilgili o zaman anla bizim de insan olduğumuzu. Sadece bunu istiyorum rabbimden.

    Lütfen daha fazla benim ismimi ağzına alma. Ben sana yine de kötü dua etmiyorum hiç bir zaman Allah seni her zaman mutlu etsin ve bütün güzellikler seninle olsun. Ama lütfen sen de birazcık elini vicdanına koy, lütfen.

    Erdal bey size de kötü bir şey söylemiyorum ama bizi hiçbir zaman sevmediniz, sevmiceksinizde ama olsun sevmeyebilirsiniz herkes birbirini sevecek diye bir kanun yok ama birbirimizi birer düşman gibi görmeyi bırakalım artık.

    İnanın ben çok üzülüyorum bu tartışmalara. Ben sizlere birer zeytin dalı uzatıyorum. Kabul edip etmemek sizin elinizde. Ama unutmayalım HEPİMİZ BİRER MÜGMİN KARDEŞİZ nolur bırakalım bu tartışmaları. Ben eğer kötü bir şey söylediysem affedin kırdıysam.

    Erdal bey ve Hatice hanım bırakalım artık olur mu?

    SELAMETLE İNŞALLAH.

  45. Hatice C. diyor ki:

    Sn Baba Horoz, söylediğiniz şeylere kelimesi kelimesine katılıyorum. Oturup günlerce düşünseydim dahi anlatmak istediklerimi bu kadar açık anlaşılır ve doğru anlatamazdım.

    Sanırım bu sizin yaşça benden daha olgun ve görmüş geçirmiş olmanızdan kaynaklanıyor.

    Bunun yanı sıra şunu da eklemek isterim ki çarşaflı bayanlar da bu şeyi sırtlarına seve seve beğene beğene giyiyorlar ve bunun da Allah’ın emri olduğunu iddia ediyorlar. Buna körü körüne inanmışlar yazık ki. Sanırım bu onların eğitimsiz olmalarından ve örnek aldıkları büyükleri tarafından bu şekilde kandırılmış olmalarından kaynaklanıyor.

    Kendilerini Allah’ın neferleri, cennetin kraliçeleri olarak görüyorlar ve bir zamanlar Hristiyanlığın düştüğü cennetten toprak satınalma sapkınlığı tarzındaki bu yaklaşımları kendilerini bizden ve çarşafsız, sarıksız, cüppesiz, insanlardan uzaklaştırıyor.

    Bir de çarşaf giymeyenlere kasap dükkanı yakıştırmaları yapmaları vs. var tabi. Bizim bunları duyduğumuzda verdiğimiz haklı tepkiler karşısında onlar kulaklarını tıkayıp bizi gavurlukla suçluyorlar.

    Eh haliyle onlarada bir takım yakıştırmalar yapılıyor örümcek, ninja kaplumbağa, kara Fatma vs. Ama bunların hiçbiri onların şahıslarına olan nefretten değil giydikleri o şeyden dolayı oluyor.

    Onların hakaretleri ise genelde açıkların namusuna ve dinine oluyor her nedense. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum.

    Sn. hanımefendi size gelince, sizin adınızı ağzıma almam için önce adınızı biliyor olmam gerekir. Bilmediğim şeyleri telaffuz etmem söz konusu olabilir mi? Bu arada benim her zaman her şeye karşı söyleyecek bir sözüm mutlaka vardır ( Tabi bilmediğim konular hariç). Lafımı kimseden esirgeyecek değilim. Yalnızca tartışma çingene kavgasına dönüşmeye başlayınca ben aradan çekilirim.

    Saygılar.

  46. Gülücük diyor ki:

    Bu dünyada kardeşce kimse kimseyi kırmadan, aşalamadan, çirkin güzel, açık kapalı, fakir zengin, siyah beyaz ayrımı yapmadan yaşayacağı günleri çok özlüyorum.

    Kendi fikirlerimizi başkarına diretme hakkımız yok ki!..

    Bir de farklı bir bakış açısı;
    Bebek annesini, öğrenci öğretmenini, oğul babasını kısaca insan sevdiğini taklit eder.
    Günümüzdeki gençlerin konuşmasından ve giyinişinden hangi ünlüye haranlık duyduğunu anlayabiliyoruz.

    Bu giyiniş tarzını seçenlerin peygamber hayranı olduğunu ve onun eşi ve kızları gibi giyinmeyi seçtiklerini düşünmek tam yerinde olur bence. Bütün hadis kitaplarında şu ibareye raslamak mümkündür.

    KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR; dünyada ve ahirette.
    öldükten sonra dirilmeye inananlar!…
    yani müslümünlar!
    bakalım orda kim haklı!….
    ama çok geç olabilir

  47. Hüseyin Kolcu diyor ki:

    Sn. Gülücük herkes birbirine tahammül etsin demişsiniz ama sizin yazdıklarınızın içeriğinde de bir tahammülsüzlük görüyorum.

    Ben kişilerin görünüşleriyle yargılanmasının çok aşşalık bir şey olduğuna inanıyorum. Bu tür davranışlar nedense genelde bizim toplumumuz gibi gelişmemiş toplumlarda oluyor. Onun için her kim olursa olsun karşısındaki insanı görünüşüyle hayat tarzıyla eleştirmesin. Bu çok iğrenç bir şey.

    Bir söz var, herkes de bilir. Tahminimce küçük kafalar kişileri orta kafalar olayları büyük kafalar fikirleri konuşur diye.

    Küçük kafalı olmamak dileğiyle.

  48. Halime ÖZCAN diyor ki:

    Ben çarşaflı bir bayanım. Lakin bu tartışmayı yersiz buluyorum.

    Bir kere şu “kara çarşaf” deyimi çok kötü. Sanki aşağılar gibi. Hem çarşafın sadece siyahı yok lacivert, mürdüm gibi renkleri de var.

    Dinimizde tesettür olarak sadece çarşaf emredilmemiştir. Yöreye göre şalvar atkı, ferace, etek, peştemal de olabilir. Önemli olan vücut hatlarının belli olmamasıdır.

    Hiçbir millet dinini hakkıyla yaşamak için bazı şeylerden feragat eden şahısları küçümsememelidir.

    Hiç papazları cüppelerinden, rahibeleri siyah kıyafetinden dolayı eleştiren bir Hristıyan gördünüz mü?

  49. Liseli Nazlı diyor ki:

    Ben lise sona gidiyorum. Okula giderken açık, geldikten sonra da kapanıyorum.

    Her yerde eşitlikten söz ediyorlar ama kapalı ve açık arasında ayrım yapıyorlar. Bu ne biçim eşitlik anlayamıyorum.

    Sorunların hepsi çözülmüş sanki bir bu sorun kalmış gibi, bununla uğraşıyorlar.

    Abilerim, ablalarım lütfen bunları bırakalım da herkes istediği şekilde yaşasın. İster açık, ister kapalı.

    Birde şunu anlayamıyorum. Müslüman ülkede yaşıyoruz ve elhemdülillah müslümanız diyoruz ama nedense Allah’ın emrettiklerini hakkıyla yapmıyoruz. Bu ne biçim iş ya.

    Birde şunu düşünsünler, Türkiye’nin 100’de kaçı kapalı. Şunu da söyleyeyim Allah vücut hatları belli olmayacak şekilde kapanmayı emretmiş değil mi? Buna da en çok uyan çarşaf diye düşünüyorum.

    Not: Ama çarşaflı değilim.

  50. Üzgün diyor ki:

    Hepiniz umuyorum benden büyük ve olgun insanlarsınız. Öyle tahmin ediyorum. Fakat soruyorum sizlere, sizin hangi biriniz annesi hakkında konuşulmasını, çirkin sözler söylenmesini, hakaret edilmesini, onun insanların ağzında bir söyleşi konusu olmasını ister?

    Duyuyorum hiç kimse. Ama malesef benim annem hakkında konuşuluyor. Beni o kadar üzüyor ki gözyaşlarıma engel olamıyorum.

    Böyle yazılar yazdığınızdan anneme bahsetmedim bile onun üzülmesini hiçbir zaman istemiyorum. Benim annem siyah bir kıyafet giyiyor diye hakaret edebilirsiniz demeye mi getiriyor?

    Lütfen biraz düşünün. Siz Osmanlı torunu değil misiniz? Sizin neneleriniz bu kıyafetleri 600-700 yıl giymedi mi dünyaya hükmetmedi mi Asya ve Avrupa’daki en büyük devletti Osmanlı kıyafetin onların ilerlemesinde bir etki olmuş mu soruyorum. Gericilik diyenler için söylüyorum sizlere.

    Değil yanlış anlaşılmasın inanıyorum ki buradaki bütün herkes müslümanın diyorsa birbirine kötü söz kullanmasın. Çünkü efendimiz(sav) “Kardeşini kıran üzen bizden değildir” buyruyor.

    İnşallah sizlerin hakkınıza girecek bir şey söylememişimdir. Eğer hatam olursa afetmenizi talep ediyorum.

    Allah’a emanet olun, selamun aleyküm.

  51. Müslüman kardeşiniz diyor ki:

    Arkadaşlar bu çarşaf meselesini ne kadar büyüttünüz. Alt üstü bir çarşaf. İsteyen giyer cennete gider, isteyen giymez cehenneme gider. Bu kadar basit.

    Bu kadar büyütülmez ama. Bence giyin çünkü size çok faydası olacak ahirette.

    Bir de anlamıyorum kimisini, örneğin erkekler evli ama eşlerinin açık olmasını istiyolar ne kadar saçma. Eğer o bir tarafını açarsa diğer erkekler görecek ve senin eşin elden gidecek. Sen eşinin her tarıfını kapat. O senin hayat arkadaşın. Neden aşkını başkalarıyla paylaşısın ki. O zaman senin eşinin yüzünü kimse görmesin.

    Bir de lütfen o insanların seviyesine gelin. Onlar hakkında öyle konuşun. Yoksa ağızınızı kapatınız çünkü onların da bir kalbi var kıralabilir.

  52. Talebe diyor ki:

    Kapalılık ilk önce insanın beyninde ve kalbinde olmalı. Öyle çarşaflı kadınlar var ki yemedikleri halt yok. Hatta şahit bile oldum. Her kapalı namuslu değil, her açıkta namussuz değil.

  53. Sanem diyor ki:

    Kimsenin dinine karışamaz, kimsenin inancını sorgulayamazsınız. Hele ki dış görünüşünden!

    Ramazan’da içki de içerim, zina da yaparım, ne yaparsam yaparım o yukardakiyle benim aramdadır.

    Ben belki o her yeri örtülü, kadın mı erkek mi olduğu belli olmayan, yolda sokakta ne yapacak acaba şimdi diye korktuğum, Türkiye’yi İran’a dönüştüren o insanlardan daha inançlıyım.

    Buna kimse bir şey diyemez. Erkeğin kadına bakıp yürüyüşünden dahi tahrik olması kendi iradesizliği değil midir?

    Başörtülü karısını boya sarısını kadınlarla aldatan namuslu(!) erkek ne kadar iradelidir?

    Erkekler için kapanıyorsa bu kadınlar, kapanmak yerine onların gözünü, kalbini, vucudunu doyursunlar önce, sonra kapansınlar ki kimse dönüp bakmasın bir daha.

    Ayrıca “Eğer o bir tarafını açarsa diğer erkekler görecek ve senin eşin elden gidecek”, nasıl bir tabirdir? Kadın bu kadar zayıf bir varlık olsaydı emredilen sizin örtünmeniz olurdu.

    Bunları yazarken bile bir Türk genci olarak çok utanıyorum. Bunlar 80 yıl önce tartışılan ve sonuca bağlanan konular. Bizi bu konular bağlıyor zaten, ilerletmiyor.

  54. Rıdvan diyor ki:

    Selam arkadaşlar, herkes özgürdür arkadaşlar; istediği dini seçebilir özgürdür, seçtiği dine uyup uymamakta özgürdür. Allah’a karşı savaş açıp açmamakta özgürdür. Allah’ın sadece razılığını isteyerek onun her dediğini yapıp inandığı peygamberin yolunda gitmekte veya gitmemekte özgürdür.

    İnsan birini sevdiğinde, sevdiğinin bir dediğini iki etmek istemez. Onun bir isteği onun için yapılması gereken bir emirdir. İster istemez insan sevdiğine de benzer. Onun hareketlerini taklit eder yaşamında.

    Onu asla kırmak istemez. Bilir ki onu kırmak hayatta yapılmaması gereken en önemli hatadır ve devamlı onu özler o olmadığında hasret ateşiyle yanar. Bu nedir hepiniz bilirsiniz AŞK. Bu belki karşı cinse karşı duyulur belki de çok sevdiğimiz başka bir şahısa. İslamiyette bunu ister islamiyette aşksız yaşanmaz var olunmaz. ALLAH aşkı MUHAMMED (S.A.V.) aşkı. Aşık olan için hiçbir zorluk yoktur ve aşık olduğu insan veya varlık için gerektiğinde ölmektende çekinmez.

    Aşkı tatmış ve yaşamış bir insan olarak bunları biliyor ve söylüyorum Allah hepimize ilahi aşkı; ALLAH (celle celalu hu) aşkı ve resulünün aşkını versin.

  55. Hatice C. diyor ki:

    Sevgili Müslüman Kardeşim sözlerinizi çok cahilce buldum. Hatta o kadar cahilce buldum ki bence siz bile ne söylediğinizin farkında değilsiniz.

    “Çarşafı giy, cennete git” öyle mi? Ne kadar da basit değil mi?

    Bir sınav için geldiğimiz bu dünyada bize yöneltilen “Cennete nasıl gidilir” sorusunun cevabı bu kadar kolay öyle mi? Çarşaf giy ve git. Ayrıca giymezsen de gidemezsin. Oldu bitti.

    Çok hoş doğrusu. Eğitim şart demiyor boşuna Cem Yılmaz. Şart ki ne şart…

    “Eee açık olursa herkes bakaaaar. O yüzden kapalı olunmalı. Burnumuz dışında hiçbir yerimiz görünmemeli”

    Bu mudur mantığı bu işin? Erkeklerin zayıflıklarının cezasını bırakın da kadınlar değil ahirette kendileri çeksin. Böyle komikliklere de gerek yok. Bakın sinemada “DONDURMAM GAYMAK” var gidin gülmek istiyorsanız orada gülün…

    Sevgiler Arkadaşlar

  56. Sahra diyor ki:

    Hatice hanım, Abdullah oğlu Abdullah beyin yazdıklarını okudunuz mu? İşte size deliller.

    Bunları kimse uydurmadı. Kuran’da hepsi var olan deliller. Herkese cahil, eğitim şart diyosunuz, siz Kuran-ı Kerim’in tefsirini biliyor musunuz da kendi düşüncelerinizi bir hüküm gibi açıklıyorsunuz.

    İsterseniz siz kapanmayın, çarşafta giymeyin ama çarşaflıları neden kötülüyorsunuz? Hiç anlayamadım.

    Yani ben sizden şunu anladım. Size ne kadar delil de gelse hiçbir şey anlamak, kabul etmek istemiyorsunuz. Hastahaneye gidince kadın dr. ararlarmış ta…

    Ne alakası var zaten erkek doktora muayene olmak caiz. Onu yapanlar cahil olabilir. Onun çarşafla hiçbir alakası yok. İsterseniz çarşfı bir araştırın, emin olun fikirleriniz değişir. En azından giymeseniz de itikadınız değişir. İnşallah tabii.

  57. H. Cömert diyor ki:

    Sahra hanım, beni tanımadan benim hakkımda şuna inanmıyorsun, buna inanmıyorsun gibi yorumlarda bulunamazsınız.

    Ben namazımı kılıyorum. Babam İlahiyat Fakültesi mezunu. Yaklaşık 30 senedir imamlık yapan bir beyefendi. Kuran-ı Kerim’in tefsirini senelerdir hergün okurum. Bazıları gibi anlamını bilmeden illaki Arapça’sı okunacak diye, hiçbir halt anlamadan Allah’ın o güzel sözlerini okumuyorum. Elbette ki Arapçası okunmalı fakat ne anlattığını öğrenmeden değil.

    Pek yazık ki, Türkiye’de müslüman olduğunu iddia eden çok fazla insan Allah’ın sözlerinin bize yol göstermek için indirildiğinin maalesef farkında değiller. Bunun en büyük sebebi cahilliktir.

    Benim niyetim bu siteye girip, insanlarla kişisel münakaşalara girmek değildir. Yanlış olan ve burada söylenen birçok şey, bir takım insanlara yanlış örnek olabilir. Yaptığınız yorumları fetva verircesine yapamazsınız. Siz ne bir din bilimcisi, ne bir din adamı, ne de bir din alimisiniz. Dolayısıyla körü körüne bağlandığınız bazı şeylerin yanlış olabilme ihtimalini hep beyninizin bir yerinde bulundurunuz lütfen. Hele hele de O Yüce Allah’n güzel sözlerini kendi kafanıza göre yorumlama hakkını size hiçbir otorite vermez.

    Bu yorumları siz değil, bırakın da din alimleri yapsın. Tarikat şeyhleri değil.

    Evet yukarıdaki ayetleri kesinlikle gördüm ve zaten biliyordum fakat ben bu ayetlerin içerisinde sizin nasıl olup da olmamasına rağmen ‘çarşaf’ kelimesini gördüğünüzü iddia ettiğinizi anlayamıyorum. Bahsettiğiniz şey cilbab ise onun anlamı Araplar tarafından dahi henüz açıklanabilmiş değildir. Arapça’yı Araplardan daha iyi bilmenizi takdir etmek gerek.

    Herkese sevgiler.

  58. Deniz diyor ki:

    Öncelikle şunu söylemek istiyorum. 10 yaşında bir çocuk “Dansöz olucam” deyince hiçbir şey olmuyor da, çarşaf giyicem demesi niye bu kadar batıyor birilerine anlamadım.

    Ayrıca bir çarsaflı üniversite mezunu olabilir ve kendi isteğiyle çarşaf giyebilir. Kusura bakmayın, benim tanıdığım çarşaflılar “Ayy inanmıyorum” diyen kendini bilmezlerden x kat daha zekiler.

    İnsan olmanın getirisi karşındakine saygı dumaktır. Açık gezen bir bayan, çarşaflı bir bayana hakaret edemeyeceği gibi, çarşaflı bir bayan da açık gezene hakaret edemez. Zira kalplerde olanı ancak Allah bilir.

    Çarşaflı olmak kimseyi medeniyetsiz, yobaz, gerici yapmayacağı gibi, açık bir bayanı da bu tercihi günahkar, cehennemlik yapamaz. Cenabı hak “BENDEN HİDAYET DİLEYİN” diyor. Demek kimse cennneti garantilemedi. Ne çarşaflı, ne çarşafsız.

    Ehli ilim sahibi insanlara yakışan tartışmak ve öğrenmektir. İğnelemek ve sataşmak değil.

    Saygılarımla.

  59. N. Yıldırım diyor ki:

    Evet, örtünmek kesinlikle farz. Bunda hepimiz hem fikiriz.

    Bu örtünme çarşafla olru veye türbanla veya başka bir şekilde. Önemli olan bence, mahrem yerlerin gerektiği şekilde kapatılması.

    Ayrıca ben de çarşaf giymek isteyenlerdenim ama yüzün kapatılması şart değil madem erkek mi, bayan mı belli olmuyor sorunu var. Ben de çarşaf giyer, yüzümü kapatmam. Bayan olduğum belli olacak şekilde kapanırım. Madem sorun orda.

    Ayrıca saçı açık olanların zina işlemiş gibi olduğuna da kesinlikle katılmıyorum. Ama günah olduğunu biliyorum. Haram olduğunu da.

    Sonuçta ortada bir emir var. Keyfi davranamayız diyorum ve hayırlı günler diliyorum.

  60. Betül diyor ki:

    Bazı arkadaşların yorumlarını okudum. Gerçekten çok şaşırdım.

    Ben yurtdışında oturuyorum. Ve burada oturan kafirler bile sizden daha hoşgörülü.

    Siz çarşafı sevmiyorsunuz, kapanmak istemiyorsunuz diye Allah’ın emirlerini hiçe sayamazsınız, resmen dinden çıkıyorsunuz inkar geliyorsunuz.

    Neymişte insan örtünmeden de ibadet edebilirmiş. Tesettür farzdır. Bir ibadettir. Rabbimin emridir. Siz buna kalkıpta Islam’da örtünme yoktur diyemezsiniz.

    Eger siz örtünmek istemyorsanız bu sizin kendi probleminiz. Dediğiniz gibi Allah’la kul arasında olan bir şeydir. Ama lütfen çarşaflı bayanlarımızı da bu kadar küçümsemeyin.

    Medeniyet dediğin açmaksa bedeni,
    Afrika’daki bedevi senden daha medeni.

  61. Ayşe diyor ki:

    Abdullah kardeşime kesinlikle katılıyorum. Herkes Allah’ın nasip ettiği ölçüde dinini yaşar. Nasipsizler dua etsin de nasiplensin.

    Hep imrenmişimdir. Bence çarşaf bir zırhtır. Kadın madem en değerli hazinedir, çarşaf onu koruyan, gizleyen bir kalkandır.

    Ne mutlu bunun şuuruna varabilenlere.

  62. Nergis diyor ki:

    Ben 17 yaşındayım. Bazı yorumlar çok kaba ve asılsız bence. Açıklık nasıl özgürlükse bu da özgürlük olması lazım.

    Herkes özgürdür ama ne yazık ki açılmak medeniyet olmuş bu devirde. Ben kapalıyım. Çevre çok küçümsüyor ama Allah önünde küçümsemektense, bu dünyada ne olursa olsun.

  63. Ebru diyor ki:

    Ben 19 yaşındayım ve evliyim. Çarşaf olayı çok saçma geldi bana. Giyen giyer, giymeyen giymez.

    Giyersen cennetliksin, giymezsen cehennemliksin” diye de bir şey yok. Buna karar verecek olan sadece ALLAH’tır. Biz yorum bile yapamayız.

    Kapalı olmak güzel gerçekten. Ben kapalı değilim. Olmak isterdim ama içimden gelmiyor. Ne yani şimdi direk cehennemlik miyim?

    Lütfen buna da ALLAH karar versin diyorum.

  64. Isra diyor ki:

    Örtünmenin sekli Nur suresi 31. Ayette bas örtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler seklindedir, ancak Ahzab 59 ayet de sokakta tanınmayacak sekilde örtünmeleri belirtilmistir.

    Tanınmayacak sekilde örtünme ifadesi ise, kadının yüzünün tamamen kapatılması manasına gelir.

    Nur suresi 31. Ayete bakalım..

    Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.

    Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. t

  65. Zeynep diyor ki:

    Gerçekten bazı insanlara anlam vermekte çok güçlük çekiyorum. Herkesin kılığı, kıyafeti kendine diyorum.

    Günümüz Türkiye’sinde böyle çarşaflı gezmek bence başkalarının gözüne bu kadar batmamalı. Kimsenin fikirleri ve düşünceleri, yaşayış biçimi kimseyi ilgilendirmemeli. Neden çarşaf giyenler insan değil mi?

    En başta okuduğum yazı “Oğlum sakın koluna bunlardan bir tanesini takıp gelme” “Tamam baba”. Yok biz böyle olmamalıyız. Ben yeni nesil olarak buna karşıyım ve benim çevremde yani yaşadığım kentte çarşaf giyen insan çok var ama herkesin inancı kendine.

    Yani ben bir yorum yapamam. Buna hakkımız olduğunu da düşünmüyorum.

  66. Elif diyor ki:

    Bu ülkede herkes eşitlikten söz eder durur ama bu eşitlk ne derece eşitliktir o da tartışılır.

    Ben üniversite öğrencisi, kapalı bir bayanım. Giyim şeklimi tahmin edebilirsiniz. Son derece mütevazi, abartıya kaçmayan, pardesülü bir üniversite öğrencisi.

    Allah’a şükür kimsenin dinine karşı bir yorum yapma gibi bir hak da tanımadım kendime hiç. Ama arkadaşlarımla yeri geldiğinde dinle ilgili tartışrız da. Herkesin görüşlerine de saygım vardır.

    Benim üniversitede kapalı da, açık ta hatta metalci, siyah makyaj yapan arkadaşlarım da var. Önemli olan beyinlerin uyması tabi.

    Benim geçen seneye kadar hiç çarşaflı bir tanıdığım olmadı ama benim sözlümün ailesi tamamen çarşaflı. Onların ailesinde kimse kimseye zorla çarşaf giy demiyor. Kişi kendi özgür iradesi ile çarşaf giymek isterse giyiyor.

    Yani çarşaf giyen insanların özünde kesinlikle benim gibi normal normlarda bir insan var. Onlarla tanıştığıma çok memnunum. Çünkü onlar kimseyi kesinlikle ayırmıyorlar; bizim bildiğimiz eşitlik yanlısı ama çarşaflıyı 2. hatta 3. sınıf insan gibi görenler gibi değiller.

    Önemli olan insanın kalbidir. İnsanlar eğer bu ülkede eşitse bir topluma girilirken çarşaf giyenle açık bir bayana farklı gözle bakılmaması gerekiyor. Ne var giymişse? Senin başına mı çıkıyor?

    Sözüm kesinlikle açık bayanlara değil. Lütfen yanlış anlaşılmasın. Ama bir çarşaflının da insan olduğunu unutmayın lütfen. Herkes kendi kafasına göre yorum yapma hakkına sahip değildir.

    Not: Ben çarşaf giymeyi düşünmüyorum ama eşim isterse de karşı çıkmam. Çünkü dinimizde kesinlikle yeri var.

    Allah’a emanet olun. Beni yanlış anlamayın lütfen. Haksızlığa gelemiyorum.

