• Kategoriler

Kürt sorunu bir realite midir?

Son dönemlerde “Kürt Sorunu” söylemini sık sık duymaya baÅŸladık. Gerek siyasi liderlerin ağızlarından, gerek medya organlarından, gerekse bir takım yazarlardan. Herkes Kürt sorununun varlığından bahsediyor. Ancak bu Kürt sorunu tam olarak nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır? Çözümü nedir? Ortada gerçekten bir Kürt sorunu var mıdır, yok mudur? Bu soruların cevaplarına doyurucu yanıt almış deÄŸiliz.

Kendi gözümden, gerçekte varolmayan Kürt sorunundan biraz bahsetmek istiyorum. 1994-1995 yılları arasında iki yıl süre ile Bingöl’de sivil olarak Kürtlerle iç içe bulundum. Kürtler hakkında kısaca ÅŸu izlenimler edindim; Kendi içlerinde sıcak kanlı, dürüst, ahlaklı, imanı bütün ve birbirlerine sıkı bir ÅŸekilde baÄŸlı insanlar. Ancak cehalet ve eÄŸitimsizliÄŸin ciddi bir sorun teÅŸkil ettiÄŸini gördüm.

1994 yılı Bingöl ÅŸehri için oldukça acılı bir yıldı. Dönemin baÅŸbakanı Tansu Çiller. İnsanlar güneÅŸ batmadan önce endiÅŸeli bir ÅŸekilde evlerine dönerler. AkÅŸam olduÄŸunda sokaklarda kimseyi bulamazsınız. Gece olduÄŸunda ÅŸehrin sokak aralarında çatışma sesleri duyulur. Åžehrin giriÅŸ-çıkışları teröristler tarafından kesilir. Askeri araçlara saldırılar düzenlenir. PKK‘lılar tarafından ÅŸehre gazete gelmesi önlenmeye çalışılır. Bazen gazeteler birkaç gün gecikmeli gelir. Åžehrin yerel radyolarına tehdit telefonları gelir. Türkçe yayın yapılmasın diye. DaÄŸlardaki elektrik direklerine zarar verilir. Devletin çeÅŸitli kurumlarına ait araçlar yakılır. Bundan daha vahim bir durum düşünebiliyor musunuz?

1995 yılına gelindiÄŸinde ise durum 1 yıl öncesinden çok farklıydı. 1994 yılında dönemin baÅŸbakanı Tansu Çiller’in talimatıyla PKK’ya karşı güçlü bir askeri müdahaleye giriÅŸildi. Bu askeri müdahale çok geçmeden olumlu sonuçlarını gösterdi. 1995 yılının baharında ÅŸehrin içerisindeki parklar ve çay bahçeleri yeniden açıldı. İnsanlar gece geç saatlere kadar sokaklarda dolaÅŸabiliyor, parklarda vakit geçirebiliyordu. Åžehre günlük gazeteler aksamadan geliyor, yerel gazetelere ara sıra gelen tehdit telefonları yayınlara engel olamıyordu. Åžehrin giriÅŸ-çıkışları güvenlik altına alınmıştı. Terör ÅŸehir merkezinde etkisini yitirmiÅŸ, daÄŸlara kaymıştı.

1995 yılında şehirde şahit olduğum tek olay, uzak mesafeden alay karargahına atılmak istenen 3 adet havan mermisiydi. Onlar da alaya ulaşamamış, geçici konutların üzerine düşmüştü.

Siyasi Kararlılığın terörle mücadelede ne kadar etkili olabileceğine bu iki yıllık süreç içerisinde bizzat şahit oldum.

Åžimdi gelelim diÄŸer izlenimlerime. 1995 yılında Bingöl ÅŸehri elektriÄŸin %70′ini kaçak kullanıyordu. Devlet doÄŸru dürüst vergi toplayamıyordu. Sigara, içki, elektronik eÅŸya kaçakçılığı had safhadaydı. Kaçak satılan mallara kimse ses çıkarmıyordu.

Üniversite sınavlarında usulsüzlükler yapılıyordu. Hatta batıdan bile sırf sınava girmek için doğuya gelen öğrenciler vardı. Kürt gençlere öğretmenler tarafından sınavda yardım ediliyor, üniversiteye girmeleri sağlanıyordu. Bugün o yardım edilen gençlerin birçoğu devlet dairelerinde müdür, memur vs olarak çalışıyorlar.

