Siyasi düşünceyi alt üst eden sorular
- Acaba Recep Tayyip Erdoğan Diyarbakır’da okuduğu şiiri bugünleri görerek mi okumuştur? Yoksa o şiiri okuduğu için mi bugünleri görmüştür?
- AKP seçim öncesindeki söylemlerini Türk İslam sentezi motifleriyle süslerken neden seçim sonrası ilk icraat olarak Avrupa Birliği’ne yöneldi? Seçim öncesinde AB ile ilgili söylemlere ne kadar yer verilmişti?
- “İmam Hatip Lisesi mezunu Başbakan olamaz, Cumhurbaşkanı olmamalıdır” diyenler; Türkiye’deki Amerikan, İngiliz, Alman ve Fransız okullarından mezun olanların bürokrasinin en yüksek yerlerinde görev almalarına niçin sessiz kalmaktadırlar?
- Türkiye’de neden Amerikan etkisinden söz edilir de, Alman, Rus, Fransız ve özellikle de İngiliz etkisinden söz edilmez? Ya da yok mudur?
- Amerika’nın küreselleşme adıyla yürüttüğü dünyayı sömürme girişimlerine karşı İngilizlerin mevcut sömürü düzenlerini koruma politikalarından dünya nasıl etkilenir?
- Genellikle dünyada ezilmiş, yoksul kesimler sosyal demokrat kimliği, zengin ve kültürlü kesimler de liberal kimliği benimserlerken neden Türkiye’de tam tersi olmakta ve sosyal demokrat burjuvazi örneği sergilenmektedir? Niçin Çankaya’da her seçimi sosyal demokrat partiler kazanmaktadır?
- Herkes terörist başının asılacağını beklerken niçin içinde MHP’nin de bulunduğu hükümet tarafından infaz askıya alınmıştır? O zaman asılsa teröre karşı kararlılığı göstermez miydi ve şimdi asılsa kargaşaya neden olmaz mı?
- 1990′lı yıllarda sıcak ilişkiler başlatılan Türk Cumhuriyetleri ile bu ilişkilerin soğutulması neden MHP’nin de içinde bulunduğu koalisyon hükümeti döneminde gerçekleşti?
- Neden Türkiye’de ücretlilere en az zam verme rekoru DSP gibi sosyal demokrat bir partiye aittir? Ve neden en yüksek ücret artışları ANAP gibi liberalist bir parti ile Refahyol hükümeti tarafından yapılmıştır?
- Cumhuriyet tarihi boyunca İsrail ile yapılan ve kimsenin imzalamadığı en önemli askeri anlaşmaları niçin Yahudi aleyhtarı olan RP imzalamıştır?
- Ulusalcılar, Türkiye’nin Amerika ve Avrupa’ya karşı tam bağımsızlığını müdaafa etmek için Doğuda yeni ittifaklar ararken ve IMF‘yi mutlak kovulması gereken sömürü virüsü olarak tanımlarken, niçin D8‘i kuran ve IMF’i kovmaya çalışan Refahyol’a karşı 28 Şubat‘ın içinde yer almışlardır?
- Amerikan yanlısı olmakla ve ülkeyi Amerika’ya daha çok bağımlı hale getirmekle suçlanan Turgut Özal niçin Amerikan karşıtı olarak bilinen solcu örgütler tarafından suikaste maruz kalmadı?
- 1984′lü yıllarda PKK‘nın eylemlerine başlamasıyla birlikte Asala da kayboldu. Niçin? Ya da şimdi nerede? Peki Asala’yı ve Ermenistan’ı destekleyen Fransa PKK’dan desteğini niçin çekti?
- 12 Eylül ihtilali olmasaydı Yunanistan NATO üyesi olabilir miydi? Yunanistan’da devrim yapan cuntacı albayların Kıbrıs Barış Harekatı‘ndan sonra akibeti ne oldu?
