Biraz önce Gazanfer Özcan‘ın vefat ettiÄŸini öğrendim.
Bazı insanlar vardır zaman zaman aklınıza gelen ve sizi sıcacık gülümseten. Onlar ne yakınınızdır, ne akrabanız, ne de arkadaşınız… Ama yine de içinizde garip bir köşe açmışlardır kendilerine. Bazen sanatçıdır, bazen bilimadamı, bazen de her gün köşe başında gördüğünüz, belki de hiç konuÅŸmadığınız yaÅŸlı terzi amca.
Hayatlarınızda öyle kocaman yerlere sahip de değildirler aslında onlar. Yani, bir şekilde gittiklerinde, hayatınızın akışı çok da etkilenmez. Yine de, gitmesin, yitmesin ve hep orada, oldukları yerde yaşasınlar istersiniz. Varlığı size huzur verir, onu düşündüğünüzde. O sizi hiç tanımamış olsa da.
Garip ve tarif etmesi zor hisler bunlar. Lafı dolandırmam da ondan.
2004 yılının kasım ayında, yani bundan 4,5 sene önce Gazanfer Özcan için şöyle bir şeyler karalamışım;
Aramızdan ayrılıp gitmemesi gereken deÄŸer. İlerlemiÅŸ yaşı, diÄŸer deÄŸerlerin ani vefatını akla getiriyor. Gerçi ÅŸimdi kimse farkında deÄŸil ama -Allah gecinden versin- vefatı durumunda, alt taraflarda her yazar atıp tutacak; yok “Şöyle yetnekliydi” de yok “Böyle iyi adamdı“…
Acaba bu sanatçılar zamanının ötesinde olmayı istiyorlar mı? Ya da hakediyorlar mı… Soyu tükenmekte olan bir sanatı baÅŸarıyla icra edebilen yetenekler gün geçtikçe azalıyor iken, buyrun biz futbolla, bilmem neyle ilgilenelim; (Bkz: Ali Åžen/#6109802)
– quant (#6109804)
Gidenlerin ardından övgü dolu cümleler kurmuş olmak pek de kaale alınacak sözler değil benim için. Öte yandan, her takdiri hakedenin de, hakettiğini alıyor olduğu bir dünya düşmemek de fazla iyimserlik gibi.
Şonuçta tanınıyor ya da tanınmıyor, takdir ediliyor ya da edilmiyor pek de önemli değil. Başarı, takdir, övgü, eğer insanın kendine layık gördüğü olgular ise, başkalarının ne düşündüğü, ne bildiği ya da bilmediği pek de önemli değil.
Herkesin kendi hayatını, kendisi için baÅŸarabilmesi ölçüdür sanırım. Ve son düşüncelerinde, geriye dönüp baktığında, yaÅŸamının geneli için kendisine kocaman bir “Afferin!” verebilmesi durumundan bahsediyorum. Düşünülmesi, tartılması gereken tek ÅŸey budur bana kalırsa.
Yayınlanma Tarihi: 17 February 2009 | İlgili Olduğu Konular »