  67. Ercü Subaşı diyor ki:

    Merhaba, herkes kendi giyiminden ve yaşantısından sorumludur. Bence çarşaf giymeyen hanımlar, giyenlerin “Neden, nasıl giyerler” gibi bir araştırma yapsınlar.

    Bir kısım insanlara zor gelebilir. Madem zorsa, bu insanlar bu zoru nasıl başarıyor. Giymeyenlere deneyim için, bir günlüğüne siz de yabancı bir semtte giyip, dışarı çıkıp, neler ile karşılaşılaşacağınıza bakın. Aradaki farkı, huzuru, saygıyı, hürmeti farkedin.

    Öbür türlü rahatsızlık var mı, yok mu onu da ölçün?

    Allah (c.c.) ve cennet, şehadet, Allah’ın rızasını kazanmak, onun yolundan gitmekle olur.

    Ben o kadar bilgili değilim ama bilmeden de dinden böyle çıklır. Menfaatimiz olunca her şeye varız. Müslümanın farkı, keferenin giyiminden, yaşantısından, yedikleri ve içtikleri ile dikkat etmesidir.

  68. Fuat diyor ki:

    Hatice arkadaşım, yazdıklarınızda özet olarak özgürlükten bahsettiğinizi görüyorum ama siz insanların özel hayatına müdahale ediyorsunuz.

    Lütfen insanları yargılamayın. Doğrularınız varsa siz uygulayabilirsiniz. RABBİM herkese düşünme yeteyi vermiş ama bunu blinçsizçe boşa heba eden, işine gelmeyen insanlar saygısızca birilerini ayırmakla, karalamakla kullanıyor.

    ALLAH hidayete erdirsin inşallah. Bütün müslüman kardeşlerim.

  69. Halim61 diyor ki:

    Selim Yörük sizin ne kadar güzel bir isim ve soy isminiz var. Gerçekten güzel. Ancak bu yazıyı yazarken siz de galiba farkında olmadan Demirel gibi, “Gidin Arabistan’a oralarda yaşayın” gibi olmuş be.

    Kardeşim siz nasıl Atatürkçü, aydın bir gençsiniz? Yakışmadı. Ama heralde şimdi siz “Ya kardeşim hayır, benim kastettiğim o değil” dersiniz. Ben de size “Hadi ya, bak sen” derim.

    Yazık. Bu yazınızı yeni okuma imkanı buldum ve keşke okumasa idim de sizinle ilgili olan düşüncelerim öyle kalsa idi.

    Bilmem bilir misiniz RASÜLÜ EKREM insanlığı hidayete erdirmeye gidince insanlar Rasülümü taşlamışlardı. Rasülüm bir duasıyla onları yok ettiremez miydi? Mevlasıne ettirirdi ya. Ancak o değil miydi ki güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen ve şöyle dedi: “Yarab bilmiyorlar; Eğer bilselerdi yapmazlardılar“.

    Şimdi hiç kusura bakmayın üniversiteli kardeşim sizin için şunu söyleyebilirim; Eğer bilse idiniz bunları söylemezdiniz.

    Bazı arkadaşlar da bazılarına çarşaf Allah’ın emridir demiş durmuşlar. Evet, doğrudur. Ancak niye zorluyosunuz? Dinimizde zorlama var mı? Hayır yok.

    Benim bir hocam bana şöyle demişti; “Bak evladım kaybederken kazanmak nedir bilir misin?”. Evet hocam şimdi anlayabiliyorum. Bizler böyle kaybetmelere razıyız!

    Saygılrımla sağlıcakla kalın.

  70. Yolcu diyor ki:

    İyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak farz-ı kifayedir. Ama bunun da bir usulu ve adabı vardır. Boşuna dememiş yunus emre Hz’ ilim meclislerine vardım eylledim taleb dediler ilim geride kaldı illa edeb illa edeb.

    Adabını bilenler bunu yapar ve diğerlerinin üzerinden bu vebal kalkar yoksa islamın emirlerini anlatacaz derken karşımızdakinin dinden çıkartabilecek sözler sarfetmesine neden olabiliriz. Bu büyük bir vebal olur. Peki müslüman dinden nasıl çıkar? Bu da hassas bir konudur.

    Alimler; ‘amel imandan bir cüz değildir’ demişler.
    Yani bir farzı yapmayan onu inkar etmedikçe imandan çıkmaz. Bunun içine kapanmakla ilgili emirde girer tabi ki.

    Hiç şüphe yok ki emir ve yasakllarını bildirmekle rabbimiz biz kullarına cok buyük lutuf da bulunmuştur. Çünkü onun bizim yaptığımız ibadetlere ihtiyacı yoktur. Yasakladklarını yapmaklada ona bir zarar veremeyiz. Aslında bunların hepsi biz kulların dünya ve ahiret saadeti içindir.

    Hal böyle olunca bize düşen haddimizi bilmek islamın emir ve yasaklarını güvenilir kaynaklardan öğrenmektir. Bunları da minnet ve şükranlık duygularıyla yalnız onun rızasını gözeterek yapmalıyız.

    Ben konuyla ilgili bütün hükümleri araştırdım bunu size kaynaklarıyla ayrıntılı bir şekilde sunmak istiyorum ta ki artık kimse de bir şüphe kalmasın.
    Burada asıl anlaşılması gereken ayette bahsedilen cilbabın ne olduğudur.

    Isl

  71. Mehmet diyor ki:

    Allah örtünmeyi emreti. Bize uymak düşer. Bazı kişiler dinini vacibeleri araştırmadan çarşafı saçma buluyolar.

    Peygamber efendimiz buyurdu ki, ahir zamanda iki şey zuhur edecek; biricisi bigisizliğin sarhoşluğu, ikicisi ise dünya sevgisi.

    Bunlara binaen, yukadaki yazılı ifade bulunan kadeşimizin çarşafı saçma bulmasının sebebi dini bilgisizliktendir.

    ALLAH çarşaflı hanım kardeşlerimizi kat kat kat çoğaltsın.

  72. Kenan diyor ki:

    Öncelikle herkese merhabalar. Bu tartışmanın sonu nereye gidicek bilmiyorum ama bence herhalde bir son getiremiyiceksiniz. Neyse…

    Benim kendi görüşüm, kara çarşaf önemli degil. Asıl önemli olan bayanın erkeği tahrik edecek derecede açık veya kapalı giyinmemesi.

    Altını çiziyorum. Bu söylediklerim tamamen kendi görüşüm.

    Teşekkür ederim.

    Saygılar.

  73. Corcor diyor ki:

    Herkes bir şeylerden bahsediyor. Hele medya ve bazı gruplar kapalı, çarşaflı insanların üzrine öyle bir gidiyor ki. Bunu anlamak çok zor.

    Yeri geldi mi özgürlükten, demokrasiden bahseden bu kesim. Bazı insanların kıyafetine öyle takmış ki, işin altında başka şeyler aramamak mümkün değil.

    Ben düşünüyorum da, bu suçlamaların acaba İngiltere meclisinde söylenen: “Biz onların elinden bu kitabı almadan (kuran-ı kerim) onları yok edemeyiz” sözü yatmasın.

    Ve ülkemizde dört nala koşturan masonların parmağı olmasınn! Elbette var. Hem de tamamen var. Ve oların maşaları da var. Hem de kendi insanımızdan. Maalesef kendilerini satarak, Allah rızası için kapanan insanları karalayan zihniyet, laiklikten bahseden zihniyet, bilmiyor ki bu ülke kurtuluş savaşında Çanakkale’de canını seve seve vatan için veren bu inançlı insanlarındır.

    Hiç mi okumadınız tarihi. Atatürk diyor ki: “Hepsi de öleceğini bile bile, elinde kuran, dilinde Allah nidası düşman safına saldırıyor

    Buradan anlaşılıyor ki, orada canını verenler yani bu vatanın sahipleri sabahlara kadar barlarda tepinen, orasını burasını açıp sokaklarda gezenlerin değil.

    Dışardan baktığınızda İslam’ı hatırlatan, inançlı insanlarındır. O zaman siz ve sizin gibi düşünenler, siz kim oluyorsunuz da benim ülkemin şerefi gururu koruyucusu değerindeki çarşaflı insanlara dil uzatıyorsunuz. Aklınızı başınıza alın. Siz onlara muhtacsınız. Eğer onlar olmasaydı şu an sizler de yoktunuz. Onlar ülkemizin kalesi. Kıymetini bilin ve sahip çıkın.

  74. Corcor diyor ki:

    Kenan kardeş, İslam’da senin, benim görüşüm yoktur. İslam’ın bir kitabı vardır. Kitabını destekleyen sunnetleri, hadisleri vardır.

    “Ben Müslümanım” diyen herkes bu kitabın ve hadislerin emrettiği gibi yaşamak zorundadır ki kazanabilsin. Ama “Ben Müslümanım” diyip de yaşamayan insanlar da günahkardır benim gibi.

    Yanlış anlaşılmasın (bazıları istediği şekilde anlıyor da…) bu dinden çıkmak değildir. Peygamberimizin hanımları da çarşaflıydı. Doğru olan çarşaftır. Demem o ki, dinimizi kendi görüşlerimize, bencelerimize göre değil, bize emredildiği gibi örnek olunduğu gibi yaşamak en doğrusudur.

  75. Ayşegül diyor ki:

    “Baba Beni Okula Gönder” kampanyasına bir de “Örtülü kızların da okula gitmesine izin ver” kampanyası eklesek de, Türkiye’miz daha iyi yerlere gelse.

    Tam anlamıyla özgür ve eğitimli insanlarla dolu olsa. Allah’ın emrini Türkiye’nin kurulmasında büyük yeri olan Atatürk’ün isteğini de yerine getirebilsek.

    Ülkesini değil de sadece parayı düşünen siyasilerle ve onlara kanan seçmenlerle olacak iş değil bu.

  76. Hayat Sever diyor ki:

    Sayın Halim61, evet dediğiniz gibi araştırdım ve gerçekten haklı olduğunuzu gördüm. Aslında laiklik dediğiniz gibi. Ama sizin, benim bunu bilmemiz boş.

    Ayrıca beni yanlış anladınız. Ben size okumayın dediniz demedim. Misal verdim. Yanlış anlattım galiba, özür dilerim.

  77. Pınar diyor ki:

    Ben 23 yaşıma kadar açıktım ve ailem tarafından çok özgürdüm. Hiçbir şeyime karışılmadı. Asi diye söylenirlerdi. Fakat bunun sebebinin bana İslam ahlakı vermemelerinden kaynaklandığını bilemediler.

    YÜCE RABBİM bana hidayet nasip etti. Annem benimle sokağa çıkmıyor şimdi. Ama ben o alaycı bakışlarına rağmen KARA ÇARŞAFIMLA gurur duyuyor ve şükrediyorum.

    Allah bize gerici diyen fakat kimliklerinde müsliman yazan tüm kardeşlerimize de nasip etsin inşallah.

  78. Corcor diyor ki:

    Pınar yazdıkların gerçekten mükemmeldi. Seni canı yürekten tebrik ederim. İşte gerçek özgürlük budur. Tüm olumsuzluklara rağmen inandığı gibi yaşamak.

    Bu gerçekten bir iman abidesi ister. Mevlam daimi eylesin inşallah. Ve ettiğin duaya da kocaman bir amin.

  79. Emre Kılıç diyor ki:

    Pınar kardeşim yazdıkların karşısında çok duygulandım. Aslında o kısacık yazında o kadar derin şeyler var ki, duygulanmamak elde değil.

    Aslında sen yazında Türkiye’nin düştüğü bataklığı anlatmışsın. Hani şu dini İslam olan ancak kapalı kızların okula alınmadığı Türkiye’nin düştüğü bataklığı.

    Dilerim sana verilen hidayeti ömrün boyunca korursun.

    Şimdi bu söyleyeceklerimi sakın yanlış anlama ama dinimiz yani Allah kadınlara örtük olmalarını emretti, çarşaflı olmalarını değil. Unutma ki sadece çarşaf vucudunun kapanması gereken yerlerini kapamaz.

    Ama sen ben çarşafımı giyer sokaklarda şerefimle ve namusumla yürürüm dersen, şunu da bilesin ki senin gibilere yani inancını böyle bir toplumda bile kaybetmeyen kişilere saygı duyan insanlar var. Ve ben bu insanlardan biri olduğum için Allah’ıma şükürler olsun.

  80. Zeliha Karataş diyor ki:

    Çarşaf kadınlar için en uygun örtü şeklidir ve rabbimizin bizzat farz olan emridir. İnanmayan varsa Kuran-ı Kerimden Ahzap suresi 59. ayetine baksın. Fakat orada cilbab diye geçiyor. O da çarşafın Arapçasıdır. Sonuçta aynı manadadır.

    Rabbim hepimize hidayet versin. Amin.

  81. Notserk diyor ki:

    Erkeklere tanıdığı ayrıcalıkları kadınlara tanımayan bir tanrı varsa, ben bu tanrıya inanmıyorum.

    Fikrim; insanlar gözlerini “açmalıdır”. Bu cahillikten kurtulmalıdır.

    Saygılarımla.

  82. Ebazerim diyor ki:

    Kardeş sen hangi dini kastettin bilmiyorum ama, eğer İslamiyetse yanlış düşünüyorsun.

    İslam’ın kadına verdiği değeri hiç kimse vermiyor. Tarih şahittir buna 1400 küsür yıl önce…

    İnsanların gözlerini açmaları konusunda haklısın. Hakikat güneşten daha parlak ve daha büyük bir şekilde yeryüzüne icra etmiştir vesselam.

  83. Hayat Sever diyor ki:

    Sayın Hatice Cömert size kesinlikle katılmıyorum.

    Çocuklara Allah’ı, dini öğretmek beyin yıkamak oluyor ama televizyonda çok rasladığımız beraber yaşama(nikahsız), sevgili olma, içki içme gibi terbiyesiz hareketler beyin yıkamak olmuyor ne hikmetse.

    Sayın Selim bey, size gelince, bana göre siz Atatürk’ü filan savunmuşsunuz ama bence siz daha tarihinizi bile bilmiyorsunuz. Zira bilseydiniz Atatürk’ün annesinin, bacısının dışarıya çıkarken çarşaf giydiğini de bilirdiniz.

    Sizden ricam Atatürk’ün adını kullanarak insanların kafasını karıştırmayı bırakın.

    Türk ailesi, Arap ailesi gibi ırk ayrımı yapmanızı da mantıksız buldum. Zira İslam dini her ırka(Tüm dünyaya) gönderilmiştir. Yani Türk olup da çarşafı savunan milyonlarca insanmız var. Bunlardan biri de benim.

    Benim anlamadığım bir şey daha var. Hepimiz burada kara çarşaf iyi mi kötü mü onu tartışıyoruz ve bu her yerde (basında,tv,) öyle. Peki neden baş açmak, mini etek giymek, beraber yaşama(nikahsız), içki içmek vs şeyler değil de bunu tartışıyoruz? Hem de bir İslam devleti olarak.

    Sayın Notserk yanlış anlamadıysam siz İslam dinini tam olarak bilmiyorsunuz. Lütfen herhangi bir araştırma yapmadan İslam dini hakkında yargı bildirmeyin. Çünkü Allah kadını ve erkeği eşit yaratmıştır. Bunun en güzel örneği ise efendimiz (sav) zamanında olmuştur.

    Efendimize(sav) peygamberlik geldiğinde Arabistan’da kadınlar bir nevi eşya olarak görülüyordu. Hatta küçük kız çocukları diri diri taprağa veriliyordu. İslam dini işte bu acı cinayetleri sona erdirmiş, kadına verilen değeri artırmıştır.

    Hz Ömer(ra) bir şeye çok güldüğünü, bir şeye ise aklına geldikçe çok ağladığını söylemiştir. Bunların neler olduğunu soranlara;

    Çok güldüğüm şey; helvadan put yapar, ona tapar, acıkınca da yerdik.

    Aklıma geldikçe ağladım şey ise; İslam dininden önce ben kızımı gömerken eliyle sakalımdaki toprakları temizledi. Bense buna hiç aldırmadan onu gömdüm. İşte buna da çok ağlarım

    Sakın kimse yanlış anlamasın. Ben başı açıklığa vs karşı değilim. Zira benim açık giyinen çok arkadaşım var.

    Bu arada ben 18 yaşındayım. Eğer kalp kıracak bir şey söylediysem özür dilerim.

  84. Selen Aytaş diyor ki:

    Notserk, Alllah seni bu söylediklerinden dolayı ıslah etsin.

    Kadın ile erkek arasındaki yaradılış farkını bilmiyorsun galiba. Umarım doğru yolu bulursun.

  85. Zeliha Karataş diyor ki:

    Madem kadınlar ve erkekler eşit, o zaman gecenin bir yarısı erkek tek başına dışarı çıkıyor bir şey olmuyor ama kadın çıkınca neden zarar görüyor.

    Eğer rabbimiz emrettiyse bir bildiği vardır değil mi? Sonuçta bizi o yarattı. Tamam belki bunların hiçbirini kabul etmeyenler vardır. Onlara da saygı duyuyorum. Eğer basiretleri kapanmışsa onlar ne yapsın. Rabbim hidayet versin hepimize (amin).

    Onu da geçtim. Hepinize bir sorum olacak. Siz manava gittiğinizde kabuğu soyulmuş meyva mı almak istersiniz, yoksa ellenmemiş tertemiz meyva mı almak istersiniz?

    Eminim hepiniz soyulmamışı tercih edersiniz. O zaman neden herkes kapalı bayanlara tepki gösteriyor anlamıyorum. Ben bizzat çarşaflı olarak bu olaydan hiç haz etmiyorum.

    Biz açık olmayı uygun görmemekle beraber laf uzatmıyoruz. Onlar niye bizim örtümüze laf uzatıyorlar? Saygı duyalım.

    İnşallah rabbim bu çarşaf şerefini hepimize nasip eder. Amin.

    Mevlaya emanet olun.

  86. Yolcu diyor ki:

    Elbette en taze, olgun ve çürümemiş olanı tercih ederim. Hele hele başkalarının ısırıpta bıraktığını ne yapayım.

    Aslında Zeliha’nın yazısı bu konuya son noktadır, anlamak isteyene. Bunlar kafi değil mi?

  87. Halim61 diyor ki:

    Zeliha kardeşim şu örneğinizi hiçmi hiç beğenmedim, böyle örnek verilmez. Ayrıca bu konunun bu kadar uzaması inanın beni hayretler içinde bırakmıştır.

    Şu müslümanım diyenler için bir lafım var. İlk önce şunu ayırt edin. Mü’min misiniz yoksa müslüman mısınız?

    Hatırlatmak isterim, müslüman İslam’ı yaşayan manasınadır. Mü’min ise inanan manasındadır. Yani ilk önce herkes kendini bir sınıfa dahil eylesin ve ondan sonra şöyle dönüpte kendimize bir bakalım, biz İslam’ı yaşıyor muyuz veya öyle mi zannediyoruz?

    Ben şunu söyleyeyim, eğer Müslüman diyorsanız ve diyor isek yalan söylüyoruz; çünkü ayeti kerimede şu ifade çok dikkat edilmesi gereken nokta ama Müslümanlar çok iyi ya Kuran’ı okumayı ve anlamayı sanki halletmişler, şimdi de kalkıp başkalarına “Ya efendim siz nasıl insansınız, niye anlamıyosunuz” gibi laflar ardı ardına burda da gördüğümüz gibi.

    AYETİN MEALİ şudur: eğer bir kişinin başına bir musibet geldiyse kendi ellerinin yaptıklarıyladır. Şimdi kimse ile uğraşmayın çarşaflı kardeşlerim ve taraftarı olanlar ilk önce salih amel yapan mü’min değil müslüman olalım.

    Benim de annem ve kızkardeşim çerşaflı ancak salih amel mi işliyorlar veya emri bil maruf nehyi anil münker noktasındas neredeler ve benim bu konuda çektiğim sıkıntı bana yetiyor.

    Ben şunu söyleyeyim, yani arkadaşlar kimseyi kandırmayın. Kendimize bakalım. Biz ne kadar İslam’ı tam anlamıyla yaşadık da başkalarına bunu anlatmaya çalışıyoruz.

    Bazıları da tanrı falan muhabbetinde hala; bu kardeşim tanrı dediğin nedir? Ben bilmem. Bizde öyle bir tabir yoktur. Ama siz bir şeye inanmak veya inanmamak konusunda kendinize tanrı denilen kelimeyi karşılık olarak almışsanız. Buna da diyeceğim yok.

    Eğer tanrı derkan Allah’ı kastediyorsanız bunu yanlış söylüyorsunuz, çünkü Allah’ın isimleri belli. Böyle bir ismi yok. Neyse siz tanrınızla başbaşa kalın.

    Asıl konuya gelince, bacılarım kardeşlerim ne olursunuz ilk önce kendimize bakalım biz ne zaman hakiki birer müslüman olursak bilelim ki bu mü’min kardeşlerimizde müslüman olacak.

    Şu kadın konusunada bir kelime söyleyeyim. Bir zamanlar diri diri toprağa gömülen kız çocukları ve babaların kız çocuğu olmasından utandığı zamanlar vardı ama şimdiki kızlarımız a sorar iseniz bunu pek azı ya bilir veya hikaye zannederler.

    Eğer dikkat ederseniz ben emir ve yasaklarla uğraşmadım arkadaş ben kendimi kurtaramadım ki başkasına neyi nasıl anlatayım, kendimle yüzleşemedim ki başkasının derdine dert olayım.

    Eğer bana buradan bir kişi çıkp da bişi söyleyecekse ciddi anlamda şunu yapsın beni eleştireceği konu neyse lütfen ilk önce kendine baksın. Şu Türkiye’de eğer ezan Türkçe okutuldu, bacılarımın başörtüsü alındı, bazılarına örtünü çıkar mayonu giy, havuza gel denildi, imam hatipler kapatıldı, namaz kılmanın gericilik manasına gelmesi, içkinin flan medeniyet olduğu, böyle daha birçok şeyi söyleyebilirim.

    Bu noktada biz müslümanlar işte bunu bize yapanlar diye adres gösteririz halbuki kendimize bir bakabilseydik asrı saadetin neresinde idik. Kardeşlerim bize diyorlar ya körü körüne inanmayın aslında bunu doğru söylüyorlar ama tabi işin püf noktası farklı. Körü körüne inanmayın, yani mü’min değil müslüman olalım.

    Çok uzattım. Sınavlarım da var. Dilim döndüğünce bişiler anlatmaya çalıştım. Eğer okumaya zamanınız varsa bir kitap ismi söyleyeyim. Hekimoğlu İsmail (insan bu) isimli kitap. Kız kardeşlerim özellikle okumanızı tavsiye ederim.

    İşte sorun nerde biliyo musunuz? Kendi kardeşim okumadı bu kitabı.

    Saygılarımla.

    Allah’a yar ve yardımcınız olsun.

  88. Hayat Sever diyor ki:

    Halim61 yazdığınız yorum çok güzel. Evet dediğiniz gibi kişi herkesten önce kendisine bakmalı. Özelliklede bir müslümanın davranışlarına dikkat etmesi gerekiyor. Fakat bu demek değildirkine Müslüman sadece kendine bakacak bildiklerini kimseye anlatmayacak.

    Anlatmalı. Eğer ben çarşafın ya da namazın Allah’ın emri olduğnu biliyorsam, bunu herkese anlatmak ZORUNDAYIM.

    Ben burada bu yazıyı (Selim Yörük’ün yazdığı) okuduğumda çok kötü oldum. Bunu yazanlar bilmiyorlar. Bilselerdi yazmazlardı. Bizim burada onlara ayetlerle çarşafın vs. Allah’ın emri olduğunu kanıtlamamız gerekiyor. Zira İslam’da kanıtlanamayacak hiçbir konu yoktur.

    Ben bu yazılara “Aman canım ben kendim dörtdöklük değilim ki bunlara anlatayım boşver” diyemem. Böyle bir avantajım yok.

    Allah(cc) bana; “Sen şunu şunu biliyordun. Neden bu bildiklerini filan kuluma anlatmadın” diye sorduğunda ben Allah’a ne cevap vereceğim. Hiç düşündünüz mü?

    Anneniz bacınız çarşaf giyiyormuş Allah(cc) inşallah bana ve diğer kardeşlerimizede nasip eder.

    Allah’a emanet olun (inşallah kalp kıracak bir söz söylememişimdir).

  89. Selim Yörük diyor ki:

    Arkadaşlar yukarıda çarşaflı bayanlar hakkında herhangi olumlu ya da olumsuz bir yorum yapmaya çalışmadım. Yapılan yalnızca tespittir.

    Bana göre, toplum çarşaflı kadınlara üç farklı açıdan bakıyor. Ben yalnızca bu açıları belirttim yazıda.

    Yanlış anlaşılmaları gidermek için, yazı altına bir not düştüm.

  90. Halim61 diyor ki:

    Hayat Sever kardeşim ben Müslüman kendine Müslüman olacak demedim sadece İslam’ı tam anlamıyla yaşayıp, hayatımızda uygulamaya başladıktan ve gerçekten bunu hakiki manada yaşadığımızda siz elinizde olmadan çevrenizdeki insanlara bunu yansıtacaksınız ve inanın çok şeyi değiştireceksiniz.

    İsterseniz şöyle çevremize bir bakalım. Bazı insanlarımız İslam’ı namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gücü yetiyorsa hacca gitmek ve şehadet getirmek zannediyorlar. Aslında bu bir yoldur bu yolun sonunu bir türlü göremeyiz.

