Seksenler
Yaşım (ruhum değil) olgun denecek seviyeye daha yeni yeni ulaşmakta iken, nostalji yapabilecek kemale ermemişken garip bir gülümseme ile geçmişten bahsederim zaman zaman.
İçimde bir özlem oluÅŸur, sanki önümde doldurmak için can attığım bir geleceÄŸim yokmuÅŸcasına. Gerçi hangimiz eminiz ki yarın sabah esneyerek uyanabileceÄŸimizden… Ama bilim adamlarının yaptığı istatistiklere ve araÅŸtırmalara bakınca ortalama olarak ne kadar yaÅŸayabileceÄŸimiz konusunda bir fikre varıyoruz.
Buna raÄŸmen, yazı-tura için attığımız paranın dik gelme ÅŸansını sadece Kemal Sunal filmlerine bırakıyoruz. Sanki noterli bir anlaÅŸma yaptık yukarıdaki ile…
İtiraf etmeliyim ki, yazmaktan, okumaktan en çok hoÅŸlandığım konudur geçmiÅŸ. Anılar, geride kalmış alışkanlıklar, “Eskiden” ile baÅŸlayan cümleler… Zaman zaman kendi yazdıklarıma da geri dönerim. Dönüşüm hep “Bir Zamanlar” kategorisinden baÅŸlar.
Kendi yazdığım satırlar olmasına rağmen, bir sonraki cümlenin ne olduğunu adım gibi bilmeme rağmen, yarı duygusal, yarı sırıtık bir hal alırım. İsterseniz bahsettiğim tür yazılardan birkaç örnek vereyim;
- Hafta Sonu
- Kış Olimpiyatları
- Teenage mutant ninja turtles
- Evliya Çelebi
- LeÄŸende banyo yapmak
- Akşam yapılan kadın günleri
- 30 adet çivi çakılı dikdörtgen tahta
- He-Man
- Biriktirilen kırıntılardan yeni bir silgi yapmak
- Gazoz kapağından hızar yapmak
- Okuldan çıktıktan sonra Atlıkarınca için koşmak
Bakın, size örnekleri gösterebilmek için aranırken bile dayanamayıp okudum bazılarını gülümseyerek. Yani anlayacağınız çok hassasım bu konuda.
Bu hassas zevkimi doyurabildiÄŸim ve bu aÅŸkı bana ilk yaÅŸatan kadın, pardon site EkÅŸi Sözlük‘tür. İlk orada aldım bu tadı. Ortaya dökülenlerin benim de çocukluÄŸumdan eserler taşıması beni çok heyecanlandırmıştı. O sıralar bu kategoriye dahil baÅŸlıkları yakalayıp, kana kana okumak için çok uÄŸraÅŸ verdim.
Daha sonra blog dünyasının yükseliÅŸi ile birlikte, Anafikir.com’un tohumlarını ilk attığım zamanlarda, “Seksenler“e rastladım. Açıkcası EkÅŸi’den daha doyurucu bir ortamdı benim için. Hala da öyle. Nereden bulup çıkardığını bilmediÄŸim, benim için altın deÄŸerindeki fotograflarla, resimlerle, belgelerle gönlüme taht kurdu.
Takdire şayan bir emekle ortaya çıkardığı her konusunu ilgiyle takip ettim. Her resim ile her anlatı ile beni geçmişe, gülümseten anılara götürdü. Bazen de oradan aldığım ilhamlarla neşeli yazılar kaleme aldım. Kısacası sonuna kadar sömürdüm, ruhumu doyurmak amacıyla.
“Bir Zamanlar“dan ve özellikle 80lerden hoÅŸlanan arkadaÅŸların kesinlikle takip etmesi gereken bir site “Seksenler“. Bir de seksen dönemi çocuÄŸu iseniz inanın tadına doyum olmuyor.
30 March 2006 | İlgili Olduğu Konular »

Tansel GÜÇLÜ
Selim bey siz 80lerin çocuğu musunuz? Ben 83 doğumluyum ve 80leri çok da iyi hatırlamıyorum. Zihnim 88-89ları hatırlıyor. Ama esaslı olarak 90ların çocuğuyum dersem çok doğru bir tespit yapmış olurum. 80li yıllarda gençliğini yaşayan halama bakarım ve düşünürüm hep. 80ler sanki daha bir başkaymış diye :))
30 March 2006
seksenbir
selim bey; yoksa siz sex’n-beer’li misiniz?
30 March 2006
G
80′lere ait en güzel miras heavy metaldir. Vatkalı ceketler, iğrenç pop şarkıları, Boy George ve MTV’nin doğuşu. Aman aman.
30 March 2006
Selim Yörük
Tansel bey, ben 82liyim. Bu yüzden çocukluğumun çoğu 80li yıllarda geçti. 90lı yılların başında, ilk özel televizyonların yeni yeni açıldığı zamanlarda çocukluğumu resmen noktaladığımı düşünüyorum.
Seksenbir, yukarıda da dediğim gibi 82liyim. Sizin kullanmayı sevdiğiniz, benim nefret ettiğim şekli ile “Sex-and-key”.
