» NEREDEYİM?

Hayatımızı ilgilendiren her konu ile ilgili fikirlerin ve görüşlerin paylaşıldığı bir ortamdasınız.

Yapmaya çalıştığımız şey; bahse değer konular hakkında daha fazla kişinin düşünmesini ve kendi görüşünü oluşturmasına katkıda bulunmak.



» TAKİP ETMEK İÇİN

Anafikir.com’da üretilen içerikleri daha kolay takip edebilmeniz için size çeşitli araçlar sunduk.

Bu seçeneklere ulaşmak için tıklayın.



» SEÇME AKILLAR

"Attention is the limited resource on the internet - not disk capacity, processor speed or bandwidth."— Mills Davis



» FAYDALI KAYNAKLAR

Düşüncelerinizi besleyebileceğiniz çeşitli siteler seçtik. Buradakilerden farklı bakış açılarıyla olaylara bakanların düşündükleri de gözatmaya değer.


Komplo Teorilerinden Önce Kendimize Birkaç Soru Soralım

Türk insanları baÅŸka ülkelerde tanımlanırken çoÄŸu zaman “misafirperverlik” söylenen tek olumlu yönlerden biri olur. Onun dışında birçok sıfat yakıştırılır ki, çoÄŸu saçma genellemelerden öteye gitmez.

Bir ülkede yaşayan tüm insanları, sanki tek bir kişiymişcesine tarif etmeye kalmak, daha başlangıçta abestle iştigaldir bana sorarsanız.

Her şeye rağmen, sıcakkanlı, sokulgan olduğumuzu bir şekilde beyinlere yerleştirmişiz ve buna kendimiz de inanmışız işte.

11 yıldır İstanbul‘dayım. Ege‘nin küçük bir köyünden geldim buraya. Bunca yıl boyunca İstanbul’da göremediÄŸim, karşılaÅŸamadığım yegane ÅŸeylerden biridir sıcakkanlı insanlar. Nerede bu yardımsever, birbirlerine saygısı olan insanlar? Otobüste var mı? Sokakta? Bir devlet dairesinde ya da bir ofiste?

Peki nereden geliyor bu şahane sıfat?

İstanbul için söyleyemiyorum. Peki ya doÄŸduÄŸum o köy? Hani derler ya “Küçük yerlerin insanı bambaÅŸka olur“. Öyle mi gerçekten?

Memleketimde gördüğüm, bir nebze samimiyet ya da yardımseverlik olarak alabileceÄŸim, köy kahvesinin önünden bir turist geçiyorsa, ilk önce mahalledeki zıpır çocukların “Hellovasyorneym hellovasyorneym hellovasyorneym“leri sonra da, kahvedeki amcaların “Evladım nere gidyon gari böle“leri ile turistlerin yamacına sokulmasıdır.

Turistleri şaşırtır bu ilgileri. Gülümsetir onları. Birbirlerini anlamasalar da, bir sıcaklık oluşur aralarında. Ne güzel şey aslında yaptıkları.

Bu yorum pek hoÅŸunuza gitmeyecek biliyorum ama, hem çocuklarınki, hem de amcalarınkini “Yapacak bir ÅŸey bulamamak” ya da “Heyecan, deÄŸiÅŸiklik geldi köyümüze” hislerine baÄŸlardım. Yani burada da tam ve saf bir misafirperverlik bulabilmiÅŸ deÄŸilim.

İstanbul’un koÅŸuÅŸturması, her daim bir acele nehri içinde sürüklenip giden insanların telaşı yoktu sadece köyümde. Tek fark buydu diyebilirim. Bu tek fark belirledi aslında tüm diÄŸer baÅŸkalıkları.

Ama ÅŸimdi hakkımızı da yemeyeyim, “Gezelim Görelim” tipi programlardaki teyzelerde o naif yaklaşımları ekrandan da olsa hissetmiÅŸimdir. Hatta bununla ilgili bir ÅŸeyler yazmıştım (Bkz: Samimiyeti Ölçebiliyor Muyuz?).

