Wilson - Wilson
Kuzey Irak’a askeri müdahele gündemde. Belini büktüğümüz terör, kabul etmek zorundayız ki ataÄŸa kalktı. Türk ordusunun kararlı operasyonları sonrasında silahlı gücü etkisiz bırakılan PKK, Amerika’nın Irak’a müdahelesi sonrası Kuzey Irak’ta aradığı ortamı buldu ve silahlı eylemleri için güç depoladı.
Bugün durum Kuzey Irak’a askeri müdaheleyi gerektiriyor. Kandil Dağı’ndaki virüsü etkisiz hale getirmek durumundayız. Saldırmalarını beklemek ve sonra peÅŸlerine düşmekle PKK’nın silahlı eylemlerini ne durdurabiliriz ne de yavaÅŸlatabiliriz.
Bu zaten baÅŸlı başına can sıkıcı bir durum. Ama benim canımı bundan da fazla sıkan; ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson kanalıyla sergilediÄŸi tavır.
İsrail iki askeri için Lübnan havaalanını bile bombalamaktan çekinmedi. Ordusunu bir kara harekatına hazırlıyor. ABD destekledi, AB kınayım mı kınamayım mı derken böbrek taşı düşürdü. Aynı ABD ve AB, neredeyse her gün ÅŸehit veren bir ülkenin, tamamen otorite boÅŸluÄŸu içerisinde olan, Talabani ve Barzani‘nin at koÅŸturup PKK’ya her türlü desteÄŸi saÄŸladığı bir bölgede bulunan PKK kamplarına müdahele etme isteÄŸini eleÅŸtiriyor. Ve doÄŸal olarak milletin büyük çoÄŸunlu buna tepki duyuyor.
Malesef bu tepkiyi, yine bu millet içinde “İç ve dış politikanın hassas dinamik dengeleri” “AB yolunda ve Kuzey Irak’ta ABD ile iÅŸbirliÄŸi çerçevesinde heyecanlı boÅŸ milliyetçi söylemlerden kaçınmak gerek” gibi bir takım süslü laflarla küçük gören bir kesim var.
Ulusal mücadele yıllarında Wilson Prensiplerini desteklemek amacıyla Wilson Prensipleri Cemiyeti kurulmuştu. Bu cemiyet Amerikan mandasını benimseme çabasındaydı. Bu cemiyetin içinde, işgalden kurtulmak için gerekli güce sahip olunmadığını düşünen ve tam teşeküllü bir istiklal mücadelesine girecek cesareti gösteremeyen fakat samimi olarak bağımsızlığı arzu eden insanlar da vardı. Bu cemiyet içerisinden ulusal mücadeleye somut olarak katıkda bulunmuş Halide Edip Adıvar gibi şahsiyetlerin çıktığını düşünürsek, bu ikinci Wilsoncuların içinde bulunduğu durumun adını daha rahat koyabiliriz.
İnsanlar, hala bu konuda farklı düşünüyorsa, ben bunu dünyaya ve siyasete farklı bakış açıları içinde yorumlamaktansa, omurga ve kemik yapısıyla ilgili yapısal problemlerin varlığıyla yorumlamayı tercih ederim.
Yazan: Barış Atalay
19 July 2006 | İlgili Olduğu Konular »

Hüseyin Çağlayan
Ben hala bu devletı anlayamıyorum. Kuzey Irak’a girecekler ABD’den izin bekliyorlar. Daha kaç tane şehit vericeğiz? Kaç annenin canı yanacak? Bunu biri bana açıklasın.
21 July 2006
Ali ARIKAN
PKK ve AB konusunda dış güclerin kendi istemleri dışında bir oluşuma karşılar.
Siyasetciler; AB’nin Kıbrıs dayatmalarında AB’ne gerekirse girmeyiz dendi. AB çark etti.
Kuzey Irak’a gireriz dendi, ABD aba altından sopa göserdi.
Siyasetci; onlar kara veremez dedi. ABD çark etti
demek ki TÜRK gibi konuşmak gerekiyor. Böyle konuşmayı ögrenemeyen siyasetciler ATATÜRK’ten hiç mi okumamışlar, hiç mi feiz almamışlar? Yoksa feizleri başka yerlerden mi alıyorlarda bu milleti çapulculara kırdırıyorlar.
“ATATÜRK GİBİ DÜŞÜNÜN”. Eger ATATÜRK gibi düşünüp ve de biraz konuşabilirseniz, herkes ayagını denk alacaktır.
21 July 2006
İrfan GENÇER
Biz Kuzey Irak’a gireriz. Gireriz de, girmeden önce dünya kamuoyuna haklılığımızı tam olarak anlatmamız gerekiyor. O safhadan sonra temizlik harek
21 July 2006
Deniz Kara
Diyelim ki Kuzey Irak’a girdik ve oradaki unsurları bitirdik. Zafer şarkılarıyla ülkemize geri dönmeye başladık. Habur’da mehter marşı eşliğinde ülkemize giriş yaptık. Sonra ne olacak cok merak ediyorum.
22 July 2006
Enes Reyhan
Çözüm Kuzey Irak’a girmekte değil. Türkiye içindeki pislik temizlenmeden dışardakini temizlemek birşeye yaramaz. Ülke içinde Pkklı teröristin cenazesine belediye başkanları katılıyor, cenazede kalabalık bir kesim bulunuyor, terör örgütü adına sloglar atılıyorsa ve bu durum normal birşeymiş gibi halk içinde görülüyorsa, bu pisliği dışarıda değil içeride aramak lazım. Önce iç temizlik.
26 July 2006
Hüseyin Kolcu
Evet, çok değişik bir bakış açısı. “AB bu kadar büyük Türkiye’yi içine almak istemiyor. Küçültmek istiyor. Ve bir de Kürtleri istemiyor, onlardanmış gibi görünüp onlardan kurtulacaklar” ilginç.
Evet Wilson ABD’nin elçisi. Elbette ABD’nin menfatine konuşacak. AB kendi menfatine konuşacak. Rusya da öyle, Çin de öyle. Ne bekliyoruz yani?
Biz de menfaatimiz neyse onu yapacağız. Kuzey Irak’a gireceğiz veya girmeyeceğiz. Girmemiz menfaatimizeyse gireceğiz, değilse girmeyeceğiz.
Benim fikrimse, gireriz veya girmeyiz ama bu pasif politikadan artık kurtulmamız gerekıyor. Rusya çok büyüyecek. Çin de öyle. Amerika ve AB’nin menfaatleri bize uymuyorsa, gerekirse bu iki süper güçe oynamalıyız. Ama dirayetli, sağlam kararlı, ketum bir politika şart çünkü menfaatimiz böyle gerektiriyor.
Değişik bir bakış açısı katmak istedim.
Saygılar.
27 July 2006
Fehmi Cumhur
Kuzey Irak’a girmek PKK’ın kökünü kazımaz. PKK sadece şu anki gücünü kaybeder.
Bu ülkeyi satıp ta PKK’yı destekleyen insanlar çok bu ülkede. Şu anki hükümet çoğu olaylarda sadece konuşmakla kalıyor. Türkiye Kıbrıs’a girdiğinde de hiç kimse onaylamamıştı. Ama Türkiye Kıbrıs’a girdikten sonra hiç kimse cesaret edip te Türkiye’ye bir şey diyemedi.
Türkiye şu an Kuzey Irak’a girse, yine kimse bir şey diyemeyecek. Ama başta dediğim gibi, bu sorunun Türkiye içindeki kısmı temizlenmeli. Daha sonra da Kuzey Irak temizliği.
27 July 2006