Seksenlerde çocuk olmak
Bir çekingenlik olur üzerinde çocukların, anlayamadığı. Bilmezler “12 eylül” nedir, bilmezler “Tekrar darbe olur mu?” endiÅŸesini. Fakat anlaşılamayan bir tedirginlik onların da üzerlerine sinmiÅŸtir. Hele olur olmaz yerde patlak veren, taÅŸlı sopalı saldırılar, “Sen solcuya/saÄŸcıya benziyorsun” deyip, olmadık suçsuz adamları dövmek… Belki de içimizde bir çogumuzun babası bu ÅŸekilde suçsuz yere dayak yedi, agzı burnu dağıldı, günlerce hastanelerde yattı.
Çocuklara bekli de oyun oynayabilinecek mekan bile bırakılmamıştır o yıllarda. Kimse aÄŸzına almak istemese de, o yıllar sıkıntılı, çetrefilli, kinli “iç savaÅŸ” yılları idi. Kim aramıza nifak tohumları serpmiÅŸse, kim kardeÅŸi kardeÅŸine düşürmüşse, baÅŸarıya ulaÅŸmışlar, hain emelleriyle.
Çocuk hiçbir zaman bu büyük ve derin gerçeklerin farkında olmamıştır. Sıkıntısı sadece bir parça huzur ortamı bulup, beÅŸ taÅŸ belki de biraz daha ileri gidip[!] çelik çomak oynamaktır. ArkadaÅŸlarla birleÅŸip, belki de bi aralık top bile oynayabilirlerdi, kaç zamandır darbe görmemiÅŸ patlak topları ile. İçlerinden bazıları “Ulan taÅŸa bile vurup, doksana atabilirim ÅŸindi, yeter ki bi aralık bulalım oynıcak” duygusu ile iç geçirirlerdi.
Fakat olan neydi; DeÄŸil farklı ailelerin çocukları yolda beraber oyun oynayacaklar, aynı ailenin kardeÅŸleri bile o tehlikeli sayılan sokaklara salınmıyorlardı. Oyunları evlerimize taşır olduk. Mandal futbol turnuvası ya da mandal basket turnuvası gibi oyunlar ürettik kendimize, tek kiÅŸilik. Kendimizle konuÅŸur olmuÅŸ, çeÅŸitli ev eÅŸyalarını canlandırıp, bizimle konuÅŸan, bizle ilgilenen adam, arkadaÅŸ, kız ve benzeri kiÅŸilikler yaratmıştık kendi çapımızda. Mutlu muyduk? Belki de… Ama hala hangimiz biliyor ki mutluluÄŸu tam olarak, hangimiz tanımlayabiliyor etraflıca, hangimiz “İşte bu tam bir mutluluk örnegidir” diyebiliyor. Belki de hala delicesine mutlu olmamışızdır, belki de bizi çılgına çevirecek kadar sevdalanamamışızdır… Ama hangimizin kendine guveni oldu ki bu 80′li yıllarda, hangimizin rahatça dolaÅŸabileceÄŸi kız/erkek arkadaşı oldu ki, parklarda, bahçelerde sessizce seviÅŸebilecegimiz… Hangimiz gerçekten bir çocuk oldu ki…

Hakan Anameriç
Mutlaka hatırlıyorsunuzdur ama ben sakızın adını hatırlayamıyorum. Hatırlayan var ise lütfen bildirsin.
Sözü edilen sakızların içerisinden 1982 dünya kupasının yıldız futbolcularının resimleri çıkardı. Onlardan takımların serilerini yapmaya çalışırdık.
Hatta bunlar ile ilginç bir oyun geliştirmiştik. Toprağa bir çember çizilir ve 2 eşit parçaya bölünür. Çemberden 5-6 m uzağa da bir çizgi çizilir. Çizgiye göre altta kalan bölüm 1′lik yukarıda kalan bölüm 2′lik olur (1 kağıt ve 2 kağıt)
Oyuna katılanlar bu çizgiye en yakın olmak için “kayalarını” atarlar. En arka kalan ebe kalır. En yakın atan ilk atma hakkını kazanır.
Eğer kaya 1′lik bölüme gelirse ebe atana 1 tane, 2′lik bölüme gelirse 2 tane resimli kağıt verir, atanlardan biri çemberi tutturamazsa ebeye 1 tane verir.
Oyun böyle devam eder ve sonunda mutlaka kavga çıkar. 80′lerde çocuk olanlara selamlar.
09 AÄŸustos 2006