Beynim genelde sayısal değerler üzerinden çalışır. Bana bir fikri, bir görüşü satmak istiyorsanız sayılarla gelebilirsiniz. Hemen gözlerim açılır, algım odaklanır söylediklerinize. E tabi, bu demek değil ki onun dışında kalanları dinlemiyorum bile. Pek tabii dinliyorum fakat oranlar, yüzdeler, kısacası istatistik bana, beynimin işleyişine daha çekici geliyor.

Buradan gideceğim yer şu; sayısal değerlerle gelen birileri var.

Bu misafirperverliğin gerçekliğini sorgularken karşılaştığım bir araştırma var. Nasıl yapıldığı, ölçek oranının kaç olduğu, kimlere sorulduğu, saptırılıp saptırılmadığını bilmiyorum ama bir şekilde karşıma sayısal değerlerle gelinmiş. E normal olarak, yukarıda da bahsettiğim nedenlerden dolayı hemen ilgimi çekti.

Araştırma, World Values Survey: WVS 2005-2008. Tüm detaylarına şuradan ulaşabilirsiniz.

Özet olarak, araÅŸtırma yan kapımızda oturan komÅŸularımıza karşı bakışımızın nasıl olduÄŸunu bulmaya yönelik. ÇeÅŸitli ülkelerdeki insanların tölerans seviyelerini karşılaÅŸtırıyor. Sonuçlar altta. Yüzdeler sorulara “Evet” cevabını verenlerin oranı.

Tüm bunlarda bir ÅŸeyler dikkatinizi çekti deÄŸil mi? Yani birçok durumda en “rahatsız” olan ülkelerden biri durumda Türkiye.

Ne demeye çalışıyorsun!” diyecekleriniz olacaktır. Söylemeye çalıştığım ÅŸey ÅŸu; ben etrafımda bir emaresini göremiyorum. İstatistiklerler de tam tersinin varlığını iÅŸaret ediyor. Düşünelim birlikte. Kendimize kendimizi soralım; “Ben yardımsever miyim?“, “İnsanları seviyorum muyum?“.

Eminim, hepimiz bu soruları cevaplarken, “Evet” ya da “Hayır“dan sonra birçok maazeret de eklemek zorunda hissedeceÄŸiz.

Aramızdaki farklı olanlara karşı tutumumuz aslında birçok ÅŸeyin sebebi. Bugün eÄŸer birçok konu etrafında bir bölünmüşlük, bir “öteki“cilik var ise ülkemizde, nedenlerini komplo teorilerinde deÄŸil de, çok daha yakınlarda aramak lazım diye düşünüyorum.

EkÅŸi Sözlük‘teki “Kürt Sorunu” baÅŸlığına şöyle bir ekleme yapmıştım;

Her şey, soğuk havanın doğuya doğru gitmesine sevinmemizle başlamıştı.

Bunu yazarken söylemeye çalıştığım ÅŸuydu; En basitinden, evde rahat koltuklarımızda, televizyondan hava durumunu izlerken “Müjde, SoÄŸuk Hava DoÄŸuya Kayıyor” anonsu çıktığında sevinirdik. Sanki ülkemizin sadece batısı var.

Soğuk bizim üzerimizden başkalarının üzerine doğru kayarken seviniyor olmak pek bir garip gelirdi. Aptalca gelebilir bu verdiğim örnek ama her şey bu derece minik detaylardan doğuyor ve büyüyüp gidiyor maalesef.

Siz, komÅŸunuzu seviyor musunuz?

Dip Not: Eklemeden geçemeyeceÄŸim, araÅŸtırmada dikkatimi çeken bir diÄŸer nokta da, “HoÅŸgörü dini” olarak bildiÄŸimiz İslamiyet’in yaygın olarak inanıldığı ülkelerin tölerans seviyelerinin en düşük olduÄŸu. Ya kendimizi tanımıyoruz, ya da birileri kocaman yalanlar söylüyor ve bizler inanıyoruz.




10 Yorum — “Komplo Teorilerinden Önce Kendimize Birkaç Soru Soralım”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.