Korsan ürünler
Tüm dünyada korsan ürünler çok yaygın. İnsanlar neden korsan ürünleri tercih ediyor? Ayrıntılı ve derin düşünmeye gerek yok:
1- İnsanlara pahalı geliyor.
2- Cd, kitap ve bilgisayar oyunu gibi ürünler çok daha ucuza aynı işlevi görüyor. Aynı kaliteyi veriyor.
İnsanlar zengin bile olsa, bu tip durumda ucuz olanı tercih eder. Hele de ortada insanların sosyalliÄŸini, popülerliÄŸini, özgüvenini okÅŸayacak; “marka olma” durumu yoksa.
Ancak tabiki bu her ürün tipi için geçerli değil. Mesela giyim. Marka olma mevzusunun en yoğun yaşandığı ürün tipi.
Maddi durumu gerçeÄŸini almaya yetmeyenleri ve “markalaÅŸan üstün ırka” mensup olma mücadelesinde bulunanları (Bu mücadelenin farklı cepheleri vardır: İlk cephede maddi durumu yetse de yetmese de sahtesini alanlar vardır. EÄŸer satın alınan sahte ürün gerçeÄŸinden ayırt edilmiyorsa sahtesini alırlar. Çünkü önemli olanın sadece dışarıya verilecek mesaj olduÄŸunu kavramış pragmatist marka tutkunlarıdır. İkinci cephedekiler kendilerini marka krallığına kaptırmışlardır ki kimsenin bilemeyeceÄŸini bilse dahi sahtesini alamaz, yüreÄŸi elvermez, kendini kötü hisseder, ilk dışarı çıktığında, bütün insanlar ona nanik yapacak zanneder. Üçüncü cephede ise maddi durumu yetmediÄŸi için, sahtesini alma mecburiyetinde olanlar vardır. Bunlar da “marka giymeyen günahkarlar” sınıfına dahil olmamak için, biz de az buçuk bu kutsal davanın içindeyiz mesajını verebilmek adına, sahte olduÄŸu çok belli olan ürünleri üzerlerinde taşımayı göze almışlardır) bir kenara koyarsak, insanlar genelde gerçeÄŸini almaya çalışır. Çünkü giyimde korsan ve gerçek çoÄŸu zaman ayırt edilir. Dayanıklılıkları, ömürleri farklı olur. Aldığınız t-shirtün rengi solar, sıktığınız sahte parfüm, iki saat sonra yerini doÄŸal kokunuza bırakmıştır.
Korsan giysi “kötü imajdır.” GerçeÄŸi “karizmadır.” Yani, sahtesini dahi giymiÅŸ olsa bile insanlarda gerçek markaya olan baÄŸlılıklarını bildiren dava adamının kutsal ruh hali mevcuttur.
Ancak insanlar cd, kitap ve özellikle bilgisayar oyunlarında korsanlığa daha bir heveslidir. Çünkü; markanın bize hissettirdiÄŸi “üstün duygular” bu ürünlerde nispeten daha az yoÄŸunluktadır. Ayrıca kabul etmek gerekir ki korsan bir cd, hele de yüksek teknolojik imkanların yardımıyla kopyalanmışsa gerçeÄŸiyle aynı kalitede olablilir. Bu da, insanların bu ürünlerde korsana yönelmesini kolaylaÅŸtırıyor.
İnternetten bedavaya istediÄŸin müziÄŸi, filmi indirmenin cazibesi vazgeçilecek gibi deÄŸildir. Evet, ÅŸimdi bazılarınınz gerçek cd veya dvd’nin kalitesi hiçbir ÅŸeye deÄŸiÅŸilmez diyor fakat ne yazık ki artık kopya cd ve dvdlerde gayet seyredilesi.
İstisna olarak kitabı sayabiliriz. Korsanı ve gerçeği arasında bence sayfa kalitesinden, kapağına kadar büyük farklar var. Ama insanlar onu da nasıl olsa maksat okumak diye rahatlıkla görmezden geliyor.
Bu ürünlerde korsana yönelişin diğer ve belki de en önemli sebebi fiyatı. Son zamanlarda korsana karşı mücadele çerçevesinde, bazı kitaplar ve cdler makul fiyatlara satılıyor olsa da bu ürünlerin fiyatları genelde gerçekten pahalı. Bu gerçekliği ülkemizin eşsiz ekonomisiyle paralel düşündüğümüz zaman, korsan mevzusunu rahatlıkla anlıyoruz.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Niye bunları yazma ihtiyacı duydum. Amacım insanların neden korsan cd, dvd gibi ürünlere yöneldiğine dair sosyolojik bir tespit yapmak değil. Ki zaten istesem de yapamam; öyle bir eğitimim yok. Ya da müzik firmalarına, yayınevlerine rapor da hazırlamıyorum.
Evet, itiraf ediyorum. Ben tümüyle olmasa da bazı yönleriyle korsanı savunuyorum, daha doğrusu bazı ürünlerde korsan ürünlere yönelişi mazur ve mantıklı görüyorum. Peki nedir bu bazı ürünler. Tahmin edeceğiniz gibi cd, dvd, kitap ve bilgisayar oyunları. Zaten hangimiz korsan cd veya dvd almıyoruz ki? Kitap bence bir yönüyle ayrı bir değerlendirme konusu olabilir ki ona da değineceğim.