- İsmet İnönü’nün CHP‘nin başında olduğu dönemlerde soğuk olan ABD Türkiye ilişkileri 1970’li yıllarda Bülent Ecevit‘in CHP’nin başına geçmesiyle neden gelişmiştir? 1923′ten 1950′li yıllara kadar ülkenin içinde bulunduğu haraplık ve yoksulluklara rağmen en büyük sanayi yatırımları yapılabilmiş iken bugün hala sanayileşmenin tamamlanamamış olması tesadüf müdür?
- Atatürk‘ü, her Müslüman Türk’ün herkesten daha çok sevmesi gerekirken nasıl oldu da bu sevgi azaldı? Toplumun tüm kesimlerine ve özellikle de dini yönden daha hassas olanlara Atatürk neden gerektiği gibi tanıtılmadı? Neden ve kimler tarafından din düşmanı gibi gösterildi? Ve Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı‘ndaki muzaffer ordusu olan bu millet bugün niçin bu mücadele gücünü kaybetmiştir?
Yazan: Safa Asya

Gökhan DAĞ
Öncelikle gerçekten ilginç sorularla karşı karşıya olduğumuzu belirtmek lazım. Sorulara kendimce cevap verirsem eğer şunları söyleyebilirim.
CEVAPLAR
Soruları kendimce yanıtlamaya çalıştım. Doğruluğu hakkında da kesin bir iddam bulunmamaktadır.
Saygılarımla.
13 Aralık 2006
Bedia Budun
AKP seçime Yaşar Yakış tarafından AB’ci bir demokrat kimlikle pazarlanarak girmişti.
Yaşar Yakış da AKP’nin ilk Dış İşleri Bakanı olmuştu. Hafızam beni yanılmıyorsa. Diğer tenakuzların kökünü uluslar arası sermaye oligarşisinin siyaset sponsorluğunda aramalı biraz da.
Atın önüne et, itin önüne ot koymak adeti; doğasını kısırlaştırmaktır her gücün, bu kedi köpek kısırlaştıran belediyeler gibi globalleşmiş sermaye güçleri tarafından organize müteşebbis sosyal zekalara karşı yapılan uygulama belki.
Sorulan kötü değil, yönlendirme içerse de. Şiir okuyan sesi duyan kulak anten olduğundan bence gün gördü okuyucu, bu da benim yorumum.
‘Kendini bilen, rabbini bilir’ sözü yönünde, biz rab-terbiyeci’yi bilirsek, kendimizi biliriz yolundan gidiyoruz sanırım ülkecek; kendine yabancılaşan kişiliklerin ülkesi de kendine yabancılaşmış ve tanrılarını bilerek kendini sağlamaya almaya yönelmiş görünüyor.
Oysa tanrılar da antenli varlıklar olup, okunan şiirleri iyi dinler o sanat sever kulaklarıyla. Eski şair öldü, yaşasın yeni şiir okuyucusu.
14 Aralık 2006
Baba Horoz
Sn.Safa Asya’yı kutluyorum. Çok güzel sorularla bizleri düşündürmeye çalışmış.
Sn. Bedia Budun’un söylediği gibi “yönlendirmeye çalışmış” sözüne katılmıyorum. Çünkü Sn. Gökhan DAĞ yönlenmemiş kendi cevaplarını rahatça vermiş.
Burada önemli olan Sn. Safa gibi soru sorabilmeyi başarabilen bireylerin Türk toplumunda çoğalabilmesidir. Soru sormayı bilmeyen yön bulamaz, yönlendirilir.
Kimler tarafından? Ortalığı boş bulup istediği gibi takla atan milletvekilleri tarafından.
Kendisine sadece oy verip gelecek seçime kadar her şeye razı bir toplum durumundan çıkıp, neden nasıl niçinleri sorabilen toplumlar geleceklerine hakim olur, yönlenmezler, kendini yönetenlerden bu sorularla icraat ister ve hesap sorar. Onlar da bu gerçekleri bildiklerinden adam gibi icraat yapmak zorunda kalırlar.
Soru sormasını bilmeyen, sorgulayıp araştırmayan toplumlar geleceklerine hakim olamazlar.