    Yani İslam bunlardan ibaret değil. Bunlar insanı bir yola sürükler ve insan bu yolun manasını kavrayabilirse işte o zaman hayat bir gül bahçesine döner ve bahçedeki dikenler gül olmak ister tabi olmayanlarda başka bir bahçeye değil bataklığa sürüklenir.

    Gül olmaya çalışalım diyorum. Yoksa bataklıkta çırpınırız ve yok oluruz. Düşünün ki bir matematik problemi çözüyoruz, eğer toplama bilip de çarpmayı bilmiyorsak, problemi çözemeyiz ve bunu yalan yanlış anlatırız. Bunu öğrenen kişi de yanlış öğrenir ve uygularsa sonuç sıfır.

    Hayat sever kardeşim, anladığım kadarıyla bir bayansınız. Size bir şey sorucağım. Beni yanlış anlayıp da yobazlıkla flan suçlamayın. Şu an ben üniversite öğrencisiyim ve okul kapılarında bazı kız kardeşlerimiz baş örtülerini çıkarıp, okula geliyorlar ve diyorlar ki “Mecburiyet sistem bu okumayalım mı?”.

    Okuma bacım, okuma. Eğer senin şerefin, namusun o ise onsuz okuma. Hem sen asıl öğrenmen gerekeni öğrenmeden neyi öğreneceksin. Dikkat edin şunu diyorum eğer müslümansanız. Yok hayır diyorsanız yani müminim diyorsanız bilemem.

    Ayrıca şunu düşünürüm ben bunu yapanlar Allah’a değil de sisteme kul olmuşlar. Yaratanın değil, yaratılanın emirlerine uymuşlar. Sonra da kalkıp bu kişiler bir şeyleri savunurlar. İşte ben bunu söylüyorum, ilk önce kendimize bakalım biz ne yaptık?

    Size bir örnek vereyim. Şule Yüksel Şenler adında bir Müslüman yazara bir cumhurbaşkanı diyor ki “Bu sokaklardaki çarşaflılarının öncüleri cezalarını görecekler” ve o kişi diyor ki “Sayın cumhurbaşkanı, ilk önce Allah’tan, sonra da bu insanlardan özür dileyeceksin”.

    Tabi bu konuşmanın cezası nezaret. İki ay sonra cumhurbaşkanı diyor ki “Seni affettim” ama bu kişinin cevabı “Affetmek allaha mahsustur” oluyor.

    Şimdi bir kıyaslama yapın. Neyin neresindeyiz?

    Selim Yörük kardeşim size bir şey söyleyeyim. Eğer insan oğlunun aklı gözüne inmişse, göz görmek istediğini görürmüş. Eğer birilerini üzdüysem, hakkınızı helal edin Mahkemeyi Kübrada yakama yapışmayın.

  91. Hasan diyor ki:

    Çok değerli Müslüman kardeşlerim. Bizi yaratan Allah bize rızık veren ve ummadık yerden bereket getiren şüphesiz Allah’tır.

    Kanun koymakta şüphesiz Allah’a aittir. Bayanların elbisesi olarak çarşafı emretmiştir. Bayanların buna uyması gerekir. Uymayan olursa hesap gününde Allah’a hesap verecekler.

    Bu dünya oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Dünyayı ayaklarımıza seren yüce rabbimize çarşafı mı çok gördünüz?

    Ben bekarım. İnşallah yüce rabbim lütfederse çarşaflı bayan almayı düşünüyorum.

    Çarşaf giyen tüm müslüman kardeşlerime selam olsun. Allah tuttuklarını altın etsin. İnşallah Allah onları sayısız nimetlerle ve sayısız zevklerle ve altından ırmaklar akan cennetine koyar.

    İnşallah cennette beraber oluruz, beni sevenlerle birlikte.

    Allah’a emanet olun. Allah’ın emir ve yasaklarını uygulayın.

  92. Hayat Sever diyor ki:

    Selim bey, notunuzu okudum. Böyle bir not düşmeniz iyi olmuş.

    Sizden ricam, başlıklar hakkında da bir not düşün. Zira orada çarşafı savunmayan alile laik olarak tanıtılmış. Laiklik dinsiz olmak ya da dini dışlamak değildir. Bunu da değiştirirseniz sevinicem.

    Zira ben İslam dinini yaşamaya çalışıyorum. Baş örtülüyüm ve laikliği savunuyorum. Yani laik olmak dini yaşamamak değildir.

  93. Halim61 diyor ki:

    Selim arkadaşım, yorumumu yayımlamamışsın. Galiba biraz alınganlık yaptın.

    Aslında şunu düşünse idin siz bunu yayımlamadığınız için, sizin bir yaranız olduğu ortaya çıkmıştır. Bunu bilinçli yazmıştım. Hani yorumunuzda demişsiniz, toplumun bakışı ama görünüyor ki sizin düşüncenizmiş.

    Eğer yayımlasa idiniz buna inanabilirdim. Bunu düşünmediniz herhalde. İsterseniz bunu da yayımlamayın ama mesaj yerini bulmuştur.

    Ben Hayatsever kardeşimin müslüman kendine Müslüman olmamalıdır sözlerine bazı örneklerle cevap vermeye çalışmıştım. Belki de birileri bazı gerçekleri görebilir ama dil dönmez. Dönse de dili susturulur parangalara vurulur.

    Yine söylüyorum kardeşlerim, sisteme değil Allah’a kul olalım. Yaratılanın değil, yaratanın emirlerine uyalım. Yarın çok geç olacak kendi kıyametimiz kopmasın şu dünyamızı cehenneme çevirmeyelim.

    Bugün varız yarın da olacağız belki burda belki de asıl yurdumuzda, memleketimizde olacağız. Ama misafirlik böyle olmasa gerek! Biz hala ama hala bişilerden neden ders almayız. Her şey unutuluyor biz de unutulacağız. Unutulmaktan gelmedik mi zaten!

    Selim kardeşim küle dönüşmeden güle dönüşelim. Ben sizden küçüğüm. Eğer kalbinizi kırdıysam özür dilerim. Rahman diyor ki sen bana bakma, ben;senin baktığın her yöndeyim.

    Galiba kör olmuşuz! Hayat sever kardeşim sizin bana düşündünüz mü? Şeklinde bir sorunuz olmuş, elbette sorumluyuz ancak şunu iyi bilmenizi isterim ne geldiyse başımıza İslam’ı doğru anlamayan, hayatında sünneti uygulamayan, hadisi şerifleri okuyup hal ve hareketlerinde bunu yapmayan Müslümanlar yüzünden gelmiştir. Böyle değiliz diye bunu bırakacakta değiliz. Mutlaka hergün bişiler öğrenip uygulamaya geçmeliyiz sizde bir bayan olarak elinizden geldiğince öğrenip uygulayıp bunu çevrenize anlatınız.

    Saygılarımla. Allah yar ve yardımcınızolsun.

  94. Elif diyor ki:

    Burada okuduğum bazı yorumlar karşısında gerçekten de dumura uğramış durumdayım.

    Malesef insanların çok büyük bir bölümü dinin şekilcilik yanına saplanmış kalmışlar. Şunu söylemek istiyorum, şekil değişkendir ve hem iyi hem de kötü yönde değişime açıktır. Önemli olan asla değişmez olan özü anlamaktır.

    Açıkça söylemek gerekirse, insanlar din nedir, ne değildir sorularının cevabını bilmiyorlar.

    Din; hoşgörüdür, saygıdır, sevgidir, akıldır, bilimdir, özgürlüktür, nasıl iyi bir insan olmamız gerektiğiyle ilgili bir yol göstericidir. Yani asıl önemli olan ne giydiğin değildir. Ne hissettiğin ve ne olduğundur.

    Her kara çarşaflı dindar, dinini sever ve cennetlik olmayacağı gibi; her örtünmeyen bayanda cehennemlik ve dinsiz değildir.

    Ve siz dini bu şekilde kötüye kullanan ve yobazlaştıran insanlar nasıl bir yaşam sürdüğünüzün farkında bile değilsiniz (farkında olup hala devam edenlerde var tabii)
    kimsenin kara çarşafına karışmadığım gibi kimsenin de benim kara çarşafsızlığıma karışmasına tahammülüm yoktur.

    Din özgürdür. İnsan da özgürdür.

  95. Hayat Sever diyor ki:

    Sayın Halim61, yazdıklarınızın tamamına katılıyorum. Ama başörtülü okuma hakkında yazdıklarınızın bir kısmına değil. Çünkü bizler hep bu yüzden kaybediyoruz.

    Biz okumayalım tamam. Haklısınız baş açıp okumak kolay değil. Fakat biz okumadığımız taktirde bizim yerimize dinini bilmeyen, yanlış fikirli onlarca insan geçecek. Yani Geleceğimiz Tehlike Altına Girecek.

    Sadece müslüman erkeğin okuması yetmiyor. Toplumumuzun müslüman ve okumuş bayana da ihtiyacı var. Zaten bu başörtüsü sorununu önümüze koyanlar da bizim okumamamızı istemiyor mu?

    Size şöyle bir örnekle açıklayayım; bir ilkokul öğretmeni üğrencilerini de alıp, parka gidiyor. Parkta öğrencilerine Allah’a dua edip Allah’tan şeker istemelerini söylüyor. Zavallı çocuklar da ellerini açıp, Allah’tan şeker istiyorlar.

    1-2 saat sonra öğretmen “Çocuklar bakın, Allah size bir şeker bile veremiyor”(haşa) diyor.

    Sizce bu çocuklar o andan itibaren Allah’a nasıl yaklaşırlar. Hele de aileleride İslam’ı tam olarak bilmiyorlarsa. İnşallah demek istediğimi anlatabilmişimdir.

    Allah yar ve yardımcınız olsun.

  96. Esma diyor ki:

    Mevlanın sevgili kulları, dostluk timsali mevlanamızı hatırlıyalım ve birbirimizi kırmayalım.

    Herkez fikrinde özgür olabilir ama illa da kendi fikrini kabul ettirmek için hakaret etme hakkına sahip değildir.

    Örneğin ben çarşaflı bir bayanım. Dünya toplansa beni çarşafımdan vazgeçiremez. Çarşaflı olmayan bayanlara da saygı duyarım. Hakaret etme lüksünü kendimde bulmam ve aynı saygıyı da kendime beklerim. Çünkü insanlık bunu gerektirir.

  97. Denizgül diyor ki:

    Her kapanan cennete gitmez, bunu unutmayın. Ama kapanan insanın da önce kalbinden gelmesi lazım.

    Önce her şeyi göze alıp, sevinerek kapanması lazım. Ben de kapanmak istiyorum ama Almanya’dayım. Bu yüzden çok zor oluyor burda kapanmak ama eğer engellerim kalkarsa ilk işim kapanmak.

  98. Halim61 diyor ki:

    Hayat Sever kardeşim, bakın sizinle belki de aynı şeyi düşünüyoruz ama farklı bakıyoruz.

    Ben şunu söyleyeyim, ilk önce dikkat ederseniz İslam’ın, Kuran’ın ilk emri okumaktır. Ben okumayacaksın demedim, sadece öğrenmen gerekeni öğrenmelisin dedim.

    Örneğin siz başörtüsü yüzünden okumadınız diyelim, ne olacak? Siz “Bu iş buraya kadar” diyemezsiniz. İşte asıl püfnoktası burda. Ne kadar mevlamıza dua ettikte bu kapılar kapandı yüzümüze. Acaba biz istedik de bizi yaratan mevlamız vermedi mi ya da şöyle söyleyeyim, bilirsiniz ki dua bütün kapıları açar. Samimi bir duanın neleri def edeceği malumunuz ama bizler dua bile etmesini bilmiyoruz.

    Ayrıca bir yanlışınızı söylim, şu bilgi kirlenmesi denen şey size de musallat olmuş. Laiklik konusunda; Ben bunu araştırdım ve bu laikliğin İslam’la bir arada olmayacağını gördüm. Çünkü laiklik insanı ve devleti dinden uzaklaştırmaktır.

    Bunu yorum olarak söylemiyorum, laikliğin çıkış noktası İsrail ve Franszız ihtilali ile başlayan bir akım. Bunu araştırır iseniz yanlışda olduğunuzu görürsünüz.

    Ayrıca üniversite kapılarında başörtülerinin çıkarılmasında ordaki kardeşlerim size göre kimin emrine itaat ediyor. Ben söyleyeyim laik eğitimin.

    Bence beni anlamak isteyen varsa Necip Fazıl’ın gençliğe hitabesini güzelce okusun. Tabi bazıları da inanç özgürlüğü denen konuyu rezil bir hale getirdikten sonra bize özgürlük diyorlar.

    Deniz Gül kardeşim istersen size imanın ne olduğunu anlatmak isterdim ama burada olmaz sadece şunu söyleyeyim, iman ikiye ayrılır. İcmali ve tafsili iman.

    Bu konuları araştırın biraz, sonrada cennete kimin gireceğini anlayabiliriz inşallah. Kapanmanız konusunda siz ilk önce kendi engellerinizi kaldırın. İnanın her şey yoluna girer. Çünkü bu bir bahane değil. Asıl mesele kendimizde.

    Amacım kimseyle atışmak değil, bu kadar yalanların içinde rahat olmak ta bana göre değil. Selim hocam bu arada özür dilerim sizden.

    Saygılarımla ALLAH YAR YARDIMCIMIZ OLSUN.

  99. Yolcu diyor ki:

    Denizgül engellerini bilmiyorum fakat şunu çok iyi biliyorum ki, mülk Allah’ındır. Her şey O’nun takdiriyle gerçekleşir. O’nun dilediği olur.

    Sen kapanınca O’nun emrine uymuş olacaksın. O seni korur. Her türlü hamd O’na mahsustur.

    Hem sonra bu dünya geçicidir. Dertleri de geçicidir. Varsın olsun kapanmak sana sıkıntı getirsin. Bu sıkıntılar Allah katında senin ancak değerini yükseltir.

    Almanya’daki kardeşlerimize selamlar.

  100. Abdullah el Şahab ibn Khalil diyor ki:

    Ben Suriyeli bir arabım. Ama size bir şey söyliyeceğim kardeşlerim. Biz laik bir devlet oluşturduktan sonra, tahkik-i iman (ilmi yönüyle bilinçli inanma) yerini taklid-i iman (anadan babadan görme inanış)almıştır.

    Benim çok arkadaşım var, açık giyindiği halde inançlı, namaz kılan, oruç tutan kişiler ama dediğim gibi bazı çarşaf giyen, başını örtenler var bunlar da aile zoruyla, aslı astarı öğretilmeden taklid iman, yani bugün biz bunlara adet diyoruz.

    Diyeceğim o ki, karşımızdaki dinsiz de olsa ona önyargıyla yaklaşmamalı. Aksine hoşgörülü olmalıyız. Olabilir, senin inandığına o inanmaz, onun inandığına da sen inanmazsın ama ona gerçek dini her yönüyle mantıki ahlaki ve manevi bir çerçevede anlatarak uzlaşabilirsin.

  101. Feyza diyor ki:

    Bazı arkadaşların yorumlarını okudum. Ne yazık ki üzüldüm. Ben 19 yaşındayım ve çarşaflıyım. Çarşaf giyeli bu sene 2 yılım dolucak. Allah’a çok şükür.

    Parayla, imanın kimde olacağı belli olmaz. Bu söz çok doğrudur. Yalnız, dışarıdan bakıldığında öcü tabiriyle bizleri eleştirenler ne kadar ön yargılı olduklarını gösteriyorlar çok yazık.

    Şimdi soruyorum size, hangi özgürlükten bahsediyorsunuz? Madem özgür bir ülkede yaşıyoruz, neden kısıtlanıyor özgürlüklerimiz.

    Peygamber Efendimiz (sav)in ümmetiyiz çok şükür. Peki peygamberimizin bize tebliğ ettiği dine ne kadar uyuyoruz? Şimdi herkesin kendi düşüncesi diye bir şey yoktur. Çünkü canabı hak bize neyi emrettiyse onunla yaşamalıyız diye düşünüyorum.

    Ben açık ya da kapalı kimseyi yargılamıyorum. Bu benim haddim değil elbet. Ama benim üzerime vazife olan emri bil mağruf ve nehyi anil münkerdir. İyiliği emredip, kötülükten nehyetmektir.

    Bu arada ABDULLAH beyin dışarda yürürken de açık bayanlar gibi erkekleri tahrik etmezler sözüne katılıyorum. Düşünsenize bir kadın kapalı ama saçları açık. Bu elbetteki bir erkeği cezbetmez, illa yüzü anlam katar saçlarına ya da vücudu.

    Öyle değil midir arkadaşlar? Allah c.c. neden haram kılmış kadının saçlarını, bedenini başka bir erkeğe? İlk önce bunların, yani İslam dininin hakikatına erin. Daha sonra kapalı ya da çarşaflı bir kimseyi eleştirin.

    Sevgi ve saygılarımla.

  102. Yıldız diyor ki:

    Ben 19 yaşındayım ve çarşaflıyım. Çarşaf giyeli 1 yıl oldu. Yakın oldu çok şükür memnunum. Rabbim herkese nasip etsin.

    Lütfen çarşafı kötülemeyin arkadaşlar. Çarşafı her önüne gelen giyemez yükümü ağırdır. Çarşaflı insanları kötülemeyin. sevgi saygılarımla

  103. Halim61 diyor ki:

    Hayat Sever kardeşim, ben seni yanlış anlamadım. Allah şahit ki, ben de böyle düşünüyordum. Sonra baktım ki olmuyor bu böyle, yani bir yerlerde problem var dedim ve kendimce araştırmaya başladım. Ve inanılmaz bir aşk ve sevgiyle anlamaya çalıştım. Sonunda işte burası dedim ve yakaladım.

    Bak senin ve benim bilmemiz önemli değil diyorsun ama bak sen de bunu gördün. Estağfirullah benden özür dilemene gerek yok. Öyle bir şey de olamaz zaten.

    Ayrıca bu dünya imtihan dünyası. Bunu görmek isteyen ve anlamaya çalışan anlar. Yani senin benim bilmemizi küçümseme. Unutma damlaya damlaya göl olur.

    Bu arada Hayat Sever kardeşim, hayatı çok sevme. Gerektiği kadar sev yeter.

    Son olarak Allah’a emanet olun. En içten sevgi ve saygılarımla. Yıldız kardeşim sen üzülme seni kötülesinler. Çünkü senin kaybettiğini zannedip, senin gibileri kötüleyenler aslında kendilerinin kaybettiğinin ve senin kazandığının farkında değillerdir.

    Allah yar ve yardımcımız olsun.

  104. Yıldız diyor ki:

    Arkadaşlar bu çarşafta ne var bu kadar kötü gözle bakılıyor? Benim çoğu arkadaşım var açıkta var ama kimse açık insanı kapatamaz ve kapalıyı da kimse açamaz. Herkes kendi ibadetiyle yaşar. Herkesin günahı kendinindir.

    Biz bu dünyada kapalıysak, öbür dünyada Allah mükafatını verecektir. Bazı açık insanları görüyorum, namazında niyazında. Bazı kapalıları görüyorum ibadetle ilişkisi yok. Her şey kapanmak veya açılmak değildir.

    Herkesin yorumu kendine arkadaşlar. Birbirimize karşı saygılı olalım. Ben çarşafı kendi içimden gelerek ve severek giydim. Yani buna kimsenin hakkı yok karışmaya.

    İlla her şey bu dünya için değil. Bu dünya geçiçi dünya. Önemli olan öbür dünya. SAYGILARIMLA

  105. Haydar diyor ki:

    Ben 17 yaşında bir öğrenciyim. Düşüncem ise bazı kesimler çok açık gezerken, neden bazıları da diledikleri gibi giyinmesin?

    Okuyan ve düşündüğünü ifade eden bir öğrenciyim.

  106. Alper diyor ki:

    Bu yazı bir cehalet örneğidir. Hiç çarşaf giydiniz mi de onun sıkıcı olduğunu düşünüyorsunuz. Esas açık kadın sıcakta ve güneşte pişer.

    Eti direk güneşe masuz kalır. Aynı saçın kafamızı koruduğu gibi çarşafta kadını hem güneşten hem de kötü gözlerden korur.

  107. yalın diyor ki:

    Arkadaşlar karaçarşaf giymek nasıl bir duygu bana biraz anlatır mısınız?

    Bu giyisi nerelerde giyilir, bilgi istiyorum

    Not bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.

  108. Büşra diyor ki:

    Bir müsliman bayan olarak hepimiz tesettürlü olmalıyız. Allah’a çok şükür ben de tesettürlüyüm. 15 yaşındayım. Bazı arkadaşlar tesettürlü olup ta diğer ibadetlerini yapmayanlardan veya açık olup öteki ibadetlerini yapanlardan söz etmişler.

    Bence bunları kıyaslarsak açık olmak daha kötü. Çünkü abdest, namaz olayları kişinin sadece kendisini ilgilendirirken, açık bayanlarınki tüm toplumun bozulmasını sağlıyor (inşallah bir şey anlamışınızdır).

  109. NURSEL ELÖNÜ diyor ki:

    Selamün aleyküm arkadaslar…O kadar cok yorum yapilmiski bu konuda anlasiliyorki bu kara carsafla yasayanda yasamayanda pek muzdarip.Birakin insanlar inandiklari gibi yasasinlar.Carsafli birini sokakta gördügünüz zaman lütfen onu yürüyen bir bucuk metrelik bir kumas zannetmeyin.O da tipki senin benim gibi bir insan ve her seyden önemlisi onunda bir kalbi var ve her kalp gibi kirlabilir.Elestirilerinizi yaperken sizinle ayni dili konusan ,ayni irka mensup ve eger müslümanim diyorsaniz bir din kardesiniz hakkinda konustugunuzu unutmayin derim.Bence carsaf takabilmek büyük bir nefis mücadelesidir.Bense nefsine cok defa yenik düsen birisi olarak bunu basardiklari icin carsaf takanlari kutluyorum.Son olarak farkli bir yaklasimla yorumumu bitirmek istiyorum.Kurtulus savasi kahramanlarimizdan Sütcü Imamin kemikleri sizliyordur simdi cünkü o Marasta ilk kursunu, carsaflari düsman askerleri tarafindan yirtilan müslüman hanimlari gördügünde slkmlsti.Ecdad gelde simdi gör bir zamanlar namusumuz olan basörtüyü cikartmak icin ne ermeniye nede fransiza ihtiycimiz var…

  110. Zührenaz diyor ki:

    Bakın kardeslerim. ben 19 yasındayım ve çarşaflıyım çünkü çarşaf bir sünnettir kardeslerim.bayanlar dar bir elbise giydi diyelim mesela,hemen dikkat çeker ve erkek hemen söyle der. baksana bu kadının elbisesi nekadar da, dar derler ve, ve kadına hemen günah yazılır ve kimler ne diyosa aldırmayın ben şahsen allaha havale ediyom ve yüce allah çarsafı hermüslüman mümine nasip etsin bunu diyorum ve selam aleyküm…….

  111. sara diyor ki:

    allahım herkese kapanmayı nasip et…bana da nasip et…çarşafa girmeyi….

  112. Hatip diyor ki:

    burda ilk yorumlara baktıktımda din konusunda herkes ahkam kesmeye bayılıyor…din konusunda hiç bir eğitimi olmayan muhtemel ilmahal bile okumamış kimseler yorum yapmaya kalkıyor..işkembeyi kubradan nameler sıralıyorlar…
    din konusunda yorum yapma selahiyeti olanlar yani rey sahibi olanlar ancak müçtehitlerdir bu zamanda da müçtehit vasıflarına sahip kimse yoktur…kaldıkı içtihat ana meselelerde yapılmaz zaten bu meseleler açıktır..
    (bu konuda içtihat risalesine başvurulabilir..)
    bizler ancak müçtehitlerden nakil yapabilirz..

    Eğer din allahın diniyse..ve bizde müslümansak allah ne emretmiş neyi yasaklamış ona göre davranmak mecburiyetimiz vardır…din bir butundur…herşey iyi guzelde bana burası uygun gelmiyor demek bile dini inkardır….
    islamiyet herşeyden önce teslimiyet dinidir…musluman emredilen yerde hoşgoruludur emredilmeyen yerde hos gorursuzdur….bunun aksini inkar eden ancak musluman olmayanlardır…bu konuda herkesle hemfikir olduğumuz kanaatindeyim…

    peki emirler ve yasaklar nerden bileceğiz..?

    islamın kaynakları bellidir…
    1-Kuran
    2-Sunnet(bunları hadislerden öğreniyoruz nakledilen 1milyonun üzerinde hadis vardır..ancak belirtilen bu altı kitap tartışmasız sahihtir geçerlidir….Buhârî, Müslim, Nesâî, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce)
    3-İcma: Kelime olarak bir meselede görüşbirliği manasına gelir. Fıkıhta ise Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz’in vefatından sonra müçtehit alimlerin dinî bir hüküm üzerinde görüş birliği etmeleridir.

    İcmada üç şartın buluması gerekir:

    a- Müçtehit olmayanların görüş ve ittifakları dinî bir delil sayılmaz. Zira müçtehitler bir konuda ittifak ettikleri zaman onunla amel etmek vaciptir.

    b- Dinî bir meseledeki hüküm, müçtehitlerin ilk görüş birliği sağladığı anda aranır ve ondan sonra fikir değiştirmekle icma bozulmaz.

    c- Dinî yönü olmayan konulardaki ittifaklar icma sayılmaz.

    İcma müracaat bakımından Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’den sonra gelir. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’te bulunamayan dinî bir mesele hakkında alimler icmaya müracaat eder.
    4-kıyas: Sünnet ve İcma’da bulunamayan dini bir mesele hakkında kıyası kaynak kabul eder. Yani müracaat bakımından dördüncü derecede yer alır. İcma ve kıyas, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’e tabidir..

    bunlara göre de cilbab örtünme ayetle sabittir….bu örtünmeyide karşılayan en iyi kıyafette çarşaftır……başörtüsü , manto vb. bunu karşılamaz…..

