Türkiye için cözüm önerileri
EkÅŸi sözlük bünyesi içerisinde günden güne artan, futbol fanatizminin doÄŸurduÄŸu, yücelttigi rekabet, anlamsız atışma, laf sokma, yok “GS dünya ÅŸampiyonu”, yok “Fener dünyayı yener”, olmadı “Karakartal daldan sarkar” gibi hiçbir zaman sonu gelmeyecek tartışmalardan birazcık daha verimli olduguna inanılan konu.
İlgili entrylerin çıg gibi büyümesi dilegiyle. Gündemi saran ve at gözlüğü vazifesi gören futbol/fanatizmin olmadıgı bir dünya/Türkiye için elele.
- Ekonomi, sanayi ve ticaret gibi politikacıların bilmediÄŸi ve beceremediÄŸi konularda iÅŸ hayatından gelen yetenekli ve zeki Türk bireylere yetki ve sorumluluk verilmelidir. Böylece, bu gibi Türkiye’nin kaderinde önemli rol oynayan mevkilerin siyaset tarafından kirletilmesi engellenmiÅŸ olur.
- Uzun yıllardan beri bir çok şerefsiz tarafından boşaltılan, bazılarına peşkeş çekilen, bazılarının paralarını yutan devlet bankalarının adedi, sermayesi, ve etkinlikleri azaltılmalı, yönetimleri özerk ve şeffaf olmalı, kesinlikle politikacıların etkisinden kurtarılmalıdır.
- ABD ve Almanya’da 14, Hollanda ve Japonyada 12 bakan bulunmakta. Türkiye’de ise bu rakam 36. Nedense Türkiye’de yönetim performansı ile bakan sayısı arasında garip bi ÅŸekilde ters orantı bulunmakta. Pek tabi ülkemizdeki bakanlık sayısı önümüzdeki dönemlerde azalması gerekirken artacak!
- Milletvekillerinin dokunulmazlıkları sadece görevleri ile ilgili sahaları kapsar şekilde daraltılmalı. Kaçakçı, hırsız, katil, dolandırıcı gibi sıfatları bulunan milletvekili olamamalı, olmamalı. Bi şekilde olmuş olanlar da tesbit edilmeli tü kaka yapıp, alaşagı edilmeli.
- Her krizden sonra ve her sıkıştıkları yerde “Eee tabi halkımız düze çıkmak, ferahlamak için biraz kemerleri sıkmalılardır” diyen milletvekili ve üst düzey yöneticilerimiz halktan fedakarlık istemeden önce, kendi astronomik maaÅŸlarını normal bi düzeye indirmelidirler.
- Devlete ait 281 bin lojman, 100 binin üzerinde makam aracı ve 2340 sosyal tesis, açık arttırma ile satışa çıkarılarak veya piyasa rayicinden kiraya verilerek elde edilen gelir, görev zararı nedeni ile boşaltılan kamu bankalarının açıgını kapatmakta kullanılmalıdır.
- Devletin tüm gelir ve giderlerine pareto analizi uygulanmalıdır.
- 2.850.000 kişilik memur kadrosu -bilgisayarlar ve ototmasyondan da yararlanılarak- en az yüzde elli düşürülmelidir. Bu çalışmaya, mecliste işe dahi gelmeyip maaşlarını ay başlarında kredi kartı ile çeken danışmanlardan başlanabilir.
- En azından krizin ağır etkileri geçene kadar dalgalı kura devam edilmeli, kamu harcamaları kısılmalı, zarar eden ve hatta kar etmeyen tüm kamu ÅŸirketleri özelleÅŸtirilmeli, BDDK‘nın başına tarafsız, bankaların hortumlanmasına göz yummayacak ver konunun uzmanı bir yetkili getirilmeli, finans sektöründeki yolsuzlukların üzerine gidilmeli ve vergi oranları yeniden düzenlenmelidir.
