Türk Mucit, seni ayakta alkışlıyorum
Anafikir.com’un kiÅŸisel bir blogdan çıkıp, Serbest Kürsü ile küçük adımlarla, yaÅŸ, statü, eÄŸitim farkı olmaksızın, toplumu ilgilendiren her fikrin, her düşüncenin dile getirildiÄŸi küçük çaplı bir platform haline dönüşmesi beni ne kadar sevindirmekte tarif edemem.
Serbest Kürsü’de yayınlanan ilk yazılardan bu yana, çoÄŸu arkadaşımın “Neden bu eÄŸitim düzeyi düşük, cümle kurmasını bilmeyen kiÅŸilere burada yer veriyorsun ki” gibi sitemleri ile karşılaÅŸtım. BirçoÄŸu sitenin kalitesini bile bile düşürdüğümü vurguladı, yaptığımın yanlış olduÄŸunu söyledi. Benim karşılığım ise bu ÅŸekilde devam etmek oldu
Bu devamın tek bir nedeni vardı; derin düşünmeyi alışkanlık haline getirmiÅŸ bir ruha sahip olan istisnasız her kiÅŸiye olan saygım. Bu kiÅŸi ister bir bakkal olsun, ister yalnızca ilkokulu bitirmiÅŸ biri. İster sol görüşlü olsun ister saÄŸ. İster Müslüman olsun, ister Musevi…
Bu kalıpların herhangi birine dahil edilmiş bir insanın beyninin de kalıp içerisinde olduğu önyargısı en rahatsız olduğum düşüncelerden biridir.
Bu konu ile yakından ilgili bir sesli ileti (Bkz: Alaylı mucitler) hazırlamış bir de yazı (Bkz: “Ve siyasi görüşümü açıklıyorum”) yazmıştım geçmiÅŸ zamanlarda.
Aslında bu yazıda asıl bahsetmek istediÄŸim NTV‘de baÅŸlayan “Türk Mucit” adlı endüstriyel buluÅŸ yarışması. Ama gördüğünüz gibi “İstisnasız her kiÅŸiden alkışlanacak fikirler çıkma potansiyeli vardır” savımı öyle savunma gereÄŸi duymuÅŸum ki 5 paragraf ancak yetmiÅŸ.
Türk Mucit‘den ilk kez haberdar olduÄŸumda gerçekten çok sevinmiÅŸtim. Böyle bir yarışmayı oluÅŸturma fikri kimden çıktı ise alnından öpecektim.
Kısa bir araÅŸtırma ile yarışmanın orijinal fikrinin yurtdışı kaynaklı olduÄŸunu öğrendim. ABC’de yayınlanan American İntentor.
Ne olursa olsun “Gelin Türk insanları, size, sizin potansiyelinize inanıyoruz” hissiyatı ile bu fikrin ülkemizde uygulanmasında katkısı olan herkesi tebrik ve teÅŸekkür ediyorum. Özellikle NTV‘ye. Yıllardır, “Böyle bir yarışma hangi kanala yakışır” sorusunun cevabı olduÄŸu için ve sonunda hakkı ile bu yarışmayı yayınladığı için…
Bakın bu bahsettiğim potansiyelin şahane bir örneği. Bir berberin kurguladığı mayın algılayan ayakkabı fikri.
Toplumu ilgilendiren bir sorun ve bu sorunun tetiklemesi ile bulunan bir çözüm. Zaten programın genelinde bu tarz çözümler, projeler var (İcat demiyorum çünkü terimsel açıdan yanlış bir kullanım olur. Uygulamaya geçmemiÅŸ, yalnızca kurgusal bir planı olan fikirler en fazla proje olarak adlandırılabilir).ÇoÄŸu zaman inovasyon ile derinden ilgili olan kiÅŸiler yenilik üretmek için inanılmaz çaba harcarlar. Yeni bir fikre, inovasyona götürecek bir kapı bulmak için okurlar, araÅŸtırırlar, incelemelerde bulunurlar. Türk Mucit’te yer alan insanlarımız ise, inovasyon kelimesinin anlamını bilmeye bile gerek duymadan asıl yapılması gerekeni yapıyorlar.