Her soruyu cevaplamak yerine ben şöyle bir özet vereyim:
1. Kurtuluş savaşında boğuştuğumuz ve hadlerini bildirdiğimiz 7 düvel hala üzerimizdeki emellerinden vazgeçmemişler; yıllardır, siyasi, kültürel, aile ve toplum yaşantısı üzerinde medya uzantıları ile üzerimizde yaptıkları tahribatlar, askeri ambargolar, ülkede yetişen beyinleri ayıklayıp kendi ülkelerine toplamalar, Alevi Sunni, Türk-Kürt, Laik-Antilaik vs.vs. gibi sinsice çalışmalar ile Türk Toplumunu manyak etmişler, kavram karmaşası yaratarak güvensizlik aşılamışlar ve Kurtuluş savaşında indiremedikleri darbeyi indirecekleri kendi bildikleri zamana bizi hazırlamaktadırlar.
Bu amaç için bu ülke içindeki hain medya ve siyasilerle (dürüstleri tenzih ederim) ve diğer alanlardaki uzantıları ile, sabırla bizi kıvama getirmektedirler.
İçimizdeki İrlandalılardan birisi “Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar zengindir” demiştir. Kendiside Kanal D’de Anchormen’lik yapmaktadır.
2. Bu ülke için kimlerin çalıştığını kendimce bir anlama yöntemi buldum; asılanlara ve öldürülenlere bakıyorum sadece. Çünkü hainlik yapanları öldürmüyorlar, asmıyorlar. Efendileri öyle istiyorlar onlarda yapıyorlar. Nasıl mı:
Atatürk 57 yaşında ölüyor. Dava arkadaşlarından bu kadar genç ölen yok. Beni Türk Doktorlarına emanet edin diyen aziz insan öldüğü zaman başucunda bir yabancı doktor var (Ülkemde yaşayan dürüst yabancı kökenli vatandaşlarımı rencide etmemek için kökenini bahsetmiyorum).
2. Dönemi yaşamadım, ama okuduğum kadarıyla bu ülkede insanca yaşama altyapısının gerekleri olan hizmetleri süratle getirmeye çalışan, dönemin sert siyasi çalkantılarına rağmen hızlı adımlar atabilen Adnan Menderes bir şekilde asılıyor.
Bu tarz teşebbüsler taaa Turgut Özal zamanına kadar askıya aldırılıyor. Yeter ki Türkiye gelişemesin.
3. Turgut Özal ülkemizde büyük bir gelişmeye imza atıyor, Türkiye’yi bölge lideri yaparak, Türki Cumhuriyetlerle büyük diyaloglara giriyor. Otoyollar, köprüler, barajlar, turizm hamleleri, bilişim, haberleşme vs.tüm alanlarda müthiş bir hamle oluşturuyor. IMF’i ülkeye sokulmuyor. Dünya Bankası’nın daha düşük faizli uzun vadeli kredileri ile yatırım hamlelerine destek alınıyor. Musula Kerkük’e girme planları yapıyor. Afgan doğalgazı ve Hazar petrolleri üzerine planlar yapmaya başlıyor. GAP’ı bitirmek üzereyken, PKK’yı bitirecek hamleleri ekonomik olarak hızlandırmaya başlamışken öldürülüyor.
C.Bşk.nının köşkünde ambulans yok, doktor yok, kimin izin verdiği nereye gittiği belli değil, otopsisine giren doktorla konuştum, “ölümü kesinlikle şüpleli” diyor.
Kısa bir süre içerisinde, PKK’yı altı ay içinde bitireceğiğe ant içen, TV kameraları önünde “Açı programında” Altı ay sonra PKK’yı konuşmayacağız, bitireceğim” diyen Özal’ın Jandarma Komutanı Eşref Bitlis’in uçağı düşürülüyor, Uçak Alfa 2000 özel imalat, -55 dereceye dayanıklı, sebep açıklanıyor :Buzlanma. Ankara’da çok normal bir kış gününde söyleniyor bu.
Özal’ın bakanı Adnan Kahveci işaret levhaları oynanarak, otoyolda ters yöne sokuluyor, Mercedes’le kafa kafaya çarpışıyor. Sarhoş değil, ailesi arabada, eğitimli bir insan, tesadüfe bak.