Cd, kaset ve kitap. Bu ürünler gerçekten pahalı. Yani ÅŸimdi Ferrari de pahalı ama Ferrari’nin pahalı olması normal. Herkesin Ferrari’ye binmesi gerekmez. Ama bu ürünler için aynı ÅŸeyi söyleyemem. Olaya, sanat biraz da halk içindir ana fikrinden bakarsak, daha doÄŸrusu azami sayıda insanın istediÄŸi müziÄŸi dinleme, istediÄŸi kitabı okuma hakkına sahip olması gerektiÄŸini savunan bir insan olarak, insanların bu fiyatlar karşısında korsana yönelmesinde ben gayri ahlaki bir taraf görmüyorum.
Temiz hava yaşamsal bir önem taşır. Ormanlık bölgelerde ise temiz hava boldur. Aynı zaman da ormanlık bölgeler insanın ruhuna da hitap eder. Su yaşamsal önem taşır. Denizler göllerde öyle. Yine böyle yerler aynı zaman da manzara olması sebebiyle ruhumuzu şenlendirir. Yani ormanlar, göller nehirler sadece doğal yaşamın devam etmesi adına anlamlı değildir. Bir de insan ruhuna zenginlik, güzellik veren yönleri vardır. Müzik dinlemek, kitap okumak ta aynı işlevi görebilir. Hüzünlenmek istediğinde, neşelenmek istediğinde müziğe başvurursun. Orman ve sahil manzaralarını seyretmek bir bireyin ne kadar hakkıysa, müzik dinleyip kitap okumak ta o kadar hakkıdır.
“GeliÅŸmiÅŸ toplumlarda kitap okuma oranı bizim ÅŸu kadar katımız.” “Yılda basılan kitap sayısı bizden bilmem kaç kat fazla” Böyle araÅŸtırmalarla sık sık karşılaşır ve sonra da ÅŸikayet ederiz. “Okumuyor bu millet.” Kitap okumanın ticari bedeli, azami sayıda insanın rahatlıkla karşılayacağı kadar asgari olmalı. Hatta olmak zorunda. Tabi toplumsal geliÅŸmenin en önemli araçlarından birinin, okumak olduÄŸuna inanıyorsanız. O yüzden birey kendini geliÅŸtirme adına kitap okumak istiyor ve sadece maddi nedenlerden dolayı okuyamıyorsa, korsan kitap almasında ahlaki açıdan bir problem yoktur. Aynı ÅŸey müzik için de geçerlidir.
Kitap okumak, sinemaya gitmek, müzik dinlemek, tiyatro izlemek isteyen herkesin asgari bir ücret ödeyerek gerçekleştirmesi gereken eylemlerdir. Toplumsal açıdan bakarsanız da bu böyle bireysel açıdan bakarsanız da.
Kendi davranış ÅŸeklime gelince. Korsan ürün satın alıyor muyum? Oyunları alıyorum. Seyyar satıcılardan mp3 de alıyorum, korsan dvd de alıyorum, oyun da alıyorum. Hangimiz almıyor ki? Farklı sosyal kesimlerden herkes alıyor. EÄŸer, gidip bir sanatçının audio cd’sini alacaksam; korsanı tercih etmiyorum ama ekonomik nedenlerden dolayı tercih edeni de ayıplamıyorum ve mazur görüyorum.
Kitap konusunu biraz daha açarsak: İnsanların gerçeÄŸini satın almaya gücü yetmediÄŸi için korsanını almasında etik açıdan yanlış bir nokta görmediÄŸimi belirtmiÅŸtim. (Ben hayatımda bir defa, lise ikinci ya da birinci sınıftaydım; yani 8-10 sene önce korsan kitap satın almıştım.) Nedense almak istediÄŸim kitap ne kadar pahalı olursa olsun, korsanına para vermek içimden gelmiyor. Korsan müzik cd’si alıyorum da kitap neden almıyorum? Müzisyenin ürettiÄŸi, yazarın yazdığından daha mı az deÄŸerli ya da daha basit, daha az saygı duyulası bir ÅŸey mi yapıyor? Tabi ki hayır. Bu eleÅŸtirilerin hepsi kabülüm. Ne yapayım, istesem de elimden gelmiyor. Zaman zaman özellikle yabancı grup ve ÅŸarkıcılara ait mp3′ler satın aldığım oluyor ama aynı ÅŸeyi kitapta yapamıyorum. ÇeliÅŸki olduÄŸunun farkındayım. Peki ya satın alma gücüm daha düşük olsaydı, ne ÅŸekilde davranırdım? Bilmiyorum. Sanırım pahalı kitaplarda korsanı tercih ederdim.
Şimdi gelelim işin üretici kısmına. Zaten benim de en fazla hassas olduğum kısım. Medya da sahte marka giyilmesine karşı bir kampanyaya rastladınız mı? Ben hatırlamıyorum. Ama sanatçı ve yazarlarımızın ürettiklerinin korsan kopyalarından şikayetlerini ve bu konuda yürütülen kampanyaları duymayan yoktur. Çünkü onların ürettikleri toplumsaldır ve her anlamda değerlidir.