İnovasyon bir iÅŸ kolundan zorla çıkartılan yeni bir fikir deÄŸildir. Yeni fikir eÄŸer bir ihtiyacı karşılıyor ise inovasyon sayılabilir. İşte Türk Mucit’te izlediÄŸimiz insanlarımızın beyinleri de bu yönde, bu algı ile doÄŸal bir ÅŸekilde çalışıyor. Bu ışığı görmek çok gurur verici.
Katılan arkadaşların çoğunun fikri bir proje kapsamına alınabilecek düzeyde olmasa bile, insanlarımızın bir fikir üzerinde kafa yorduğunu, o konuda araştırma - geliştirme için uğraş verdiğini görmek beni çok heyecanlandırdı.
Programın büyük çoğunluğunu ayakta izledim. Daha önce televizyonda bir program izlerken bu kadar heyecanlanacağımı, etkileneceğimi hayal bile edemezdim. Hayran olduğum iki insan tipini görüyordum her yeni projede;
1. Doğal, samimi, sade, yalın
2. Düşünen, beyninin kapasitesini zorlayan, yaratıcı
Bence Türk Mucit büyük bir adımdır. Yatırımcılar Türk insanının potansiyelini artık o kadar hafife alamayacaklardır. Özellikle Ar-Ge‘ye yatırım yapabilecek büyük, kurumsal firmaların bu insanlarımızı dinlemek için zaman ayırmayı düşünmeye baÅŸlamış olmalarını ümit ediyorum.
19 April 2007 | İlgili Olduğu Konular »

İrfan Gencer
Selim bey, mucitlere katkı yapan, onları motive eden yatırımcılara mucitleri dinleyin bakalım diye seslenen yazınızla ülkemiz insanının potansiyelini hiçe sayıp görmeyenlerin gözünü açmaya çalışmanızdan dolayı size teşekkür ediyorum…
Ülkemizde endüstriyel bazda her ne üretiliyorsa bunların %90 dan da fazlası taklittir. Yani başka ülkelerde yapılmış, denenmiş ve uygulamaya sokulmuş ürünlerin taşeronluğuyla öğünerek gelişmişliğimizi sağlamış ve ihraç da ederek para kazanmış oluyoruz. Oysa bunlara lisans da ödüyoruz ve üretim için A dan Z ye üretim makinelerine kadar, hatta üretilecek ürünün fabrikasının planlarına kadar dışardan olduğu gibi onların talimatlarıyla kopyalayarak yapıyoruz. AB nin uyum yasaları da bunlara örnektir
20 April 2007
Nursel Elönü
Selim bey söylediginiz her söze nokta ve virgülüne kadar katılıyorum. Beni sevindiren ise sizin gibi insanlarin var olması. Daha anlayışlı yeni fikirlere daha açık insanlara o kadar susamışız ki.
Umarım sadece birkaç damlayla yetinmek zorunda kalmayız. Daha güzel ve daha kaliteli bir gelecek için daha derin düşünmeliyiz. Hayat sadece yemek, uyumak ve cinsellikten ibaret değil.
Gerçekten dünyaya bir kere geldiğimiz ve insan olarak yaratıldığımız düşünülürse, bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz.
Sadece baktığını gören değil, gördügünü de anlamaya çalışan bir toplum dileğiyle.
22 April 2007
Murat
Gerçekten Türk Mucit’i çok beğeniyorum. Çok güzel. Keşke bütün televizyonlar böyle programlar yayınlasalar.