Her yerde olduÄŸu gibi alt ve üst tabaka orada da vardı. Alt tabaka malum, fakir, doÄŸru dürüst eÄŸitim görmeyen, 8-10 çocukla periÅŸan bir hayat yaÅŸayan kesim. Üst tabaka ise batıdakilerden daha yukarıda. En son çıkan model otomobili ertesi günü Bingöl sokaklarında görebilirsiniz. Batıda göremediÄŸiniz elektronik eÅŸyaları orada bulabilirsiniz. Giyim-kuÅŸama aklınızın alamayacağı paralar ödenir. Peki bu kazanç nasıl saÄŸlanıyor? Bingöl’de duyduÄŸum bir deyiÅŸ bunu çok güzel açıklıyor. “Bir kilo toz, bir toros bir otobos.”

DoÄŸuda yasal olmayan ama getirisi yüksek geçim kaynakları bulunuyordu. UyuÅŸturucu madde yapımında kullanılan, çeÅŸitli otlar, bitkiler kırsal kesimlerde yetiÅŸtiriliyor. Hala yetiÅŸtiriliyor mu, bilmiyorum. Ancak birkaç hafta önce Diyarbakır’dan gelen bir arkadaşım, yoÄŸun bir ÅŸekilde uyuÅŸturucu madde kullanıldığını söyledi.

Kaçakçılık eskiden eÅŸek ve at sırtında yapılırmış. GeliÅŸen teknoloji ile birlikte artık kamyon ve tırlar vasıtası ile yapmaya baÅŸlamışlar. Kaçakçılığı yapılan malların türleri de çok çeÅŸitli. Elektronik eÅŸyanın yanı sıra, sigara, içki, mazot hatta petrol boru hatlarından ham petrol. DoÄŸu ve GüneydoÄŸuda yaÅŸayanlar aslında her ÅŸeyin çok iyi farkındalar. GüneydoÄŸuda görev yapan bir yetkilinin aÄŸzından ÅŸu sözler dökülüyor; “Kaçakçılık öyle had safhada ki hepsini tutuklamaya kalksak halk ayaklanır”. O yüzden sigara, içki ve mazot benzeri ÅŸeylerin kaçakçılığı görmezden gelinebiliyor. Ancak milli güvenliÄŸi tehlikeye sokabilecek silah kaçakçılığı hariç.

Zaman zaman devletin, doğunun kalkınmasını sağlamak için yeterli özeni göstermediği söylenir. Devlet aslında yeterli özeni göstermiştir. Ancak, istihdam ve kalkınma için verilen destek, kredi ve teşviklerle bölgenin iş adamları doğuya fabrikanın temelini atmış, inşaatın tamamını ise batı kıyılarımızda otel olarak bitirmiştir.

DoÄŸu ve GüneydoÄŸu kökenli Kürt vatandaÅŸlarımız Türkiye’nin her yerine gönül rahatlığı ile gidebilmekte, oralara yerleÅŸebilmektedirler. Bu konuda hiçbir sıkıntıları yoktur. Ancak bugün bırakın yerleÅŸmeyi, ben GüneydoÄŸu’ya gezmek için bile gitmeye korkuyorum.

Ülkemizde hatırı sayılır derecede zengin Kürt iÅŸ adamlarımız vardır. Bunu kimse engellememiÅŸ. Bu konuda sıkıntıları yok. Bu güne kadar TBMM‘de her mevkide temsil edildiler ve ediliyorlar. BaÅŸbakan, bakan, milletvekili, bürokrat. Bu konuda da sıkıntıları yok. Demokratik bir ortamda özgür bir ÅŸekilde temsil ediliyorlar. Sorunlarını her zaman ve her kademede dile getirebilirler. Hatta bu konuda öyle bilinçlenmiÅŸler ki yine birkaç hafta önce aldığım bir habere göre; Diyarbakır halkı demokrasi ve insan hakları konularını bizlerden daha iyi iÅŸletiyorlar. Bunu da Roj Tv ve DTP‘ye borçluyuz sanırım.

Son dönemlerde yaÅŸanan sıcak geliÅŸmelere bir göz atalım. Sahnede yine PKK. Beraberinde DTP çıktı, Roj Tv krizi… PKK pankartları ve Abdullah Öcalan posterleri arkasındaki yüzlerce, Kürt kökenli vatandaÅŸ. Sokaklarda yaÅŸanan sıcak çatışmalar. Ön saflarda ilkokul çağındaki Kürt çocukları.

Eskiden olduÄŸundan biraz farklı bir durumla karşı karşıyayız. Kürt halkı PKK’nın arkasında nasıl yer almıştır?