Yazarlar ve sanatçılar, haklı olarak, maddi manevi belirli bir emek vererek ortaya çkardıkları iÅŸin karşılığını yine aynı ÅŸekilde, maddi ve manevi olarak almak istiyorlar. EleÅŸtirilecek hiçbir yanı yok. Ayrıca size çeliÅŸki gibi gelebilir fakat ben sanatçıların, yazarların ve bilim adamlarının maddi anlamda rahat olmaları taraftarıyım. Temel ihtiyaçlarını ve çoÄŸu sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde kazanmaları gerektiÄŸine inanıyorum. (Ama bu yorumumdan ÅŸimdiki gibi abartı bir düzeyi kastettiÄŸimi sanmayın. Yani “sanatçı” sıfatını taşıyan bir takım insanlarla bir öğretmenin, hatta bırakın öğretmeni kendisiyle aynı iÅŸi yapan ve sanatçı sıfatını hiç bir şüphe uyandırmayacak biçimde üstünde taşıyabilen birinin gelir düzeyi arasındaki bu uçurumun da normal olduÄŸunu düşündüğümü sanmayın) Halktan kopmadan, sırça köşklere yükselmeden, rahat bir yaÅŸam sürecek kadar kazansınlar ki daha rahat üretebilsin, sadece meslekleriyle uÄŸraÅŸabilsinler. Åžimdi diyeceksiniz ki bir yazar düşün, “12 Eylül ve Türk Voleybol’una Etkileri” isimli bir kitap yazmış. Yani ilgi düzeyi nispeten sınırlı bir kitap. Bu adam bu kitabı 5 milyona satarsa, senin söylediÄŸin gibi maddi karşılığını nasıl alacak? Haklısınız. Ben de diyorum ki iÅŸte bu konuda devlet aygıtının sahneye çıkması lazım! Devlet sanatçılara, yazarlara, ve bilim adamlarına aradaki bu açığı kapatacak kadar destek olmak zorunda. Olmalı demiyorum, olmak zorunda diyorum.
İstisnasız, kitabı basılan, kaset ve cd çıkaran herkese bu desteği vermek zorunda. Hiç vergi almazssınız ya da çok düşük alırsınız, ama istedikten sonra bir yolunu bulursunuz. Devletin ekonomi veya başka alanlarda etkinliğinin, gücünün sınırının ne olması gerektiği konusunda her türlü görüşü anlayışla karşılayabilirim. Tamamen elini çekmeli diyenden, göbek taşında oturmalı diyene kadar.
Ancak bu konuda farklı bir çözüm göremiyorum. Yazarların, sanatçıların emeklerinin karşılığını almasını. Tamamen serbest piyasanın dinamiklerine bırakırsanız, hele de ekonomik durumu bizim ki gibi bir ülkedeyseniz, ne yazarlar ne de sanatçılar emeklerinin karşılığını alabilirler. Ve elbette kitap ve cd gibi ürünlerin korsan olarak üretimi ve tüketimi tavan yapar. Ve yine, elbette insanların satın alma güçleri bu düzeydeyken, korsanı tercih ederler. Ve haklılar da. Sonuna kadar.
Yazan: Barış Atalay
26 June 2006 | İlgili Olduğu Konular »

Selim Yörük
Barış bey, sanırım bu konuda kafanız bir hayli karışık. Ve bu karışıklıkla böylesine uzun bir yazıya kalkışınca sonuç garip bir hal almış. Açıkcası yukarıda verdiğiniz argumanların çoğu ya bir paragraf sonraki kendi cümlenizle çelişiyor ya da başından anlamsız.
Bu konuda bir taraf olmak istemişsiniz fakat durduğunuz noktanın altı boş.
28 June 2006
Barış Atalay
Çeliştiğime dair bir örnek verirsen sevinirim.
Anlamsız olarak nitelemenin sebebi, taraf olduğum noktayı anlayamamış olman olabilir.
28 June 2006
Selim Yörük
Birkaç örnek vereyim o halde;
Öncelikle örnek yerinde değil. Vermek istediğiniz mesajın karşılığına oturmuyor.
Ayrıca kavram kargaşası da yaşamışsınız sdanırım biraz. Burada üzerinde durulan konu insanların özgür biçimde müzik dinlemesi, kitap okuması değil. Bunların hangi yolla yapıldığı.
Kimse “kitap okumayın, müzik dinlemeyin” demiyor. “Belli bir maddiyat harcayarak ürettiğim bu ürünleri sizin de belli bir maddiyat karşılığında almanız şartı ile hizmetinize sunuyorum” diyor. Bu da gayet anlaşılır bir şey. Ama siz “Ben bu şartı saymıyorum. Ve kafama göre, ücret mücret ödemeden de bu hizmetten yararlanmak istiyorum” deyip, sonrasında “etik”den bahsetmeniz büyük bir çelişkidir.
Ayrıca sanatsal ürünlerin “halk için” olduğundan yola çıkarak “o halde sanatçının izni olmadan istediğimiz gibi kullanabilir, edinebiliriz” gibi bir çıkarım yapmışsınız. Oysa diğer bir cümlenizde sanatçıların maddi güçlükler çekmesinden yana olmadığınızı söylüyorsunuz. Bu da oldukça büyük bir çelişki.
