• Categories

Kürt sorununu yeniden düşünmek

kurt-sorununu-yeniden-dusunmek.jpgİstanbul’un ve hatta Türkiye’nin en canlı mevkilerinden olan İstiklal Caddesi. Bu cadde üzerindeki onlarca pasajdan biri. Pasajın sekizinci katı. İtiraf etmeli ki, o çevredeki binaların bu kadar yükselebildiÄŸini farketmek pek zormuÅŸ.

Uzun süredir takipte olduÄŸum ve fikirlerini sunarken tarafsız kalabilme yetisini takdir ettiÄŸim Mustafa Akyol‘un 9 Mayıs Salı akÅŸamı gerçekleÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu, bir süre önce yayınlanan kitabı ile aynı adı taşıyan (Bkz: Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek) söyleÅŸi için bu pasajdayız. SöyleÅŸiyi, adını ilk kez duyduÄŸum bir topluluk gerçekleÅŸtiriyor; “Siyasal Ufuk Hareketi“.

Mustafa Akyol sözlerine “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır” yorumlarına katılmadığını belirterek baÅŸlıyor. Yıllar içinde birçok siyasinin Kürt sorununu görmezden gelmesi ve durumun sadece terör kaynaklı olduÄŸu vurgulamaya çalışmaları gerçekten sorunun çözümüne yönelik çalışmalara ilk baltayı atıyor kanımca.
PKK‘nın ortaya çıkmasından önce, o bölgede 28 gözle görülür isyanın olduÄŸunu söylüyor Mustafa Bey. Yani, bu sorunun fazlasıyla ertelendiÄŸini ve bu yüzden günümüze kadar büyüyüp, birçok evin ocağına ateÅŸler düşürdüğünü anlayabiliyoruz bu hatırlatmadan. Pek tabii, bu ertelenmiÅŸlik PKK terörünü haklı bir yere koymaz. Terör hiçbir zaman, hiçbir sorunun çözümü olamaz. Fakat teröre neden olan durumlar gün yüzünde iken çözülmediÄŸinde ya da çözümü için yeterince çaba harcanmadığında, bu tür aşırı, vahÅŸi ve sivri uçların ortaya çıkmasına ön ayak olduÄŸu anlaşılabiliyor.

Mustafa Akyol, kitabında olduÄŸu gibi, bu söyleÅŸide de, sorunun tarihsel süreçler içerisinde nasıl oluÅŸtuÄŸunu, büyüdüğünü ve dönüm noktalarını vermeye çalıştı. Kürtlerin tarihinin Türklerle birleÅŸmesini taa ki Malazgirt Meydan Muharebesi‘ne kadar uzandığını belirtti. Ve uzun süre gözle görülür bir sorun olmadan, bu iki ırkın birlikte yaÅŸamayı bildiÄŸini, hatta Yavuz Sultan Selim zamanında Kürt liderlerinin farklı bir devlet kurmak yerine, gönüllü olarak padiÅŸahlık yönetimi altına girmek istediklerini hatırlattı.

Bana kalırsa, Kürt toplumunun aşiretlerden oluşuyor olması, kendi içlerinde belli bir düzeni, uzlaşmayı sağlayamıyor olmaları da, bir çatı altında yönetilmelerinin güçleşmesine neden oluyor. Daha aşiretler arası çekişmeler çözülemiyorken, farklı bir ırk ile uzlaşma halinde yaşamaları kulağa pek kolay gelmiyor. Bu yüzden, günümüz şartlarında varlığının pek bir amacı kalmayan aşiretlik olgusunun bir an önce terkedilmesi gerekiyor. Fakat pek tabii, bu da hızlıca alınabilecek ve uygulanabilecek bir karar değil. Yüzyıllardır bu sistem ile yaşamaya alışmış bir toplumun bir anda silkinebilmesi ve örf anane olarak gördükleri katı, bağnaz kuralları terk etmeleri pek kolay değil.