23 April 2007
Hakan
İçimizdeki muciti keşfettik sonunda.. Birde bunu reyting amaçlı yapmasaydık daha güzel olurdu. Mucitleri Keşfettik
26 April 2007
Selim Yörük
Benzer bir görüş etrafında toplanmış olmamız hoş. Zaten kesinlikle her Türk insanının bu toplumun bir parçası olması için önce kendi insanını sevmelidir.
Fakat şöyle de bir gerçek var zaman zaman utandıran tavırların, eylemlerin de arkasında bizim halkımızın içinden çıkan insanlar var.
En rahatsız olduğum nokta etik olmayan davranışların kurnazlık ve zeka ürünü olduğunun pompalanması. “Devletin malı deniz, yemeyen domuz”, “Adam işini biliyor. Rüşvetini alıyor”, “Salla başını, al maaşını” gibi üzerimize sinmiş düşünceler de yok değil.
26 April 2007
Hakan
Selim bey ne güzel söylediniz. Deyimler de çok güzeldi.
Benden de bir deyim gelsin o zaman.
“Benim memurum işini bilir”
- Turgut Özal
Bir başbakan bunu söylüyorsa, varın siz düşünün içler acısı hali.
27 April 2007
Ekrem Soylu
Merhaba Selim,
Yazını zevkle okudum. Mucitliği desteklerken Zihni Sinir ile Dean Kamen arasındaki farkı göstermeyi bir misyon kabul etmek ve inovasyona dönüşebilecek buluşları teşvik etmek gerektiğini unutmamak gerekiyor. Aksi taktirde iyi bir şey yapayım derken, kafalarda buluş ve mucit ile ilgili -bugüne kadar olduğu gibi- sadece mizahi bir ilişki kurulabilir ki bu durumda mucitler kefesine, haber bültenlerinde gördüğümüz “hava ile çalışan motor yaptı!” başlıklı “light” haberlere malzeme olan ama hayata geçirilmesi mümkün olmayan sonuçlar üretenler konur. İşin kötüsü bilimsel gerçeklerden uzak düşüncelerin buluş olarak vurgulanıp durması, akademik camiayı da buluş ve mucitlik payesinden kavramsal olarak ve akabinde icraat olarak soğutabilir.
Pekçok alanda olduğu gibi bu konuda da bir kavram karışıklığı yaşanmaması için fikir, buluş ve inovasyon arasındaki ilişkinin net bir biçimde tanımlanması gerekiyor.
Nobel ödüllerinin üzerinde “Buluşlar, sanatın güzelleştirdiği hayatı derinleştirir” anlamında bir söz var. Hayata dair bir problemin çözümlesine yönelik pekçok fikir üretilebilir. Ama bunu hayatı derinleştirebilecek şekilde “nasıl” gerçekleştireceğini tespit etmek bir “buluş” sayılabilir. Değerli olan buluş ise hayatımızı derinleştirebilecek, üzerine modern dünyamızı kurabileceğimiz buluşlardır. Avrupada “yılın mucidi” ödülleri veriliyor. (http://www.european-inventor.org) Buradaki örneklere baktığımızda en değerli buluşların neler olabileceğini görebiliyoruz.
İyi bir eğitim almamış insanların “alaylı” halleriyle “mektepli”lerden çok daha etkili buluşlar yapabildikleri biliniyor. Ama bunda da bir “uzmanlık” söz konusu. Yani sokağımızdaki berberin “mayın tespit eden ayakkabı” fikrini ortaya atması, insanımızın yaratıcı/pratik düşünce konusundaki gücünü göstermesi bakımından çok güzel. Senin de dediğin gibi bunu “nasıl” yapacağını bilmeden, göstermeden buluş yapmış sayılmıyor. Nasıl yapılacağı bilgisi ise eğitimle edinilir veya denemeler yoluyla elde edilecek tecrübe ile kazanılır.
