Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Hep bir yerlere, bir ÅŸeylere yetiÅŸme telaşındasınız deÄŸil mi? Hiç vaktiniz yok. “Fast live”, “Fast food”, “Fast music”, “Fast love”… Dikte ettirilen “yükselen deÄŸerler”, “in” ler, “out” lar…
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir
pencere ardında bitecek hepsi …
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum! Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
“Copy-paste” yapabilir misiniz dalgaların sahille buluÅŸmasını? İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaÅŸlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuÅŸlara basmak gerekir? Ya da “Geri dönüşüm kutusu”nda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını. Islak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında? Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
“Bilgi toplumu” oldunuz da, “duygu toplumu” olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?
Yazan: Ahmet HatipoÄŸlu
23 May 2006 | İlgili Olduğu Konular »

sibel
Zaman degistikce, kavramlarin da bir sekilde tanimlanmasi ve uygunlanmasi da degisiyor. Yeni araclar ekleniyor olusturulan sahte dunyalara, bilgisayarda bunlardan biri, tv, cep telefonu, vs. Eger bu donusume uygumassaniz her zaman eski de yasarsiniz gibi oluveriyor.
Evet hicbir zaman icin, guzel bir yaz gunu aksam ustu, yeni yikanmis parke tasli kaldirimlarin sahile uzandigi yollardaki yasemin kokularni duyamazsiniz klavyelerden, ya da yakamozlari goremezsiniz ayaklarinizi suya degdirdiginizde isildamaz monitor, ya da sabahin o ilk safak sokmeden onceki alacakaranliginda kuslarin uyanirken neseli gune merhaba dediklerini isitemezsiniz… Bunlari da ancak yasamissaniz zaten bilip ozleyebilir hayal edebilirsiniz.
Bundan 20 yil oncesindeki bilgisayar kullanimina bakin, simdi kine bakin, hele simdi yeni yetmelerin onlarla dogdugunu gorun. O zaman bu yeni nesilin her kavramdaki anlayisi tamamen degisik olacak, bizlerse biraz gecmisi bildigimiz selyerin biraz biraz bizlerden uzaklastigini gorecegiz ve yeniye tepki verecegiz, ayni anneannelerimizin ilk televizyonlari gordugunde insan var diye icine bakmalari gibi :))
yeni degisim kacinilmaz, sadece uyabilmek gerek… Yine de denizin dalga sesini duyup, martilara seslenmek guzel olurdu…
namaste
24 May 2006
Ozan Akgül
Evet. Dudakların yerini parmaklar aldı. TÜM DUYGULARIMIZI sanal ortamlarda paylaşmaya başladık. Sanal artık bizim içiin gerçek hayata dönüştü.
Tamam yeniliklere açık olmamız gerekir. Onların nihmetlerinden yararlanmamız gerekir. Ama duygularımızı ve duygularımızın getirilerini sanal ortamlar değil gerçek hayatta yaşalayım.
İnsanlar artık eskisi gibi yüz yüze gelince duygularını ve düşüncelerini dile getiremiyor. İnsan ilişkileri gerçek hayatta kopmak üzere. Artık internette aşık oluyoruz. Orada duygularımızı paylaşıyoruz… Yani sadece kendimizi kandırıyoruz…
Zaten kopmakta olan insan ilişkileri önümüzdeki yıllarda daha vahim duruma gelecek.DUygularımızı düşüncelerimizi gerçek hayattan mahrum edeceğiz.
Hiçbir araç insan duygularını dile getirecek yeteneğe sahip değil.Hiç bir tuş ne gözlerin nede yüzün ne de dudakların yerini alamaz…
24 May 2006
erolozupek
Aslında doğru söylüyorsun Ahmet arkadaşım ama bence yazdıklarınla yaptıkların aynımı zamanının ne kadarını bilgisayar başında geçiriyorsun eminim benden fazladır.
Şu durumda insan nasıl doğadan yararlanıyorsa tabiki teknolojiden de yararlanacak. Sadece zamanı iyi kullanmak gerekiyor. Zaten yararlanmaman imkansız çünkü bugün teknolojinin gitmedeği yer bulmak zor. Ama önemli olan iyi kullanmak yoksa klavyeyi öpmesenden;öpeceğin kişiyi bile zaman zaman chat odalarından bulmuyor musun? Neden? Çünkü zaman bunu gerektiriyor.
Binlerce insan internet sayesinde evleniyor. Neymiş demek ki klavyeyi öpmesen bile öpeceğin insanı klavyeden bulabilirmişsin. Ondan sonrası da zaten sana bağlı. İster klavyeyi öp ister romantizmi yaşa…
27 May 2006
dogukan
Haklısınız bu yazıyı okuduktan sonra kendı kendıme dedımkı bu beton blokların arasında kaybolum gıtmısım daha doğrusu kalbımde betonlasmıs.hemen kendımı doğaya vurdum gercekten yazılanlar doğruymus bıslerde makınalasmıs kalblerımızle yasamaya mecbur bırakılmısızda haberımız yokmus.
30 May 2006
Fehmi Cumhur
Savundukarını ben de destekliyorum. İnsanların bütün gününü bilgisayar başında geçirmesi onu dünyadan koparır. Onu yalnızlığa sürükler.
Bilgisayardan gerektiği kadar yararlanmak en güzelidir. Dediğin gibi tamamıyla bilgisayara gömülmek hayatı robotlaştırır. Duyguları köreltir.
Ben de ilk bilgisayar aldığımda öyleydim ama bir zamandan sonra doğru olanı anladım ve gerektiği kadar kullanıyorum.
31 July 2006