Sokaktaki tehlike
İstanbul günden güne yaşanmaz bir şehir haline geliyor. Çok fazla giderilmesi gereken konular var ama bunlar arasında en önemlileri sokak çocukları ve bu çocukların birer suç makinelerine dönüşmesi.
Tabii yalnız bu İstanbul’un sorunu değil, tüm Türkiye’nin de sorunu. Fakat İstanbul’da, süratle artan bir suç grafiği var. Bu grafiğin artmasına sebep olanlar arasında sokak çocuklarının katılmış olduğu yaralama, hırsızlık, tecavüz ve öldürme gibi olaylar bulunmaktadır.
Bu durum yıllardır dermanı bulunamamış bir hastalıktır gibidir. Hiçbir şekilde devletin özenle üzerinde durmadığı bir konudur. Tabii ki çok basit bir olay değil ama somut adımları atmadığımız takdirde gazetelerden, televizyonlardan bu tür haberleri çok göreceğiz.
Tabii, bu durumun köküne inersek sorun aile. Umursamazca bir hayvan gibi -hayvanları bile evlerde gözümüz gibi bakıyoruz- başı boş bir şekilde sokağa atıyorlar. Bunun sonucunda nefret dolu, sevgi duygusunu tatmamış, hayatta hep itilmiş bu insanlar, sokaklarda da dışlanmışlığı hissettiklerinde, içlerinde derin bir kin duygusu doğup, bir sigara için bile adam öldürmeye başlıyorlar. Sadece bir sigara…
Bir arkadaş ortamında şöyle bir konuşmaya tanık oldum; 15-16 yaşlarında bir gencin Taksim-Beyoğlu civarlarında gezerken -özellikle havanın kararmaya başladığı zamanlarda- sigara içmediği halde yanında bir-iki tane taşıdığını duydum. Sebebi ise arkadaşının önünü bir gün tiner çeken bir çocuk çeviriyor, sigara istiyor. Genç kullanmadığı söylüyor ve bıçakla yüz yüze geliyor. Ne kadar acı değil mi?
Hayatımız bir pamuk ipliğine bağlı. Bu somut olayları bildiğimiz halde çözüm yok!
Devlet, ”biz onlara sığınacak yer veriyoruz fakat kaçıyorlar“ diyor. Oralarda tutmanın çözümünü üreteceksin. İnsan hayatı bir sigara uğruna bitecek kadar basit değil!
Bu konuda çalışan birçok gönüllü kuruluş mevcut. Devlet bırakın maddi desteği, manevi desteği bile zor veriyor, bunu bu işi yapan gönüllüler söylüyor.
Biraz rakamlara bakalım. Türkiye’de risk altındaki çocukların özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
• 9 milyon 300 bin çocuk yoksulluk içinde yaşıyor.
• Korunmaya muhtaç çocuk sayısı 700 bin.
• 7-18 yaş arasında okula gitmeyen çocuk sayısı 8 milyon 120 bin.
• Her gün ortalama 107 çocuk ölüyor.
• Çocukların % 72 sinin ana-baba ,%22 si öğretmen tarafından şiddete maruz kaldığı,
Kesin sayı bilinmemekle beraber, İstanbul’da 2000, Türkiye’de 6000 sokak çocuğu olduğu tahmin edilmektedir.
Yukarıdaki rakamlar hiç iç açıcı değil. Ve en kötüsü bu rakamlar gün geçtikçe artmaktadır. Zaten rakamlara bakmadan, çevremizde yaşanlara da baksak olayın ne kadar vahim olduğunu anlayabiliriz.
Birde en ilginci sebeplerini bildiğimiz halde, reel adımlar atmamamız. Koruma altına alınmış ve sokaklardan arınmış çocuklara sorduklarında, neden bu kadar kinlendiklerini anlayabiliriz.
“Sokakta başlarından geçen en kötü olayın ne olduğu sorulduğunda, %40’ı dayak, %24’ü polisin kötü davranması, %20’si cinsel taciz, %12’si bıçaklanma olduğunu, %28’i başlarından kötü bir şey geçmediğini söylemişlerdir.”
Bu durum devletin ele alması gereken birincil konulardandır. Eğer bu işe geçmişte yapıldığı gibi özen gösterilmezse, bu kurbanlardan biri kendileri ya da aile fertlerinden biri de olabilir. Umarım, olmaz. Çünkü biz başımıza bir şey gelmeden önlemini almaya alışkın değiliz.
