• Categories

Tarikat Çemberi

Yıllardır bir lokma haram karışmasın diyerek biriktirdiği üç beş kuruşunu, kolundaki bileziği ya da emeklilikden aldığı toplu parayı, sözde insanların imanını güçlendiren, onların duygularını okşayıp, kendilerinin vasıtası ile dini inançlarının daha da kuvvetleneceğini ve bu sayede cennete gitmenin daha kolay olacağını aşılayan tarikatlara ve tarikat şeyhlerine kaptıranları duymuşsunuzdur.

Bu tür olayların yaşanmış olduğu Ortaçağ Hristiyanlık inancında, parası olan belli kişiler, belli bir ücret ödemeleri sayesinde hem yakınlarının hem de kendilerinin arafta acı çekmeyeceklerine ve cennete gideceklerine kendilerini inandırmışlardır.

Günümüz tarikatlarının da Ortaçağ zamanında parayla cennet tapusu satın alan zihniyetten hiçbir farkı yoktur. Kendisinin bir yaratıcıya inandığını söyleyen, bütün güce ve kudrete yanlızca onun sahip olduğuna ve yeri-göğü yaratanın da o olduğuna inandığı halde, bu büyük güç ile kendisi arasında hiçbir aracıya ihtiyaç olmadığı savını yeterli görmeyenler kendilerini tarikatın çemberi içine buluverirler ne yazık ki.

Aklı başında bir birey, nasıl olur da, kendisi gibi nefes alan, cinsel ihtiyaçlarını gören, hayatın tüm nimetlerinden yararlanan (fazlasıyla), en az diğer insanlar kadar günahlı ve dünya işleriyle meşgul olan bir insana bu kadar bağlanabilir ve kendisini bu insanin kontrolü altına bırakabilir? İnsanları bir çatı altında toplayan ve çemberin dışına çıkanları şeytan kapar oyunlarıyla kandıran sözde tarikat şeyhleri, kendilerine keramet bulamayıp Devlet hastanelerinden çıkamazken, insanlara deva olacaklarını nasıl iddia edebilirler?

Asıl suç, zavallı dediÄŸimiz ve bu türlü oluÅŸumlara bel baÄŸlayan zihniyettedir. Evinin en güzel ve en temiz yerinde duran kutsal kitabı (Kuran’ı Kerim) halen Arapça okuyan ve bir kelimesini dahi anlamayan bu zihniyet Kuran-ı Kerim’i hatim ettiÄŸini saÄŸda solda övgüyle anlatır. Böyle insanlar kendi ana dillerine çevrilmiÅŸ olan kitabı okumayıp, Arapça okumakta diretmektedirler. Ve hatta Arapça okuduÄŸunda daha fazla sevap kazanacagına inanmaktadırlar. Ancak kitabı fikri olarak anlayamamakla beraber, içerisinde yazılı buyrukları ve Allah’ın insandan neler beklediÄŸini ancak kulaktan duyma ya da güvendiÄŸi ÅŸeyhinin anlattıkları ÅŸekilde ögrenmektedirler. Allah’ı daha yakından tanımayı amaçlayan tarikat üyeleri, tarikatların ardı sıra gidip, hayatlarını bu doÄŸrultuya endekslerler ve tarikat ÅŸeyhlerinin hiç yanlış yapmayacağına kendilerini inandırmaktadırlar.

Başta sade ve masum olan inançlı birey, şeyhin kontrolünde derinleşmeye ve ilmi öğrenmeye çalışır. Tabii bu çabaları uzun bir süre devam eder. Derinleştikçe imanının kuvvetlendiğine inanan bu insanlar, daha da fazlasını isterler. Ancak belli bir süreden sonra beyni iflas eder ve psikolojik sorunlar yaşamaya başlarlar. Ve soluğu akıl hastahanesinde alırlar.

Kurulmuş bütün bu tarikatlara herhangi bir insanın ihtiyacı olacağına inanmıyorum. Gerçeği tarikatlarda arayan gerçekten samimi, inançlı insanlara inandıkları Allah - Kitap - Peygamber üçlemesinde kalmalarını tavsiye ediyorum.

Yazan: Ali Serttürk

32 Yorum — “Tarikat Çemberi”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.