- Krizden kurtulmak için alınan krediler mümkün olduÄŸunca verimli kullanılmalıdır. Eski dönem hükümetlerinde oldugu gibi alakasız ve önemsiz alanlarda kullanılmamalı, “Yardım almaya alışan buyruk almaya da alışır” sözü akıldan çıkarılmamalıdır.
- Vergi gelirleri -alınması kolay olan zavallı memur ve işçiden değil- alınamayan şişman şirketlerden alınmayan çalışılarak arttırılmalıdır.
- Krizden en kısa zamanda çıkmamıza yardımcı olacak ihracat ve turizm gibi sektörler özendirilmeli ve teşvik edilmelidir.
- Rüzgarlar, akarsular ve güneş gibi doğal kaynakları çok zengin olan ülkemizde, doğadan elektrik elde etme yolunda araştırmalar yapılmalı ve yatırımlar sürdürülmelidir. Özellikle akarsularımız çok iyi değerlendirilmeli, denizlere karışıp gitmeden önce, içme suyu elde etme, enerji üretme, sulama, ihraç etme olanaklarından tümüyle yararlanılmalıdır.
- Tarımda reform yapılıp verimlilik ve kalite arttırılmalıdır. Türkiye tarım ve hayvancılıkta tekrar kendi kendine yeten ve ihtiyaç fazlası ürünlerini ihraç edebilen bir ülke konumuna getirilmelidir.
- Daha ekonomik olduğu için denizyolu ve demiryolu ulaşımına teşvik ve ağırlık verilmelidir.
- Hepsinden önemlisi;
Yeni çözüm önerileri ile getirilmiş kaynaklardan toplanacak gelirlerin başka hortumcular tarafından yokedilip tekrar krize girmemek için yönetimler şeffaflaştırılmalı ve hortumlamayı engelleyici tedbirler önceden alınmalıdır.
Türkiye için çözüm önerilerinde sıralanan önlemlerin hiçbiri bilinmeyen ya da “Aman tanrım bu mükemmel bi çözüm daha önce nasıl akıl edemedik” denilebilecek türden maddeler deÄŸiller pek tabi. Çogumuzun aklından geçen ve “Ah ke$ke” ÅŸeklinde sayıkladığımız ÅŸeylerdir.
Fakat önemli olan bu çözümleri madde madde saralayıp gerçekleÅŸmesini beklemek deÄŸil “KardeÅŸim madem bunları yaparsak kurtulucaz. Neden kimse bunları gerçekleÅŸtirme çabasında deÄŸil” sitemini vurgulamaktır.
Hiç şüphesiz ki bu çözüm önerilerinin gerçekleşmeme nedeni Türkiye sınırları içerisinde yaşayan birçok insan için kişisel menfaatlerin ülke menfaatlerinden önce gelmesidir.
*Yukarıda sıralanmış çözüm önerilerinin birçoÄŸu “Türkiye Nasıl Kurtulur” adlı kitaptan alıntıdır.
03 February 2003 | İlgili Olduğu Konular »

byilgor
bunları sıralamak kolay. ama gerçekleştirmek sanıldığı kadar müsayit ya da kolay değil. devlet adamı olmak zor iştir.
17 April 2005
kindersuprise
biz o zor işi yapsınlar diye seçiyoruz zaten onları. haybeye maaş alsınlar diye değil
21 April 2005
Ali Cihat
Türkiye’yi kurtarmanın tek seçeneği eğitim devrimidir kanımca,önce ilkeli,çağdaş bir eğitim sistemi şart;herkes yeteneği olduğu alanda yetişmeli ve tüm meslek gruplarına önem verilerek aç üniversite mezunları ve işsiz kalmamalı.
10 September 2005
Selim Yörük
Ali bey görüşünüze katılıyorum. Fakat yanlızca eğitim devrimi ile tüm sorunların çözülmesi oldukça sürüncemeli bir hal alacaktır.