PKK’nın belası olan JİTEM’in kurucusu Cem Ersever Binbaşı kafasından kurşunlanıyor, aşk süsü veriliyor, Suriyeli bir ajanla aşk yaşıyormuş.
Bu insanlara yakıştırılan şeyler olsa da ülke için çabalamışlar ve bir şeyleri alışılmadık şekilde yapmaya çalışmışlar, kabuğu kırmışlar, öteye geçmişler. Şimdiye kadar kabuğu bilerek kırmayanlar ise hasta olsalar bile yaşatılmışlar ve başımıza bela edilmişlerdir.
Bizlerde bunlara layık bir toplumuz ki Allah da bizi Sarışınlarla, Mesut Mesut, büyük bir şekilde cezalandırmaktadır.
Ölenler gibi ülkeyi ayağa kaldırmak yerine verilen görev gereği Türkiye’yi yıllarca dizüstü süründürenlere yazıklar olsun diyorum.
Bu arada; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anmadan geçemeyeceğim. Bu gençler ülkenin sorunlarının kökenini o zamanlar doğru bir şekilde teşhis etmişler. Ancak tedavi için yanlış doktoru çağırmışlardır.
Nitekim Komünizm dünyadaki kurucusu ve en büyük savunucusu olan SSCB tarafından çöpe atılmıştır. Ancak ülkeyi yönetenler bu gençler üzerinde öyle ağır tahribatlar yapmışlardır ki bu gençlerin çözümü demokrasi içinde arayacak halleri kalmamıştır.
Dikkat edin bu asılan gençlerde ülkedeki duruma dikkat çekmişlerdir. Yani halkı uyandırmak istemişlerdir. Kimler tarafından halkın uyumasını isteyenler tarafından.
Atatürk gibi bir dünya lideri dururken Türk çocuğunu ithal lider arama yoluna sokan dejenerasyona sebep olanları tarih affetmeyecektir. Daha dün aynı bahçede kardeşçe oyun oynayan bu ülkenin sağcı-solcu diye bölen ve ellerine silah tutuşturan güçler şimdi aynı oyunu, Türk-Kürt kavramı üzerinden yapmaktadırlar. Bu oyunu ikizleştirerek Laik-Antilaik ile de dini yönden vurmuşlar Alevi-Sunni meselesini ise yedek olarak söndürmeden ama kül içinde tutmaktadırlar.
Zengini her gün zengin yapan, yoksulu hergün yoksullaştıran, devleti Meclise soktuğu siyasilerle hortumlayan sistem bitmediği sürece dış güçlerin bu oyununu kırmak imkansız olacaktır.
Bu ülkenin çocuklarına Atatürk’ün gerçek kimliği dürüst tarihçiler tarafından öğretilmeli ve onun istediği gerçek demokrasi ve Cumhuriyet egemen hale getirilmelidir.
“Ekonomik konuda bağımsızlığı olmayan bir ülkenin hiçbir konuda bağımsızlığından söz edilemez” diyen büyük liderin çocuklarına, ülkeyi dış güçlere teslim eden siyasiler tarafından, demokrasi adı altında “Elm Sokağında Kabus” filmi bizzat oynatılarak yaşatılmaktadır.
Dış yönetmenlerin “Motor” sesinden sonra içerideki kameremanların özenle çektiği bu korku filmi birgün gerçek yönetmen ortaya çıktığı zaman “Stop” sesi ile kesilecek ve Türk toplumu kendine gelecektir.
Sn. Safa’yı bu yerinde soruları nedeniyle kutluyorum. Yüce Atatürk’ün gösterdiği “Muasır medeniyetler seviyesine” Müslüman ve Türk kimliğinden utanmadan ulaşmayı başarabilecek bir Türkiye olamadıktan sonra bize hayat hakkı tanımayacaklardır.
Meziyet Avrupalı olmak değil, insan olabilmek ve insanca yaşamanın gereklerini yerine getirmek gerekir. Bunun içinde gerçek bir Türk ve onurlu, bilgili, çağdaş bir müslüman olmayı başarabilmek yeterlidir. Bunun en güzel örneği de Peygamberimiz (SAV.) ve Atatürk’ün sergilemiş oldukları farklı zamanlardaki insanca ve çağına göre yaşama ve davranış şekilleridir.
