Metal Fırtına / Şehit olmaya hazırım
Her ne kadar kurgulanan savaşın stratejik ve teknik bilgisizlikten kaynaklanan hata ve eksiklerle dolu olmasına rağmen, içime daha önce tam olarak yerleşmemiş bir duygunun silinmez bir şekilde kazınmasına vesile olmuştur;
KurtuluÅŸ savaşı ve destansı direniÅŸimizi her ne kadar her milli birlik gününde tekrar tekrar algılasak ve sindirsek de “Ülkemizin iÅŸgal edildiÄŸi bir savaÅŸ hali olsa, acaba ben de atalarım gibi canım pahasına, gözümü kırpmadan ölüme gitmeye hazır mıyım?” sorusuna kendimi ikna edebilecek sert bir “Evet!” veremiyor idim.
Ama bu kitapdan sonra -ne anlatmaya çalıştığı, hangi güçlerin yazdırdığı umurumda değil- savaşın, bize tanıdık gelen, bildiğimiz hatta yaşadığımız yerlerde geçmesi, bu şekilde tasvir edilmesiyle birlikte içimde hiçbir kuşku, hiçbir korku barındırmadan ülkem için ölmeye koşacağımı anladım.
Bir süre daha bu koÅŸullar ve vereceÄŸim tepkileri düşündüğümde ölümün o kadar da korkulacak bir ÅŸey olmadığını hatta vatanım için ölmenin “gerçek” anlamda bir gurur olduÄŸunu, herhangi bir yerde iletilen “Åžehit olmak yüce bir duygudur” mesajını -daha önce hiç hissetmediÄŸim kadar güçlü- bütün hücrelerimde içim titreyerek doÄŸruladığımı algıladım.
Ve bu hislerimin ardından, böyle bir durum karşısında, benim gibi ölüme koÅŸacak Türk insanlarını hayalimde oldukça net ve keskin hatlarla canlandırabilmem sonucunda, kitapda kurgulanmış “Amerika Türkiye’yi 10 günde elegeçirir” cümlesinin hiçbir zaman gerçekleÅŸmeyeceÄŸine inancım sonsuz bir hale gelmiÅŸtir.
TeÅŸekkürler…
18 March 2005 | İlgili Olduğu Konular »

fla
inşallah her türk senin gibi hissediyordur da coni ve coni gibiler bu ülkeyi işgal edemez, sömüremez!
14 April 2005
hellori
her türk, kürt, laz, gürcü, ermeni… vatan bölünmezzz!
14 April 2005
hattori hanzo-san
bence kitap iğrenç
03 August 2005
Gezginin biri
Kardeşim olduğunu bu yazını okuduğumda anladım..
21 September 2005
milpilot
kitap ana fikri ile orjinal ama anlatım,kişileştirmeler,yer ve olaylar asıl hatları ile zayıf …güçlü bir konu ama anlatım yetersiz …. askeri terminoloji tamamen yanlış
27 October 2005
Barış Atalay
Ben kitaba tam ters açıdan bakıyorum. Bildiğimiz, yaşadığımız yerlerin işgal altında tasviri bence vatansever duyguları körüklemek yerine insanları korkuya itebilir. Belki de komplı teorisi ama “Amerika gelip sizi böyle işgal eder” mesajı satır aralarında gizli gibib
Ben de kitabı hangi güçlerin hangi amaçla yazdırdığını bilmiyorum.Ya da gerçekten birilerinin yazdırıp yazdırmadığını. Okuduktan sonra kitabın insanlar üzerinde yukarıda bahsettiğim türde bir etki bırakabileceği düşüncesi kimin hangi amaçla yazdırdığı konusunda şeytanın avukatlığı yapmama yol açıyor.
Amerika’nın ya da başka birilerinin bu ülkeye on günde girebilmesi konusunda ise gayet netim. Bırakın gününü yılını, ben buna dünya üzerinde kimsenin cesaret edebileceğini sanmıyorum.
20 July 2006
Hüseyin Kolcu
Kitabı ben de okudum. Eleştiriler çok kez “Amerika Türkiye’ye nasıl kısa zamanda girer, işgal eder. Biz Türkiyeyiz, kimse cesaret edemez” türündendi galiba.
Onlarca yıldır bizi yönetenlerin bize aşıladığı at gözlüğü tutmuş görünüyor. Arkadaşlar aklın yolu birdir. Amerika’nın durumu belli, Türkiye’ninki de. Ne yazılsaydı illede “Amerika Türkiye’ye girmeden püskürtüldü, geleceğine pişman oldu” hatta “Tüm Ortadoğu stratejilerini bu yenilgiyle askıya aldı. Çünkü karşısında Türkiye vardı” mı? Yok maalesef. Gerçek hayatta bunlar olmuyor.
Gerçek hayatta ne kadar etkili uçakların varsa, ne kadar füzen varsa, ne kadar nükleer silahın varsa, ne kadar paran, ne kadar bilim adamın ve vatanı için ne kadar fedakarlık eden vatanseverin varsa o derece güçlüsün. Bunlardan hangisi bizde Amerikalılardan fazla? Silah, top, tüfek, uçak, petrolü de ekleyelim.