Sorunlara özel önlemler ve çözümler üretilmelidir. Eğitim sisteminin düzeltilmesinin bir hayli geniş bir etki alanı olacağı doğrudur fakat ülkemizin daha fazla vakit kaybina tahammülü yok.
Bu yüzden eğitim sistemini kalkındırıp, misal ekonominin de ya da bürokrasinin de bu kalkınma ile dolaylı yoldan düzeleceğini düşünüp bu konulara has yaptırımlarda bulunmamak zaman kaybı olur kanımca.
10 September 2005
Sultan
Türkiye’nin düze çıkması için önce millet olarak silkelenip kendimize çeki düzen vermemiz lazım.
Artık hırsızlık Türk halkının genlerine işlemiş. “Devletin malı deniz, yemeyen keriz” zihniyetini kafamızdan söküp atmamız lazım. Artık hırsızlığı sadece Ahmetin Mehmetin cebinden parasını gizlice almak, evine gizlice girip malını parasını çalmak sayıyoruz. Oysaki esnaf olanlarımızın bir çoğu olmayanların da paraya tamah etmiş olanları, devleti sömürmenin binbir çeşit yollarını bulmuş, habire yiyip duruyorlar.
Adam kayırmacılığa son verilmeli, herkese eşit davranılmalıdır. Ve en önemlisi kendi kaynaklarımızı istediğimiz gibi kullanabilmemiz için gereken adımların bir an önce atılması lazım.
Burada yazmakla bitmeyecek öneriler var ama nerde? Aynı tas aynı hamam. Burda biz ne yazarsak yazalım maalesef yarınlarımız bu günlerden çok daha kötü olacak. Bu günleri mumla arayacağız.
17 July 2006
Hüseyin Kolcuoğlu
Herkese duyarlılığı için kendi adıma teşekkur edıyorum. Türkiye’de işe yaramaz, nefes alması bile israf olan yüzbinlerce insan var. Ve aynı zamanda bu ülke için çok yararlı, kıymetli yüzbinlerce de insan var.
Çok kuvvetli bir iktidar olmalı. Tüm kurumlara, orduya, bürokrasiye vs tam hakim olmalı ve bu iktidarın başına cumhurbaşkanı ve başbakanın yetkilerini kendinde toplayan bir başkan olmalı. Çünkü bizim coğrafya iktidar kavgalarını asla kabul etmez. Bu ülkenin geleceğinin altına dinamit koymaktan farksız olur.
En kötü tam hakim iktidar, kurumlar arasındaki çatışmalarla yönetilen iktidardan daha verimlidir.
Rüşvete, adam kayırmacılığa, haksızlığa, görevini yapmayanlara çok çok ağır cezalar verilmeli. Kesinlikle hukuk sistemi çok adil ve hızlı işleyecek yapıya kavuşturulmalı.
Ordu 80 küsür yıllık süre içerisinde bu ülkeye büyük hizmetler etmesine rağmen artık misyonunu yitirmiştir. Bundan sonra misyon üstlenmesi bu ülkeye ihanet olur. Yükleneceği misyon sadece verilen görevi yapan asker misyonu olmalıdır.
İçlerinden bunları yapmak isteyen askerler çıkarsa (darbe vs.) ülkenin bekası için ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Bu ülke için canını her şeyini feda etmekte hazır olan binlerce insan var. Bunlar keşfedilmeli eğitilmeli ve görevler yüklenmelidir.
Sevgili vatandaşlarım, medeni ülkeler bu seviyelerine açlık çekerek, yokluk çekerek, çok çok çalışarak, genelde şerefsizlik yapmayarak ve kurallara bağlı şekilde yaşayarak gelmişlerdir. Biz ise, modern tarihte bunları hiçbir zaman yapamadık. Bunlar olmadan muhasır medeniyetler seviyesiine çıkamayız.
Umarım beni anlayanlar vardır.
25 July 2006