Birinci nedeni; Avrupa Birliği ile beraber demokrasi, insan hakları ve özveri, kendini Kürtlerin temsilcisi olarak gösteren DTP tarafından kötüye kullanılmıştır.

İkinci Nedeni; günümüzde televizyonlar çok etkili bir iletiÅŸim aracı haline gelmiÅŸtir. Kitleleri etkilenmesinde Roj Tv’nin payı büyüktür. 1995 yılında Mersin’de arkadaşımı ziyarete gittim. Çok güzel bir yer. Åžehri dolaşırken “Ne kadar güzel bir yer” dedim kendisine. Bana “Eskiden daha güzeldi. Kürtler geldikten sonra bozuldu” dedi. Son yaÅŸanan olaylar hemen hemen hepsi Kürtlerin çoÄŸunlukta olduÄŸu bölgelerde. Mersin, ÅŸu sıralar İzmir, İstanbul zaten malum.

YaÅŸadığım yerde de bir dönem Kürtler vardı. Ancak bazı kötü olayların yaÅŸanması sonucu kötü bir ÅŸekilde sürüldüler. Daha dün ilginç bir olayla karşılaÅŸtım. Bir büyüğümün ilkokula giden oÄŸlundan çocuÄŸun biri rüşvet istemiÅŸ. “Nasıl olur?” derken, abimiz rüşvet isteyen çoçuÄŸu okul müdürüne ÅŸikayet etmiÅŸ. Merak ettim. “Kimdir bu çocuk” diye sordum. ÇocuÄŸun babası Türk annesi Kürt. Bu çocuk ilkokul çağında rüşvet denen ÅŸeyi nasıl öğrendi ve ne cesaretle uygulamaya koyuldu.

PKK olaylarında küçücük cocuklar neden ön saflarla sürüldüler? Şimdi kardeşim kıvırtacak bir taraf yok. Hiç kimse çıkıp ta bu ülkede Kürt sorunu vardır. Bu sorun şöyle çözülecektir, böyle çözülecektir demesin. Bazıları çıkıp diyorlar ki Devlet şöyle hata yaptı böyle hata yaptı. Bu ülkede gerçek anlamda bir Kürt sorunu yoktur. Bu sorun yapay olarak oluşturulmuştur.

EÄŸer birileri çıkıp ta “Kürt sorunu var” diyorsa bu sorun Türklerden deÄŸil, ancak Kürtlerden kaynaklanan bir sorundur. EÄŸer bir çözüm üretilecekse önce Kürtlerin kendine bir çeki-düzen vermesi gerekmektedir. PKK’nın ve DTP’nin arkasında mısınız, yoksa Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı mısınız?

Benim içim yanıyor. Rahmetli Özal “Bir avuç çapulcu” dedi, 20 yıl sonra ne hallere geldik. Binlerce ÅŸehidimizin hesabını kim verecek? 20 yıldan beri doÄŸuya harcanan boÅŸu boÅŸuna heba olan milli kaynağın hesabını kim verecek?

Ey Kürt kardeşim, artık kendine gel ve akıllı ol. Bu ülkede yaşıyorsun, bu ülkenin havasını içine çekiyor, suyunu içiyorsun. Ben seni artık PKK pankartlarının, Abdullah Öcalan posterlerinin arkasında görmek istemiyorum.

Yetkili arkadaşlar da hala bir kurt sorununun varlığına inanıyorlarsa;

  1. DoÄŸu ve GüneydoÄŸu’da eÄŸitime önem versinler. Orada yaÅŸayan vatandaÅŸlarımızın okul-öğretmen eksikliÄŸini gidersinler. Oradaki Halkın bilinçlenmesi için önce eÄŸitim ÅŸarttır.
  2. Çekin restinizi. PKK propagandası yapan Roj Tv’yi kapattırın. Olmuyor mu? Danimarka ile uÄŸraşın. Artık taktik ve yöntemleri nasıl olur siz bilirsiniz onu da.
  3. PKK ve bölücüler bu ülkede siyaset yapamaz, yapmamalı. DTP’yi kapatın.
  4. Diyarbakır Belediye başkanı hala neden görevinde duruyor anlamış değilim.

Son olarak, şu hatırlatmayı yapmak isterim. Ben aşırı bir Türk milliyetçisi değilim. Sadece bu ülkenin normal bir vatandaşıyım. Yukarıda yazdıklarımın tamamını kendi gözümden ve yaşantımdan aktardım. Buradan bakıldığında nasıl görünüyorsa öyle.

Saygılar, sevgiler herkese

Yazan: Bigalıoğlu

41 Yorum — “Kürt sorunu bir realite midir?”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.