Lost: Dinler Tarihini Anlamlandırmaya Çalışan Dizi

Final sezonunun 6. bölümü “Ab Aeterno” ile Lost’un ÅŸifreleri çözülmeye baÅŸladı.

19. yüzyılda kaybolan bir gemi ile başladı bu son bölüm ve harika bir özet ile, daha önce açık bıraktıkları tüm soruların yanıtlarını bulabileceğimiz bir zemini önümüze sundular.

Daha önce de birçok kereler benzer çıkarımları yapabileceğimiz ipuçlarını vermişlerdi. Ama o denli çok parametre vardı ki, içinden birçok farklı, olası hikaye çıkıyordu. Ama bu son bölümüyle ana hatları tamamiyle ortaya çıktı.

İzlemeyenler için hiç vakit kaybetmeden altta çizeceğim çerçevenin ciddi keyif-kaçıran (spoiler) içerebileceğini söyleyerek devam etmek istiyorum : )

» Yazının Devamı

Samimiyeti Ölçebiliyor Muyuz?

Anadolu’nun köylerini, kasabalarını gezen, oradaki teyzelerle, amcalarla güzel güzel sohbetler eden, oraların mahsüllerinden, yemeklerinden tadan programlardır vardır ya. Hani, en ünlüsü Tayfun TalipoÄŸlu‘nun hazırlayıp sunduÄŸu Bam Teli‘dir hatta.

Tayfun TalipoÄŸlu zamanında şöyle bir laf etmiÅŸti; “Türkiye’nin tek bir problemi var; Samimiyetsizlik“. Pek doÄŸrudur.

Cümle kendi içinde doÄŸrudur fakat ben hiçbir zaman yakıştıramamıştımdır onun dört çeker, kocaman siyah bir araçla köyleri, kasabaları gezmesini. SöylediÄŸiyle çeliÅŸir gibi gelir hep. Renault Toros 12 ile ziyaret etse daha bir “tam” olacaktı Bam Teli bence.

Neyse, bugün bahsetmek istediÄŸim Tayfun TalipoÄŸlu’ndan ziyade samimiyet.

Pek garip bir histir samimiyet. İçinde biraz mütevazilik, biraz çekingenlik biraz da gerçek vardır. Ama halen anlamış deÄŸilim, tam olarak ne olunca bir insan için “samimi” deriz. Ya da samimiliÄŸi dışarıdan farkedilebilecek hale getiren ÅŸeyler nelerdir.

» Yazının Devamı

2009, adet yerini bulsun diye senin için yazı yazamam ki ben

Belirli gün ve haftalar ile ilgili yazı yazmayı pek sevmem. Çoğumuzu aslında pek etkilemez. Aslında pek de ilgilendirmez. Adet yerini bulsun diye de bir şeylerden bahsetme zorunluluğu hissetmek de ayrı bir anlamsızlık.

Her yılbaşında olduÄŸu gibi benzer düşünceler içinde iken, Tunç‘un Fikir Atolyesi‘nde “Gelsin 2009, bildiÄŸi gibi gelsin” baÅŸlıklı yazısını okumaya kaptırdım kendimi. Normalde “yeni yıl” ile ilgili her yazıyı atlamaya alışmıştım aslında.

Tunç böyle biri işte. Değişime, gelişime açık her insanın düşüncelerini, tavırlarını değiştiriverir siz farketmeden. Sizi dürter durur. Sürekli yeni bir şeylere güdüler.

Aynen kiÅŸiliÄŸi de bloguna yansıyor. Fikir Atölyesi’nin ilk günlerini hatırlıyorum da, ÅŸimdi ulaÅŸmış olduÄŸu kiÅŸi sayısı ve orada dönen konularla birlikte basit bir blog olmaktan çoktan çıktı. Orası, bir blog üzerinde yeÅŸeren, Türkiye’nin en büyük blog komunitesi oluverdi (BahsettiÄŸim “komunite blogu” kavramı deÄŸil farkedilebileceÄŸi gibi).

» Yazının Devamı

“Issız Adam” neden bu kadar vurdu bizi?

ÇaÄŸan Irmak‘ın yeni filmi Issız Adam‘ı izledim geçtiÄŸimiz günlerde. Tek başıma gittim. Normalde sinema benim için “birliktelik” iÅŸidir. Yani yanımda en az bir arkadaşım olmalı. O büyülü karanlığa, perdede geçen kurgulanmış hikayelere tezat olsun diye gerçekle bir bağım olsun isterim yanıbaşımda.

Issız Adam ile ilgili mümkün olduÄŸunca az eleÅŸtiri, az ön bilgiye maÄŸruz kalmaya çalışmıştım gitmeden önce. Kulaklarımı tıkadım. Buna raÄŸmen sızan ön bilgiler arasında öyle bir tanesi vardı ki, muhakkak yalnız, tek başıma gitmeliydim. O ön bilgiyi paylaÅŸmak istemiyorum. Ama gerçekten de “yalnız” gitmek doÄŸru bir kararmış benim için.

Öncelikle Issız Adam’ın aceleye gelmiÅŸ bir film olduÄŸunu düşündüğümün altını çizerek baÅŸlamak istiyorum. Senaryo öyle kopuk ki, sanki 5 sezon devam etmiÅŸ bir dizinin 5, 16, 21, 34, 43, 51. bölümlerini izlemiÅŸim gibi bir his verdi. Yani “film” olarak alındığında Issız Adam baÅŸarılamamış, hikaye oturtulamamış, zıplayan bir yapıya bürünmüş.

» Yazının Devamı

Baharın yeşertimi

Baharın güzelliğine dayanamadı toprak, yeşillendi

Kışın doğada gizil bulunan güzelliklerin çoğu, Nuh’un gemisinin sular çekilince karaya oturması ile içindeki mahlukatın doğaya yayılması gibi baharla içindekileri yeşertir.

Toprak da elbetteki bir örnekleme ile anıştırılması gerekirse. İnsan da Nuh gibi kendi varlık gemisine kendine iman edenleri ve boyun eğenleri toplamakta olan bir toprak yapıdır, seyyar.

Hayat sona erince karaya oturacak olan bu insan gemisi de, içindekileri ahiret bağında yaşasınlar diye salıverecek bahara erecektir.

» Yazının Devamı



Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.