“İnovasyon”a dönüştürmenin ise bir ekip işi olduğu kanısındayım. Yapılan buluşları hayatımıza adapte etme işi. Bu yüzden firmalar sloganlarına mutlaka “innovation”, “inovasyon” kelimelerini sokmaya başladılar. Çünkü yenilikleri yapan mucitler ise bunları yaygınlaştıran firmalar olabilir.
Konu mucitlerden açılmışken, bizim mucitlerimizin yaşadığı iki handikaptan da bahsetmek istiyorum. Birincisi tekerleği yeniden icat etmek, ikincisi icat yaptığı konudaki mill
27 April 2007
Selim Yörük
Ekrem Bey bu detaylı ve bilgi dolu yorumunuzu bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Ne de olsa bu sizin uzmanlık alanınız, pek tabii görüşleriniz benim için çok önemli. Tüm düzeltme ve görüşlerinize de katılmamak mümkün değil.
Ekrem Bey’i tanımayan arkadaşları inovasyon.com sitesinde uzmanlık alanı ile ilgili makale tadındaki yazılarına yönlendirmek istiyorum.
İnovasyon, yaratıcılık, buluş, patent gibi konularda detaylı bilgilere sahip olabilirsiniz. Takip etmenizi tavsiye ederim.
27 April 2007
Aylin Şener
Selim Bey merhaba,
Sizinle ve yorum yapan tüm arkadaşlarla aynı heyecan ve mutluluğu paylaşıyorum. Sonunda böyle bir organizasyon yapıldığı için gurur duyuyorum.
Ancak bir endişem var. Müsade ederseniz bunu burada paylaşıp, yorumlarınızı almak isterim.
Yarışmada gizililik prensibinin ihlali edildiğini düşünüyorum. Mesela ben bir sanayici olsaydım, televizyonumun karşısına geçer, şöyle bir güzel kurulur, elime kağıt kalem alıp, başlardım notlar almaya. Gelsin fikirler!
Özellikle eleme anında mucit adayları fikir veya projelerini jüriye beğendirip, finale kalabilmek için tüm detayları açıklıyorlar. Ve gerçekten çok ilginç fikirler ortaya atılıyor.
Bu fikir paylaşımı olanakları elinde barındıran bazı insanların beyninde aniden bir ışık yakacak ve uygulanabilirliğini araştımasını teşvik edecek. Böyle bakıldığında toplumun tamamı için faydalı görünen bu bilgi paylaşımı, o fikrin veya projenin yaratıcısı için ne yazık ki tüm emeğinin elinden kayıp gitmesi anlamına geliyor.
Oysa kanun koyucu, yeni buluşların teşvik edilmesi için buluş sahiplerine belli bir süre ile o buluşun tüm kullanım haklarını emeğinin karşılığı ve bir ödül olarak kendisine vermektedir. Bu şu anlama gelir: Bu buluşu tüm toplumla paylaştığın için teşekkür ediyoruz ve bunun karşılığında emeğin ve paylaşımın için sana Patent hakkı tanıyoruz.
Patent hakkı, buluş sahibinin buluşu ile ilgili tüm hakları kendisinde saklı tutma imkanı verir ve kendisinden habersiz kötü niyetli kullanımı engeller. Ancak lisans ile bu buluş başkaları tarafından buluş sahibinin izni ile kullanılabilir, bunda hiçbir mani bulunmamaktadır.
Yapımcıların bu konuda mutlaka bir önlem almaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü aksi halde bu bilgi paylaşımı mucitler için büyük hak kayıpları doğurabilir.
28 April 2007
Mehmet
Sayın Selim bey, sizin gibi mucitlere saygı duyup, ayakta alkışlayan bir Türk’ü ben de ayakta alkışlar ve saygı duyarım.
Ama ne yazık ki henüz o zamana gelinmemiştir.
Gözüken köy kılavuz istemez. Bu yarışmayı düzenleyen kardeşlerimiz ne zaman ve hangi mucide saygı ve sevgi gösteripte birini aradılar veya ilgilendiler. Bence kendi çıkarları geregince çok güzel bir yöntem bulup, işlerini yapıyorlar.