İlk anda gözüme çarpan bunlar. İsterseniz daha detaylı bir inceleme de yapabilirim.
28 June 2006
Barış Atalay
Daha detaylı bir inceleme yapmanı tavsiye ediyorum.
Yazının hiçbir yerinde “kafama göre” ücret ödemeden bu hizmetten yararlanmak istiyorum gibi bir ifade yok. Bu kanıya nasıl vardın anlamak güç. Ben müzik dinlemenin ve kitap okumanın, insanların çok fazla maddi emek harcamadan sahip olması gereken haklar olduğunu savunuyorum. Ekonomi bu haldeyken ve bu ürünler de böylesine pahalıyken, insanların korsan ürünler almasının gayet doğal olduğunu söylüyorum ve mazur görüyorum.
Sanatsal ürünler BİRAZ da halk içindir dedim. İşte o “biraz” kelimesini dikkate almaman, benim sanatçının ürünlerini istediğim gibi kullanırım düşüncesinde olduğumu sanmama yol açmış.
28 June 2006
Selim Yörük
Ben halen belirttiğim kısımlarda çelişki olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar siz aksini yani olmadığını söyleseniz de.
Kısır bir tartışmaya dönmemesi için de görüşlerinize katılmasam da saygı duyduğumu belirtip noktayı koyuyorum.
28 June 2006
Barış Atalay
Saygı duyduğunuzdan şüpheliydim çünkü ilk yorumunuzda “anlamsız” ifadesini kullanmıştınız. Zira katılmadığımız ya da çelişkili bulduğumuz şeylere anlamsız diyemeyiz.
Ancak son mesajınızdan sonra bu şüphem ortadan kalktı.
28 June 2006
Inci
Korsan ürün satın alan insanlar düşünmezler mi ki çok beğenerek satın aldığı ‘korsan’ CD veya kitabı üreten şahıslar korsan vurgununa uğrayıp yeni ürün üretemez hale gelebilirler??
Emeğe saygı lütfen..
21 July 2006
Fehmi Cumhur
Şu ülkede insanlar orjinal bir müzik CD’sine 12 milyon vs.. vereceğine 2 milyon verip korsan alacağını düşünüyorum. Çünkü her ne kadar bu müziği yapanın emeği olsa da insanların müzik dinlemek için yapacağı başka seçenek kalmıyor.
Mesela kendimizden örnek verelim. Bu ayda kaç kişinin albümü çıktı? Ve sizin kaç tane albüm alabilecek gücünüz var. Bence cevap ortada.
Tabi iş sadece müzik cd si ile kalmıyor, film vs. Bu konuda bir yönden de denilebilir ki şarkıcının suçu ne? Tabiki onu da tamamıyla suçlayamayız. Çünkü kasedin içine vergiler bindikçe biniyor. Burda iş devlete kalıyor ya vergiler düşecek ya maaşlar artacak.
28 July 2006
Ekrem Handacı
Atalay kardeş, anladığım kadarıyla size burda
söylenmek istenilen şey (DÜRÜSTLÜK).
Korsan, yani taklit ürün ihtiyaç dahiline girerse hırsızlık meşrulaşır. Nitekim korsan (taklit) ürün, gerçek ürünü zarara uğratır ve böylece siz de ister istemez hırsızlarla aynı safta yer almış olursunuz ki bu da kendinizi vicdanen kötü hissetmenize sebep olur.
Elbetteki kitap okumak, cd dinlemek sizin de hakkınız. Ama bu hakkı elde etmenin başka alternatifleri de var. Örneğin arkadaştan ödünç almak, ikinci elden satılan düşük fiyatlı kitapları almak gibi.
Ben şahsen öyle yapıyorum. Bu arada sayın İnci, hiç kimse çok beğenerek korsan ürün satın almaz. Bunun sebebi olsa olsa gerçek ürünü alacak gücü olmayışından ve korsanın herkes tarafından alınacak kadar ucuz olmasından ileri gelir.
01 August 2006
Fehmi Cumhur
Ekrem arkadaş bazı çağreler üretmişsin korsan ürün için. Ama yeni çıkan bir kıtabı almak için, ikinci el kitap satan bir yer görmedim. İkinci el almanız için çıkan ürünün üzerinden epey geçmesi lazım ki, bu da epey bir vakit kaybına yol açar.
Ayrıca arkadaştan ödünç almak fikri biraz daha iyi gözükse de, hayatını ödünç CD’lerle mi geçireceksin veya acaba arkadaşında her istediğin cd, film, kitabı bulabilecek misin?
Yani verdiğin çareler uzun kapsamlı çareler değil. Belli bir süre sonra yine korsana başvurmak zorunda kalacağına eminim.
Korsanı engellemek için bence cd, kitap, vs.. fiyatlarının halkın alım gücüne göre olması gerekir. Bu fiyatların inmesi için bazı çözümler bulunmalıdır.
01 August 2006
Emrullah Cerkezzade
Sayin yorumcular, sorunlara ceddinizin yaptığı gibi İslami bir yaklaşımla yaklaşmazsanız, ürettiğiniz çarelere de yeni çareler üretmek zorunda kalabilirsiniz.