Yazan: Ozan Akgül

Talha Can
Tebrikler Ozan Bey, gerçekten çok önemli bir noktaya dikkat çekmişsiniz.
Muhabbetle.
23 Şubat 2007
Anatolia
Çocuk doğumuna sınır getirilirse sorun ortadan kalkmış olur. Düşük gelirli aile 10 çocuk yapıyor. Buna engel olmak vatan borcu :)
Ne verebilir ki çocuguna. Sevgiyi, ilgiyi hangisine paylaştırabilir ki?
23 Şubat 2007
Erdal
Toplumdan dışlanınca insanın içinde olduğu psikiloji her şeyi yaptırabilir, ne yazık ki günden güne bu vatandaşlarımız bizlerden uzaklaşıyor ya da biz onlardan uzaklaşıyoruz.
24 Şubat 2007
İrfan Gencer
İstiyorum ki sorunları halledilmiş bir ülkemiz olsun ve bunu için de var gücünle uğraşmaktayım. Şimdiki sorunlarımızın hangisinden tutsak maalesef dökülüyo…
Ben “Sorunsuz bir ülke için formül”ü bulduğumu düşünüyorum ve bunları web sitemde açmaktayım. Sizler de katkıda bulunursanız, iyi olan her konuda bir numara olmamız mümkündür.
Elbette ki nüfus planlaması yapılmalı ve hayatta kalan her üç çocuktan sonra kadınlar kısırlaştırılmalıdır.
Web siteme dönerseniz, her konuya formülleri değerlendirebilir ve düşüncelerinizi sunabilirsiniz.
Herkese; sevgiyle sorunsuz yaşam sunuyorum.
24 Şubat 2007
Sevgi Çankaya
Ozan Bey sizin kısaca özetlediğiniz “Sokakdaki tehlike” boyutu inanın çok daha vahim.
Ne yazık ki, bu konulara devletimizin eğilebilmesi için ya Uğur Dündar’ın sunduğu Arena veya Kadir Çelik’in sunduğu Objektif gibi yayınlarda gündeme getirilmesi gerekiyor.
Birkaç gün asıyolar, kesiyolar sonra her zaman olduğu gibi her şey unutuluyor. Bence bu kanayan bir yara. Sonuçta onlar bizim evlatlarımız. Çözüm bulmak bu kadar mı zor?
Onları tecrit etmekle, sevgisiz büyütmekle, sokaklarda başı boş bırakmakla potansiyel suçlu olmaya yitilmiyor mu?
İnanın insan olarak bu durum beni çok üzüyor. Her şeyden önce bu güzel sitede gündeme getirdiğiniz için size ve Selim Beye çok teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle.
14 Mart 2007
Yolcu
Selamlar, evet bugün bu ve bunun gibi birçok sorunla ne yazık ki karşı karşıyayız. Çözüm tek ve kesin. Özümüze dönmek.
Eğer bizler yaratılış amacımızı bilir ve ona göre yaşarsak o zaman bu tür sorunlarla karşılaşmayız.
Çözüm çok kolay. Yüce Allah’a kul olmak. Her şeyi en iyi bilene ve Onun resulune uymak. Gerisi ayrıntı ve boşa kürek çekmek olur.
18 Mart 2007
Perikız
Çok güzel bir konu ama sonu olmayan. Boşuna sesleniyoruz.
Ben de çok yazılar yazdım. Hepimiz bir araya gelip şu sorunları çözelim dedim ama cevap yok ve sanmıyorum olacağını.
Biz bu soruna sadece seyirci kalabiliyoruz. Ancak devletimiz isterse bu sorunu yok eder.
Saygılar.
23 Mart 2007
Ankaralı
Sayın Ozan bey, iyi bir konuya değinmişiniz. Bence bu çocukların bu duruma düşmesinde ailenin büyük bir etkisi var.
İnsanların bakamayacağı çocuğu doğurmaması lazım! Bin kere düşünüp, bir kere hareket etmesi lazım.
23 Mart 2007
Onur Mert
Benim de bir sloganım var ve bu slogan “Biz tehlike değiliz tehlikedeyiz”. Ve sizi tebrik ediyorum. Nedeni böyle güzel bir konu seçmeniz.
17 Nisan 2007