Bunların ikisi de cenabetti o zamanlar(kesin). Rıdvan teknik bi adamdı, çalımlar, hız, ÅŸahane goller falan ama yaprak gibiydi adeta. Çok yoruyo kendini diye teknik traktör bunu maçın ikinci yarısında “koz” olarak sürerdi sahaya. “Aha! Åžeytan Rıdvan giriyo lan… Kesin gol atıcak olm… kesin” diye heveslenirdik. Ama iki dakka sonra top ayağına gelirdi, pıtı ptı pıtı, narin narin koÅŸarken ÅŸimdinin Servet‘i gibi bi adam gelir, biçiverirdi. Ayaklarını yerden keserdi. Ah… Yarım saat yerden kalkamazdı. Sonrada sedyeyle dışarı. Spiker acı haberi verirdi on dakka sonra; “Sakatlandı, bilmem kaç hafta sahalardan uzak”
E nerde kaldı senin tekniÄŸin, nerede gol atan ayağın. Hevesimiz kursağımızda kalırdı. İlla ki “Futbolu biliyorum ben” amcaları da “Varya bu adamın hakkını yiyolar, bıraksalar, dokunmasalar adama, dünyanın en iyi topçusu olur bu…valla…ÅŸerrefsizim” ÅŸeklinde yorum yaparlardı. Ulan sahada bana da dokunmasalar, bıraksalar ben de gol atarım… Nasıl yani… ellemesinler?
» Yazının Devamı
Yayınlanma Tarihi: 15 Aralık 2004 | İlgili Olduğu Konular »
Gol dedektörü. Kalecinin arkasına koyacaksın, topun ne tarafa gideceğini kalecinin kulağına fısıldayacak. Al sana tek kişilik defans. artık geri kalan herkesi forvet oynatsan olur.
(bkz: CM taktikleri)
0,65 saniye sonrasını görebilen bir adam. “ofsayt bu!”, “taç!”, “faul!”, “korner!”, “penaltı!”, “gol olcak!”… Nostradamus musun mübarek… Yorumları da çok güzel; “Åžimdi havadaki topun altına ayağı sokup, tipleyip pas atmak her babayiÄŸidin harcı deÄŸildir. Normal bi fitbolcu yapsa bunu, top tribüne gider direk (hösst! denize kaçar deseydin, koordinat verseydin)”
Yayınlanma Tarihi: 15 Aralık 2004 | İlgili Olduğu Konular »
Hakemlerin barajı çekmek istediği noktadır. Hiçbir zaman barajın olduğu nokta değildir.
Barajdaki oyuncular 9 15′i en az yarım metre bozarlar. Hakem hemen aÄŸzındaki düdüğü salıverir -düdük boynunda sallanır, ipi vardır yani- “geri geri” hareketi yapar. Barajdakiler ellerini havaya savurarak “Ne amuga godumun 9 15se, 9 15 iÅŸte allahalla” deyip, göstermelik bir iki adım geri giderler. Hemen sonra balet misali -kuÄŸu gölü balesi/3. perde- parmaklarının üstünde pıtı pıtı pıtı yüksele yüksele öne doÄŸru ilerlerler. Çaktırmıyolar ya hani.
Yayınlanma Tarihi: 11 Aralık 2004 | İlgili Olduğu Konular »
Daha çok “ibne” tercih edilse de, tenisçiye raket deme* alışkanlığına benzer bir ÅŸekilde vuku bulduÄŸu durumlara rastlanabilir.
Geçmiş yıllarda kalmış bir türkiye-ingiltere maçı;
Spiker; “evet sayın seyirciler… bir atağı daha gol yiyerek savuÅŸturuyoruz… durum ÅŸimdi 8-0… evet dakika 88… millilerimiz santrada… top ogün’de…eee… orta sahada topu kaptırıyoruz… tehlikeli bir atak olabilir…ve…ve?… hakem… evet?… ve… ve hakem neyseki maçı bitiriyor… bu gerçekten mük-kemmel bir düdük… ve maç neyseki bir gol daha yemeden bitiyor sayın seyirciler… maçı yöneten hakem irlandalı hensel gratel gerçekten mükemmel bir düdük…”
Yani hakem mükkemmel bir düdük olmasa idi spkiker maçı “dakika 90 maç bitiyor ve biz hala gol yiyoruz sayın seyirciler” ÅŸeklinde aÄŸlamaklı bitirmek zorunda kalacaktı. gerçekten mükkemmel bir düdükmüş bu hakem.
Neyseki artık millilerimiz neredeyse her takım karşısında gerçekten milli* olabiliyor. Başarılar kazanabiliyor. Ulkemizi başarıyla temsil ediyor.
Yayınlanma Tarihi: 04 Aralık 2004 | İlgili Olduğu Konular »
Ukalalık ya da yetenek gösterişinden çok bir kural mahiyetindedir. Minyatür kalelerde yapılan maçlarda kullanılır, bi bakıma normal penaltı vurusundan daha zor olduğu için.
Yok kale normal boyutlarda ise ve içerisinde bir de kaleci mevcut ise tam bir kendini begenmişlik ve gösteriş eylemidir. Penaltı gole çevrilirse eylemi yapan ayakta alkışlanır fakat top fileler ile buluşmazsa eylemi gerçekleştiren bireyin akibetini düşünmek bile istemeyiz.
(bkz: linç etmek)
Yayınlanma Tarihi: 09 Kasım 2004 | İlgili Olduğu Konular »