Yine de tebrik ederim. Öyle veya böyle. Çünkü bu yarışmayı yapmayı düşünmekte bir buluş. Türk milleti, bu yarışmayı düzenliyenleri ödülendirmeli bence.
Saygı ve selamlar.
28 April 2007
Oğuzhan Eren
Merhaba,
Bu tip “mucit” programlarını yüksek düzeyde bir heves ile izlememe rağmen, birkaç ciddi hata da gözümden kaçmadı değil.
Nasıl bir çözüm üretilir bilemiyorum ama, jüri üyelerinin belirli bir çözüme ve icada hemen onay vermesi insana biraz çelişkili geliyor. Malum, jüri üyelerinin ilk kez gördükleri bir “icat” ancak jüri üyeleri dünyanın tüm icatlarını, teknolojilerini ve patentlerini ezbere biliyorlar ise anında onaylanabilir.
Örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir bölümde, zaten yıllardır piyasada satılmakta olan bir araçta kullanılan wankel motor (diğer adıyla rotary motor) gayet ilginç bulundu ve bunu “icat” eden kişinin finale kalması sağlandı. Halbuki, silindirsiz gömleksiz bu ilginç motor tasarımının, yarışmacı tarafından sunulan halinin çok daha gelişmiş ve efektif hale getirilmiş versiyonu zaten seri üretim araçlarda kullanılmakta idi.
Bir örnek daha.. Bir yarışmacı, araçlarda kullanılan vites sistemini geliştirdiğini açıkladı. Jüri üyeleri tabii ki çok beğendi ve yarışmacıyı alkışladı. Fakat yarışmacının sunduğu sonsuz oranlı vites geçiş sisteminin, Audi tarafından yıllardır kullanılmakta olan Multitronik sisteminden ve Honda-CVT, Fiat-Speedgear sisteminden hiç bir farkı yoktu.
Bu yarışmaların, müthiş olumlu yönlerinin yanısıra, minik bazı modifiyelere de ihtiyaçları da var. Basit bir araştırma süreci sonrası yapılacak yorumlar ve verilecek onaylar, yarışmayı eksiksiz yapacak.
30 April 2007
Ramazan Gülmüş
Türkiye’nin gelişmesi, kalkınması için çok yararlı bir program olmuş. Belki program izleyicilere ilk bakışta popstar programlarını hatırlatıyor olabilir. Fakat programın içeriğinden dolayı NTV’ye teşekkür ediyorum.
Şu ana kadar özel televizyonlar milleti uyutuyordu. Sizler ise Türk milletini uyandıracak, projelerin üretilmesini sağlayacak mucitlerin ortaya çıkartıyorsunuz.
Teşekkürler.
02 May 2007
EKREM GÜLMÜŞ
Bu tarz programalara ülke ekranlarının ihtiyacı var
bu ihtiyaca ziyadesiyle cevap veren bilime önem vermemizin gerektiğini bizlere hatırlatan bu noktada teşvikçi olan bu çalışmayı taktir ediyor ypımcılarına saygılarımı sunuyorum.
09 November 2007
nureddin mutlu
selim kuzenime Türkiye’nin gelişmesi, kalkınması için çok yararlı bir program olmuş tek kelimeyle seni tebrik ederim.
19 November 2007
murat
Selim, derin düşünen herkese saygım var diyorsun. Ama unutma ki böyle bir düşünce felakete götürür. Yanlış bir şeyi düşünmektense hiçbir şey düşünmemek; yanlış bir şeye inanmaktansa hiçbir şeye inanmamak daha iyidir.
10 December 2007
Yurtdışı Eğitim
NTV kaliteli programlarla karşılıyor seyircisini
29 January 2008
fatma
biz türksek her elden üstün olmalıyız
başarılarınısın devamını dilerim
13 February 2008