  113. Mustafa diyor ki:

    İstediğiniz öyle güzel söylüyorsunuz ki ama neye göre, kime göre. Atatürk niçin cinsiyetlerin anlaşılması için kaldırmış olsun. Bu yaşınızda hala Atatürk’ün kim olduğunu anlayamamışsınız. Kuran’ı Allahı peygamberimizi kanıt olarak söyleyin ama Atatürk’e bulaşmayın. Çünkü basit düşünen insanlara onu anmak hiç yakışmıyor…

  114. EbuZer diyor ki:

    Elhasıl; nasılki kadınlar kahramanlıkta, ihlasta şefkat itibariyle erkeklere benzemedikleri gibi, erkekler de o kahramanlıkta onlara yetişemiyorlar; öyle de o masum hanımlar dahi, sefahette hiçbir vecihle erkeklere yetişemezler. Onun için fıtratlarıyla ve zaîf hilkatleriyle nâmahremlerden şiddetli korkarlar ve çarşaf altında saklanmağa kendilerini mecbur bilirler. Çünki erkek, sekiz dakika zevk ve lezzet için sefahete girse, ancak sekiz lira kadar birşey zarar eder. Fakat kadın sekiz dakika sefahetteki zevkin cezası olarak dünyada dahi sekiz ay ağır bir yükü karnında taşır ve sekiz sene de o hâmisiz çocuğun terbiyesinin meşakkatine girdiği için sefahette erkeklere yetişemez, yüz derece fazla cezasını çeker. Az olmayan bu nevi vukuat da gösteriyor ki; mübarek taife-i nisaiye, fıtraten yüksek ahlâka menşe’ olduğu gibi, fısk u sefahette dünya zevki için kabiliyetleri yok hükmündedir. Demek onlar daire-i terbiye-i İslâmiye içinde mes’ud bir aile hayatını geçirmeğe mahsus bir nevi mübarek mahlukturlar. Bu mübarekleri ifsad eden komiteler kahrolsunlar!.. Allah bu hemşirelerimi de bu serserilerin şerlerinden muhafaza eylesin, âmîn.

  115. NUR TALEBESİ OLMAYA ÇALIŞAN BÜŞRA diyor ki:

    Bende çarşafa ve islam dinine laf söyletmem! nekadar kendim giymesemde hakyolun bu olduğunu biliyorum.17 yaşında ve maalesef baş örtüsüyle peçe yapan bir kızım.nefsimi yenipte çarşaf giyersem kendimi şerefli sayacağım.bir kadını haram nazardan en güzel koruyan çarşaftır.hele altınada anadolu şalvarı giyilirse! birgenç kız olarak bu zamndaki ahlaksız insanlardan korunmanın eniyi yolu çarşaftır.hal-i aleme baktığımızda müşahede ederizki hiçbir erkek çarşaflı bir bayana karşı nefsani hisler beslemezken,diğer kıyafet içeren giyinişlerdeki her kadına karşı nefisten gelen hislerle bazı ahlaksız tepkiler verirler.buna delil ise dış dünyadaki kadın erkek manzaralarıdır.vicdan sahibi hiçbir insan bunu inkar edemez.RİSALE-İ NUR külliyatından 24.LEM’A TESETTÜR RİSALESİ çarşafa ve çarşaf mahiyetini taşıyan kıyafetlerin kadın için zırh hükmünde olduğuna delildir.son olarak içimde inanılmaz derecede sıkıntı veren ve üzüntüye düşmeme sebeb olan bir durum ki size anlatmak istiyorum: açık saçıklık! kıyafetleriyle erkeklerin kendilerini taciz etmelerine sebebiyet verip sonrada rahatsız olduklarını ifade ediyorlar.yağmurun altına şemsiyesiz ya da yağmurluksuz çıkıp sırılsıklam olduktan sonra niye yağmur beni ıslattı diyen kişinin hali nekadar eblehcesineyse,bu kadınların halide bu durumdan aşağı değildir.hepimizi Cenab-ı Hakk bu cemiyetin ve ahirzamanın fitnesinden muhafaza etsin selam ve selametler.

  116. ahmet diyor ki:

    s.a. arkadaşlar önemli olan kurana ve sünnete göre hayatımızı şekillendirmektir. eğer bu gün çarşafı tartışırsak yarın renkleri tartışırız. her yiğidin yoğurt yiğişi farklıdır. inanan kardeşimiz çarşafta huzur buluyorsa onu giysin başka bir elbisede huzur buluyorsa onu giysin. tercih kişilerde olmalı. erkekler içinde geçerli bu tabiki… konuşacaksak bu günkü müslümanların durumunu konuşalım, allahın ayetterini konuşalım peygamberin sünnetlerini konuşalım. kadın konuşacaksak ıraklı, filistinli bacılarımızın hallerini konuşalım. yarın bunların hesabını nasıl vereceğimizi konuşalım. sorumlu hissediyorsak tabi. “bütün inananlar kardeştir”.
    yukardaki yazıya gelince bence doğru söylemiş kardeşimiz. o zaman kendimize şu soruyu soralım Daha 80 90 yıl önce düşünceleri bir yaşantıları bir fikirleri bir omuz omuza çalışan , savaşan insanlarımız nasıl olduda bu kadar kısa bir sürede bu kadar zıt düşünmeye başladılar. araştırsak 2 3 göbek önce akraba olan insanlar nasıl olduda bu kadar değişti. bence oturalım bunların sebeblerini düşünelim, konuşalım. ve aynı vatanda aynı bayrak altında bu insanları tekrar kendi özlerine nasıl geri getirebiliriz, ortak paydada nasıl buluşturabiliriz onu düşünelim konuşalım. bunun için illaki bidaha mı kurtuluş savaşı yaşamalıyız. ALLAH BU MİLLETE TEKRAR BİR KURTULUŞ SAVAŞI YAŞATMASIN. buda bizim başkalarının oyununa gelmeyerek tüm gücümüzle çalışmamızla mümkündür. selametle kalın

  117. abdullah oğlu abdullah diyor ki:

    tesettür dar ve şeffaf olmayan herşeyle olur.(fetva:prof.mahmut esad çoşan)
    burda tartışılan çarşafı kuran kastediyormu,kuran da varmı eğer varsa kuranda kastedilen çarşafa ben kesinlikle karşıyım deniyorsan burada o kişi için tehlike var,tehlikede şu ahzap 59 . ayeti kınama red etme hafife alma yok sayma gibi bir durumda o kişi bir ayete bilmedende olsa aşağıladığı için dinden çıkar,müslüman mürted olur,Allah muafaza mürdet olan kişinin evli ise nikahı anında düşer,ne hayır yapsa şer yazılır,ebedi cehennemlik olur bu durumu araştırın mürted olma,dinden çıkma,irtidat etme gibi,el fazlı küfür denen islam kurallarına göre çok büyük tehlikeye düşer,ilmine inandığınız bir hocaya sorun,ben araştırdım ve size anlatıyorum,sizde bir kaç yerden sağlam bir şekilde araştırın.kuranda ahzab 59.ayette farsça cilbab diye geçen kelimenin ulamanın tümünün çarşafıda kasttettiği görüşüdür,ayrıca efendimiz peygamberimizin ehli beyti ve o zamanki mümin kadınlarda siyah çarşaf giymişlerdir,bir hadiste tesettür ayeti indi mekke kara kargalara döndü der,ayrıca arab ülkelerinde bir satıcıya hacı cilbab ver de sana çarşaf uzatır,kardeşim senin nefsin bu imtihanı kabul etmeye bilir,ben bilmeden ama samimi müslüman kardeşlerime sesleniyorum,Allah ın bir hükmü varsa o hükmü sevmek ve kabul etmek zorundayız,ama o hüküm bize zor geliyorsa hiç degilse Allah ım bu hüküm muhakkak hakkımızda hayırlıdır ama ben yapamıyorum,beni affet demek Allah c.c. karşısında daha tutarlı olur,yani bir hükmü yapamamakla red etmek arasında çok fark var biride müslüman olarak kalıyorsun digerinde dinden çıkıyorsun,bu son ve tek din olan islam çocuk oyuncağı degil,bir kuralı bir edebi bir ağırlığı var,senin 100 gramlık beynin,veya % 5 mi , yoksa % 10 mu çalıştığı tartışılan aklımızla bu işler cehenneme sürükler bizi,hem Allah a inandığını,hem kurana inandığı belirtecek sonra o kul o ayeti mealinden bakıp yada bakmadan eleştirecek,tefsir okumadan bu işin ustalarına sormadan müslümancılık oynayacak, isterimki her müslümanım diyen müslüman olsa ve ölse olmuyor,herşeyin bir vasfı ve alemeti var kendine dön bak , ve senin rehberin muhammed mustafa ya (s.a.v.) dön bak sen bu dinin neresindesin,Allah bizleri affetsin çok şey var ama herşeyi yazamıyoruz ölçümüz kuran ve sünnet hedef Allah ın rızası ,Allah tek güç sahibi,hüküm koyan tek merci,dinimizi öğrenelim yanlışa düşmeyelim.

  118. abdullah oğlu abdullah diyor ki:

    KUR’AN-I KERİM’DE ÇARŞAF KELİMESİ GEÇİYOR MU?
    Efendim, tesettür emri ile alâkalı olarak Nur sûre’si 31. âyette geçen “başörtüsü” (hımar-humur) ve Ahzab sûresi 59. âyette geçen “Dış giysi” (cilbab-celâbîb) ifadeleri birlikte mütalaa edilince, kadın için iki parçalı bir giysi şekli ortaya çıkıyor. Birincisi; saç, boyun ve göğüsleri örten ve omuzlara doğru yakaların üstüne serbest bırakılan “başörtüsü”dür. İkincisi ise: “Dış giysi” olup, bunun şekli de iki türlü tarif edilmiştir. Başörtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça bir giysi veya başörtüsünün altında, boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi Peki, ulemâ bu konuda ne diyor ve hangisini tercih ediyor?
    Ulemânın bu konudaki beyanlarına geçmeden önce, hazır yeri gelmişken bazı Müslüman kardeşlerimizin sıkça sorduğu “Kur’an-ı Kerim’de çarşaf geçiyor mu?!” sorusuna açıklık getirelim.

    Evet, Kur’an-ı Kerim’de çarşaf geçiyor!
    Çarşafın adresi ise, Ahzab sûresinin 59. âyet-i kerimesidir. Şayet, “Bu âyet-i kerime çarşaftan değil, cilbabdan bahsetmektedir.” derseniz, şöyle açıklayayım. Evet, âyette “cilbab” kelimesi geçmekte ve “celâbîb” diye zikrolunmaktadır. “Celâbîb” kelimesi “cilbab”ın çoğuludur. Cilbab ise, Türkçe’de çarşaf mânasına gelir. Bu arada, “Kur’an’da çarşaf geçmiyor.” diyenler, şayet birebir “çarşaf” kelimesinin geçmesini kastediyorlarsa, o zaman doğru söylüyorlar, Kur’an’da “çarşaf” kelimesi geçmez! Çünkü “çarşaf” Farsça bir kelimedir. Ama Türkçemizde de kullanılmaktadır. Oysa Kur’an-ı Kerim Arapça indirilmiştir. Yani bu mantığa göre, yanlış anlaşılmasın ama, Kur’an’da “namaz” kelimesi de geçmez, “oruç” kelimesi de Ya nasıl geçer? “Salât ve savm” şeklinde geçer.

  119. abdullah oğlu abdullah diyor ki:

    TEFSİR ÂLİMLERİ ÇARŞAF İÇİN NE DİYOR?
    Bazı tefsirler ise “cilbab” kelimesini “milhafe” diye tefsir ederler ki, “milhafe” lügatta çar ve çarşaf mânasına gelir. Şimdi ulemânın bu âyetle alâkalı yaptıkları tefsirleri zikrettiğimizde, tariflere en uygun kıyafetin çarşaf olduğu görülecektir.
    Ulemâ âyet-i kerimede “cilbab” diye geçen, bu tesettürün nasıl olacağı hususunda birkaç görüşe ayrılmışlardır. İnşAllah şimdi bizler kenara çekilip onların görüşlerine yer verelim.
    Son devrin âlimlerinden Elmalılı, bu âyeti tefsir ederken “cilbab”ı şöyle tarif etmiştir:
    “Baştan aşağı örten çarşaf, ferace, câr gibi dış elbisenin adıdır.”
    “Tepeden tırnağa örten giysidir.”
    “Çarşaf ve peçedir.”
    Âyet-i kerimede geçen “İDN” kelimesi: Yaklaştırmak demek ise de, âyette “Alâ” harf-i cerri ile kullanılması, kapsamak sûretiyle sarkıtmak mânasını da ifade ettiğinden, üzerinden sıkıca örtmek demek olur. “Cilbab örtmek” tabirinde de iki şekil vardır. Bunlardan birincisi; cilbablarından birisiyle bütün bedenini örtmek; diğeri ise, cilbabın bir tarafıyla başından yüzünü örtmek demek olur.

    Elmalılı, âyeti kerimede geçen “cilbab idnâsını”, bu şekilde tarif ettikten sonra şöyle devam ediyor: “Bu beyanda da iki sûret vardır. Birisi kaşlarına kadar başını örttükten sonra büküp, yüzünü de örtmek ve yalnız tek bir gözünü açık bırakmak.” Elmalılı bunu söyledikten sonra, “Bizler yetiştiğimiz zaman memleketimizde validelerimizin tesettür tarzı bu idi.” der. İkincisi de alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra, burnunun üzerinden dolayıp gözlerin ikisi de açık kalsa bile, yüzün büyük bir kısmını ve göğsü tamamen örtmüş bulunmaktır. Bu açıklamadan sonra da, “Hicri 1310’da İstanbul’a geldiğim zaman İstanbul hanımlarının bir peçe ilave edilmek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartıyla tesettür tarzları bu idi.” Demektedir.
    Evet, Elmalılı merhum “cilbab”ı böyle tarif ediyor.
    Yine bu konuda Konyalı Mehmet Vehbi Efendi “Hulasatü’l Beyan” isimli tefsirinde: “Kadınların ziynetlerini örtmeleri için çarşafa bürünmelerinin lazım ve vacip olduğunu zikretmektedir.”
    Ömer Nasuhi Bilmen Efendi de kendi tefsirinde “Cilbab”ı çarşaf olarak tefsir etmişlerdir.
    Gördüğümüz gibi son devrin âlimlerinden, herkesçe tanınan ve kabul gören üç tane tefsir âliminin “cilbab” hakkındaki görüş ve yorumları bu şekildedir .

  120. abdullah oğlu abdullah diyor ki:

    Şimdi de diğer ulemâ bu âyeti nasıl tefsir ediyor ona bakalım:
    Taberî, İbn Sîrîn’den şöyle rivayet eder:
    “Abide es-Selmani’ye, “Dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle” âyetinin mânasını sordum. O hemen büyük bir çarşaf alarak onunla bütün vücudunu örttü. Başını da kaşlarına kadar kapattı. Yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözünü açık bıraktı. Böylece âyeti fiili olarak tefsir etti.”
    Taberî ve Ebû Hayan, İbn Abbas’tan şöyle rivayet etmişlerdir:
    “Kadın cilbabını alnının üzerine indirir ve oradan sıkar. Alttan da burnunun üzerine kadar kapatır. Yalnız gözleri dışarıda kalmalıdır. Yüzünün kalan kısmı ile göğsünü tamamen kapamalıdır.”
    Ebu’s Suûd Efendi: “Cibab”tan maksat, çok geniş ve uzun bir örtüdür. Kadın bununla başını örttüğü gibi yüzünü ve göğsünü de örterek ayaklarına kadar salar. Buna göre âyetin mânası, ‘Kadınlar dışarıya veya yabancı bir erkeğin karşısına çıkacakları zaman, bu örtüyle yüzlerini ve bütün vücutlarını örtsünler.’ olur.” demiştir.
    Cevherî de “Cilbab”ı çarşaf diye tefsir etti. Ve “Cilbab çarşaftır.” denildi.
    Ümmü Seleme annemiz şöyle demiştir:
    “Cilbablarından üzerlerini sıkı örtsünler’ âyetinin nüzulünden sonra ensar kadınları siyah çarşaflara büründüler. Öyle bir ağırbaşlılık ile çıkmışlardı ki, sanki hepsinin başına birer karga konmuştu.”

  121. abdullah oğlu abdullah diyor ki:

    ÖRTÜNMEK KADININ OLMAZSA OLMAZIDIR
    Verilen kaynaklardan da anlaşıldığı üzere İslâm âlimlerinin çoğunluğu çarşaf üzerinde durmakta ve tesettürün çarşafla daha güzel olacağını belirtmektedirler. Açıkça “çarşaf” demeyen müfessirler ise, âyet-i kerimede geçen “cilbab” ile, kesintisiz bütün bedeni baştan aşağı örten geniş bir elbiseyi tarif etmektedirler ki, bu tarife en uygun olan kıyafet çarşaf, ferace ve cardır. Bu kıyafetler, Türkiye’nin çeşitli yörelerinde, “ehram, peştamal dolama, şalvar atkı” gibi farklı isimlerle de zikredilmektedir. Tabi-î bu kıyafetlerin kumaşının kalitesi, ince veya kalın oluşu örfe, beldelere ve mevsimlere göre değişiklik gösterebilir. Ancak dikkat edilecek husus, kadının boynu, omuzu, göğüs, kol, koltuk altı, bel gibi, kısaca vücut hatlarının belli olmaması gerekmektedir. İçini gösterecek kadar şeffaf, vücut hatlarını belli edecek kadar ince ve dar olmamalıdır. Çünkü kadınların örtünmesinden maksat bütün şüpheli yolları kesmek, erkek ve kadınların kalplerinde dolaşan vesveseyi bertaraf etmektir.

    Bu arada, âyet-i kerimede örtünmenin, “iffet ve namusu koruması, tanınıp eziyet edilmemesine daha uygun olması” gibi bazı hikmetlerinin açıklanması, bu gayenin bulunmadığı veya başka şekilde elde edildiği durumlarda, örtünmek gerekmez gibi yanlış bir düşünce hatıra getirmemelidir. Çünkü esas itibariyle örtünmek, Allah’ın emri ve dinin gereğidir.
    Evli kadınların örtünmesinden kocaları sorumlu olduğu gibi, kız çocuklarının evleninceye kadar örtünme ile ilgili problemlerinden birinci derecede babası sorumludur. Çocukla uzun süre birlikte olan, onun eğitim ve terbiyesi ile yakından ilgisi bulunan anne de ikinci derecede sorumlu olur. Âyet-i kerimede Allahu Teâlâ bizleri şöyle uyarmaktadır:

    “Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun(Tahrim 6.)”.

    Önce, kadınların başlarını örtmelerinin dinî yönüne bakalım. Bu hususta Kur’ân-ı Kerimde iki âyet mevcuttur. Bu âyetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde meâlen şöyle buyurmaktadır:

    Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”
    “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zînetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”

    Âyetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu mealdeki hadîs-i şerif âyetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz (a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben şöyle buyurmuştu:

    Ey Esma! Bir kadın âdet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir.”

    Demek ki, buluğ çağma gelmiş olan Müslüman bir hanımın başını kapatması hem Allah’ın hem de Peygamberin emridir. Yani yüz kısmı açık kalacak şekilde başın kalan kısmını, boyun ve göğüsleri örtmek farz-ı ayındır. Açmak ise bir farzın terki sayıldığından haramdır. Zaten âyetten de açıkça anlaşılacağı gibi “ırz ve namusun korunması” başı örtmenin bir hikmeti, aynı zamanda bir sebebi sayılmaktadır. Başlarını açan kadınlar ırz ve namuslarım muhafaza etseler de, bu ‘Allah’ın emrine uygun bir koruma sayılmamaktadır. Allah ve Resulünün emrini dinlemediği için günahkâr olmakta, büyük bir mesuliyet altına girmiş bulunmaktadır.

    Bir mü’min kadın için baş açık gezmek haram ve günah olduğuna göre, bu mesuliyetten kurtulmak için ne yapabilir? Yapılacak şey bellidir. Başını kapattığı zaman hayatî bir tehlike veya yanık ve benzeri sıhhî bir mahzurla karşılaşacaksa, o tehlike ve mahzur geçinceye kadar açık bırakılabilir. Fakat böyle bir durum yoksa, kapatmak gerekir.

    Kapatmayınca ne olur? Başta da söylediğimiz gibi günahkâr olur. Günahkâr olan kimse, bu günahından kurtulmak için tevbe istiğfar eder, Allah’tan affını diler.

    Al-i İmran suresinde şu mealdeki bir ayeti kerime yer almaktadır:

    “Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar—İşte onların mükâfatı, Rablerinden bir mağfiret, ağaçları altından ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükâfatı ne güzeldir.”4

    Demek ki, bir tövbenin kabul olması, bir günahın affa liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar edilmemesi şartı aranmaktadır. Bir insan sadece nefsini yenemediğini, çevresinin nasıl karşılayacağını bahane ederek bir haramı işlemeye devam ederse ne olur? Bu husustaki bir hadisin meali şöyledir:

    “Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan günahı¬nın affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’ân’da ge¬çen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu mânâdadır.”5

    Evet, “Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var¬dır” sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor. Şöyle ki, bir gü¬nahı işlemeye devam eden insan zamanla o günaha alışır, terk edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu gün geçtikçe daha büyük manevî tehlikelere sürükler. Günahın uhrevî bir cezasının olmayacağına inanmaya, hattâ Cehennemin bile olmaması gerektiğine kadar gider. Yani kalpte yer tutan o günah tohumu zaman içinde—Allah korusun yeşillenerek bir zakkum ağacı haline dönüşebilir.6

    Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın kinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir.

    Böylece hem Allah’ın emrini her şeyin üstünde kabul ederek bir farzı işlemiş olursunuz, hem de size “başınızı örtmemek” için vesvese veren şeytanı reddetmiş olursunuz. Zaten bir Müslüman hem Allah’ın rızasını kazanma¬ya çalışacak, hem de bazı haramları işleyerek şeytanı “küstürmemek” gibi gülünç bir duruma düşecek, bu mümkün değildir.

  122. NUR TALEBESİ OLMAYA ÇALIŞAN BÜŞRA diyor ki:

    (tesettür dar ve şeffaf olmayan herşeyle olur)abdullah kardeşin bu cümlesinde eksiklikler var. Eğer onları belirtmeden geçersek Şer’î bir örtünme olmayacağını düşündüğümden aşağıdaki ifadeleri İslam Prensipleri Ansiklopedisinin Tesettür maddesinden alıntı yaparak yazıyorum:
    Ezcümle: Muhammed Ali Es-Sabûnî’nin Reva-ül Beyan tefsir-i ayatı ahkâm inel Kur’an tefsirinin 2.cilt 373,388.sayfalarında tesettüre ait meseleleri beyan ederken şer’î hicabın şartları bahsinde burada özetle aldığımız şu şartları sayar:
    “evvelen:örtünün bütün vücudun hertarafını örtmesi…
    Saniyen:Hicabın şeffaf olmaması ve vücudun hatlarını belli etmemesi….
    Salisen: Hicabın kendisinde zinet için şekiller ve renkler olmaması…
    Rabian: Bol olması, vücud yapısını belli etmemesi…
    Hamisen: Koku sürülmüş olmaması…
    Sadisen: Erkek kisvesi şeklinde olmaması…”
    Mürted hakkıdaki yazdıklarınıza ise kesinlikle katıldığımı belirtmek isterim.Selam ve Selametler

  123. teacher diyor ki:

    Örümcek kafalar basmış burayı ya?Kara çarşafı savunan bir genç kız.Başörtüsü örtüp kolları bacakları saklamak,bol giysiler giymek hadi bir yere kadar,anlarım.Öcü gibi otalıkta kara çarşafla gezmek de neyin nesi?
    Allaha,peygamberimize,inanıyor,islamın 5 şartını yerine getirmeye çalışıyorsan bittii…
    Dinden insanı tiksindiren bu hurafeler yok mu?
    Kara çarşaflara bürün,git ilerde kul veya yetim hakkı ye.Cehennemden çıkamazsın .Onu da biliyor musun?

  124. NUR TALEBESİ OLMAYA ÇALIŞAN BÜŞRA diyor ki:

    Arkadaşlar yorum yapmak kafadan atmakla olmaz. Önemli olan kitabi olmaktır. Yukarıda hakaret dolu bir cümleden ibaret bir yorum var yine kitabi bir şekilde cevap vermek istiyorum.S.B.M.cilt:1 sahife:140,120. hadisin izahından alınan bir parçayı burda yazmak istiyorum.
    “Hicab;yani tesettür âyetleri,üç defada,üç mertebeyi natık olmak üzere nazil olmuştur.
    Birincisi: (33:59) âyet-i kerimesiyle YÜZLERİNİ örtmekle mükellef oldular…..” diye devam eden ve devamında haremlik ve selamlığada değinen ifadeler vardır. Okumak için S.B.M. cilt:1’e başvurabilirsiniz.
    Hz.İbn-i Abbas (R.A.)dan şöyle bir rivayetide yazmadan geçemiycem:
    “Kadın cilbabını cebin denilen yüz cephesinin her iki tarafına kadar getirip kapatır. bağlıyarak ondan sonra örtüsünü burnu üzerine atar. Her ne kadar iki gözü açık kalsa dahi. Fakat boynunu, göğsünü ve yüzünün büyük çoğunluğunu (yani, gözleri açık kalabileceğinden dolayı yüzünün hepsini denmeyip ekserisini demiş) örter.” (Bahr-ül Muhit c:7 Sh:250)
    Neyse sadece kof sözler yetmez. Söylediğiniz şeyi illaki ispatlamak gerekir. 20.asrı geride bırakdığımız bu zamanda lafa değil delile bakarız. Medenî insan delilsiz konuşmaz. Galebe çalmak karalamakla değil ikna ile olur. Söylenen sözlerde delille, ispatla kuvvet bulur.