Bunu başarmak hiç de zor değildir, gerekli olan ise toplumsal barıştır,millet olabilmek, başkasının inanç ve görüşlerine ülke için aynı hedefe varmak koşulu ile saygı duymak ve beraber yürüyebilmektir. Türk milleti bunu içindeki farklı kökenli kendini Türk hisseden vatandaşları ile belli bir tarihe kadar başarabildi. Şimdi neden başaramadığımız sorusunun cevabını bulmamız istenmemektedir.
Bulmak için ve hasarı onarabilmek için en büyük görev medyaya, siyasilere ve Eğitim camiasına düşmektedir. Çünkü bu yaranın vücudumuzda açılmasına aracı olanlar onlardır.
Herkesi saygıyla selamlıyorum.
15 Aralık 2006
Mediha Güleç
Gökhan Dağ cevabına cevap vermek usulde yok, gerçi ama sanki bana arada bu konuda bilgim yok cevapları ile diğer konularda bilgisi olduğunu kabul etmemizi bekliyor okur yazar bireyler olarak bizden. Sanmıyorum ki var, verilen cevaplardan.
Demokrat parti öncesi seçim yoktu, kabul vardı. Seçenek yoktu, var mı itirazı olan deniyordu buyurgan bir ses ile.
Ne zaman ki millete sormaya başladık, millet bok etti işi. Demokrasi ne kötü bir yönetim biçimi demek gibi bişi oluyor söylemin arkası irdelenince.
Niyet okumakta da mahir gördüm cevaplayanı, adam soruları bir anket olarak hazırlayıp sormadı ki, düşün taşın diye sordu yazısını yazarken. Sınav sorusu cevaplar gibi almış teker teker cevaplamış.
Yazarın cevap anahtarına göre bu Dağ’ın aldığı notu yazması umulur üstüne. Çok ilginç buldum ben bu yorumcuyu da yazmak istedim, vaka gibi andolsun ki.
15 Aralık 2006
Osman Kara
Gerçekten çok güzel sorular ve herkesin üzerinde düşünmesi gerekiyor. Yazarı tebrik ederim.
Ayrıca Baba Horoz’un açıklamaları da yazarın sorularını açıklayıcı nitelikte.
Safa Asya’nın Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yazısını da çok beğenmiştim. Yeni yazısını bekliyorum. Sitedeki herkese ciddi bir düşünce ekseninin oluşturulmasındaki katkılarından dolayı teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.
Ülkesini seven bu siteyi ziyaret etmeli.
16 Aralık 2006
Gökhan DAĞ
Sayın Mediha Güleç, polemik yaratmak istemiyorum ama demagoji yapıyorsunuz. Ayrıca hiçbir şeyi kabul etmenizi beklemiyorum.
Ben soruları cevaplamayı tercih ettim. Siz de yazı hakkında yorum yapmayıp, yorum yapanları eleştirmeyi. Sorulan sorular nasıl ki bir fikir uyandırabiliyorsa, verilen cevaplar da uyandırmalıdır.
Laf cambazlığı yaparak verilen cevapların arka plana itilmesini sağlamak niyedir hiç anlamam. Ben cevaplarımı kendimce verdim. Doğruluğu hakkında bir iddia da bulunmamam. Bir şeyler bildiğimi size kanıtlamaya çalışmamam demektir.
Size de cevap verdiğim için beni mazur görün. Not falan vermeye kalkışmayın. Kendinize iyi bakın.
16 Aralık 2006
Savaşçı
Arkadaşların yorumlarına katılmamak içten değil ama lütfen kırıcı olmayalım. Çünkü bizlerin birbirimize düşmemiz hiçbirimizin faydası olmaz. Sadece bizleri bu hale getirmeye çalışanların ekmeğine yağ sürmüş oluruz.
Herkese saygılar. Daha verimli çalışmalar dileğiyle. Çünkü bizlere de bu yakışır.
