KomÅŸu komÅŸu, hu hu
Konşu diyen Anadolu aksanı komşuya, sanırım konuşmak ile de ilintili olan konmaktan türeme, konuşlanmada karşılıklılık içeren komşuluğun akustiğine daha uygun düşmekde. Kondu karşıma da, oldu konuşu konuşuma karşılık diye dendi bize. Komşu bakışıyla, birbirine baka baka kararan üzümler yerine, bakısı esriten komşular da olmalı hayat kitabında.
Özüm özüne teşne, her kıpırtısı bir deprem gibi yenilik doğran bir komşusu olsa birinin; o konuş mahallinden kalkıp uçacak takat kalır mı bu halin oluşturduğu sekirle onda. Onda bir sarhoş edicilik var ise, hamuruna katılan şaraptan olmalı bu; sevgi bir şarap olarak anılıyorsa klasik şark şiirinde, bu sarhoş edici yanı nedeniyledir elbette.
Evin içinde bir kendini hariçten koparan meşgalesi olan bir yana, gözü dışarıca can için bu konuşlanmada hasaret vardır; kendinde olmayan o kendilik konuşu komşuda, içine konar komşu olanın ona. Kendimin kenti der de o komşusuna komşu, kendinin kendi olmadığı için kendinde; kentine gidemez konuşmaya. Bu ahvalde konacak konuş bulamayan komşu komşuya, uçuşta kalır, havada asılı ruhuyla, pencere önlerinde çırpınan güvencin gibi konacağım umuduyla pervaza; camdan sızan ısıya ve meskun mahallin mündemiç olduğu cana teşne arzuyla.
Kısırlaştırılmış bir harem ağasının, haremde kadınlara erkeklere dair anlatıları mesabesindeki sevgi ve aşk öyküleri anlatan protez bir kalp tercümanı dil de tuhaftır; bir prezervatif gibi hazzın odak noktasında konuşlanır da, Tantalos gibi tat alamaz ergisinden. Sinirleri alınmış diş gibidir duygusu aklileşmiş kişinin sözü duygudan bahsederken bile, görmüştür de ne komşunun konumunu; körün renklerle ilgili konferans vermesi gibi sanrı sayılır görgüsü, içrek değildir hayatının örgüsü her ne kadar içrek ise de görgüsü.
İçte olan yansıyormuş bir sinema perdesini andıran biçimde gözden hayata, hayat perdesi karşısında insan sinema makinesi gibi kaderin kitabı levhi okuyor da çıkarıyor ortaya mahfazasından güya bu savda. Bir başka sav da bir kamera gibi dışta olanı kaydediyordur içe insan görüp etkindikçe. İkisi bir arada olsa ne olur yani bu savlar, kaydeder de sonra okur tipteki kameralar gibi hani; bu hal ikinci olasılığın bir biçemi belki sadece; bir ikisi bir aradalık değil de. İçimde bir komşu gezer, o dışımda göze değer diyen komşu ile dışımda komşu gezer de içime yer eder diyen bu iki almacın uçları.
DoÄŸunun doÄŸurduÄŸu bir baÅŸka sav ise, içimde gezen de dışımda gezen de; tüm gezeÄŸenlerin gezdiricisi olan birin bin bir türlü oyunundan ibaret olduÄŸunu kabuldür. Bu savca gezdirici denen pazarlamacılar olan gezenler, gezdirdiklerine karşılık aldıkları haz var; çok sevdiÄŸi baÅŸkasının mülkü giysiyi ödünç alıp giyip dolaşıp geri sahibine iade edenin aldığı izahı kabil olmayan haz gibi hani. Haz da alamayan ama gez dedikleri için gezenin karı ise ayağına inen kara sular mı, oradaki hal gezdirtenin yetkinliÄŸi olmalı; ‘isteyerek yahut istemeyerek gelin’ dendiÄŸinde yaratılan ruhlara, bu kabili de gelmiÅŸ ama cezbe kuralından nasiple deÄŸil de emirle.
Bunların özgül ağırlığı ve öz çekimleri olmadığını varsaymak gerekirse, bunlar meteorlar gibi semada bir sistemli harita ile değil de onun bunun itiş ve çekişi arasında buldukları arafta bulunan ancak ne olduklarını ancak bir birin bildikleridir bunlar belki. Belki de bir şey değillerdir, bir şey olmamak da vardır belki ve bunlardır onlar. Ondan dolayı bunların şey bilinci yoktur özlerinde. Komşu da değillerdir konuşları da bir şey olmadığı için ancak onların bir şey olmayışları komşuya zeval olmazdır; zira onlar sıfır gibi bir şey de değillerdir ki çarpma ile her şeyi sıfırlasınlar. Nedirler ki sorusu, bir şey değiller dedikten sonra anılacak soru değildir. Bir şey olmayanın söyleyeceği bir şey olamaz takdir edilecektir ki. Belki de bunlar bir şey söyleyenlerdir, bir şey.
Yazan: Hazar Abat
25 December 2006 | İlgili Olduğu Konular »

Onur Gül
‘Hazer rüzg
26 December 2006
Hafize Kutalmış
05 January 2007
Onur Ali Tolgahan
Komşuluk üzerine bir konusu olan yazıyı yazdıran da can, ona yazılan da can, TAO yol o ki; yolcu da yolunda gerek bu anlamda.
Karmaşık fakat bir ince irdeleme konu üzerine.
12 March 2007