Nitekim öyle de olmuş zaten. Pahalılık sorununu ucuz korsancılıkla çözmek gibi. Aslında en büyük sorun, müslüman bir ülkenin müslüman olmayan ülkeleri örnek alıp, o yolda ilerlemeye calışmasıdır. Böyle bir durumda istese de ilerleyemez. Hep geri kalir. Öyle de olmuştur zaten ve böyle sürdüğü sürece hep te geri kalacaktır.
Şu hikayeyi dinleyin: Leylek, arkadaşı kediyi yemeğe davet etmişti de, uzun bir şişenin içindeki yemeğe kendisi gagasını daldırıp yerken, misafiri aç kalmıştı. İşte sizin sorununuz da buna benzer.
Müslüman milletleri Hiristiyan, Yahudi adetleriyle yönetemezsiniz.
Ceddimiz bu konuda önceliği İslami eğitime tanımıştı. “Şimdi sizinle İslami eğitim almış bir ülke tasviri çizelim” demeyecegim, çünkü öyle bir ülke tanıyorsunuz hepiniz de.
Evet İslami hattın dışına çıktığı ya da düşmanlarını hafife aldığı ve yeterince tedbir almadığı için batan koskoca imparatorluktan, hani hasmını kuduz birisi su gördüğünde korkudan nasıl tir tir titrerse, öyle titreten, hani yöneticileri cihansumul padişah olarak anılan Osmanli’dan bahsediyorum.
Burda kalkıpta onların bu gibi durumlarda nasıl davrandıklarını anlatmaya kalkışırsam kitaplar dolusu yazı yazmak zorunda kalırım. Onun için siz bu konudaki hazır yazılmış kitapları okursanız çözüm kendiliğinden ortaya çıkar.
Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki sorunlar karşısında Müslüman milletlerin ikinci bir seçenegi yok. Ya İslam’a uyacaksınız ya uyacaksınız. Uymadığınızda böyle olur işte.
“Uyuyoruz” diyenlere şaşarım. Sizin başörtülülerinize bile yabacı muamelesi yapılıyor kendi ülkelerinde.
Azınlıkla yönetiliyorsunuz vesselam.
02 August 2006
Atilla
Barış bey, siz hangi cephedesiniz acaba? Maddi durumu yetip alanlardan mı, yoksa maddi durumu yetmeyip nanik çekilenlerden mi? Yoksa siz nanik çekenlerden misiniz?
Barış bey, neden bana şu ana kadar kimse nanik çekmedi ya da neden ben kimseye nanik çekmedim? Barış bey, acaba siz ne tür insanlardan oluşan bir çevredesiniz Barış bey?
15 August 2006
Hatice Comert
Çok karmaşık ve çelişkilerle dolu bir yazı. Neyi savunmak istediğinizi ya siz de bilmiyorsunuz ya da kendinizi ifade edememişsiniz. Bir öyle demişsiniz, bir böyle. Bir o telden çalmışsınız, bir bu telden.
Sn Barış Atalay, korsanı savunmak saçmalık bence. İnsanların emekleri sonucu oluşturdukları sanat eserlerinin bir şekilde birileri tarafından çalınıp çoğaltılması ve satılması ahlaka sığmayacağı gibi aynı zamanda bir suçtur. Kaldı ki fiyat konusunda pahalı diye eleştiri yapabilirsiniz fakat fiyata karar vermek sizin değil eser sahibinin hakkıdır.
Üst geçitlerde telefon satan insanlar görmüşsünüzdür belki. 20 ytl’ye cep telefonu satarlar. Çünkü o telefonu kendi alın teriyle, kazandığı parayı harcayarak değil, çalarak elde etmiştir. Korsan da aynıdır. Bir hırsızlıktır. Emek hırsızlığı.
Kendi emekleri olsaydı o kaseti cd ya da kitabı o fiyata satarlar mıydı? Bu arada sizi eleştiren insanlara seviyesiz kadınlar gibi laf yetiştirip fikirlerinizi dikte ettirmeye çalışmanız yakışıksız.
18 August 2006
Mehmet Ali KILINÇ
Bana göre; Şu an albüm çıkaran ve TVlerde boy gösteren tiplerin “Aman albümüm satılsın” derdinde olmadığını düşünüyorum.
Albümler, korsan piyasası yaygınlaştıktan sonra sadece reklam unsuru olarak kullanılıyor. Aslında korsan piyasası da bu albümlerin bedava tanıtımını yapan aracı bir sektör gibi.
Asıl para kazandıkları yerler tiplerin “extra” olarak nitelendirdiği yerel belediyelerin düzenlediği festivaller ve eğlenceler. Bu gibi organizasyonlara akıtılan paraları belediyeler halktan vergi diye topluyor. Toplanan vergilerin yine halka yol, su elektrik gibi klişeleşmiş bir hizmet olarak dönmesi gerekirken -muhtemelen- elektriksiz, susuz ve yolsuz hiçbir yerin kalmadığı hesap edilerek “Biraz da eğlence zamanı” diyerek aslında bir sonraki seçimlere veya hesap açıklarını bu şekilde kapatmaya çalışıyorlar.