Mustafa Akyol, Kürt sorununun dönüm noktasını 1924 HalifeliÄŸin kaldırılması olarak koyuyor. Bu tarihten önce de, Osmanlı zamanında da bu toplum arasında merkezi yönetime isyanlar görükmekte fakat taa ki bin yıldır süren birlikteliÄŸi tamemen ayıran bir geliÅŸme görülmüyor. Bunca süredir bu birlikteliÄŸi koruyan ve saÄŸlamlaÅŸtıran en önemli bağın Müslümanlık ve tüm Müslüman aleminin manevi lideri konumundaki Halifelik makamı olduÄŸunu biliyoruz. Ve 1924′te de bu baÄŸ birden koparıveriliyor. Pek tabii sonuçları da acı oluyor (Bkz: Åžeyh Sait ayaklanması).

Gerçekten de, HalifeliÄŸin kaldırılmasıyla Kürt sorunun iyice kötüleÅŸmeye baÅŸladığı açık ve seçik bir ÅŸekilde ortada. Mustafa Bey, bu vatanı kurtarmak için, KurtuluÅŸ Savaşı sırasında Türk, Kürt, Gürcü demeden omuz omuza savaÅŸan bu toplumların, bu savaÅŸa bu kadar büyük bir inançla yüklenmelerinin en önemli nedenini Müslüman olmayan devletlerin, Müslüman bir ülkeyi iÅŸgal etmeye çalışmasındaki “kabul edilemezlik” olarak açıklıyor. Ve gözlerini kırpmadan canlarını veren insanlara, dini açıdan yüce bir mevki olan ÅŸehitlik mertebesine ulaÅŸacakları, bu savaşın Müslümanlığı koruma savaşı olduÄŸunun anlatıldığını ekliyor. Vatanı kurtarırken böyle bir inançla canını diÅŸine takarak çaba harcayan insanların, bir gecede inandıkları bağın kaldırılması onları büyük boÅŸluÄŸa düşürdüğünü anlamak hiç güç deÄŸil.

Bu noktalarda Mustafa Bey ile hemfikiriz. Merak ettiğim fakat söyleşi sırasında yoğunluk arasına sıkıştıramadığım bir soruyu e-posta yolu ile kendisine ulaştırdım. Kırmayıp yanıtladı;

Soru: “Åžeyh Sait ayaklanmasına neden olan, (dini) deÄŸiÅŸimlerin zamanlaması mı yanlıştı yoksa bu deÄŸiÅŸimler -mesela HalifeliÄŸin kaldırılması- hiç mi gündeme getirilmemeliydi?“.

Cevabı ilgi çekici idi;

Çok kesin bir cevabım yok. Halifeligin bu sekilde aniden kaldırılmasının yarardan çok zarar getirdiÄŸi kanısındayım. Peki hep mi kalmalıydı? Cevap vermek zor. Mevcut yapısıyla, yani Saltanat sistemiyle, korunamazdı bence. Ama belki transforme edilebilir, biraz demokratik bir iÅŸleyiÅŸe kavuÅŸturulabilir ve o zaman da kalabilirdi. Bu ise, zannedildiginin aksine, laik devlete engel teskil etmezdi. Bugün Vatikan Roma’nın orta yerinde duruyor ve Italya’ya müdahale etmiyor.

Papalık ve Hilafet birebir eÅŸit kurumlar deÄŸildir, ama Hilafete sadece dini bir anlam verilip bu kurum yaÅŸatılabilirdi. O zaman günümüzde Islam dünyası bu kadar kaotik, otoritesiz olmazdı belki. Bugün Osama Bin Ladin‘e karsı çıkıp da “Hayır, İslam bu deÄŸildir” diyecek bir otorite yok.