18 Şubat 2007
Altay Ünal
Sorular ve tespitler gerçekten ilginç ;
Naçizane cevaplarım :
1- Tayyip Erdoğan’ın o şiiri kasıtlı olarak okuduğunu sanmıyorum. Herkesin her yerde okuyabileceği bir şiir.
2- Seçim öncesi AB ile ilgili herhangi bir söylem bulunmamakta idi. Ancak iktidar olduktan sonra malum çevreler karşısında ellerini güçlü kılmak için AB yandaşı oldular.
Ben Tayyip ERDOĞAN dahil hiçbir AKP’linini AB’ye sıcak baktığını sanmıyorum. Sadece oyunun kuralı bu.
3- Tespit yerinde, İmam Hatip mezunu insan da bu ülkede Robert Koıleji’ni bitirmiş bir insan kadar haklara sahip olması gerekir. Belirttiğiniz kişilere sesini çıkarmayanlar statükocu, tuzu kuru bir avuç mutlu azınlık zaten.
4- Bu tespite katılamayacağım. Belirttiğiniz ülkeler, Amerika kadar emperyalist politika izlemiyolar.
5- Filler tepişir, çimenler ezilir.
6- Belirttiğiniz sosyal demokrat burjuvazi Atatürk’ün ölümünden sonra yıllarca ülkeyi tek parti, tek adam iktidarı ile yöneten CHP’nin mirasıdır.
Halktan kopuk Sosyal Demokrasi yapılırsa sonucu bu olur. Çankaya konusunu ben de anlayabilmiş değilim.
7- O günkü koalisyon hükümetinini acizliğini Enis ÖKSÜZ’ün son günlerde Yeniçağ gazetesinde yayınlanan beyanlarını okursanız aydınlanırsınız.
Allah aşkınıza o zaman Ankara’da hükümet var mıydı. O zamanki T.C. Başbakanı Ecevit, bir gün (ölsem unutmam) kendisine uzatılan mikrofona şöyle dedi; “Bana bir şey sormayın. Ankara tozduman“
8- Cevapı 7.nin içinde.
9- O zamanki enflasyon koşulları ile koalisyon zamanındaki enflasyon koşullarını gözönüne almak lazım böyle bir soru sorarken. Ancak Mesut YILMAZ’ın Kamu işçisine 92-93 yıllarında o astronomik zammı niçin verdiği malum.
Memur bugün acından ölmüyorsa Erbakan’ın memura verdiği %50′lik zam sayesindedir.
10- Meşruiyet kazanmak için bir yerlere sırtını dayamak için. Onlar da biliyor Yahudi lobisini karşısına alırsa başına neler geleceğini.
11- 28 Şubat oluşumunun içinde yer alan bütün unsurlar bugün günah çıkarmaktadırlar.
12- Bu tespitten yola çıkarsak bütün başbakanların sol örgütler tarafından suikaste uğraması gerekirdi.
13- Şahsi kanaatim Ermeniler terör yoluyla bir sonuca ulaşamadıklarını anlayıp Diaspora kanalı ile siyasi olarak müzadelerinini sürdürme kararı aldılar. İstense 24 saat için de ASALA tekrar diriltilir. Fransa’nın ise PKK’dan desteğini çektiği kesin değil.
14- Yaş itibarı ile bu konuda yorum yapamayacağım. Hatırlamıyorum o dönemi pek fazla.
15- 1950 yılına kadar büyük sanayi hamleleri yapılmış iken, 1950′den sonra iktidara gelen rantçı sağ iktidarlar sanayileşme yerine boçlanma yoluna gitmişler, ülkeyi dışa bağımlı hale getirmişlerdir.
Demirel bile hala köylere elektrik getirdim teranesi ile avunup duruyor.
16- Atatürk’ün ölümünden sonra ülkeyi yöneten CHP Atatürk’ü inanan müslüman insanların karşısında bir kılıç gibi kullandı. Oysa ki bu vatan için can veren o insanlardı. Gazeteci Ali Kemal’in oğlu bile Dışişleri Bakanlığı’nda müşteşar yapıldı.
Amayinde Ata’yı en çok seven kesim yine bakmayın yazılıp çizildiğine aynı kesim.
05 Nisan 2007