Tabi bu işin bir yönü. “Amma da yaptın belediyelerden mi para kazanıyo bu kadar sanatçı” diye gülen metropolden dışarı çıkamayan arkadaşlarımız, Anadolu’nun birçok yerindeki belediyelerin son dönemlerde artık bir ‘gelenek’ haline gelen bu tür organizasyonlara katılan birkaç hısım, akraba eş dosttan bu tür haberleri toplamaları mümkün.
“Yok benim öyle ahbabım” diyenler için. Google aramalarına kiraz, erik, elma, kayısı, portakal veya sevdiğiniz herhangi bir meyveyi yazıp yanına da ‘festivali’ diye ekleyerek arama yapmanızı tavsiye edicem.
Sonuca bağlayalım, peki belediyeler bu tür oranizasyonlara katılacak olan ‘tipleri’ nasıl ayarlıyor? Öncelikle bütçelerine göre!
Sonra ‘tiplerin’ ekran karşısında en çok tıklanma sayısına göre :) Bir tip, yaz gelmeden önce çıkardığı bir albümle extraya çıkma fiyatını 2 katına kadar çıkarabiliyor. Malum her çıkan yeni bir albümle birlikte, magazin programlarında yeni bir aşkın(!) yeni bir kavganın, yeni bir popo göstermenin veya yeni bir sataşmanın da çıkması artık normal kabul edilen reklam araçlarından biri. Bunun da sonucunda belediyeler seçimlerini ona göre yapıyorlar.
Bu ‘extra’ işinin tamamını belediyeler üzerine yıktığımı düşünmeyin. Özel eğlence mekanları, oteller, düğünler ve tatil köyleri de önemli extralardan.
Ben sadece korsan sektörüyle birlikte ortaya çıkan ve üreten müzik yapımcılarının düştüğü çıkmazı yine korsanı kullanarak kendi lehlerine dönüştürebilen bazı ‘tiplerin’ durumuna değindim. Tabi bu arada ciddi anlamda mağdur olanlar da var. Bu tiplemelerin dışında tuttuğum sanatçıların yeniden üretebilmesi için desteklere mutlaka ihtiyaçları var.
Özellikle devletin sanatçısını koruyamadığı bir dönemde halkın -hele de böyle ekonomik bir dönemde- maddi desteğiyle sahip çıkabilmesi pek de mümkün görünmüyor bana.
Şu soruyu da soralım kendimize eğer bir sanatçı olsak, böyle bir durum karşısında ne yapardık, tavrımız ne olurdu?
26 August 2006
Emre
Herkes orijinal alamaz. Ne yani, paramız yoksa müziğimizde mi olmayacak? Ekmeği yemeği anladık da, kulağımızda mı artık aç kalıcak?
17 September 2006
Barış Atalay
Hatice Cömert hanım, yakışıksız ve seviyesiz kadınlar gibi laf yetiştirme kavramlarıyla nitelenecek tavır, sizin tavrınızdır.
Ben kimseye fikrimi dikte etmeye çalışmadım. Öyle hisseden oldu mu gerçekten?
Atilla Bey; korsan konusunda bulunduğum taraf zaten yazı içerisinde mevcut. Ben tekrar kopyalıyorum “Evet, itiraf ediyorum. Ben tümüyle olmasa da bazı yönleriyle korsanı savunuyorum, daha doğrusu bazı ürünlerde korsan ürünlere yönelişi mazur ve mantıklı görüyorum”
Nanik çekme benzetmesi, insanların kitap, kaset ve benzeri ürünlerde sıklıkla korsana yöneldiğini, giyim konusunun ise bir kenara koyularak ayrıca incelenmesi gerektiğini belirtmek için parantez içi yazılarda kullanılmıştır ve benim bu konuda hangi tarafta olduğumun konumuzla hiçbir ilgisi yoktur. Ama illa merak ediyorsanız parantez içinde açıklanan üç taraftada da değilim.
Ha şöyle bir eleştiri haklı olabilir, bu kısmı hiç yazmasam da olurmuş, yine de anlatmak istenilen anlatılırmış, fazlalık olmuş.
Hala, tamamen korsanı savunduğumu düşünen var mı?
Bir de yorum yapan bütün arkadaşlara sormak istiyorum: İnternetten bedavaya mp3 indiriyor musunuz?
18 September 2006
H.İbrahim
Arkadaşlar korsan CD zaruri ihtiyaç mı? Almasanız ne olur? Ekmek mi? Su mu?
Kendinize başka eğlenceler bulun. Orijinali ne kadar pahalı olursa olsun korsan CD kullanmanın haklılığı ileri sürülemez.
İsterseniz bir de vicdanınıza sorun. Sizin böyle bir ürününüz yasa dışı yollarla coğaltılıp satılsa hoşunuza gider miydi?
05 December 2006
14-27
Bence yazdığınız yazıda çok haklısınız. Size katılıyorum.
08 December 2006
Kendi
Korsan ürünler kalkmalıdır. Bu ürünlerin yayınlanması suçtur.
14 December 2006
Erşan Uslu Şan
Biz doğmadan belirlenmişti sistem ve herkezin eşit olmadığı bir ideoloji benimsenmişti. İnsanlık için değil de, kişilere hizmet eden bir sistemdi bu.