Bu konuda garip bir nokta var. Atatürk, meclisin açılış konuÅŸmasında “Bu meclisi oluÅŸturanlar tamamiyle Müslüman unsurlardır” dedikten birkaç yıl sonra Müslümanlığı temsil eden birçok imgeyi, kurumu, örgütü kaldırma karar aldı. Acaba bu deÄŸiÅŸimleri bu kadar büyük bir hızla yapmaya çalışmasının nedeni neydi? Bu köklü ve sarsıcı deÄŸiÅŸimlerin halkta huzursuzluk yaratacağı açıktı, uzun süreye yayılacak olan yumuÅŸak geçiÅŸler yerine neden sert bir geçiÅŸ tercih edildi hep merak ediyorum.

Bundan sonra nereye, çözüm nedir?” sorusunu da Akyol şöyle cevaplıyor;

“Devlet hatalar yaptığını kabul etmeli ve bu hataları çözmek için ciddi adımlar atmalıdır. Son dönemde de çözüme yönelik bazı adımlar atılmıştır. Mesela Kürtçe yayın hakkı gibi. Bu adımların sayısı arttırılmalıdır.

PKK hiçbir şekilde hoşgörülemez, bir terör örgütüdür. Ve varlığı hem Kürt hem de Türk toplumu için zarardan başka bir şey getirmez. Silaha sarılmak hiçbir zaman çözüm getirmemiştir. Aksine gerilimi arttırır, çözümden uzaklaştırır.

Çözüm liberal demokratik anlaşıyışın oturmasıyla sağlanabilir. Avrupa Birliği süreci, bu anlayışın yerleşmesinde önemli bir konuma sahiptir.

Bu iki toplumun sorunsuz bir ÅŸekilde birlikte yaÅŸadığı Osmanlı kimliÄŸini keÅŸfetmeli, oralardan dersler çıkarmalıyız. Osmanlı’nın yönetimine geri dönelim demiyorum. Söylemek istediÄŸim, doÄŸru örnekten yola çıkarak çözüme daha kolay ulaÅŸmaktır”

Mustafa Akyol konuÅŸmasını bitirdikten sonra dinleyenlerin de katıldığı söyleÅŸi kısmı oldukça canlı geçti. Özellikle, en önde oturan ve bir bürokrat olduÄŸunu belirten, etkinlik öncesinde de “Ülkesine severek hizmet veren bir Türk vatandaşı olarak Kürt kimliÄŸimle, yazmış olduÄŸunuz bu kitabın her satırında sizi kutladım” ÅŸeklindeki görüşlerini belirten beyefendi söyleÅŸi bölümünde görüşleri ile çeÅŸitli açılımlar getirdi. Arka sıralarda oturan genç Kürt delikanlılar ise nezaket sınırları içerisinde görüşlerini, dertlerini ve çözüm önerilerini belirttiler.

Oldukça ince ve derin yerlere dokunan bu bölümleri aktarmakta güçlük çekeceğim için kayıt altına almamayı uygun gördüm. Fakat şu söylenebilir ki, devletimiz o bölgedeki insanlarımızı kazanmak için diğer bölgelere oranla biraz daha fazla gayret göstermeli.

SöyleÅŸi bitip de İstiklal Caddesi’ne indiÄŸimizde, biraz önce konuÅŸtuklarımızın, öne sürülen çözüm önerilerinin gerçekten çok da uzak olmadığını hissettim. O caddede ilerlerken, aynı yolda, yan yana yürüyen o kadar çok, farklı “renk” ile karşılaÅŸtım ki böyle bir sorunun nasıl bu kadar büyüyebildiÄŸine anlam veremedim.

Mustafa Akyol’un “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek” baÅŸlıklı kitabı hakkında yapılan yorumlara buradan göz atabilirsiniz. Siyasal Ufuk Hareketi ve düzenlemeyi planladıkları gelecek etkinlikler hakkında daha detaylı bilgi için ise resmi sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

36 Yorum — “Kürt sorununu yeniden düşünmek”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.