Gerek yok efendim böyle şeylere, 82 gayet güzel. Türkçemizin kendisi güzel zaten.
30 March 2006
Fethi Sipahi Tan
Genç arkadaşlar,
Yetmişlerin başında doğmuş, 80′leri bire bir yaşamış, 80′ler testini ayıp olmasın diye 76 doğru ile tamamlamış büyüklerinize hürmette kusur etmeyin bakalım.
Hey gidinin Küçük Emrah’ı be, artık “kütük” oldu ama gönlümdeki yeri hep ayrı olacaktır. Selim bey, bir bos zamanımda size Güngören’de camı kırık bir öğrenci evinde birlikte kaldığım arkadasımla Küçük Emrah’a ilişkin senaryolarımızdan bahsederim bakarsınız.
Bir de şimdilerde Kit davası var, Maykıl Nayt hesabı, babam 1986 yılında kahverengi renkli bir Opel Ascona almıştı, şimdilerde artık hurda şeklinde yollarda görebilirsiniz, mahallemizde gelip geçen çocuklar “ufff, Kit gibi be” diyerek hayran kalıyorlardı. Tabii ben ve kardeşlerim birkaç sene kasılmıştık Kit gibi arabamız var diyerek. Tabii maddi imkanlar el vermediği için zamanla pederin araba sıradanlaştı ama öyle bir dönem de yaşadım.
Selamlar.
Fethi Sipahi Tan
30 March 2006
Selim Yörük
Birçoğumuz o kitt dönemini yaşadık. Bizim de Renault 12 Toros vardı. Onun da sadece jant kapatları kitt’ten apartmaydı. Ama güzeldi. Onunla bile hava atabilirdik. Kullanacak kadar uzun olmasa da bacaklarımız…
(bkz: Kara Şimşek)
31 March 2006
Fethi Sipahi Tan
Bizim Opel, koyukahve ve 1-2 yaşında olduğu için hakikaten gıcırdı. Toros demişken, yaşadığım şehirde birkaç ay öncesine kadar “Toros göğüslü” 1975 model bir Renault 12 kullanıyordum. Hurdaya atılırken alıp yaptırmıştım. Tamircide orta yaşlı bir adam gelip arabayı şöyle bir tavaf etmiş, “dürbün göğüs mü bu, hay maaşallah” diyerek söylenmişti.
Neyse, sizin siteyi gereksiz meşgul etmeyeyim, maziyi anmış oldum biraz, iyi de oldu.
01 April 2006
Selim Yörük
Fethi bey, rahatsızlık vermek ne demek. Yorumlar ile zenginleşir yazılar. Hatta yorum gelmeyen yazılar da benim nazarımda güdik kalmışlardır hep.
İlginiz için teşekkür ederim.
01 April 2006
Selim Yörük
İlgililerin dikkatine, 80lere duyulan özlemin temel taşlarından biri olan çizgi filmler konusunda tematik çalışan bir site varmış. Hem de Türkçe. Buradan buyrun.
24 April 2006
Rüştü Hacıoğlu
Seksenler bende devlete ve düzene güvenimi yitirdiğim, paradigmanın hakkaten iflasını gördüğüm yıllar etkisi bıraktı.
Şöyle ki:1986′ydı sanırım. Nokta dergisi işkence iddalarını yayınlamıştı. 15-16 yaşlarımızdayık. “Hade len deli ziya” diye tepki vermiştik önceleri. Çünkü bir insanın iddia edilenleri yapabileceğine ihtimal veremiyorduk. Bizce ortaçağda unutuldu sanılan işlerdi söylenenler. Kaldı ki Cumhuriyet Türkiye’sinin aydın ve medeni (ilkokul Türkçe kitaplarındaki çizgi resimlerinden tanıdığımız pırıl pırıl aydınlık Türkiye’nin nazik ve medeni askeri polisi vs) yetkililerine yakıştırılacak işler asla olamazlardı. İftiraydı tüm bunlar.
Ancak çok geçmeden darbelerin çirkin yüzünü görebilecek yaşa geldiğimizde, iletişim çağı da başlamış ve tüm pislik ortaya dökülmüştü. Deli Ziya’ya inanmamıştık o gün. O darbelerin ABD ve İSRAİL’in ahtapot kolları olduğunu anladık, bizi emmeye başlayınca.
Şunu da öğrendim ki, bğyğmek, efendiler için semirtilip, kemirilmeye ya da kanı emilmeye hazır hale gelme işiymiş.
Benim anım da buydu arkadaşlar.
06 May 2006
Yeşilsaç
Düşündükçe çıldırdım ama adını birlü bulamadıım. Bir oyuncak vardı. Yeşil saçlı, küçük anahtarlık gibi bir bebek. Saçlarını okşayıp, dilek tutunca gerçek olur, uğur getirir diye kandırıyorlardı. Onun adını hatırlayan var mı?
26 July 2006
Berrin Kılıç
Bayanım ama o zaman hep sokaklarda top oynuyordum hala da.
11 October 2006
selçuk
ne mutlu sana. oynamayı becerebildikten sonra zaman ve yaşını negatif seleksiyona sokma….
09 September 2008