Parası olana hizmet sağlıyordu. Ve ürün sahipleri söyle diyordu “Parası olan bizden faydalanabilir”. Fakat insanların kendini her şeyden magdur etmesi beklenemezdi.
Bu ihtiyaca cevap veren korsancılar çok büyük rahbet görmeye başladı. Sistemin açığından para kazanıyorlardı. İnsanların onların tercih etmesi bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yapılan toplumsal tepkiden ibaretti.
Sadece para kazanmak için yapılan içi boş bir filme para vermemek için de özellikle korsanını tercih eden de vardı (250 milyon dolara, Afrika gibi aclıktan ölen insanların olduğu coğrafyanın 1 yıllık gıda ihtiyacını karşılayabiliyorken olmayan bir gorilin olmayan aşkına film yapılması).
İzlemeyin, dinlemeyin ne demek, buna kimse karışmamalı. Yaşamadıkları hayatları yaşıyormuşcasına evlerimize korsanca giren sanatcılarımızın korsandan yakınmaya hakları yoktur.
18 December 2006
Fatih
Arkadaşlar lütfen korsan ürünler almayalım. Bizim için çok zararlıdır. Size güveniyorum.
21 December 2006
Volkan
Korsan cd ile müdahale için, bence korsan cd’yi koyduğu zaman bilgisayara koyduğu anda bilgisayar kendiliğinden kapansın.
04 January 2007
Miraç
Ben korsan ürünün neler olduğunu aramıştım ama önüme bu yazı çıktı.
Sorarım size, niye korsan ürün alıp, cd ve dvdlerinizi niye bozasınız?
09 January 2007
Simge
Korsan ürünlerin kaldırılması ve Türkiye’deki bütün insanların dolandırılmasını hiç tercih etmiyorum. Çünkü insanlar korsan eşyalarla kandırılmasını kınıyorum.
Lütfen, “Korsana hayır” demenin zamanı geldi.
09 January 2007
Kerem
Korsan ürünlerine karşıyım ben. Lütfen artık korsan ürünlerini kadırın.
10 January 2007
Ahu
Korsan kaçınılmaz bir mecburiyet içeriyor, bizler istesekte istemesekte.
12 January 2007
Handan
Korsan ününleri ortadan kaldırılmasını ve korsan satanları cezalandırılmalarını arz ederim.
Bu websitesini kurduğunuz ve bu konularla uğraştığınız için size çok teşekkür ederim.
17 January 2007
Burcu Bulut
Korsan ürünlerle mücadele her zaman devam etmeli.
22 January 2007
Erşan Uslu Şan
Korsan ürün kullanmak düz mantıkla bakılınca yanlış olduğunun her insan farkındadır. Peki dünyada çok büyük bir sorun haline gelen korsan ürün kullanımının yaygınlıgını baz alarak düşünürseniz?
Bu insanları yanlışa sürükleyen sebebleri irdelerseniz hale bu düşüncede olacak mısınız? Zengini daha zengin yapma çabanız neden? Orjinalini alamıyan insanların korsan ürünü almaması size ne zararı var?
Korsana sadece duyarlı oldugunuz için karşı geliyorsanız, duyarlılıgınızı korsan ürüne mecbur kalan insanlar üzerinde yoğunlaştırın.
29 January 2007
Erdem Kaya
Bana korsan ürünlerle ilgili ödev verildi.Korsan ürünlerle nasıl mücadele edilir? Soru bu. Eğer cevap verirseniz çok sevinirim.
04 February 2007
Kardelen
Bence yazdıklarınzda haklısınız. Eğer bir ülke kalkınamıyorsa bir nedeni de budur.
AB’ye girmek isteyen birçok ülke var. Bu ülkelerin arasında biz de yer alıyoruz. Fakat benim düşünceme göre Avrupa Birliği’nde de korsan ürün yasak.
Mesela hırsızlık yapmadık, insanları öldürmedik, hiç kimseye haksızlık yapmadık, hapse girmeyiz. Lakin korsan ürünlerin yapılmasına yardım ettik. İşte bu büyük bir suçtur ve yakalanırsan çok büyük ceza alırsın.
İşte bunun için korsan ürün yapan yerleri ve kişileri görünce onlara çaktırmadan polis çağırmalıyız. Ya da ilgili kişilere haber vermeliyiz. Ben de Barış Atalay’a katılıyorum.
Saygılarımla.
09 February 2007
Ömer Faruk
Korsan ürün satanlar cezasız bırakılmasın, lütfen.
12 February 2007
Hasan
Bana korsan ürünlerle ilgili ödev verildi. Korsan ürünlerle nasıl mücadele edilir? Hangi siteden yararlanabilirim?
16 February 2007
İnci
İstisna olarak kitabı sayabiliriz. Korsanı ve gerçeği arasında bence sayfa kalitesinden, kapağına kadar büyük farklar var. Ama insanlar onu da nasıl olsa maksat okumak diye rahatlıkla görmezden geliyor.
Bu ürünlerde korsana yönelişin diğer ve belki de en önemli sebebi fiyatı. Son zamanlarda korsana karşı mücadele çerçevesinde, bazı kitaplar ve cdler makul fiyatlara satılıyor olsa da bu ürünlerin fiyatları genelde gerçekten pahalı. Bu gerçekliği ülkemizin eşsiz ekonomisiyle paralel düşündüğümüz zaman, korsan mevzusunu rahatlıkla anlıyoruz.