Onlar zamanında “it” gibi çalıştı. Biz türbanla uğraştık. İmam Hatiple uğraştık. Ülkesi için hizmet edebilecek milyonlarca insanı, solcusu, sağcısıyla sistem çöker endişesiyle, daha doğrusu paşa hayatı yaşayanlar, yaşantılarından kopabilirler diye, saf dışı ettik.
Başörtüsü takıyor diye gerici dedik. Takmıyor diye gavur dedik. Araplar kardeşimizdir diyenlere yobaz dedik. Ne oldu? İhracat 50 milyar dolar, ithalat 90 milyar dolar.
Teknolojik aletleri dışardan alıyoruz. Silahları öyle, petrolü öyle, elektriği öyle. Filancı devletin onlarca nükleer santrali var biz halen bir tane yapalım diye tartışıyoruz. Daha binlercesi…
Adamın biri çıkıyor, fantastik bir kitap yazıyor. Kitabında Amerika’yla Türkiye savaşını anlatıyor. “Amerika Türkiye’ye girdi” diyor. Üstelik kolayda girmedi. Okuyanlar bilir. Amerika’ya çok büyük zarar veriyoruz. Ajanlarımızdan birisi Washington’u atom bombasıyla havaya uçuruyo vs. Sonunda Amerika çekilmek zorunda kalıyor ve biz bunu bile beğenmiyoruz.
Kardeşim sen nesin? Allah tarafından dünyaya gönderilmiş üstün ırk mıyız? Çıkaralım bu at gözlüğünü.
Onlarca yıldır bir PKK’yla baş edemeyen ordumuz, o şanlı ordumuzun dünyanın sayılı ordumuzun Amerikan silahlarıyla donatılmış ordumuzun Amerika karşısında yapabilecekleri konusunda kuşkuluyum.
Ne olur Amerika girer, stratejik yerleri alır. Ondan sonra başlar asıl savaş. Bize göre tabi. Ordu yalakaları kaçıp giderler bir yerlere. Büyük paşaların adı bile unutulur. Geride başörtüsü için süründürülenler, İmam Hatipli diye harcananlar, vatanını çok seven ama sisteme karşılar diye yerin dibine sokulanlar kalır. Onlar yine cansiparane savaşır ölürler. Ölürler en sonunda vatanı kurtarırlar. Ondan sonra o kaçanların torunları gelirler ve tekrar ülkeyi yönetmeye başlarlar. Bizim sonumuz böyle.
Başörtüsü dindarlık Kürtlük, Lazlık, Atatürk, Laiklik ülkede kendi menfaatlerini korumak isteyenlerin dayanağı. Ey bu ülkenin gerçek sahipleri, başörtüsünden Kürt’lerden sorunumuz yok. Bizim sorunumuz Laikiz diye yiyenlerden. Atatürk’ü seviyoruz diye içenlerden. Diktatör hayatı yaşayan ordudaki paşalardan ve gazeteci üniversite hocası, hakimi, savcısı, sanatçısı işadamından.
Artık bunlardan iktidarı almamız ve yalakalarına ait oldukları itibarı vermeliyiz. Yıllarca bize Araplar bizi arkadan vurdu, İranlılar tehlikelidir diye uyuttular. Bizi müslümanlardan, kardeşlerimizden soğuttular. Hatta bununla da kalmadılar, tarihimizden bile soğuttular. Padişahlarımızdan soğuttular. Çünkü bunlar Laiklik adı altında, Atatürkçülük adı altında, halkçılık adı altında batının hayranları ve hizmetkarlarıdır. Biliyolar ki bizim Müslüman halklara yaklaşmamız, onların yani bizi asıl yönetenlerin paşa hayatlarının büyük darbe alması demektir.
Dünyadaki çoğu Arap ve İslam ülkeleri de bizim gibidir. Halkı bizim halkımız gibi insana acıyan bağışlayıcı vs. Ama onları yönetenler batının güdümünde. Bize ilkokullarda padişahlara, Araplara, imamlara lanet ettirtenlere bağırıyorum; Kral Çıplak!
30 July 2006
Aydan
Bence Türk insanında vatan sevgisi, bayrak sevgisi vb. gibi duygular varoldukça, bu ülkeyi kimse bölemez. Böldürtmeyiz. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
19 August 2006
Okan Okşak
Bize isteyen gelsin saldirsin. Denemesi bedava.
Yalnız şunu da söyliyeyim, saldıracak olana “sonucuna katlanacak kadar bedava”.
21 August 2006
Emre
Metal Fırtına her ne kadar politik kurgu olsa da benim düşünceme göre içindekiler asla olmayacak şeyler değil. Özellikle ilk kitaptakiler.
Anlaşılan Amerika dünya üzerinde tek bir müslüman ülke bırakmayana dek saldıracak. Köpekleri İngiltere ve İsrail’le beraber tabi. Aslında yanlış oldu. Saldırmıycakmış barış getirecekmiş.
Bu kitap bence politik kurgu değil, politik bir gerçektir (barış getireceği en son ülke TÜRKİYE).
07 December 2006
manyak faruk
şehit olmaya hazırım diyenler varsa bu kitabı okusunlar ben manyak güzelim çokta havalıyım meriş sen hiç havalı değilsin gerçekten meriş
16 September 2007