  125. EbuZer diyor ki:

    İ’lem Eyyühel-Aziz! İmana ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a’mal-i sâlihadır. Sâlih amel ise, maddî ve manevî hukuk-u ibada tecavüz etmemekle, hukukullahı da bihakkın îfa etmekten ibarettir. Ecnebilerden alınan maddî bilgiler, san’at ve terakkiyata ait ise, lâzımdır. Sefahete dair ise muzırdır.

  126. NURYOLCUSU diyor ki:

    selamün aleyküm bence en önemli şey başta iman daha sonra Allahın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmak.biz hakiki bir imana sahip olup dinimizi doğru bir şekilde öğrenip gerçek bir müslüman gibi yaşarsak zaten hiç bir sorun olmaz.benim ençok üzüldüğüm şey müslümanım diye yaşayıp Kuranda emredilen tesettürü inkar etmeleri..tesettür ve çarşaf kadınları nefsani arzulardan ve kötü isteklerden koruyan bir zırh gibidir.ama malesef öle bir zamanda yaşıyoruz ki insanlar tamamen kendi nefislerinin istekleri doğrultusunda yaşıyor.”hangi asırda yaşıyoruz” gibi bahanelerin arkasına saklanıyorlar.halbuki Allahın emirlerini yarmak için hangi asırda yaşadığımız önemli değil ki.önemli olan Allahın emirlerini yerine getirmek ve dinimizin gereği olan tesettüre ve çarşafa laf getirmemek getirenlerede gereken cevabı vermek.selametle

  127. esra güner diyor ki:

    herkes istediği kıyafeti giymekte inancını sergilemekte özgür olsun artık bırakın bunları yaa.ben kapalı değilim ama gercekten allah rızası icin kapanan örtüsünden vazgecmeyen takva elbisesini bu yolu kendine hak bilmis ödün vermeyen genc kızlara hayranım.ama aile baskısıyla koca baskısıyl kapananların örtülerine ihanet ettiğini düsünüyorum… icinden gelerek sırf allah rızası icin kapanan genc kızlar okuyorsnız lütfen sizden du bekliyorum… vitrinlerin büyüsünden sahte güzelliklerden kendimi almak nefsimle cok savasıyorum… malatyadan esra.emegi gecen herkese tesekkürler.

  128. EbuZer diyor ki:

    Bu sene inzivada iken ve hayat-ı içtimaiyeden çekildiğim halde bazı Nurcu kardeşlerimin ve hemşirelerimin hatırları için dünyaya baktım. Benimle görüşen ekseri dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvalar işittim. “Eyvah!” dedim. İnsanın hususan müslümanın tahassüngâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmağa başlamış dedim. Sebebini aradım. Bildim ki: Nasıl, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesatıyla sefahete sevketmek için bir iki komite çalışıyormuş. Aynen öyle de; bîçare nisa taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki: Bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor. Ben de siz hemşirelerime ve gençleriniz olan manevî evlâdlarıma kat’iyyen beyan ediyorum ki: Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi, saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur!.. Rusya’da o bîçare taifenin ne hale girdiğini işitiyorsunuz. Risale-i Nur’un bir parçasında denilmiş ki: Aklı başında olan bir adam; refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fâni ve zahirî hüsn-ü cemaline bina etmez. Belki kadınların hüsn-ü cemalinin en güzeli ve daimîsi, onun şefkatine ve kadınlığa mahsus hüsn-ü sîretine sevgisini bina etmeli. Tâ ki, o bîçare ihtiyarladıkça, kocasının muhabbeti ona devam etsin. Çünki onun refikası, yalnız dünya hayatındaki muvakkat bir yardımcı refika değil, belki hayat-ı ebediyesinde ebedî ve sevimli bir refika-i hayat olduğundan, ihtiyarlandıkça daha ziyade hürmet ve merhamet ile birbirine muhabbet etmek lâzım geliyor. Şimdiki terbiye-i medeniye perdesi altındaki hayvancasına muvakkat bir refakattan sonra ebedî bir müfarakata maruz kalan o aile hayatı, esasıyla bozuluyor.” LEM’ALAR:201

  129. NUR TALEBESİ OLMAYA ÇALIŞAN BÜŞRA diyor ki:

    Sanem-perestliği şiddetle Kur’an men’ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men’eder. Medeniyet ise, suretleri kendi mehasininden sayıp Kur’ana muaraza etmek istemiş. Halbuki gölgeli gölgesiz suretler, ya bir zulm-ü mütehaccir veya bir riya-yı mütecessid veya bir heves-i mütecessimdir ki, beşeri zulme ve riyaya ve hevaya, hevesi kamçılayıp teşvik eder. Hem Kur’an merhameten, kadınların hürmetini muhafaza için, hayâ perdesini takmasını emreder. Tâ hevesat-ı rezilenin ayağı altında o şefkat madenleri zillet çekmesinler. Âlet-i hevesat, ehemmiyetsiz bir meta’ hükmüne geçmesinler.(Haşiye-2) Medeniyet ise, kadınları yuvalarından çıkarıp, perdelerini yırtıp, beşeri de baştan çıkarmıştır. Halbuki aile hayatı, kadın-erkek mabeyninde mütekabil hürmet ve muhabbetle devam eder. Halbuki açık-saçıklık, samimî hürmet ve muhabbeti izale edip ailevî hayatı zehirlemiştir. Hususan suretperestlik, ahlâkı fena halde sarstığı ve sukut-u ruha sebebiyet verdiği şununla anlaşılır: Nasılki merhume ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine nazar-ı şehvet ve hevesle bakmak, ne kadar ahlâkı tahrib eder. Öyle de: Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.
    (Haşiye-2): Tesettür-ü nisvan hakkında Otuzbirinci Mektub’un Yirmidördüncü Lem’ası, gayet kat’î bir surette isbat etmiştir ki: Tesettür, kadınlar için fıtrîdir. Ref’-i tesettür, fıtrata münafîdir.(S:410 4.esas)

  130. Elif Özlem diyor ki:

    arkadaşlar(muhtemelen yazdığım yazıdan sonra “sen bizim arkadaşımız olamazsın bir kere” diyebilecekler için de geçerli bu sözüm)
    bazı yorumları okurken dehşete düşmekten alamadım kendimi. maaşallah herkes din alimi, herkes herşeyi biliyor, başkalarına ahkam kesmeye bayılıyor ve “ille de benim görüşüm” deyip duruyor.
    birkaç tespit yapmak istedim
    (1) yorumlarının başında “ya niye karışıyorsunuz ki bırakın isteyen istediği gibi yaşasın” diyen insanları görüp de gülümserken hemen arkasından gelen “çarşafını giyen cennete gidecek giymeyen gitmeyecek” yorumu kanımı dondurdu. ne güzel de karar veriyorsunuz kim cennete gidecek kim gitmeyecek,(HAŞA) sizler varken ne din alimlerine ihtiyaç var, ne Kur’an a… herşeyi biliyorsunuz ne de olsa, kalkmış Allah adına karar da veriyorsunuz kimin cennete gidip kimin gitmeyeceğine… süpersiniz doğrusu
    (2)Cilbab denen şeyin manası Arapça’da dahi açık ve net bilinmemektedir. bu kesinlikle doğru bir yargıdır ve hatice hanım’ın bir yazısında bahsettiği gibi üniversite profesörleri kesinlikle bunu reddeder.
    (3)samimi olarak söyleyenlerdenim; başı örtmek gereklidir ama çarşaf değil, (vazgeçilmez kahramanımız)Atatürkün de eşinin çarşarlı olduğunu söyleyenlere (tartışma olmaksızın bir not) Atamız “inkilapçılık(durağanlığı reddeden, değişim, en iyiyi ve muassır medeniyetleri hedefleyen ) ilkesini yerleştirdikten ve devrimlerini gerçekleştirdikten sonra Atamızın -o çarşaflı eşinin- başı açık, boyundan omuzlarını hafif açık bırakacak bir lila elbiseyle fotoğrafı vardır. nette bulabileceğinizi tahmin etmekteyim.
    (4) lütfen insanlara karışmayalım. ben çarşafın değil başı örtmenin gerekli olduğuna inanalardanım ama çarşaflı bir bayana “çıkar çarşafını” diyemem, nitekim çarşaflı bir bayan da gelip bana “ört kafanı” diyemez, hele hele bunu bir erkek hiç söyleyemez.
    (5)bir bayanın ibadetlerini de yerine getirse çarşafı olmadan cennete gidemeyeceği iddiası tarikatçılar tarafından ortaya atılmış çürük bir tezdir arkadaşlar. çünkü kimse kabul edemez sanırım şu saçmalığı, “eğer çok iyi olup, dini yaşadığı halde çarşafsız olduğu için cennete gidemecekse, cennetin kapısını sadece çarşaf açar, çarşafını giyen kadın her haltı gerçekleştirebilir.” buna hepimiz karşı çıkarız sanırım demekki neymiş imanın ölçüsü çarşafta ya da sakalda değilmiş
    (6)bu son ve en önemli söylemim: Türkiyedeki devrimler hakkında araştırma yaparken tamamen tasadüfi uğradım bu siteye. az önceki sitede insanlar birbirlerine (amerikanın oyununa ne de güzel gelerek) “sen sağcısın ölmelisin”, “sen solcusun yerin yok bu dünyada” diye atıp tutuyor ve dış güçlerin vatanı içten bölmesine yardımcı oluyorken(ki orada da bu tartışmanın nasıl da anlamsız olduğunu anlatmaya çalıştım insanlara ama “hırs” bürümüş tüm gözleri), burada da cennet için çarşafın anlamı tartışılmaya başlamış. “kökeni Alevi bir genç olarak konuşuyorum(Müslümanım diyenlerin Alevilere nasıl da dinsiz gözüyle baktığını bildiğim halde altını çizeceğim şu cümle için belirtiyorum Alevi olduğumu)”:
    “BİZİM İKİ KİMLİĞİMİZ VAR: TÜRKÜZ VE MÜSLÜMANIZ! ALEVİSİ, SÜNNİSİ, KÜRTÜ, ÇİNGENESİ, LAZI, ÇERKEZİ VE DİĞER ETNİK GRUPLARIYLA BİRLİKTE TÜRKÜZ. KURTULUŞ SAVAŞINI BU ETNİK GRUPLARLA BİRLİKTE KAZANDIK. BİZİM ORTAK İSMİMİZ TÜRK. KENDİ KENDİMİZİ NE ETNİK GRUPLAR NE DE SAĞ, SOL DİYE BÖLMENİN ANLAMI VARDIR.
    VE BİZ MÜSLÜMANIZ. YİNE TÜM ETNİK GRUPLARIYLA, ÇARŞAFLISI İLE ÇARŞAFSIZI İLE, BAŞI KAPALISI İLE AÇIK OLANI İLE HEP BİRLİKTE MÜSLÜMANIZ.SADECE YAŞAYIŞIMIZ FARKLI.
    VE BIRAKALIM BU YAŞAYIŞ KARŞISINDA BİZİM NEREDE OLACAĞIMIZA DİĞER KULLAR DEĞİL, ALLAH KARAR VERSİN
    saygılarımla

  131. ayşe diyor ki:

    çarşaflılar hakkında önüne gelen yorum yapıyo
    bir kere yobaz oldukları iddaası tamemen önyargı çarşaflılar arasında kaç tane matematik öğretmeni doktor ,işletme okumuş
    kişi tanıyorum
    hem üniversite okumayı modern liğin bir gereği göreceksiniz hemde yobazlıklıkla yakından uzaktan alakası olmayan insanlara sırf kiniziden dolayı bu sıfatlarla damgalayacaksınız kabire girince herkes 9metre beyaz bez giyecek isterse çarşafa karşı çıkanlar aşagğalayanlar giymelyebilir
    böylece ogüzelimm kumaşlar kirletmezler

  132. hülya diyor ki:

    arkadaşlar benim çevremdeki insanlar açık gezmeyi seviyorlar bense tesetüre ilgi duyuyorum tek başıma dışarıya çıktığım zamanlar gizli gizli kapanıyorum sanki içime bir huzur doluyor bende sizler gibi çarşaflı olmak istiyorum ne yapmam lazım bana yardımcı olurmusunuz

  133. NUR TALEBESİ OLMAYA ÇALIŞAN BÜŞRA diyor ki:

    Kardeşim seçimin güzel Allah seni bu yolda dâim etsin.(amin)sana yardımım umarım dokunur ben Risale-i Nur Küliyatından başka kitap okumuyorum ve sadece ordan sana yardım edebilirim başka kitaplardada anlatır çarşafın önemini bul ve oku. 24. Lemayı oku ve İttihad yayıncılığın hazırlamış olduğu Tesetürde Şeri Ölçüler kitabını oku sana çok faydası olur Allah yardımcın olsun. Umarım dışardan gelen tepkilere laflara dayanır ve direnebilirsin ve sonuçta umarım ÇARŞAFINI çıkarmazsın Şeairi yaymanda başarılar………

  134. isimsiz diyor ki:

    hatice C. hanımın düşüncesine kesinlikle katılmıyorum. çünkü çarşafın farz olduğu kuranıkerimde apaçık yazıyor. eğitimsiz diye tabir ettiği kişi kendisi oluyor baksanıza daha kuranı kerim den haberi yok eğer delil istiyorsanız ahzab süresi 56. ayeti bir okuyun ona göre karar verin ve şunu unutmayın ki bir farzın inkarı küfre kadar götürür Allah herkese hidayet nasip etsin yanlış düşüncelerden korusun ALLAH’A EMANET OLUN

  135. ozan diyor ki:

    burdaki 134 görüşün 134 ünü de dinledim.şunu belirtmek istiyorum.Türk halkı için önünde iki seçenek vardır. ya kendi içinde muhalif kalacak yada medeniyetin gerktirdiği şekilde hareket edecek. şu fani dünyada örtünmek veya örtünmemek önemli değildir. şu anda özgür bi ülkede olduğum için bu sölzleri söleyebiliyorum.Ama burda görüş belirten insanlar şunu bilmelidir. eğer dünya düşündüğünüz kadar adaletli olsaydı kadınların örtünmesine bu kadar karşı çıkmazdım. ama öyle değil. türk ulusu ne zaman bir devlet kurmaya kalkmışsa pusu da bekleyen itler vardır. yani devletler vardır. bu devlet müslüman bir devlet de olabilir. fakat senin kalbine hançeri sapladığı zaman ona sende müslümansın bende müslümanım diyebilirmisin? burda örtünmenin ne önemi kalır. aynı durumda amerika olsaydı. yani örtünen lerin çoğunlukta olduğu amerikanın toprak bütünlüne bu güne kadar kim saldırabildi? atatürkün amaçladığı türk insanı her zaman dışla rekabet içindedir. atatürkün amaçladığı türk insanı örtünmeyi vatanına tercih etmez atatürkün amaçladığı türk insanı çağdaştır . dünyanın en büyük anayasası olan yüce kur’ ana da uyar. atatürkün amaçladığı türk insanı hç birşeyin aşırı olanı değildir. ne aşırı dincidir nede aşırı milliyetçi. atatürkün amaçladığı türk insanı soyal insan dır. ALLAH biliyorki
    ben sadece O’nun kuluyum ve benim ülkem için örtünmeyi bi kenara atabilirim. Çünkü O benim samimiyetimi bilir.

  136. sümeyra diyor ki:

    sevgili kardeşlerim çarşaf giymek ALLAHIN emridir bu kuranıkerimle apaçık ortadır ama sen seversin sevmezsin giyersin giymesin bu senin sorunundur herkes kendi hesabını kendi verecek kimse kimseye demezki al benin sevabımı gir cennete ama bu demek degildirki çarçaflı kadın cennetliktirde yok çarçaf giymeyen cehennemliktir ALLAH katında kim kimden üstündür biz bilemeyiz ama rabbimizin emrini yerine getirmeliyiz şimdi çogu insanlar çarşafı kınıyorlar hor görüyorlar buna hiç kimsenin hakkı yoktur herkes kendinden sorumludur kimsenin eleştirmesinede gerek yoktur

  137. sümeyra diyor ki:

    çarşafı kınıyanlarada hor görenlerede rabbim hideyet versin herkes kendi kafasına göre hadisi yorumluyor ayrıca kimsede demedi çarşaflı kadın cennetlik diye lütfen düşüncelerinizde saçmalamayın

  138. sevda diyor ki:

    ben bir lise ögrencisiyim arkadşlarımın çarçaf giymenin doğru olmadığını savunuyorlardı araştırdım bir insan kuranı kerimde yazanlara inanmıyorsa müslümanım demeleri ne kadar doğru olur bilinmez keşke giyen insanlarıda kötülemeselerde bizde giyebilsek rahatça ya bu insanlar hiç akıllarına getirmezlermi diğer dünyayı . yatarken insan gerçekten rahat edemiyor keşke bu ölümlü dünyada rahatça dinimizi yaşayabilsek ve yine keşke diyorum Rabbim sonumuzu gösterse bize lütfen sen giymiyorsan bile başkalarında kötüleme

  139. merve diyor ki:

    RABBİM herkeze hidayet versin çarşaf giymeyi nasip etsin inşallah. çünkü çarşaf giymek hem karşı cinsin nefsini harakete geçirmeyi engeller.Hemde insanın nefsini terbiye eder ben çarşaf giymiyorum ama giyenlerede imreniyorum.

  140. Abdullah diyor ki:

    Selamün aleyküm arkadaşlar.
    Yorumların tamamını okudum nerdeyse.
    Örtünmek Allah’ın emridir.Bunu kimse inkar edemez.
    Her şeyin orta olanı hayırlıdır.Hiç bir şeyde aşırıya kaçılmamalıdır.Örtünenler Allah’ın emrini yerine getiriyorlar.Kimisi bunu çarşafla yapıyor,kimisi türban+uzun pardesü ile ama amaç Allah rızası.Şimdiye kadarki benim öğrendiğim bilgilere göre de önemli olan vücut hatlarının belli olmaması,şeffaf olmaması,dikkat çekmemesi(bazıları rengarenk giyiyor,aşırı dikkat çekiyor,bazıları da başını kapatıyor,başka yerlerini açıyor veya çok dar giyiyor),el,yüz ve ayaklar açık kalabilir.Hanım kardeşlerimizin bunlara dikkat etmeleri gerekir.Örtünmenin amacını yerine getirmeleri gerekir.Aksi takdirde bazı laik geçinen,Atatürkçü geçinen ve dine saldıran kimselere malzeme vermiş olurlar.Rabbim tüm herkese imanın huzurunu nasip etsin.Örtünmüş kardeşlerimiz hiç kimsenin sözüne aldırmasınlar.Allah’ın emirleri mi önemli yoksa onların kınaması mı?Allah onlara da hidayet nasip etsin.

  141. ayşe diyor ki:

    İnanan ve inanmayan herkeze slm ben 18 yaşnda çarşaflı bi genç kızım.Çarşafıda kendi özgür irademle giydim ve çokda mutlu ve huzurluyum ama bazı insanlara çarfamız batıyo sanırım ki çoğu kez yolda veya herhangi mekanda sözlü tacizlere maruz kalıyoruz çarfaflılara gerici yobaz diyen insanlar var acaba gericilik yobazlık hiç tanımadığı insanlara laf atıp rahatsız edip gururuyla oynamak değilmidir.Ya anlamadığım konu özgürlük diye tabiri caizse kendilerini yırtanlar neden çarşaflı insanlara karışıyorlar.Herkes özgür değil mi ben yada diğer çarşaflı kardeşlerim bu şekilde giyinmeyi tercih ediyor hiç kimseyi enterese etmez biz orasını burasını açanlara karışmıyoruz sizde bize karışmayın bütün ruh sağlığımı bozuyorsunuz ama zaten bizim özgürlüğümüze karışanlara hakkımı helal etmiyorum ahirette iki elim yakalarında olcak bunuda bilsinler.Ama ne yaparsanız yapın biz çarşaflılarda bu Allah inancı olduktan sonra bizi asla yıldıramazlar gerekirse evde hapis hayatı yaşarım çarşafsız dışarı çıkmam.Bide biz açık insanlara asla laf atmıyoruz insan olan herkesi seviyoruz benimde açık arkadaşlarım var bazı açıklar gibi dağdan inme değiller. Nese ya aslında kimseye açıklama yapmak zorunda değiliz çarşafa karışanlar sizeneee ya bizim çarşafmızda siz kendinizi yırta durun çokta tın heheee:D:D

  142. hatice diyor ki:

    s.a müslüman kardeşlerim bnde 16 yaşında müslüman bi genç kızım 13 yaşında çarşaf giydim ve 3 buçuk senedirde allahın yardımıyla çarşaflıyım ayie kardeşimn dediği gibi insanlara batıyomu bizim çarşafımız ya bi kumaş parçası ama neden insanlar bu kadar duyarsız yobaz gerici irtica vs. bu gibi şeyler hiç hoş değil ve gerçekten bn müslümanım diyen herkezde kuranın bütün ayetlerini tastiklemek zorundalar ve namaz bi mümüin için neasıl farzsa çarşafta farzdır eğer herkez bu ayetle amel etseydi insanlar bu kadar küçülmezdi çünkü çarşaf bir bayanın hiç bi vücut hattını belli etmeyen muhteşem bi kıyafet ve ben çarşafımla gerçekten grur duyuyorum ve benimde ayşe kardeşim gibi 2 elif ahirette çarşafıma laf atanların yakasında olacak bakalım ordada böle dik kafalı olabiceklermi ve bazı internet sitelerinde çarşaflılar hakkında komik şeyler yaptıklarını sandıkları iğrenç şeyler yapmışlar bunu yapanı ve bu gibi şeylere destek verip gülenleri ise allaha havale ediyorum allah çarşafı hakedene nasip etsin unutmayın ALLAH DÜNYAYI İSTEYENE AHİRETİ İSE İSTEDİĞİNE VERİR allah tüm çarşaflı kardeşlerime sabır ve sebat nasip etsin yollarını açık etsin allahın slm hepinizin üzerine olsun hepiniz allaha emanet olun

  143. ESRA FIRAT diyor ki:

    Yorumları okudum ve gerçekten çok üzüldüm çünkü milletimizin bu kadar cahil, bağnaz ,kendini bilmiyenler insanlardan oluştuğunu bir kez daha görmüş oldum. Ben 18 yaşındayım ve çarşaflıyım böyle insanları görünce kendimle iftihar ediyorum .Çanakkalede oturuyorum ve burdaki insanlar gerçenten çok açık saçıklar bu yüzden dışarı çıktığımda çok fazla laf işitiyorum ve artık bunlar bana çok komik geliyo neymiiş “Örümcek kafalılar” ne kadar saçma bişi, dediğim gibi öyle bağnaz bi düşünce içindeler ve öyle cahiller ki onların ağlanacak haline bazen gülüyorum yani :)başka bi saçmalık sadece çarşaf giyinmekle olmaz demelri EVET olmaz zaten hiç bi çarşaflıda bunu savunmamıştır.yada erkeklerde çarşaf giyip bilmem nereye giriyorlarmış o zaman açık kadınlarda pis işler yapıyolar biz bütün açık kadınlar kötü kadın diyormuyuz en basidinden bi kibrit sobaya atarsan ev ısınır yere atarsan ev yanar sen evi yak sonra ateş kötüdür de yada bazıları evi yakıyorlar o yüzden kibrit yasak olsun de Kim ne yapıyorsa o onun günahıdır sen bunu bütün çarşaflılara mal edemezsino yüzden TAMAM CAHİLSİNİZ AMA KAFANIZI ÇALIŞTIRIN YADA KESİN SESİNİZİ BAŞKALARININ HAYATINA KARIŞMAK SİZE DÜŞMÜYO BİZ HİÇ SİZE ŞUNA BAK KIÇINI BAŞINI AÇMIŞ HAYASIZ TERBİYESİZ YARI ÇIPLAK GİYİNİP KENDİNİ İFŞA EDİYO diyormuyuz HAYIR gelelim neden çarşaf giyoruz ona
    İnsan yaratılış nedenini gayesini görevlerini hepsini onu yaratan Allah ın indirmiş olduğu Kuranı kerim den öğrenir Orada ne diyor peki Ahzab 59. ayeti kerimde cilbablarınızı üzerlerinize alın tamam AMA CİLBAB NE DEMEK? bol geniş pardüse, çarşaf işte ferace olmadı tunik herkez bişi söylüyor doğrusunu kimden öğrenicez Peygamberimizden onun hadislerinden ve hadisde de şöyle rivayet ediyor “Cilbab ayeti nazil olduğu zaman Ensar kadınları siyah çarşafa büründüklerinden ötürü başlarında kara kargalar varmış gibi çıktılar” EVET ayet söylüyor hadis söylüyor demek ki başka lafada gerek yok AYRICA çoğu kişinin dikkat etmediği yanlış söylediği bişi ÇARŞAF GİYMEK SÜNNET DEĞİL FARZDIR!… SÜNNET SADECE HADİSLERDE OLUR KURANI KERİMDE GEÇEN HERŞEY FARZDIR yani çarşaf TAKVA DEĞİLDİR GİYMEYEN GÜNAHA GİRER REDDEDEN YOK DİYEN DİNDEN ÇIKAR lütfen buna dikkat edelim ebedi saadetimiz için şu fani dünyanın zevklerine aldanmayalım evet çarşaf giymek zor nefsede ağır geliyor ama herşeyden önce bizim YARATILIŞ amacımız ALLAH RIZASI (Allah ıslah olanları ıslah olmayanlarıda bizden uzak eylesin)

  144. gün diyor ki:

    ben ce çarşaf olayı herkezi kafasını karıştırıyor ben ce çarçaf olmasın ama tesetür olsun yani bir çarçaf lıkısın yanın da ve de o nsenın yanın da oturmuyor .sen le konusmuyor. işde ne ilim bunu gibi seyler ben ce aile yi temeli i kurmaz yani

  145. Feridun Vural diyor ki:

    Esra Fırat Hanım yazın için teşekkür ederim. Çok güzel analiz etmişsin. Allah razı olsun

  146. Feridun Vural diyor ki:

    Abdullah bey bilip bilmeden her şeyi orta yolu vardır demeyin. O zaman az içki içmek normaldir diyebilir miyiz??? Sana göre orta yol. Dine göre sapkınlık oolur. Orta yol, kenar yol diye bir şey yoktur. Yol birdir tektir. O da Allahın emiridir. Uymasan da doğrusu söylemek kötü olmaz. Örneğin ben portakal meyvesini sevmiyorum. Sevmiyorum diye portakalda C vitamini yoktur diyemem ki… İşte bizim toplumun hali kendi yapmadığı şeyi/yapamadığı şeyi yanlış diyor. Geri kafalılık diyor.