20 February 2007
Ebru
Korsan satanların suç üstü yakalansını istiyorum. Çünkü bu insanlar o insanlara güvenerek alıyorlar. Onlar ne yapıyor, insanları kandırıyor.
İnsanların kandırılması bizim kandırılmamızdır. Çünkü biz o insanlara güveniyoruz.
Korsan için elimizden geleni yapılım. Bizlere yadım eli uzatın. Korsana hayır diyelim.
04 March 2007
Blue
Korsan ürün almama şansımız olmayan bir ekomiye sahip bir ülkedeyiz. Durum tamamen duygusal (yani maddiyat).
Açlık sınırının altında olduğumuz bir ülkede nasıl yaşadığımızı kimselerin akıl erdiremediği bir durumdayken, orjinal ürün alma şansımızında olmadığını bile bile parası olan alabilir.
“Alta kalanların canı çıksın” dersek hiçbir yere varamayız. Zengini de orjinale para vermiyor fakiri de. Bunu herkez biliyor.
Teknolojiyi inkar edemeyiz ayrı bir taraftan. Çeşitli formatları destekleyen cihazların çıkışına izin veriyorsun bir taraftan, bir taraftan da bu cihazın destekladigi formattaki film ve müziklere yasak koyuyursunuz.
“Ben neye para ödedim acaba” dersin bu yasaksa diyorum. Neden bu cihazın özeliklerinden faydalanmama izin yok.
Teknolojiyi inkar etmeyelim lütfen. Bu saaten sonra kimse orjinale para vermez (istisnalar hariç). Kendimizi kandırmayalım.
Tekrar diyorum durum tamamen duygusallaştı. Haksızsın diyen var mı acaba.
08 May 2007
Mağdur
Ben bir İnternet cafe işletmecisiyim. Öğrenciler bana bazen müzik listesi ile geliyorlar. Ögretmenimiz müzik dersinde bu parçaları çalıp, yorumlamamızı istiyor.
Performans ödevi veya yıllık ödevim. Yapmasam yeni ben yapmasam o ögrenci bu dersen zayıf not alacak. Vicdanınla başbaşa kalıyorsun. Anlayacagın yapsan suç, yapmasan öğrenci zayıf not alacak.
Ayrı bir konu. Bu tip ödevleri zaten ögtenci kendi yapamıyacak, teknik bilgisi ve donanımı yok. Ders yasal olmayan bir şekilde yapılması gerekiyor.
Sanatçıların haklarına sığmıyor bir yandan. Ögretmen bu derten dolayı suçlu. Siz deyin kimin suçu var.
08 May 2007
Selim Güleç
Bence korsan ürün almak kaçınılmaz örneğin bir bilgisayar oyunu dahi 100 YTL kadar olabiliyor. Ancak korsan olduğu zaman 5 YTL ye düşüyor.
Bu açıdan bilgisayar oyunları veya diğer pahalı ürünlerin korsanları kaldırılmalı;
Orjinalleri ucuzlatılarak satılmalıdır. Ben de korsan yanlısı değilim. Ancak almak zorunda kalıyorum.
10 May 2007
hakan takgün
Öncelikle işin etik yönünden bakacak olursak korsana tabi ki hayır. Yazıyı yorumlayan ve yazan da dahil olmak üzere herkes kendi bakış açısından değerlendirmiş ve çözüm önerileri sunmuş.
Eğer sen korsan alırken vicdanına sorduğunda içindeki ses sana al diyorsa al ama alma diyorsa alma bu senin özgür iraden. Yakalanırsan karşılaşacağın yaptırımları da göz ardı etme.
İş böyle olunca kişinin yaşanmışlıkları devreye giriyor. Kişi eğer daha önceden kendi yaptığı birşeyi başkasının kendisi yapmış gibi gösterdiği bir durumla karşılaşmışsa emeği yenmiş ise ve bundan rahatsız olmuş ise yine hala korsan alıyorsa aynı kişinin ya empati eteneği yoktur ve yaşadığı hiçbir şeyden ders almıyordur.
demek istediÄŸinm ÅŸu ki:
KORSANA HAYIR!
30 December 2007
miniK
Korsan herşey kötü ama ne yazıkki hepimizde yapıyoruz..gerek film müzik ucuz marka kıyafetler..hepimiz hayatmızda bir kez olsun aldık ve kullandık.
Ama yok bir kez deildir biraz daha arttırsak 50-100.. hatta orijinal bişeyiniz war mı cogunuzun die sorsam ..
Korsan emege saygısızlıktan başka bişey deil bunu biliyoruz ama bilgisayar programları açısından bakacak olursak tanesi 1500-200 dolar olan programlardan 5’ini hergün 10-15’ini her hafta kullanmak zorunda olan bi insan için ben korsana karşı deilim..
yaDA günde 2 saat kitap okuyan birisi olarak en incesi 10 ytl olan kitaplar için korsana karşı deilim..
tabiki saygısızlık ama o zman daa ucuza satsınlar orjinallerini alalım kardesim
Korsanın tek sebebi ekonomik koşullar…
01 January 2008