• Categories

Sayıların duygusal değerleri

Tarih derslerinde, sınavda çıkacak diye ezberlediğimiz sayılar, tarihler vardır;

- savaşların, çağların, isyanların, katliamların başlangıç ve bitiş tarihleri,
- karşılaÅŸtırmalı istatistikler; top-tüfek sayısı, atlı sayısı, er sayısı…
- toplu cinayetlerin tasviri (savaÅŸ, isyan, katliam); 12bin ölü, 25bin yaralı…

Hiçbirinde acı, keder, his yoktur. Oysa zedeleyici, ruhsal açıdan sarsıcı hal ve koşullar barındırır her biri. Fakat hiçbir zaman gözyaşlarının kaç litre olduğu, kaç su deposunu doldurabileceği hesaplanmamıştır.

Hatta, şu sıralar tarihin duygusuz bir şekilde değerlendirilmesinin güncel bir örneğini oldukça tepkili bir şekilde yaşamaktayız. Yazdıklarıyla ses getirmiş biri çıkıp bilmem kaç yıl önce, şu kadar milyon şu ırktan, şu kadar da bu ırkdan insan öldürüldü diyor ve ortalık karışıyor. Duygularını oldukça usta bir şekilde satırlara dökmesiyle ünlü biri nasıl oluyor da acı çekerek kaybedilen hayatları sayılarla ifade etme hafifliğine düşüyor acaba? Yani bahsettiği sayıların onda biri hayatını kaybetmiş olsaydı bu kayda değer, beyanat vermeye değer bir acı olmayacak mıydı?

Bu taÅŸ kadar sert deÄŸerlendirmeler algımızın artık duygularla deÄŸil, sayılarla çalıştığındandır belki de. Para denen “deÄŸer ölçme gereci”nin kullanılmaya baÅŸlanılması ile girdik belki de bu dijital sürece. Sanat bile bu deÄŸer ölçme gereci ile ölçülmüyor mu? Tabloların deÄŸeri satın alındığı “yeÅŸil” miktarıyla ölçülmüyor mu?

Yanlızca tarih derslerinde kalmadı bu duygusuzluk malesef. Günümüzde de farklı deÄŸil. Haberlerde, “Irak’da son durum” bildirilirken kaç adet patlama ve çatışma olduÄŸu, bunların sonucunda kaç bağımsızlık savaşçısının, kaç istilacının hayatını kaybettiÄŸi iki satırla bize iletiliyor. Hangimizde bir kıpırdanma oluyor hayatını kaybetmiÅŸ insanların acılarını hissederek? O kadar doÄŸal ki, umursamıyoruz bile kaç kiÅŸi ölmüş, kaç kiÅŸi yaralanmış. Mikrodalgada iki dakikada ısıttığımız hazır yemeÄŸimizden bir lokma daha alıyoruz.

“Sayıca” daha fazla acı barındırmasına raÄŸmen hayatını kaybeden masumları bir yana atıp, yanlızca istilacıların kayıplarının çetelesini tutan ilginç bünyeler bile var. Ve bir güzel de harita üzerinde göstermiÅŸler acıları, kırmızı renkle. Hayatını kaybeden asker sayısı arttıkça kırmızı noktanın çapı büyüyor. Yanı bize verdiÄŸi mesaj ancak bu kadar sayısal olabilir. Biz de “A aa adam ne güzel yapmış flashı” diye izliyoruz.

Belki de özümüz bu şekilde işliyor. Bizim duygu sandığımız şey karmaşık algoritmalara sahip, sayısal fonksiyonlar. Bir süre sonra, tüm duyguları sayısal elektrik verileri ile ruhumuza işlemeyi başardıklarında anlayacağız belki de sayılardan ibaret olduğumuzu.

SeviÅŸmek istediÄŸimizde voltajı ve titreÅŸimi arttıracağız. Hüzünlü bir film izleme isteÄŸimizin yerini de, gözlerimizin altına yapıştırdığımız, çabuk etkili, göz yaÅŸartıcı, etkisi garantili elektronik bantlar alacak…

(Bkz: Teknolojinin duygusal etkileri)
(Bkz: Metrekareye 6000 mermi)

Not: Moleschino.org‘da yayınlanmış bir yazıdır.

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.