  147. Ferit Vural diyor ki:

    Şöyle bir yorum yazmak istiyorum. Bütün kötülüklerin kaynağı açılmaktır desem yanlış olur mu??? Evet yanlış olur. Ama toplumdaki kötülüklerin büyük çoğunluğunun nedeni açılmaktır. Bu bir felsefi kelime değildir. Dünya iki farklı cinsiyet üzerine kurulmuştur. Kimse ben doğru biriyim ben şöyleyim demesin yalan olur. Ya gökyüzüne bakacasın, ya da yere bakarak yürüyeceksin. Yani kapanmanın bizim algımızdaki nedeni karşı cinsi tahrik etmemektir. Şimdi kadının biri diyor ki ben açık biriyim namazımı kılıyorum dindar biriyim. Namazını kılıyorsun buna bir şey diyen yok. Ama diğer tarafta zina sebebiyet veriyorsun. Her insanın iradesinin aynı olmasını beklemek kadar yanlış bir şey yoktur. Herkes kendi vicdanıyla gerçekten ama gerçekten hesaplaşsın kimse doğru dürüst kapanan birisine karşı nefsani arzular içinde olmaz. yok benim içimde olacak gibi sözleri kabul etmiyoruz. Biz siz açık olanlar kötüsünüz demedik ki. Sadece günaha teşvik ediyorsunuz. Hiç kimse demesin ben özgürüm. “Eğer özgürsen yarın çık kapalı gez özgür değilsin nefsin esareti altındasın.” Eğer etrafa insanlar gerçekten tarafsız bir vicdanla bakarlarsa görürler ki açık giyinmek başta zinanın ve bir çok günahı tetikleyicisidir. Hiç kimse bu yanlıştır demesin. İspatlarım…

  148. hafız ceyln diyor ki:

    ben 18 yasmda carsaflı olp onun kutsal bı kıyafet oldugnun bilincindeyken dısarda olgn sandım50 60 yasndaki insanlarn bakıslarna bir turlu anlam verememşimdir.benim soyliceklermi esra soylemiş zatn ben sadece diyrmki ugraşmayn bizmle o kadar yuce bir kıyafet sadece layk olana nasp olur ve sadece layık olann uzernde guzl durur,zorlamayn o katı kalplernzi carsafı guzl goreblmenz icn daha cok yollardan gecmenz lazm,,

  149. zeynep. diyor ki:

    Esra hanım yaznz ve örneklernz ck güzl.özellkle kibrt örngnzi ck begndm.bende kıyaftmle gurr duyuyorm o benm onurm.hic bir kimsnin nebir bakışı nede bir sözü beni etklmyr.sonuna kadr kıyaftmn hak ve dogrulgndn yanaym .bu şerf herkesede nasp olmyor…

  150. zeynep. diyor ki:

    çarşafı özgürlk kıstlaması sananlar yanılyorsnz ….özgürlügn ve asaletn ta kendisi.bu kadr asil bir kıyafet daha olamz.

  151. zeynep. diyor ki:

    bukadr dar beynck eykü fazlası oln görmdm dogrusu benm icn bilgi kaynagyla birlkte ck önmldr haytn iki yönünüde gördm bilyrm gecmşim gerde kalı şuanki bilglrm hepsndn güzl bunada inanyorm dini kafamza göre yaşamyorz şarşaf yk diynlr size seslniyrm kaç kitap bitrdinizde bu kanıta vardnz.müslmnlk hatta islam adına nekadr bilgilsinz yada söyle soraym ne mezunusnz.her birimizin yazısı konumnu seviyesini göstiryor.bn kendm istegmle giydm.etleri ve varsa pelrni gayt sern tutyr kimse cocuk kandrmyor..yürüyüşmz bile endmlı çarşaflı olan herks her iki alemdede büyük vakar sahibi tabi bunu destkliyn ve onaylıyanlarda görüşüme dahl.bana göre evin tavan kısmdr çarşaf hc bir evde tavnsz olmz….saygılar

  152. Hafız Nurdan diyor ki:

    Kuran- kerimi Allah ın mesajlarını okuyalım ve derinlemesine inip Allah ın mesajlarını anlayalım önce bakalım Allah ın emrettiği örtünme destüürü nasıl öğrenelim araştırmalarını hep yüzeysel ve kulaktan dolma ve cahiliye döneminin bakış acılarıyla hareket etmeden öğrenmek için çabalar sarfetme acizliğinden önce kurtulalım öğrenmek için zamanımızı verelim çabalaar sarf edelim çok herşeye zaman buluyoruz Allah bize ne emretti diye buralarda tartışıp insanları da zor durumda bırakmasak daha doğru olur vede kimsenin edeplice çarşafını örtmesine kimsenin dil uzatmaya hakkı yok eğer diller uzanacaksa edebini sokaklara dökmüş ahlaksızca giyinenlere biraz tepki göstermek lazım dır eğer gerçekten müslüman isek bu bize yakışan davranış olur hem tepkimiz ile o kişilerin düzgün giyinmelerine de vesile olma şerefine ulaşmış oluruz sen ey ahmak insan kimin ne kitap bitirdiğini bilseydin kafanı toprağa gömerdin utancından ben kurslarda kalp kendi gözlerimle gördüm şahit oldum kaç saat okuduklarını öğrendiklerini sence o insanlar insan değil mi ne için uğraşıyorlar acaba köreltilmiş insanları aydınlığa çıkartmak için gecelerini gündüzlerini harcıyorlar ama bu okunan kitapları ortaya çıkartıp kanıtlasak da faydasız olur çünkü artık kalpleri körelmiş kişilere peygamberler bile ilmiyle o kadar uğraştıkları halde hidayet nasip olmayan kişilere nasipsizlere yani birşey anlatamamış ki… biz burada acizene hafız yada hoca da olsak siz anlamadıktan sonra peygamber de gelip anlatsa anlamazlar ahmaklar bu dünya ya kulluk etmeye gelindi her tarafını acıp erkeklerin agızlarını sulandırmaya gelinmedi istediği kendini nasıl kapatmak isteyen kapatır sen ne dersen de kapanır onlara dil uzatanları Allah ü teala celle celalühü inşallah ıslah etsin

  153. Hayat_vekuran diyor ki:

    ﻬஐ♥๑۩۞۩๑♥ ﻬஐ İSLAMDA ÖRTÜNMEஐ♥๑۩۞۩๑♥ ﻬஐ
    Bir savaş sonrasında Ümmü Hallâd isminde bir kadın Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanına geldi. Yüzü dahil her tarafı kapalıydı. Savaşa giden çocuğunu soruyordu. Çocuğu şehid olmuştu. Haberini alınca, edebini ve halini hiç bozmadı. Ashaptan biri kadının bu haline şaşırdı ve kadına,
    “Allah Resûlü’ne gelmiş şehid düşen çocuğundan bu halde haber mi soruyorsun?” dedi. Bunu duyan kadın,
    “Çocuğumu kaybettiysem hayâmı da kaybetmedim ya!” dedi.
    (Ebû Davud, Cihâd, 8)

    Örtünme Nedir?
    Dinimizde erkeğin ve kadının avret yerlerini örtmesi konusu tartışma götürmeyecek derecede açık, kesin ve şekli bilirli bir hükümdür. Fakat son zamanlarda değişik sebeplerle tartışma konusu yapılmaya başlanmıştır. Biz de bu konudaki şüpheleri gidermek için bu temel farzın ne olduğunu değişik yönleri ile ele alacağız.

    Örtünme Farz Bir Emirdir
    Avret yerlerini örtmek farzdır. Bu konudaki ilâhî emir kesindir. Bu emir her mümine verilmiştir ve kıyamete kadar geçerlidir. Yüce Allah namaz gibi örtünmeyi de kesin hükme bağlamış, bunu insanların keyfine ve tercihine bırakmamıştır. Örtünme şekli, şahsa ve duruma göre az çok değişse de hüküm değişmez. Böyle olması rahmettir. O, aynı zamanda örtünmenin bir insan, aile ve cemiyet için ne kadar gerekli olduğunu da göstermektedir.

    Akıllı olup bulûğa eren her erkek ve kadın emredilen yerlerini örtmekle yükümlüdür. Erkek ve kadına göre avret bölgelerinin nereler olduğu aşağıda açıklanacaktır.

    Örtünme, Kur’an ve Sünnet’te açıkça emredilmiş, kimlerin ne zaman, nerede, ne şekilde örtüneceği bildirilmiştir. Bütün İslâm âlimleri örtünmenin farz olduğu konusunda görüş birliği içindedir.

    Örtü âyeti indikten sonra bütün müslüman kadınlar bu emri istenen şekilde uygulamaya başlamışlardır. Son asır hariç, hiçbir devirde müslüman kadının örtünmesi tartışma konusu yapılmamıştır.

    Örtünme bir âdet değil ibadettir. Âdet olduğu için örtünenler de vardır. Fakat her mümin kadın, örtünün yüce Allah’ın emri olduğunu bilerek örtünmeli, böylece âdeti ibadete çevirmelidir.

    Kur’an ve Sünnet’te örtü için ölçüler verilmiş fakat tek tip kıyâfet belirlenmemiştir. Bunun için her kadın, verilen ölçülere uymak şartıyla maddî imkânına, iş durumuna, iklim ve çevre şartlarına göre bu emri yerine getirebilir.

    Yüce Allah erkeklere şu emri vermiştir:

    “Mümin erkeklere söyle: Gözlerini harama bakmaktan çeksinler ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için daha temizdir.” (Nûr 24/30)

    Yüce Allah kadınlara da şöyle emretmiştir:

    “Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar. Irzlarını korusunlar. Görülmesi tabii olan yerler hariç ziynet yerlerini açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynet yerlerini izin verilenler dışında kimseye göstermesinler. Bir de ayak bileklerine taktıkları gizli süsler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, (önceki kusurlarınızdan dolayı) hepiniz Allah’a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nâil olursunuz.” Nûr 24/31

    Elmalılı Hamdi Yazır (rah) meşhur tefsirinde der ki:

    “Bu âyette emredilen şudur: Kadınlar başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını ve göğüslerini açık tutmayıp anlatıldığı gibi güzelce örtünsünler. Bunun için onu temin edecek baş örtüsü kullansınlar. Cahiliye (İslâm öncesi) kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerini bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açık olurdu, ziynetleri görünürdü.

    İslâm önce açıklığı yasaklamıştır. Sonra, kadınların başlarını örtüp başörtülerini yanları ve göğüsleri üzerine sarkıtmasını emretmiştir. Böylece sadece tesettürün farz oluşu değil, aynı zamanda onun ne şekilde olacağı da gösterilmiştir. Kadın edep ve nezaketinin en güzel ifadesi bundadır.”

    Kadınlara örtüyü emreden ikinci âyet şudur:

    “Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, evlerinin dışına çıkarken cilbâblarını (dış elbiselerini) üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur. Allah çok affedici ve çok esirgeyicidir.” Ahzâb 33/59

    Cilbâb, bütün bedeni örten elbiseye denir. Kadınların vücutlarını tamamen örttükleri her türlü elbise cilbâb yerine geçer.
    Örtünmenin farz olduğu ikinci yer mescid ve namazdır. Bu konuda âyette şöyle buyrulmuştur:

    “Ey âdemoğulları! Her mescide (namaza) gelişte elbiselerinizi giyin (avret yerlerinizi örtün).” A‘râf 7/31

    Âyetteki hüküm, Kâbe’de yapılan tavafı ve namaz için mescide gelmeyi de içine alır. Buradaki ziynetten maksadın “elbise ve giysi” olduğu belirtilmiştir. Böylece İslâm namaz ve tavaf gibi ibadetlerde avret yerlerinin örtülmesinin farz olduğunu bildirmiştir.

    Hz. Peygamber (s.a.v) örtünme ile ilgili âyetlerin tefsirini yapmış ve onların nasıl uygulanacağını göstermiştir. Bu konuda çeşitli hadisler vardır. Biz ikisini nakledeceğiz:

    Hz. Âişe (r.ah) anlatır:

    Bir gün Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ ince bir elbise ile Resûlullah’ın (s.a.s) huzuruna girmişti, Hz. Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu:

    “Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca onun şu yüzü ve elleri hariç diğer yerlerinin görülmesi helâl değildir.” Ebû Davud, Libâs, 31.

    Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

    “Allah Teâlâ erginlik çağına girmiş bir kadının namazını başörtüsüz kabul etmez.” Ebû Davud, Salât, 84.

    Örtünmenin Hedefi

    Örtünmeden maksat edeptir. Edebin hedefi insanı terbiye etmek ve ona şeref vermektir. Örtü ve edep içindeki insan sürekli ibadet halindedir, rahmet altındadır; kulluk yapmaktadır ve sevap almaktadır. Edepli insan hem günahlardan korunur hem de ateşten. Sonuç yüce Allah’ın rızâsıdır. Onun bir kulundan razı olmasından daha büyük hangi saâdet vardır?

    İnsandaki edep ve hayâ duygusu örtünmeyi gerektirir. Ancak mümin erkek ve kadınların örtünmede asıl gayesi yüce Allah’ın rızâsını kazanmaktır. Çünkü Allah Teâlâ’nın emir ve yasaklarına uymak bir ibadettir. Namaz ve oruç gibi ibadetleri emreden yüce Allah ibadetin içinde ve dışında örtünmenin şekil ve sınırlarını da belirlemiştir.

    Bazıları, örf ve âdetinden dolayı örtünür. Örtünmenin yüce Allah’ın farz bir emri olduğunu bilmez. Bu kadınlar örtünün farz olduğunu bilip bundan sonra Allah’ın emrini yerine getirmek için örtünmeye devam etmelidir.

    Bazıları örtüyü bir süslenme aracı olarak kullanırlar. Değişik desen ve modellerdeki kıyâfetlerle kendilerini daha cazip bir hale getirir, dikkat çeker, çekmek isterler. Bu yanlıştır. Helâl değildir.

    Örtünmenin ibadet olması için şunlara dikkat etmelidir:

    1. Örtünme ile yüce yaratıcının emrine yerine getirmeye niyet etmeli ve O’nun rızâsı için giyilmelidir.
    2. Örtü dinimizin öğrettiği ölçülerde olmalıdır.

    Kadın örtünmekle ayrıca kocasının hakkını koruduğunu, nikâh akdine vefa gösterdiğini ve böylece büyük bir hayır yaparak sevap aldığını bilmelidir.

    Örtünme İşinde Kocaya Düşen Sorumluluk

    Evli kadınların örtünmesinden başlarındaki kocaları sorumlu olduğu gibi, kız çocuklarının evleninceye kadar örtünme ile ilgili problemlerinden de birinci derecede babası sorumludur. Çocukla uzun süre birlikte olan, onun eğitim ve terbiyesiyle yakından ilgisi bulunan anne de ikinci derecede sorumlu olur. Âyette şöyle buyrulur:

    “Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun.” Tahrîm 66/6.

    Ateşten korumanın ancak iman ve edeple olacağı bildirilmiştir.

    Şu hadislerin uyarısı da önemlidir:

    “Sizin hepiniz birer çobansınız ve hepiniz yönettiğiniz kişilerden sorumlusunuz. Erkek ailesinin çobanıdır ve kıyamet gününde onlardan sorumlu olacaktır. Kadın da kocasının evinden ve çocuklarından sorumludur.” Buhârî, Ahkâm, 1.

    “Çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır.” Müslim, Sıyâm, 182.

    Örtünme Emanettir

    Her farz gibi örtü de yüce Allah’ın bir emanetidir. Kadın ve erkeğe örtüyü yüce Allah emanet etmiştir. Onu koruyanı Allah dünyada fitneden, âhirette ateşten korur. Onu ihmal eden hesaba çekilir ve kendisine, “Niçin avret yerlerini yabancıların yanında açtın?” diye sorulur. Bunun hesabını vermek kolay değildir.
    Namus, erkek ve kadın için imandan sonra en büyük emanettir.

    Mümin namusunu korumak için can verse şehid olur; cenneti bulur. Kadın kocasının, koca da kadınının namusudur. Biri diğeri için elbise yapılmıştır. Birbirlerini örterler, süslerler, korurlar, tamamlarlar.

    Tedavi gibi bir zaruret yokken evinin dışında, yabancıların yanında örtüsünü çıkaran bir kadın, iki kimseye vefasızlık yapmış olur. Biri vücudun sahibi yüce Allah, diğeri de nikâh emanetini taşıyan kocası. Sonra bu kadın kendisi başta olmak üzere herkese zarar vermiş olur.

    Koca medeniyet zannedip kadınından örtü perdesini açmasını istese bile kadın Allah için açmamalıdır. Allah korusun, şeytana uyulup örtü açılırsa ortaya güzellikler değil, bir sürü çirkinlikler çıkar. Yüce yaratıcımız bu konuda hepimizi şöyle uyarmaktadır:

    “Ey âdemoğulları! Sakın şeytan ilk anne babanız Havva ile Âdem’e yaptığı gibi (haram şeyleri süsleyerek) sizi de fitneye düşürmesin. Şeytan onların ayıp yerlerini göstermek için elbiselerini çıkartıp cennetten çıkmalarına sebep oldu.” A‘râf 7/27.

    “Ey âdemoğulları! Sizin için çirkin yerlerinizi örtecek ve giyip süsleneceğiniz elbiseler yarattık. (Onlarla örtünün. Şunu da unutmayın ki) takvâ elbisesi daha hayırlıdır.” A‘râf 7/26.

    Örtünme Emniyettir

    Örtü bir emniyettir. Örtüyü giyen de gören de emniyette olur. Örtülü bir kadınla karşılaşan kimsenin gözü ve gönlü haramdan korunur. Örtünen de vebalden kurtulur. Bir kötü işi yapmamak gibi ona sebep olmamak da farzdır. Dinimiz, kötü işlerden önce ona giden yolları da kapatmıştır. Bunun için zina gibi en çirkin işe düşülmesin diye, bir sürü tedbir almıştır. Bunların başında örtünme gelmektedir.

    Örtünen kadın önce kendisini koruma altına almış olur. Sonra kendisine bakan yabancı kimseyi nefsinin vesvesesinden ve kötü düşüncelerinden kurtarır. Bu durumda şeytan istese de kalbi bozmaya yol bulamaz. Böylece örtü, harama karşı bir siper olur. Onu giyen sevap aldığı gibi, örtüye hürmet eden de sevap alır.

    Örtü hem güzelliği hem de çirkinliği örter. Örtü ile kadın güzelliğin âfetinden korunduğu gibi, çirkinliğin de ezikliğinden kurtulur.

    Örtü ile kadınlar arasında zengin-fakir, zayıf-şişman, kültürlü-kültürsüz ayırımı ortadan kalkar; herkes sade bir örtü içinde müslüman kadın olarak tanınır. Böylece zengin gözüküp şımarma ve fakir bilinip utanma tehlikesi olmaz.

    Mümin için kalp Cenâb-ı Hakk’ın nazar ettiği özel bir mahaldir. Orası ilâhî aşkın bulunduğu, tadıldığı ve meyvelerinin alındığı yerdir. Bunun için devamlı temiz ve huzurlu olması gerekir. Yoksa yüce aşk tadılamaz; insan ağzına koyduğu aş tadıyla kalır.

    Velîlerden Şiblî hazretlerine (k.s), “Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınlar” âyetinin mânası nedir?” diye sorulduğunda şöyle demiştir:

    “Bunun mânası şudur: Onlara söyle; baş gözlerini haramdan, kalp gözlerini de Allah’tan gayri şeylerden çeksinler.”

    Göz gönüle açılan bir penceredir. Kalp ehli için göz ve bakışlar çok önemlidir. Yüce Allah’a âşık bir mümin için en önemli iş gönlünü ve gözünü haramdan korumaktır. Dünya ehli bunu anlamaz.

    Şeytanın erkeğe karşı en birinci silâhı kadındır; avlamak istediğini onunla vurur. Şeytan örtü içindeki kadınla hedefine kolay ulaşamaz. Bunu bilir ve kadını örten elbiseyi çıkartmak için bin türlü vesvese verir. Bunu tek olarak başaramazsa, insan şeytanlarından yardım ister. Bunun için yüce Peygamberimiz (s.a.v) kadınları şöyle uyarmıştır:

    “Kadın örtülmesi gereken bir varlıktır. Kadın dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker (onu günaha nasıl alet edeceğini hesap eder).” Tirmizî, Radâ, 18.

    Bazıları, örtünen kadınların içinde nice kötü kadınların bulunduğunu, örtünün onlara bir fayda vermediğini söyler. Böyle kadınlar bulunabilir. Örtü ona bir fayda vermese de ona bakan ve örtülü olduğu için haramdan korunan kimselere fayda verir. Örtülü olup kötülük niyetinde olan bir kadın ancak onu yakından tanıyanlara ve kendisi gibi kötülük peşinde olanlara zarar verir.

    Ancak iyi niyetli bir kadın açık olsa ve bu şekilde dışarı çıksa, hiç kimseye zarar verme derdi de olmasa, o bu pozisyonu ile kendisine kötü niyetle bakana zarar verir, kötü niyetli olana kapı açmış olur. Kendisi hiç harama bulaşmadan evine dönse bile, kendisine kötü niyetle bakıp harama düşen bir sürü insan bulunur. Sebebi de bu kadın olur.
    Bu nedenle örtü, kadın ve erkek için her yönden emniyettir. O, iyilere de kötülere de fayda verir. Yüce Allah örtünmenin faydasını anlatırken şöyle buyurmuştur:
    “Mümin kadınlara söyle örtünsünler; çünkü bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur.” Ahzâb 33/59.

    Örtünme Dinî Bir Alâmettir

    Allah için giyilen örtü kalpteki imanın ve edebin alâmetidir. Bunun için örtüye bürünen mümin kadın bu iman ve edebi korumak için elinden geleni yapmalıdır.
    Kur’an ve Sünnet’e göre yapılan örtünme İslâm dininin alâmetidir. müslüman kadın örtüsü ile tanınır, bilinir ve ona göre tavır alınır. Bu örtü, bütün müminlerin ortak emanetidir. Örtüyü giyen de onu gören de örtüye dinin öğrettiği edebe göre davranmalıdır. Örtüyü dünya menfaatleri için kullananlar ve onun şerefini zedeleyenler mesul olurlar.

    İnsanı hayvandan ayıran en önemli farklardan biri de utanmadır. Buna hayâ denir. Hayâ kadının en kıymetli sermayesi ve en güzel süsüdür. Bir kadın hayâsını korumak için hayatını verse değer; çünkü hayâ gidince elde etten ve kemikten başka bir şey kalmaz.
    Örtü edebe, edep cennete götürür. Yüce Allah örtüsünü ve edebini koruyan erkeklerle kadınlara affını, cennetini ve cemâlini müjdelemiştir. Ahzâb 33/35.
    Bu müjdeye ulaşanlara ne mutlu!

    Örtünmenin Sınırı

    Örtünmenin amacı bakılması haram olan yerleri kapatmaktır. Bu yerler kadınlarda el ve yüz dışında bütün bedenidir. Zor durumda ayaklar için de ruhsat vardır. Kadın namazda veya yabancı erkeklerin yanında eli ve yüzü hariç bütün bedenini örtmelidir. Örtü altından sarkan saçların da örtülmesi gerekir.

    Başın yüz kısmı hariç, diğer bütün yerleri örtülmelidir. İç elbise üzerine giyilen dış örtü ayak topuklarına kadar inmelidir. Kollar da el bileklerine kadar kapalı olmalıdır.
    El ve yüzün namazda ve namaz dışında örtülmesi gerekmez. Ayaklar için de ruhsat vardır fakat zaruret yoksa örtülmesi daha güzeldir. Ayakların açık kalması hacetten kaynaklanınca, bir günah olmaz.

    Nitekim, “Kadınlar süslerini (yabancı erkeklere) açmasınlar” Nûr 24/31. âyetinde “kendiliğinden görünen yerler müstesnadır” ifadesiyle bedenden bazı yerlerin açık kalabileceğine işaret edilmiştir.

    Âyetlerdeki emre bakılınca örtünmede kadın için iki parçalı bir giysi şekli ortaya çıkar. Birincisi saç, boyun ve göğüsleri örten ve omuzlara doğru yakaların üstüne salınan baş örtüsü; ikincisi ise dış giysidir.

