• Categories

Lübnan, İsrail ve Türkiye

Olaylara sadece pozitif bir yaklaşım yeterli olmaz. Optimal yaklaşım en elverişli olanı ve nedenselliğini sorgulama açısından daha da önemlidir.

İsrail’in Lübnan’a saldırısında yaÅŸanan katliamlar nedeniyle üzüldük. Halk, çoluk, çocuk periÅŸan hale düşmüştü. İmkanı olanlar savaÅŸ bölgesinden kaçarken, kaçamayanlar da kaderlerine razı beklemek zorunda kalmışlardır.

İsrail iki askeri bahane ederek, bir sürü sivili, masum çocuğu katletti. İşin ilginç yanı, bütün bunlar olurken Lübnan ordusu ortalıklarda yok.

Sadece bir ara, cılız bir ses yükseltmiÅŸti Lübnan. İsrail, topraklarına girerse karşı koyacakları ÅŸeklinde. Ama İsrail bombardımanı o karşı koymayı gerektirmiyordu demek ki(!). İsrail karadan da içeriye girdi. Yine Lübnan ordusundan “çıt” yok.

İşin aslı televizyon ekranlarındaki o görüntülerde ortaya çıktı. Lübnan ordusu İsrail ile savaşmak yerine, onlara çay servisi ile meşgul oluyormuş.

GeçmiÅŸte terör örgütüne yataklık yapan ve Ermeni soykırımını tanıyan ilk OrtadoÄŸu ülkesi olan Lübnan’a asker gönderirken bir kez daha düşünmek lazım. BirleÅŸmiÅŸ Milletler, İsrail’in saldırılarını kınıyamamışken, bunu kınıyan Annan bile BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in meÅŸru olmadığını ispatlamıştır. Amerika ve diÄŸer emperyal güçlerin güdümündeki bir örgüt meÅŸru olamaz.

PKK ile masaya oturacak kadar ileri derecede bayağılaÅŸan, askeri aÅŸağılayıcı “Askerin görevi yan gelip yatmak deÄŸildir” gibi bir söylevde bulunan bir iktidar anlayışı Atatürk ve laik ve egemen Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmaz!

Yazan: İsmail Ötegen

“Lübnan, İsrail ve Türkiye”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.