• Categories

Tanrı simulasyonu

Evlerinde evcil hayvan besleyen sahiplerin soyunduğu roldür.

Misal solucan besliyor tanrımız; ilk olarak evreni yaratma sürecine girer. yaratacağı evren camdan olacaktır ve en sevdiği sayı miktarında günde yaratmalıdır. camcıya sipariş verir;

- selam hayri abi bana 100×50x20 boyutlarında bi akvaryum gibi biÅŸey yapar mısın?
- peki…akÅŸama iÅŸten dönüşte hazır olur…
- yok akÅŸama olmasın…13 gün sonra gelir alırım ben…

13 gün gün sonra camcıya gider. ol der ve evren olur. evreni kolunun altında evine götürür. uygun bi köşeye koyar. yaratacagı evren sumilasyonu gerçekçi olsun diye, üstün güçleri ile bahçeden humuslu toprak alır ve evrenini daha bi geliştirir.

Sıra kulları yaratmaktadır. üstün güçleri sayesinde aldığı arabasına biner ve en yakın pet-shoptan başka bir solucan tanrısı ile anlaşarak kullarını alır. o öyle üstün güçlere sahiptir ki, kullarını bi naylon torbanın içine koyar ve tek eli ile onları havada uzun bir yolculuğa çıkarır.

kullarını evrenine yerleştirir. ilk bi kaç gün kullarını kontrol eder. birbirleri ile ilişkilerini denetler. birbirlerinin üzerlerine çıkmalarını engeller. ama bazı solucanların diğer solucanlardan daha büyük ve besili olması için gözüne kestirdiği bi kaçını daha çok besler. bazılarını hiç gözü tutmaz, beslemez.

bu şekilde geçirilen bir kaç haftanın ardından tanrı evrenine olan ilgisini, alakasını, denetemini kaybeder. arada bir gelir uzaktan yiyecek atar ve kaybolur. artık kullar kendi başlarına denetimsiz kalmıştır.

kullar denetimden uzak karmaşaya ve kaosa sürüklenirler. birbirlerinin üzerlerine çıkarlar. uzaktan atılan yiyecekleri hep sadece belli bazı solucanlar yer. bu ve bunun gibi dengesiz koşullar altında solucan kavminde kıtlık yaşanır. evren verimsizleşmiş, yaşanmaz bi yer olmuştur. önceden belirli aralıklarla pislikleri temizlenirken, şimdi ise evreni pislik kaplamış, yaşam şartları güçleşmiştir.

uzaktan atılan yiyecekler için çetin savaÅŸlar baÅŸlamıştır solucan kavmi arasında. bu savaÅŸlar kavmi giderek zayıflamasına neden olmuÅŸtur. aralarından bazı solucanlar “yapmayın, etmeyin. tanrımız hepinizi cezalandırır. durun” desede, kavimde süren bu kaos hali devam etmiÅŸ.

bir süre sonra tanrı işlerinin yoğunluğu ve puşt patronunun -o da başka bi tanrı- baskısıyla kavme yiyecek atmayı unutur olmuş. kavim göz göre göre eriyip gitmiş. kullar arasında bir kıyamet günü korkusudur almış yürümüş. senaryolar üretmişler. daha sonra evrendeki kaos, kirlilik, kullar arasındaki çıkar çatışmaları sonlarını hazırlamış ve kavim yok olmuş.

kavmin yok olmasından bir süre sonra solucan tanrısı bi akşam işten dönüşünde bi zamanlar güneş alsın diye pencerenin yanına yerleştirdiği evrenini farketmiş. ve son görevini yapmış. evreni alıp bahçeye doğru fırlatmış. bu fırlatış öyle bir fırlatışmış ki, kullarının yaşamları boyu yaptıkları tüm davranışların değerlendirilmesi sonucu, bazıları cennete -bahçedeki bol humuslu kum- düşmüş, bazıları da cehenneme -kumsuz kalan cam kabın içi- düşmüş.

cennettekiler yepyeni bir hayata başlamışlar, istedikleri kadar birbirlerinin üzerlerine çıkabiliyorlar, istedikleri kadar yemek yiyebiliyorlar, istedikleri zaman çiftleşiyorlarmış, her ne kadar solucan olsalarda.

cehennemdekiler ise yıllarca yanmışlar kavrulmuşlar. içinde bulundukları cam büyüteç görevi yapmış, güneş her doğduğunda yeni bir işkence başlamış.

İlgili Konular: No Tags

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.