    Dış giysi de iki şekilde olabilir:

    1. Baş örtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça giysi.
    2. Baş örtüsünün altında boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi.

    Örtünmenin gayesi, avret yerlerini örterek kendini ve karşıdakini haramdan korumaktır. Bunun için önemli olan giyilen elbiselerin parçası değil, özelliğidir. Şimdi bu özellikleri kısaca açıklayacağız.

    Kadının Elbisesinde Ölçü

    Elbise İnce ve Dar Olmamalı

    Kadının dış elbisesinin sık dokunmuş ve altını göstermeyen kalınlıkta olması gerekir. Cildin rengini gösterecek derecede ince olan giysi ile kadın örtülmüş sayılmaz. Bu yüzden derinin beyazlığı veya kırmızılığı belli olan elbise ile namaz geçerli olmaz ve bununla örtünme gerçekleşmez. Eğer giysi kalın olmakla birlikte uzvu belli ederse ve hacmi ortaya koyarsa, bu çirkin görülmekle birlikte namaz geçerli olur. Şâfiîler’e göre vücut hatlarını belli eden böyle bir dar giysi ile namaz kılmak kadınlar için mekruhtur, erkeklerin de dar giysiyi terketmesi daha uygundur.

    Kadın buna dikkat etmelidir. Giysinin geniş ve altını göstermeyen nitelikte olması gereklidir. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ’nın (r. ah) ince giysilerle Peygamber Efendimiz’in yanına gelince Allah Resûlü ondan yüz çevirerek onu şöyle uyarmıştır:

    “Bir kadın erginlik çağına girdiğinde onun elleri ve yüzü dışında bir yerinin yabancı erkeklerin yanında açması helâl olmaz.” Ebû Davud, Libâs, 31

    Hz. Peygamber’e (s.a.v) Mısır yapımı bir elbise hediye edilmişti. Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) onu Hz. Üsâme’ye (r.a) verdi. O da hanımına verdi. Resûlullah (s.a.v) elbiseyi Hz. Üsâme’nin üzerinde göremeyince, ne yaptığını sordu; o da hanımına verdiğini söyledi. O zaman Hz. Peygamber (s.a.v),

    “Eşine söyle, altına bir gömlek giysin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım” Ahmed, Müsned, 5/205. buyurdu. Zira elbisenin kumaşı sık dokunmuş olmakla birlikte altını belli edecek derecede ince idi.

    Âlimler bu hadisin açıklamasında şöyle demiştir:

    “Bu hadise göre, kadınların bedenlerini vücut hatları belli olmayacak şekilde bir giysi ile örtmeleri gerekir. Avret yerini örtmek için bu şarttır. Giysinin altına ayrıca bir gömlek giyilmesinin emredilmesi, onun ince olması ve vücut hatlarını göstermesi yüzündendir.”

    Şu hadis-i şerif de ince elbisenin tehlikesini haber vermektedir:

    “Ümmetimin son dönemlerinde öyle kadınlar çıkar ki onlar görünürde giyinmişlerdir, fakat (elbiselerinin inceliği, darlığı ve kısalığından) çıplak hükmündedirler. Onlar saçlarını toplayıp öyle şekil verirler ki başları deve hörgücüne benzer. Onlar cennete giremez ve cennetin kokusunu bile alamazlar.” Müslim, Libâs, 125.

    Baş Örtüsünde Ölçü

    Baş örtüsü, başı tamamen örtmelidir. Bu örtü, kadının bütün saçlarını, boyun ve göğüs kısımlarını örtecek ve bunlardan hiçbir şey göstermeyecek şekilde olmalıdır.
    Başa örtülen şeyin maddesi ve şekli kadının maddî durumuna, yaşadığı iklime, alıştığı örfe ve çalıştığı işe göre değişik olabilir. Maksat, örtülmesi gereken yerleri örtmektir.
    Başörtüsünde dikkat edilecek bir önemli husus, kadının saç şeklini ve modelini belli etmemesidir. Hz. Peygamber (s.a.v), bazı kadınların başlarını örttüğü halde, örtü altındaki saçlarına verdikleri tuhaf şekiller yüzünden lânete uğradıklarını, Ahmed, Müsned, 2/223. bu şekilde kıldıkları namazların bile kabul edilmediğini haber vermiştir. Bezzâr, Müsned, nr. 3015.

    Hz. Âişe’nin (r.ah) huzuruna altını gösteren ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Onu şöyle uyardı:

    “Nûr sûresine inanan bir kadın bunu örtünmez.”

    Başa örtülen şey, sırf erkeklere ait bir giysi olmamalıdır. Bir de diğer bâtıl din veya görüşlerin özel alâmeti olan giysilerden sakınmalıdır.

    Örtü ile de güzellik gösterisinde bulunmak, dikkat çekmek ve şehveti tahrik etmek mümkündür. Hatta kadın bazan cazibeli bir örtü içinde daha dikkat çekici olabilir. Örtü bunlara alet edilmemelidir.

    Örtü bir ibadettir. İbâdet Allah rızâsı için yapılmalıdır. Örtü edebince yapılırsa ibadet olur; yoksa âfete dönüşür.
    Bir kadının kötü niyetli de olsa örtülü olması, iyi niyeti olup açık gezmesinden daha hayırlıdır.

  154. tolga kaya diyor ki:

    onlar cennetin gonca gülleri onlar güzelliklerini beylerine saklarlar

  155. asu diyor ki:

    çok pardon ama öyle çarşaflılar varki birçok başı açık olan insan dan daha ii fakat öle çarşaflılar varki gerçekten kalbinden geldii için kapanmıştır. ama anlamadıım tek şey neden çarşaf ? pardesü giyilerek ve başa eşarp takılarak ta aynı hesap olmaz mı ? ve belkide çarşafın bie bi ölçüsü olması gerekmez mi benm tek eleştirdiğim nokta bazı çarşaflı kesimin çok afedrsiniz herbir haltı yiyip o çarşafı gymesi ve ahkam kesmesi… bir dğeride Peygamber Efendimiz (s.a.s) örtünmeyi söylerken yüzün ve ayak bileklerine kadar açık olunabilieceği söylemiştir. fakat bazıları bunu abartarak sadece gözlerini göstermektedir. bunun yüzünden de erkek veya kadın olduğu belli olmamaktadır. Kemal Sunal ın bi filminde buna hatta yer verilmişti.. kemal sunal çarşaf giymişti.. ve belli olmuyodu erkek mi kadı mı olduuğu .. Lütfen dine Atatürk gibi bir önderi karıştırmayalım ve örtünmenin de bir ölçüsü olduğunu unutmayalım ve demagoji yapmayalım…

  156. metin diyor ki:

    Takva yı bilmeyenler yargılar…

    Bu kadar basit..

  157. anıl diyor ki:

    yazan arkadasıma sonsuz desteklerimi sunuyorum eğer büyüğüm ise ellerinden küçüküğüm ise gözlerinden öpüyorum kısacası helal olsun kardesim ATATÜRK’ü sewmeyen ölsün…

  158. Deniz Alimoğlu diyor ki:

    Yazılanların yarısını ancak okudum, içim kıyıldı. BABA HOROZ rumuzlu kişiye eynen katıldığımı belirterek, bir takım dinci cemaatlerin kafalarına göre meal ettikleri Kuran-ı Kerim ayetlerine dayanarak eğittikleri müritlerin içler acısı durumlarını burada ayan beyan görmüş olmaktan duyduğum derin üzüntüyü de vurgulamak isterim.
    Ülkemizin sürüklenmek istediği durumun adeta bir aynası olan yorum sahiplerinin gerçek islamla bir an önce (daha fazla gecikmeden) tanışmalarını can-ı yürekten diliyorum.
    Lütfen okuyun. Bilgilenmenin tek yolu budur. Okuyun derken tek bir kaynaktan yayımlanmış olan kitapları değil farklı görüşlere ait yayınları okuyup kendi değerlendirmenizi yapmanızı naçizane öneririm.
    Allah ile aranıza kimseyi sokmayın. Yüce Yaradan hepimize akıl fikir vermiş (eskilerin dediği gibi bazıları akıl dağıtılırken uyuyorsa da). Hepimizin Kuran-ı Kerimden kendimizce nasiplenecek kadar aklımız mevcuttur. Aidiyet duygusuyla hareket ederek kendine şeyh, hoca vs birini bulup onun peşisıra cennete gitmeyi ummak akıl sahibi insana yakışacak bir fiil değildir. Önce kendimizden sorumlu olmayı başarmalıyız. Ahirette vebalimizi taşıyacak bir hoca veya şeyh düşüncesi tamamen ütopyadır.
    Türkiye de yürütülen muhafazakar politik harekette insanın zihinsel gelişimini bastırmak yöntemi bilinçli bir şekilde uygulanmaktadır. Özellikle medya aracılığıyla yapılan bu hareketin temelinde yatan gerçek, halk kitlelerinin gözünü kapalı tutmaktır. Dînî duygularınızı sömürerek üzerinizde egemenlik kurmaya çalışan bu politikaların oyununa gelmeyin.
    Şekil ayrıntıdır. Kalbiniz, vicdanınız saydam olsun. Şekle dayalı ibadet kolay olandır. Çarşaflara bürünürsünüz, karış karış sakal uzatırsınız, Peygamberi sollayacak kadar namaz kılarsınız, Ramazan ayıyla yetinmeyip üç aylarda, kandillerde, pazartesi perşembe günlerinde oruç tutarsınız, Kâbe’yi komşu kapısı yaparsınız, dışardan bakanlar “Aman ne müslüman kişi ” der size de tüm bunları yaparken içinizden geçen (eğer geçiyorsa tabi) fesatları görmezler.
    İslamı hiç kimse için değil Allah rızası için yaşayın.
    Bize şaşırmamayı öğretiyorlar. Öyle bir hâle geldik ki yolda gözümüzün önünde birini vursalar tepki vermiyoruz neredeyse. Burası Türkiye olur böyle şeyler deyip geçiyoruz. İşte asıl tehlike budur. Bizleri bir sürünün koyunları haline getirmeye çalışıyorlar. Bırakın çarşafı, sakalı,kılı, tüyü bu cendereden kurtulmamız gerek ilk adımda.

    LÜTFEN OKUYUN.

    ÇOK ÇOK OKUYUN.

    ÇOK YÖNLÜ OKUYUN.

    ÇOK YÖNLÜ DÜŞÜNMEYİ ÖĞRETİN KENDİNİZE.

    GÖZÜNÜZE PERDE ÇEKMEYE ÇALIŞANLARDAN KURTARIN KENDİNİZİ.

    RUHUNUZ ÖZGÜRLEŞSİN ÖNCE, LÜTFEN ALLAHIN BİZE BAHŞETTİĞİ BU GÜZELLİĞİ ESİRGEMEYİN KENDİNİZDEN.

    Selam ve saygılarımla

  159. ADEM diyor ki:

    yazılanlar çok uzun olduğundan okuyamadım bende kısa ve öz yazıyorum bi kere çarşaf örtünmedir herkes hürdür fakat sen kimsenin çarşafına karışamassın eğer bana göre dersende Kuran ı yalanlamış olursa din kimseye göre değildir
    önemli olan örtünmek zaten örtülü olanlar gocunmaz yadırgamazlar herkes çarşaf giyecek diye kanunda yok çarşaf farz değil fakat uygundur.zaten çarşafı kaldıran müthiş zatı kemalsiz daha neleri kaldırmadı ki dinimizden haberiniz yok
    namaz kılmayan adamın dediğine asla inanmayın din konusunda kulağınıza küpe olsun sonra istediğinz kadar önderiniz olsun

  160. arzu diyor ki:

    bence çarşaf çok güzel birşey hiç kimse çarşaf kuranı kerimde yok diyor ama katılmıyorum onlar dini inancı zayıf olanlar pardesü giyseydin daha ii olur diyorlar ama pardesüleride görüyoruz daracık birşey inasanın her yerini meydana çıkartıyor hata çarşaf ahzap 59 ayetede geçiyor çarşaf giyenlere nemutlu bir sohbette duyduklarım bir gün bir kadın efendi hz lerinin sohbetine gitmiş açık makyajlı birisi ve sohbeti dinlemiş etkilenmiş ve herkez gittikten sonra efendi hzlerinin yanınna gitmiş ben çarşaf giymek istiyorum demiş efendi hz leri ilk önce kapan alış öyle demiş kadın kabul etmemiş aglamış ve gıydırmışler kadın ewe gıtmış ruyasında herkezın yandıgını gormuş ama kendıne bışey olmadıgını gormuş demişki bana neden bır şey olmuyor demiş we hz fatma gelmiş yukarıya bakdemiş we bakmış kendisinin üstünde çarşafın çatı kurdugunu gormuş we bundan çıkartacıgımız çarşafın ne kadar degerli oldugu allah giymek isteyenlere nasip etsin allahım bizide gölgelenenlerden eylesin amin

  161. semiha diyor ki:

    bakıyorumda bu çarsaf olayı uzun zamandır tartışılıyo we gereksız yere..ortunmek farz..çok guzel..bunu ıcten gelerek uygulamak kat kat dahada guzel,en onemlısı bu zaten..uzun lafın lafın kısası kımse kımsenın yemeğıne kaşık atmasın kardeşim..elhamdulıllah muslumanız fakat kendımıze muslumanız zorla peynır teknesı yurumez..ne demek ıstedığım ortada.
    edebınle kapan kımseye dıl uzatma..bu kadarr.

  162. yaren diyor ki:

    neden çarşaf giyinen insanları tartışıyosunuz bunu anlamadım herkesın dını yaşayışı kendıne mını etek gıyınen kadın cagdaşmoderen oluyor çarşaf gıyınen kadınsa geri yobaz bumu sızın din anlayışınız her canlı ölümü tadıcak ozamn anlıcaksınız cagdaşlıgı yobazlıgı

  163. İLHAN diyor ki:

    Neden bu mümine bayanlarımızın giydiği çarşaf bazılarına batıyor anlamıyorum.Açık giyinince medeniyet edepli olunca cahiliyet mi oluyor.Bende 5 vakit namazını kılan müslüman bir insanım ve çok isitiyorum ismail ağa cemaatine girmeyi.Allah rızası için biri varsa bana yardım etsin nasıl ulaşıcam bu cemaate.Bekar bir müslümanım 40 yaşındayım hatta bulabilirsem böyle çarşaflı mümine bir bayan evlenmeyi düşünüyuorum.

  164. UĞUR AŞAN diyor ki:

    destekleyenleri kınıyorum gerçekten Türkiye adına çağdaşlık adına çok kötü yerlerdesiniz bugün Cumhuriyet olmasaydı bu kadar rahat yaşayabileceğinizi mi sanıyordunuz çok yazık çok müslümanlık çarşafla olmaz örtüyle olmaz niyetle yürekle olur ben üniversitedeyken çarşafın altında gördüklerimin anlatsam hepiniz şok olursunuz ne pislikler dönüyor bilmiyorsunuz

  165. çarşaflı diyor ki:

    allah hepimizi ıslah etsin

  166. modern Türkiyeden diyor ki:

    Çarşafla ilgili savunma yapan Abdullah bey’i kınıyorum.Gitsin bu ülkeden kendine başka ülke edinsin en kısa zamanda.Ülkemizin içinde bulunduğu durumu (ekonomik olarak) sizin gibilerin haline borçlu.75 milyon aç…niye kadınları örtüp bir kenara işe yaramaz hale getirmek çabasıda üstüne tuz biber ekiyor.Eşine, kendisine verilen maaşla bakamayan üstüne eşinide beş para etmez birey haline getirmeye çabalayan sizin gibi dar kafalılar yüzünden 3 çocukda çöpleri yer en kısa zamanda.Allah’da bunu emrediyor aileni perişan et/çocuklarını aç bırak eğitimini falan düşünme 1 m2 bez parçası ile beynini meşgul et.Devam edin bu ülkeyi Yunanistan’da kötü duruma düşüreceksiniz.Sevap kazanmak sadece bu değil AKLINIZI BAŞINIZA TOPLAYIN LÜTFEN.

  167. derya diyor ki:

    bu konu neden bu kadar büyütülüyor anlamıyorum.
    isteyen çıplak, yarı çıplak gezer
    isteyen örtülü, çarşaflı.
    her koyun kendi bacağından asılır.
    ben açık bir bayanım. tesettürlü bir bayan gördüğümde imrenerek bakıyorum.
    çarşaflı bayan gördüğümde de imrenerek bakıyorum..
    ne güzel. herkes dinini istediği gibi yaşar. isteyen çarşaf giyer isteyen tesettüre girer isteyen hiçbirşey yapmaz yinede kulluğunu yerine getirir.
    yarı çıplak gezene karışılmıyorsa
    çarşaf giyenede karışılmamalıdır..
    arkadaşım batıyorsa birilerine başı açıklık veya kapalılık herkesin kendi sorunu… kime ne..

  168. HAKTANGELDİK diyor ki:

    4 aydır kapalıyım yeni sayılırım yani Rabbim daim etsin inşallah…4 ay öncesne kadr açık baya açık bi bayandım ailem örtünme kararımı duyduklarında engel olmak istediler bunları yazıyorum çünki böyle bi ailede yetiştim baskı olmdn örtünme hissi duydum ve inanın kendme bu zamana kadr hakszlk etmişim yani şu anda kendimi bi hazine gibi görüyorum ve kapattıkça kapatasım geliyor artık bana ulaşılması zor öle olur olmaz insanların göz zevklerini doldurmuyorum onlara malzeme olmuyorum
    yok öylee mini eteğimide giyerim adam akıllı yürürüm onca erkeğin içinden geçim namusumuda korurum bu düşünceler çok saçmaymış ancak kendmzi kandırırz.belki beş para etmicek bi adam sana bakarak içindende olsa haddini aşabilior oysa kadınlar çok değerli varlıklar herkesn önüne sermiceksn kendni yazık olur

  169. hatice diyor ki:

    ben 14 yaşındayım ve 1 senedir çarşaf giyiyorum kesinlikle karşı değilim sizde çarşaf giyin mutlu olun

  170. dusunceli genc diyor ki:

    s.a
    değerli arkadaşlar herkes dilediğini yapar, ayrıca çarşaf konusunda Atatürk’e de değinilmiş, Atatürk yanlış anlaşılmış liderlerden birisidir, kendisi islama düşman gösterilmiştir ama aslında islamdaki “dinde zorlama yoktur” ayetinin ve ilkesinin yegane savunucularından birisiydi, Lütfen atamızı bu konuya karıştırmayalım ve gerekli bilgiyi alalım.
    Kapanan bayanları içimizden tebrik ederiz, kapanmayanlara da inşallah deriz, ayrıca kapanmak sadece çarşafla ve türbanla olmaz, bizim bölgede başörtüsü olarak yazma denen örtüler kullanılıyor, hanımlarkendi arasında isterlerse açıyorlar, ama birisi geldiğinde ve bir yere gidildiğinde yazma ile kapatıyorlar, bazı türbanlıların yaptığı gibi Humeyni’yi seviyorum deyip de kargaşa çıkarmıyorlar, bizi örtüp örtmeme konusunda baskıları kaldıran kişiden Allah razı olsun diyip yaşayıp gidiyorlar.

    allah hepimizi kurtarsın

  171. gülcan diyor ki:

    çarşaf br zorunluluk değildr lakin bazı hanımlar sahabi annelermze uymak adına snnt üzere olmak adına gymey terch ediolar… madem ki demokratkk br ülkede yaşıorz kmsenn dğer br kmse hakkına kıyafeti ile yorum yapmaya hakkı yoktur her koyun kndi bacağndan asılır… gerçek şu ki nur 31 ayetnde hanmlarn elleri yzleri we omuzlarla brlikte göğüslerne kadr kapanması EMREDİLMİŞTR ne yazık bazıları bn mslümanım peygmberm muhammed diyipte sünneti seniyye ye uymayıP başörtülerini ya bi omzu açıkda kalaraq yapaıolar yhada sıkma baş yapıp bayrak gibi arkdan o başörtsnü kıssalTıolar mademki kimliğimzde müslüman yazıo ozamn o yazını hakkını wermek gerekir wede moda cehennemde br odadr bzm modamz peygmber efndmz we sahabi annelermz modasıdr illaki çarşaf demiorum yanlış anlaşılmasın ama pardesü giyiosan Onunda başındakininde hakkı ı wer yhada çarşf yhda dolam yhada ferace (cilbab) … ÖNMLİ OLAN RABBMZ RIZASI DĞRULTSNDA TESETTRMÜZÜ UYGULAYBİLMEK YAŞAYABİLMEK.. VESSELAM…

  172. HAKTANGELDİK diyor ki:

    selamun aleykum
    gülcan kardeşim bizim ölüçümüz ne olamlı islam açıısndan peygamber efendmz sav değilmi?en doğru yaşayan efendmz ve ehlibeyti değilmidir?tesettür konusunu etraflıca bir daha araştırın derim çarşaf zorunlumudur değilmidir.sahabeler efendmze danışmışlardır kızlarımız eşlerimz nasıl örtünsünler die efendimiz sav bizzat kendi üzerinde göstermştr örtünme şeklini lütfen araştırın derim yani çarşaf bir zorunluluk değildir demişsnz ya lütfen tövbe edin efendmzn yaptklarına ve söledklernie itaat etmek yüce rabbimize itaat etmekir allah muhafaza sakınalım kendmzi… karşılıklı konuşma şansızmız olsaydı burda kıstlı biliosunuz selametle kalın inşallah:)

  173. saklı-saklı diyor ki:

    Yazılan bütün yorumları tek tek okudum . Yorumcuların hiçbirisinin İslam dininin evrenselliğinden haberi yok .İslam’ı güdük düşüncelerinizle boğmaya çalıştığınız , kişiselleştirdiğinizin farkında değilsiniz .
    Yorumcuların tamamı , kadını birer cinsel obje , saklanması ve korunması gereken bir nesne olarak algılayarak kadına en büyük kötülüğü yapmış oluyorsunuz .Kadın kendisini bedensel ve ruhsal açıdan koruyabilecek kadar zeki olmasına rağmen erg/erkek zihniyet aklını uçkuruna dolamış zihniyetinden medet ummakta .Tabi ki erkek nesli de tarihler boyunca kadının cinselliğinden nemalanmaktadır. Özgür zihin, özgür irade ve namus kavramı ne tesettürlü nede modern giyimin gizli öznesi değildir.Kadının özgürlüğü ,iradesi ve namusu kapanmasında yada modernist görünümünde değil iffetindedir . İffet ; kara çarşafa bürünerek değil ,gayri ahlaki giyinerek te değil ancak sadakati içselleştirdiği zaman ulaşabileceği bir erdemdir. Kadın iffeti için örtündüğünü iddia ediyorsa o halde etrafında iffet düşmanı bir erkek cemiyetin varlığından dem vurmak gerek . Ancak unutulmamalıdır ki o er kişileride kadın doğurmuştur . O halde kadın hangi kılık kıyafete bürünürse bürünsün ve bu davranışını hangi gerekçeyle yaparsa yapsın sömürülmeye mahkumdur . Ancak kurtuluş iffetli annelerin iffetli kız ve erkek çocuklar yetiştirmesindedir .Bunun da yegane yolu kapanmak yada açılmaktan geçmez . Kadının önce ‘insan’ olduğunun ayırdına varmasıyla ve kendisini / tenini / kıyafetini ama en önemlisi özgür iradesini karşı cinse sömürtmemesinden geçer …

  174. şuheda diyor ki:

    sa din kardeşlerim evet çok güzel konulara deyinmişsiniz anladıgım kadarı ile kadının islamda örtüsünü tartışıyorsunuz.Bunu tartışmaya bile gerek yok nedenmi çünki mevlateala zatan nasıl olacagını Nur ve Ahzap suresinde çok açık ve net buyurmuştur.Çarşaf müslüman hanımların Kuran kıyafetidir.Çarşafı olmayan bir kadın,çatısı olmayan harap bir eve benzer.
    Kur’an (Ahzab Suresi 33:59) âyetinde geçen «“cilbab”, baştan aşağı örten çarşaf, ferace, car gibi dış kisvesinin adıdır. …Çarşaf ve peçe…» demektir. (Elmalılı Tefsiri 3927)

  175. elif diyor ki:

    bende çarşaflı bi bayanım,ama bununla herşey bitmiyo,giysin veya giymesin bi kadın sokağa çıktığında veya bir erkekle konuşurken,hem iffeti hemde allahtan korktuğu için kendini koruyacak,gayet ciddi olacak.çarşaf giymiş kırıtarak konuşmuş hiç bi anlamı yok.ama şuda bi gerçek en güzel kendini koruyabilen ve mükafatı çok olan tesettür çarşaf.rabbim isteyen herkeze nasip etsin,bizlerede son nefesimize kadar hakkıyla giymek nasip etsin AMİN

  176. züleyha diyor ki:

    sa ben tam olarak çözemiyorum şimdi geniş bir pardüso giyiyorum ve uzun eşarp takıyorum benim giyimim tesettür emrine uymuyormu inanın arkadaşlar aklım çok karışık peçeliydim çok dikkat çekiyorsun dediler böyle daha çok fitneye sebep oluyorsun dediler açtım peçeyi bu seferde böylede dikkat çekiyorum çarşaf giyip yarı burun yapim diyorum çarşafmı kesin tesettür diyorlar bu zaman çarşafı kaldırmaz diyorlar ama şunuda biliyorumki Allahın emrini zamana uymuyor diye terk edemeyiz .Kafama takılan ahsap suresindeki tesettür emri çarşafmı aslında inanıyorumki çarşaf ama her agzını açan kafamda soru işareti bırakıp gidiyor teslimiyetimin zayıflıgındandır belki lütfen arkadaşlar beni net bir şekilde aydınlatırmısınız .Selamünaleyüm ALLAHA EMANET OLUN

  177. FATİH CEBECİ diyor ki:

    İbni Cevzi; Ahzab suresi 59. ayetinin tefsirinde İbnu Kuteybe’den naklen şöyle der;

    “Başlarını ve yüzlerini örtmelerini söyle ki; onların hür oldukları bilinsin. Ayetteki “celabib” kelimesinden maksat, normal elbiselerin üzerini kapatacak ve vücut hatlarını göstermeyecek bir örtüdür” [İbni Cevzi, Zadül Mesir(6/422); Sabuni, Revai(2/328); Alusi, Ruhul Meani(12/88)]

    2- Ebu’s Suud Efendi; “Cilbabdan maksat, çok geniş ve uzun bir örtüdür. Kadın bununla başını örttüğü gibi yüzünü ve göğsünü de örterek ayaklarına kadar salar. Buna göre ayetin manası; “Kadınlar dışarıya veya yabancı erkek karşısına çıkacağı zaman bu örtüyle yüzlerini ve bütün vücutlarını örtsünler” olur.

