» NEREDEYİM?

Hayatımızı ilgilendiren her konu ile ilgili fikirlerin ve görüşlerin paylaşıldığı bir ortamdasınız.

Yapmaya çalıştığımız şey; bahse değer konular hakkında daha fazla kişinin düşünmesini ve kendi görüşünü oluşturmasına katkıda bulunmak.



» TAKİP ETMEK İÇİN

Anafikir.com’da üretilen içerikleri daha kolay takip edebilmeniz için size çeşitli araçlar sunduk.

Bu seçeneklere ulaşmak için tıklayın.



» SEÇME AKILLAR

"Attention is the limited resource on the internet - not disk capacity, processor speed or bandwidth."— Mills Davis



» FAYDALI KAYNAKLAR

Düşüncelerinizi besleyebileceğiniz çeşitli siteler seçtik. Buradakilerden farklı bakış açılarıyla olaylara bakanların düşündükleri de gözatmaya değer.


Selim Yörük hakkında bilmek istedikleriniz?

kim.jpgBir süredir Türk blog camiasında “Benim hakkımda bilinmeyenler” baÅŸlığı popülerliÄŸini arttırdı. Birçok blog’da görür olduk.

Bu popülarite bir çeÅŸit blog oyununun eseri. Her blog yazarı kendisi hakkında paylaÅŸmak istediklerini bir yazı olarak sitesinde yayınlıyor ve yazının sonunda da “Ben de bu arkadaÅŸların kendileri hakkında bir ÅŸeyler paylaÅŸmalarını istiyorum” diyerek diÄŸer blog yazarlarına pas atmış oluyorlar.

Sağolsunlar Tunç ve Uğur da kendilerine gelen pasları, göğüslerinde yumuşattıktan sonra bana atmışlar. Fakat bende pası aktaracak derecede kabiliyetli bir sağ ayak yok. Çünkü solağım, yani siz Anafikir.com takipçilerinin benim (yani Selim Yörük, yani sitenin editörü, yazarı) hakkında neler bildiğinizi ya da bilmediğinizi bilmiyorum.

» Yazının Devamı

Ummah Films ve samimi İslam

ummah-films.jpgSon dönemde (özellikle 11 Eylül‘den sonra) İslamiyet ile en çok iliÅŸkilendirilen kelimelerden biri ne yazık ki terorist oldu. Dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleÅŸen bir terör eyleminin sorumluları aranırken ilk şüphelenilen insanlar Müslüman kiÅŸiler oldu. Hava alanlarında, pasaportunda “Müslüman” ibaresi bulunanlar diÄŸerlerine oranla çok daha fazla bekletildi, sorgulandı ve geri çevrildi.

Dışarıdan bakıldığında, pek tabii İslamiyet’in üzerindeki bu şüphe bulutu yersiz ya da anlamsız deÄŸildi. Evet, Müslüman kiÅŸiler terorist eylemlere yoÄŸun bir ÅŸekilde karışıyorlardı. Fakat bu, gerçek İslamiyet kültürünü yansıtan bir durum deÄŸildi. Ama bu yansımanın yanlış olduÄŸunu Müslüman olmayan insanlara anlatabilmek oldukça zor bir iÅŸ.

» Yazının Devamı

Kim bu büyük şeytan?

Onlar haksızlıklarla ve şansızlıkların içerisinde doğan masum, dünyadan bir haber çocuklardı. Bir geleceğin teminatıydılar. Ancak savaşlarla büyüyüp savaşlarda öldüler. Daha bir sevgilinin dudağına sıcak bir buse konduramadan ya da elini veremeden sıcacık barış dolu avuç içlerine, hayatlarını yaşayamadan öylece öldüler.

YaÅŸayanlar intikam ve nefret duygularıyla yetiÅŸti. Büyüdüler… Büyüdüler… Sonra hayatlarını hiçe sayıp bellerinde bombalar, ellerinde silahlarla kendilerine gösterilen ve öğretilen büyük ÅŸeytana karşı koymaya and içtiler.

Aslında ortada şeytan yoktu. Ama birileri bu şeytanı onların beyinlerine yerleştirmişti.

» Yazının Devamı

Tarikat Çemberi

Yıllardır bir lokma haram karışmasın diyerek biriktirdiği üç beş kuruşunu, kolundaki bileziği ya da emeklilikden aldığı toplu parayı, sözde insanların imanını güçlendiren, onların duygularını okşayıp, kendilerinin vasıtası ile dini inançlarının daha da kuvvetleneceğini ve bu sayede cennete gitmenin daha kolay olacağını aşılayan tarikatlara ve tarikat şeyhlerine kaptıranları duymuşsunuzdur.

Bu tür olayların yaşanmış olduğu Ortaçağ Hristiyanlık inancında, parası olan belli kişiler, belli bir ücret ödemeleri sayesinde hem yakınlarının hem de kendilerinin arafta acı çekmeyeceklerine ve cennete gideceklerine kendilerini inandırmışlardır.

Günümüz tarikatlarının da Ortaçağ zamanında parayla cennet tapusu satın alan zihniyetten hiçbir farkı yoktur. Kendisinin bir yaratıcıya inandığını söyleyen, bütün güce ve kudrete yanlızca onun sahip olduğuna ve yeri-göğü yaratanın da o olduğuna inandığı halde, bu büyük güç ile kendisi arasında hiçbir aracıya ihtiyaç olmadığı savını yeterli görmeyenler kendilerini tarikatın çemberi içine buluverirler ne yazık ki.

» Yazının Devamı

Umutların kenti İstanbul

İstanbul’un yüreÄŸinde, Süleymaniye’de açtım gözlerimi güne. Gökyüzünü hançerlercesine minarelerini uzatmış, dimdik duruyordu tam karşıda. Asırlardır kimseye baÅŸ eÄŸmeyen Süleymaniye, kimseye baÅŸ eÄŸmiyor, yüce ve ölümsüz bir çınar gibi duruyordu tam karşımda. Asırlardır sönmeyen gülümsemesi, göğsünde titreyen ezan sesiyle daha da güçleniyor ve serinletiyordu yüreÄŸimi. Büyüsüne kapılmamak, azametine koÅŸmamak mümkün olmuyordu. İşte dimdik duruyordu İstanbul; tam karşımda, Süleymaniye’de…

Ayasofya, Süleymaniye’nin bu ölümsüzlüğünü, coÅŸkusunu ve asırlık yalnızlığını paylaşıyordu ve kucağını açmış, dünyanın dört bir yanından gelip, büyüsüne kapılan insanlara kanat geriyordu. Yediyüz yıllık bir milletin tüm ruhunun, varlığının ve nakış nakış ilmek ilmek sanatının büyüsünü taşıyordu. İstanbul, Ayasofya’nın kanatlarına sığınmış, yediyüz yıllık bir efsaneyi yaşıyordu.

» Yazının Devamı

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.