    Es Süddî de ayetin tefsirinde “Kadın alnını ve yüzünü yalnız bir gözü açık kalacak şekilde örter” demiştir.” [Ebus Suud, İrşadu Aklı Selim(6/801); Sabuni, Revai(2/328); Mesaid Bin Kasım, Ahkamul Avret(48)]

    3- Ebu Hayyan; “Endülüs’teki adet de Süddi’nin tarif ettiği gibiydi. Kadın bütün vücudunu örter, yalnız tek gözü açık kalırdı.”

    Ayet tepeden tırnağa bütün vücudun örtülmesini emreder ve ayetteki “üstleri” kelimesinden maksat yalnız yüzleridir. Yani ayet yüzlerin örtülmesini emretmektedir. Çünkü Cahiliye devrinde hür kadınlar zaten saçları ve yüzleri hariç bütün vücutlarını örtmekteydiler.” [Ebu Hayyan, Bahrı Muhit(7/250)]

    İbni Abbas radıyu anh derki; “Kadın cilbabını alnının üzerine indirir ve oradan sıkar. Alttan da burnunun üzerine kadar kapatır. Yalnız gözleri açık kalmalıdır. Yüzünün kalan kısmı ile göğsünü tamamen kapatmalıdır” [İbni Kesir Muhtasarı(4/1998); Taberi(10/118 no:21861); Ebu Hayyan, Bahrı Muhit(7/250); Sabuni, Revai(2/327)]

    4- Cessas; “Ayet genç kadınların yabancı erkeklere karşı yüzlerini örtmeleri gerektiğine delalet ediyor. Kadınlar dış örtülerine bürünmelidir ki, kötü niyetli kimseler onlardan bir şey umarak eziyet etmesinler. [Cessas, Ahkamul Kur’an(3/3729 )]

    “Ümmü Seleme radıyu anha dedi ki; “Ahzab suresi 59. ayetinin nüzulünden sonra Ensar kadınları siyah çarşaflarına büründüler. Sanki hepsinin başlarında birer karga vardı.” [Ebu Davud(4101-4); Beyhaki(2/234); Cessas(3/372); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s175); Cemül Fevaid(5730); Mecmaut Tefasir(5/138); Tac(4/315); Hakim(2/397); Suyuti, Dürü Mensur(5/221); Ahkamul Avret(48); Razi, Tefsiri Kebir(17/48); Nihaye(3/352); Taberi(22/29); İbni Kesir(3/1610); Kayrevani, Cami(210); Beyhaki(7/88); Hamidullah, İslam Peygamberi(1857); Ahmed(6/30);Belazuri(1/574)]

    Aişe radıyu anha’dan gelen rivayette; “ALLAH ilk muhacir hanımlara rahmet eylesin. Hicab emri gelince elbiselerinin bir parçası ile yüzlerini örttüler.” [İbnu Katan, Kitabun Nazar(s173); Buhari(6/13); Fethul Bari(8/489); Ebu Davud(4102); Taberi(18/94); İbni Habib, Gaye ve Nihaye(s213)]

    5- Suyuti ve Taberi; “Cilbab; kadının bütün vücudunu örten örtüdür.” [Celaleyn(s515); Taberi(22/29)]

    İbni Sirin, cilbabın manasını sorunca Abide es Selmani, büyük bir çarşaf alarak onunla bütün vücudunu örttü. Başını da kaşlarına kadar kapattı, yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözü açık kaldı. Böylece ayeti fiili olarak tefsir etti. [Taberi(no:21862); Cessas(3/458); Suyuti, Dürrü Mensur(5/221); Ahkamul Avret(48); Sabuni, Revai(2/327); İbni Kesir(4/1998) sahihtir]

    6- Fahreddin Razi, Nisaburi, Nevevi ve Şerkavi; “Bu ayette kadınlara yüzlerini örtmeleri emrediliyor” derler. [Tefsiri Kebir(17/48); Nisaburi, Tefsiru Garibul Kur’an(22/32); Nevevi, Fetava(210); Şerkavi, Tahrir(1/37); Mesaid Bin Kasım, Ahkamul Avret(49)]

    7- Beydavi; “Hür kadınlar ihtiyacları için dışarı çıktıkları vakit çarşaflarını giyer, başlarını, yüzlerini ve vücutlarını bununla örterler” [Beydavi(4/168)]

    8- İbni Kesir; cilbabın elleri ve yüzü de örtecek mahiyette olması gerektiğini belirtir. [İbni Kesir(2/283)]

    İbni Mes’ud radıyu anh; “Nur suresi 31. ayetinde geçen “kendiliğinden görünen kısım müstesna ziynetlerini açmasınlar” ibaresi hakkında der ki; “Ziynet iki türlüdür; görünen ziynet ve gizli ziynet. Görünen ziynet; Arap kadınlarının giymeyi adet edindikleri elbiseleri üzerine giydikleri örtüler ile elbiselerinin altlarından görünen kısmıdır. Gizli ziynet ise kocasından başkasına göstermesi caiz olmayan; sürme, yüzük, bilezik gibi şeylerdir.” [İbni Ebi Şeybe(3/384); İbni Kesir(2/283); Beydavi(2/138); Taberi(18/92,119); Kurtubi(12/229); İbnül Arabi(3/1356); İbni Cevzi, Zadül Mesir(6/31); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s136); Dürrü Mensur(5/41); İbni Habib, Gaye ve Nihaye(s215)]

    İbni Mesud, Mahan, Ebul Ahvas, Ebu Salih, İkrime, Şa’bi ve İbrahim en Nehai(r.anhum) “görünen kısım; elbisedir” demişler, İbni Ömer, İbni Abbas, Said Bin Cübeyr, Abdulvaris ve Mekhul ra yüz ve ellerin örtülmesi emredilen ziynete dahil olduğunu söylemişlerdir. [İbni Ebi Şeybe(3/383-384)]

    9- Elmalılı Hamdi Yazır; “Cilbab; baştan aşağı örten çarşaf, ferace, car gibi dış örtüsünün adıdır. Cilbabdan örtmek tabirinde iki durum vardır; birisi cilbablardan birisiyle, bütün bedenini sıkıca örtmek, diğeri de; bir cilbabın bir tarafıyla başından yüzünü örtmek demektir.” [Hak Dini Kur’an Dili(6/338); Envarut Tenzil(2/252)]

    10- Muhammed Mahmud Hicazi; Ahzab 59. ayetini şu şekilde manalandırmıştır; “Ey peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına deki; örtülerini üzerlerine salsınlar, bedenlerinin tümünü örtsünler, yolu görebilecekleri kadar müstesna olmak üzere yüzlerini de örtsünler” [Hicazi, Tefsirül Vadıh(5/112)]

    11- Ömer Nasuhi Bilmen; “Cilbab, kadınların örtündükleri çarşaf, ferace, elbiselerinin üzerinden giydikleri elbiseler demektir.” [Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri(6/2832)]

    12- Savi ve Nesefi; “Cilbab çarşaftır” derler. [Nesefi, Medarik(3/455)]

    13- Alusi; “Kadınlar cilbablarını bütün bedenlerini örtecek şekilde giyerler, bir parçasını da başörtüsü yapıp yüzlerini de örterler” [Alusi, Ruhul Maani(22/89)]

    14- Zemahşeri, Mahalli, Kasani ve İbni Abidin; “Cilbab; bir parçası ile başın ve yüzün, diğer parçasıyla bedenin üzerine bırakılmak suretiyle bütün vücudun örtüldüğü örtüdür” [Zemahşeri, Keşşaf(1/221); Mahalli, Şerhu Minhac(3/206); Kasani, Bedayius Sanayi(5/118); İbni Abidin(5/320)]

    15- İsmail Hakkı Bursevi; “Cilbab; dış örtünün bir göz müstesna yüzü bile kapatması demektir.” [Ruhul Beyan(7/240); Tenvirül Ezhan(6/484)]

    16- İbni Kudame; “Cilbab; giyilmeyerek, entari üzerine kuşanılır ve yüz örtülür” [İbni Kudame, El Muğni(1/602); Belazuri, Ensab(1/574)]

    17- Ebu Şukka; Ahzab suresi 53. ayetini tefsir ederken; “Kadınlar ev içinde perde arkasından konuşmalı, ev dışında peçeli olmalıdır” der. [Ebu Şukka, Tahrirul Mer’e(3/67); Said Şimşek, GTefsir Problemleri(236)]

    18- Kasani; “yabancı kadının yüzüne bakmak caiz değildir” derken, İbni Abidin, Haskefi, Mevkufati, Merginani, Halebi, İbni Nüceym, Iraki, Kevseri, Aliyyül Kari gibi Hanefi ulemasının kahir ekseriyeti; “genç kadın erkekler arasında yüzünü açmaktan men edilir” demişlerdir. [Bedayius Sanayi(5/123); Reddül Muhtar(3/261 Terc:2/113); Dürrül Münteka(2/542); Mülteka ve Mevkufat(4/88); Hidaye(4/139); Iraki, Tarhut Tesrib(5/46); İbn Nüceym, Bahrur Raik(1/284); Makalatı Kevseri(187-190); Mecmaul Enhur(2/541); Hediyyetül Alaiyye(310); El Muğni(1/601); İrşadus Sari(78)]

    19- Muhammed Said Bin Ramazan El Buti; “Bugünkü Müslümanların durumu fısk-u fücurun kötü ahlak ve terbiyenin yaygınlaştığı göz önünde bulundurulursa bu durumda kadının yüzünü açmasının caiz olduğunu söylemeye imkan bulunmadığı anlaşılmış olur” [Fıkhus Siyre(243); Bkz:Mevahibül Celil(1/499); El Muğni Ve Şerhul Kebir(1/637); Fetavayı Şeyhul İslam İbn Teymiyye(4/409); Zuhayli, Fıkhul İslami(1/459); Sabuni, Safvetut Tefasir(2/335); Mehmed Talu, İslama Göre Kadının Kıyafeti(350); Tecridi Sarih Şerhi(7/171)]

    20- Şeyhul İslam İbni Teymiyye’ye göre eller ve yüz avrettir. [Fetava (4/409)]

    21- Hanefi mezhebinin meşhur fıkıh kitabı Fetavayı Hindiyye’de; “Bir kadının facire bir kadın yanında dahi cilbabını ve başörtüsünü çıkarması caiz değildir” kaydı vardır. [Fetavayı Hindiyye(5/289)]

    22- Muhammed Hamidullah “İslam Peygamberi” adlı eserinde, kadınların yüzünü örtmelerinin vacip oluşunu delilleri ile anlatmıştır. [İslam Peygamberi(1856-71)]

    23- Mevdudi Nur suresi 31. ayetinin tefsirinde der ki; “Zinet; çekici elbiseler ve kadınların genellikle kullandığı diğer baş, yüz, el, ayak vs. süslerini içine alır ve modern manada makyaj kelimesi ile ifade edilir. Yani kadınlar bilerek ve kasten süslerini açığa vuramazlar” [Mevdudi, Tefhimul Kur’an(3/470)]

    24- Kurtubi; “Gerçek şu ki; cilbab; bütün bedeni örten ve kabarık kısmını göstermeyen örtüdür” [Camiu Lil Ahkamil Kur’an(14/244); Kayravani, Cami(210)]Nitekim bir kadın ; “Olur ki birimiz tüm bedenini örten örtüyü bulamaz, bu takdirde ne olur?” diye Rasulullah aleyhi ve sellem’e sordu bunun üzerine;”Ona din kardeşi kendi cilbabından giydirsin” buyurmuştur.

    [Buhari(hayz23); Müslim(İydeyn10); Ebu Davud(1136); Nesai(3/180); İbni Mace(1308); Humeydi(361); Elbani, Sahiha(2/152); Fethul Bari(1/459); Ahmed(4/84); Darimi(salat 223); Tirmizi(Cuma 36)]

    Bu hadisin şerhinde birçok ulema dedi ki; “Zaruret icabı kadın dışarı çıkarsa din kardeşinin çarşafını ödünç alır ve onunla örtünür. İmkan bulduğu müddetçe evinde giymiş olduğu elbisesiyle dışarı çıkması caiz değildir.”

    Sahih bir rivayete göre Temim kabilesinden üzerlerinde ten gösteren ince elbise bulunan bir kadın cemaati Aişe radıyu anha’nın yanına gelmişler, Hazreti Aişe onlara demiş ki; “Eğer siz ALLAH’a iman edenlerden iseniz ince elbise mümin hanımlara asla yakışmaz” [Kurtubi(14/244)]

    Başka bir haberde çok süslü ve renkli bir başörtüsü giyen kadına; “Herhalde sen hicab ayetlerine iman etmeyenlerdensin. Zira iman eden asla böyle giyinmez” buyurur. [Kurtubi(14/244)]

    Görüldüğü gibi ulema tesettür ayetlerinden kadının dışarı çıkarken yüzünü ve ellerini çarşaf ile örtmesinin vacip olmasında ittifak etmişlerdir.

    “Rasulullah aleyhissalatu vesselam ihramlı iken şunları yasakladı; iki eldiven, peçe, vers yada zaferan ile boyanmış giysi” [Malik(730); Buhari(3/146); Ebu Davud(1827); Tirmizi(763); Müslim(2012); Nesai(2616); İbni Mace(2920); Ahmed(4252); Darimi(1730)]

    Bu yasak hacca mahsus olup, sahabe hanımlarının hac dışında eldiven ve peçe kullandığına delalet eder. Günümüzde bazı cahiller “madem ki kadın ihramda yüzünü örtmüyor, öyleyse diğer zamanlarda da açabilir” diyorlar. Bu iddia İslam fıkhını bilmeyenlerin sözüdür. Selef-i Salihin’in, sahabenin ve tabiinin kadınlarının yaşayışını inceleyen, araştıran herkes yüzün açılmasının mubah olduğunu söyleyenlerin hata ettiğini kesin olarak anlar.

    Nur suresi 31. ayetinde kadının ziynetini yabancılara göstermesinin haram olduğu belirtilmiştir. Zira yüz ziynetin ve güzelliğin aslı, fitnenin kaynağı olduğu için onun da yabancılara karşı örtülmesi zaruridir. Kaldı ki sahabe hanımları ihramlı iken de yüzlerini örterdi;

    Aişe radıyu anha der ki; “Binekli hacılar biz Rasulullah aleyhi ve sellemin yanında ihramlı iken yanımızdan geçerlerken her birimiz başörtüsünü başından yüzüne indirirdi. Binekliler geçtiğinde yine açardık” [Ebu Davud(1833); İbni Rüşd, Bidaye(2/166); İbni Sa’d(8/71); İbni Mace(2935); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s149); Ezraki(2/14)]

    Fatıma Binti Münzir radıyu anha derki; “Esma ile birlikte ihramlı iken yüzümüzü de örtüyorduk. Rasulullah aleyhi ve sellem bizim bu halimizi yadırgamıyordu” [Malik(740); İbni Rüşd, Bidaye(2/166); Ahkamul Avret(60); Terhut Tesrib(5/46)]

    Yüzün açılabileceğine dair hiçbir delil yoktur. Bazıları daha sonra kaydedeceğimiz Esma radıyu anha’ya Efendimiz aleyhisselam’ın el ve yüzü istisna eden haberini delil getirmeye çalışıyorlar. Ancak bu asla delil olamaz zira; bu haber hem çok zayıftır hem de hicab emrinden önce vuku bulmuş bir hadisedir. Sahih rivayette;

    “Müslüman bir kadın Beni Kaynuka pazarında örtülü bir halde zaruri alışverişini yaparken Yahudilerden biri kadının örtüsü ile alay ederek yüzünü açmaya çalıştı. Kadın yüzünü açmayınca elbisesinin eteğini bir yere tutturdular ve avretini açtılar.

    “yüzünü örtüyor, avretini açıyor” diye alay ettiler. Duruma şahit olan bir Müslüman o yahudiyi öldürdü. Yahudiler de toplanıp bu müslüman’ı öldürdüler. Bu olay üzerine Beni Kaynuka savaşı çıkmıştır”

    [Belazuri, Ensab(309); Süheyli, Ravdul Ünf(5/392); El Buti, Fıkhus Siyra(240); İbni Hişam(2/47); Taberi Tarih(2/480); Mahmud Şakir, Siyer(264); Muinüddin Nedvi, Asrı Seadet(1/87); İbni İshak(295); Kastalani, Mevahibu Ledüniye(1/102); İbni Esir, Kamil(2/65); Cevad Ali, Tarihu Kablel İslam(6/144); İbni Kesir, Bidaye(4/11); İbni Sa’d(8/321); Kettani, Teratibul İdariyye(2/4); Üsdül Gabe(7/245); Vakıdi(3/67)]

    Aişe radıyu anha der ki; “Peygamber aleyhis selam’ın hanımları sabah namazını mescidde kılarlar, sonra da karanlık sebebiyle tanınmadan önce çarşaflarına bürünmüş olarak evlerine dönerlerdi” [Buhari(6/13); Müslim(mesacid 230); Malik(1/5); Beyhaki(7/88); Şafii, El-Ümm(7/170); Humeydi(174); Nesei(1/271); İbni Huzeyme(350); Tahavi(1/176); İbni Hibban(1496); Ebu Davud(423); Tirmizi(153); İbni Mace(669); Darimi(1219); Ahmed(6/33); Cemül Fevaid(1014)]

    İfk hadisesi de yüzü örtmenin vacip oluşuna delildir; “Aişe ra dedi ki; “Safvan’ın istirca’ı ile uyandım. Hemen çarşafım ile yüzümü örttüm. Safvan, hicab emredilmezden önce beni gördüğü için tanıdı…” [Buhari(megazi 34); Müslim(tevbe 58); Tirmizi(3180); İbni Kesir(3/1584); Cemül Fevaid(7104); Taberi(2/111); İbni Hişam(4/10); Vakıdi(2/426); Dürrü Mensur(190); İbni Seyyidin Nas, Uyunül Eser(2/128); Zadul Mead(3/1223); İbni Mace(1970); Beyhaki, Delail(4/64); İbni Sad(2/65)]

    Bu rivayet, hicab emriyle kadınlara yüzlerini örtmelerinin vacip kılındığını açıkça göstermektedir.

    Yüzü açmak sonradan çıkmış çirkin bir bid’attir ve haramdır. Selef döneminde yüzü açmak vuku bulmamış, Hüseyin radıyu anh’ın kızı Sükeyne dışarıda yüzü açık dolaştığı için o günün Müslümanları bu fiilini çirkin bulmuşlardır. [Hamidullah İslam Peygamberi(1860)]

    “Memure ve öğrenci kadınlar peruk takabilirler” şeklinde bir fetva kulağımıza gelmektedir. Bu asla itibar edilecek birşey değildir. Zira peruk takanlara hadislerde lanet varid olduğu gibi, peruğun tesettürle de uzaktan yakından alakası yoktur. Bu Yahudi zihniyeti ile tesettüre bir darbedir. Peruk kadının güzelliğinden ve cazibesinden neyi gizleyecek? Sahte de olsa gerçek de olsa ortada bir saç görüntüsü yok mudur?

    Kadının çalışması haram olmamakla beraber tesettüre riayet etmesi, yabancı erkeklerle nazik konuşmaması, süslenip kokulanmaması farzdır. Erkeklerle karışık çalışmasında bu şartları yerine getirmesi mümkün olmadığından çalışması sakıncalı görülmüştür. Ayrıca kadının çalışma sahası olarak ev tayin edilmiştir; Kur’an’da kadınlara hitaben; “Evlerinizde oturun”(Ahzab 33) buyrulmuştur.

    Ashab kadınları siyah çarşaf giyerdi. Şiirlerde gecenin karanlığı cilbaba benzetilmiş, [lisanul Arab, Cilbab maddesi(1/273)], daha önce nakletmiş olduğumuz gibi Ümmü Seleme ve Aişe radıyu anhuma çarşafa bürünen ashab kadınlarını “başlarında karga varmış gibi” diye tavsif etmişler; ayrıca İbni Sa’d Habibe binti Abbad’dan şunu rivayet etmiştir;

    “Aişe’nin üzerinde siyah bir başörtü gördüm” [İbni Sa’d(8/71,73); Sükeyne de aynısını söylemiştir Bkz: İbni Ebi Şeybe(6/18)]

    İbni Hallikan’ın rivayetine göre; İsa Bin Ömer, Ebu Amr Bin A’la’ya; şöyle bir beyit okumuştur;

    “O kadınlar tesettür için yüzlerini örtüp gizlerlerdi,

    Bugün ise bakanlara kendi yüzlerini gösterip açığa vururlar”

    [İbni Kesir, el Bidaye(10/179)]

    İşte bu, Ahzab Suresi 59. ayetinde geçen “la yübdiyne” kelimesinin izahıdır. Yani ayette yüzü açmak yasaklanıyor. Bu beyit, sahabe hanımların yüzü örtmeyi tesettür emri dahilinde gördüklerinin de delilidir.

  178. fatimabetül diyor ki:

    s.aleykum züleyha kardeşim ahzap suresindeki tesettür emri çarşaf demişsiniz ama tedirginliklernz fazla bu yüzden öncelikle bu konuyu kimselerle konuşmadan tartışmadan kendinz araştırsanız daha sağlıklı olur diye düşünüyorum…evet bu devirde çarşaf nefse oldukça ağır tabikide nefsimizi susturduğumzda bu sefer şeytan etrafmzdaki insanları konuşturuyor. http://risaleonline.com/soru-cevap/carsaf-mevzuu
    bu linki tıklayınız sizi yeterince aydınlatıcak bir yazı bulunuyor idrsi tüzün e ait umarım bi faydası olur. fi emanillah…

  179. ahmet diyor ki:

    selamun aleyküm kardeşlerim bakın örtunmek allahın emrıdır ve bu örtunmeyı yaygınlaştırmakta bızlerın elındedır ne demek ya bırakın herkes ıstedıgını yapsın cok sacma ozaman kımın elı kımın cebınde bellı olmaz

  180. ayşegül diyor ki:

    selamün alyküm bnde carşaf giymek istiyorm allah izn verirse ama kendime fazla güvene miyorm ilerde cıkarırım die ne yapacağımı bilmiyorm. istiyorm ama cesaret edemiyorm. bana biraz yardımcı olr musnz ltfen.

  181. şemsi tuncer diyor ki:

    esra fırat arkadaşımız öncelikle a.s seninle sie üzerinden yada bi şekilde iletişim kurmak istiyorum 20yaşındayım çarşafa girmek istiyorum içime huzr doluo ozaman ama sülalemin öoğu açık ben çarşafa gircem deince saçmalama diyolar ikilem içinde kaldım nie dinimizi rahatça yaşıyamyoruz ssitede bile nekadar kawga oldu okudunmu lütfen bana yardım et çarşaflı tanıdığmda yok cvp yaz lütfen

  182. şemsi tuncer diyor ki:

    hatice sen bari bişeyler yaz lütfen

  183. hACMER diyor ki:

    YORUMLARIMIZI yaparken bir tarafı yaparken bir tarafı yıkmayalım

  184. yiğit güzel diyor ki:

    selam aleykum bir bayan ya çarşaf veya tesetürlü olması şart mümünse çümkü bunu allah emrediyor

  185. elif diyor ki:

    Dininizi açıkta değil içinizde yaşayın yazmış birirsi???Din nedir ilk önce? nerde yaşanır? kimin nerede yaşayacağına kim karışır?? islam dini bu kadar ağızlara sakız olacak derecede basit bir din değil müslüman kardeşler.islam dinine mensup bir kişi açıktada yaşar,içindede yaşar, hayatının tümü olur islam…İnsanların rızası, fransz modacıların giyim tarzı, şu bu hiç önemli değildir…önemli olan ben ne yaparsam rabbim daha çok razı olur? ne giysem, ne konuşsam…

  186. sıddık asırlık diyor ki:

    arkadaşlar merhaba ben atatürkün hemşerisi olarak anne ve babadan iki tarafımızda göçmeniz bularistandan dedem şalvarlı sakallı babaannem çarşaflı 51de geliyorlar dedem anneanem selanikten çarşafıylan geliyor ATATÜRK anneananemlere gemi gönderiyor hasta olduğu içi karşılamaya gelememiş yani aslımızı inkar etmiyelim atalarımız şalvarlı çarşaflıydı ben 17senedir şalvar giyiyorum taze gençler zmanında amerikadan 501 levis getirtmiştik kovboy ayakkabıyla lecoupr giydihimde millet ozaman bize naeler diyordu22sene önce

Leave a Reply