• Categories

Yalnızca rahat bir koltuk bize ne sağlayabilir ki?

“Birlikten kuvvet dogar” ya da “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” gibi atasözlerini ne sıklıkla ve hangi durumlarda duyarsınız bilemiyorum ama ben çoÄŸu zaman, kendini “çok bilmiÅŸ” zanneden bir orta yaÅŸlıdan ya da bir Türkçe öğretmeninden, evlerine misafirliÄŸe gelmiÅŸ ufacık çocuÄŸa “ne demek?” ile bitirdiÄŸi cümlede duyarım. Bu kaynakların dışında, bu ve benzeri atasözlerini duyduÄŸum bir yer daha var; içim, iç sesim.

İtiraf etmek gerekirse, 3 ay öncesinde, Marketing Türkiye‘nin gönderdiÄŸi “Bloglarla buluÅŸma” konulu davet e-postasını gördüğümde içimden “imece”nin önemini vurgulayan bir atasözü geçmemiÅŸti. Daha ziyade, neredeyse her gün “Acaba bugün ne yazmış?” diyerek bloglarını ziyaret ettiÄŸim sanal yazarların fiziksel hallerini ve kiÅŸiliklerini merak etmeme neden olmuÅŸtu.

Merak ciddi bir güdüleyici. Neler yaptırıyor insana… Kim bilir sizin de ne çok anılarınız vardır meraklı hallerinizin baÅŸrolde olduÄŸu. “Blogcu”ları klavyeye deÄŸil, topraÄŸa, yere basarken görme fikri ve bunun doÄŸurduÄŸu merak da beni o mayıs gününde (6 mayıs), karganın kahvaltısını yapmak için hazırlandığı vakitlerde, güneÅŸin karşıdaki daÄŸlara sürtünerek ucunu göstermesinin üzerinden daha pek az vakit geçmiÅŸken kalkmamı saÄŸladı.

Oturup da kendimi rahat hissettiÄŸim koltuk pek nadir bulunur. Biri çocukluÄŸumun geçtiÄŸi evdeki, yarı açık bir ağızla izlediÄŸim televizyonun karşısındaki, yılların üzerine çok gelmesinden dolayı çökmüş nefti yeÅŸili koltuk, diÄŸeri de üniversitenin ilk yıllarında, gerçek anlamdaki ilk iÅŸ tecrübemin ardından almayı baÅŸardığım, üzerine titrediÄŸim, ÅŸimdilerde de (yine) yarı açık bir ağızla (bu kez) İnternet’i takip ettiÄŸim bilgisayarımın önündeki.

Marketing Türkiye’nin düzenlemiÅŸ olduÄŸu o buluÅŸmada ise ilk kez yukarıda saydıklarımın dışındaki bir koltukta kendimi rahat hissediyordum. Çünkü o koltuk, o gün için bana ayrılmıştı. BaÅŸkalarına bir anlam ifade etmeyebilir ama benim için önemli bir hareketti. Marketing Türkiye’nin ciddi iÅŸ toplantıları için kullandığı bir salonu o gün için blogculara açması ve konu olarak yalnızca “blog ve blogcular”ın seçilmesi kanımca o güne kadar diÄŸer herhangi bir tüzel kiÅŸinin göremediÄŸi ve hatta öngöremediÄŸi önemli bir adımdı.

marketing-turkiye-blog-yazarlari-toplanti.jpg

İlk toplantının ardından yaklaşık 3 ay geçti. Bugün, yukarıdaki atasözlerini ve daha birçoÄŸunu geçiriyorum içimden. Türk “blogger”ların kaynaÅŸmasına vesile olmasının yanında, yakın zamanda, izlerini ve sonuçlarını sizlerin de göreceÄŸi iki[1][2] güzel ve gelecek vaad eden proje doÄŸurdu Marketing Türkiye’nin “buluÅŸma/buluÅŸturma” eylemi.

Ayrıca M.Türkiye de sitesinde blog köşesi oluÅŸturdu. Bu köşede M.Türkiye’nin ilgi alanına giren bloglar listeleniyor aynı zamanda listedeki bu blogcuların yazılarından seçmeler de sitede periyodik olarak yayınlanıyor.

BuluÅŸmalar sebebiyle tanıştığımız blog yazarı arkadaÅŸlarımın da dediÄŸi gibi, belki de Marketing Türkiye sadece bir ateÅŸleyici oldu. BuluÅŸturmanın dışında ek bir güç sarfetmeleri gerekmedi çünkü bizler, 19 Mayıs’larda duygulu bir ÅŸiir okuyarak, herkesi etkilemeye hazır olan gençler gibiydik. Ama nedense, o kürsüye bir türlü çık(a)mıyor, mikrofonu tut(a)mıyorduk. Marketing Türkiye gülümseyerek arkamızdan iten Türkçe öğretmenimiz oldu.Üç ay gibi kısa bir sürede iki “parlak” fikir üreten bu topluluÄŸu, buluÅŸma düzenleyen diÄŸer Türk “blogger”lardan ayıran farkı, sanırım her üyesinin üretmeye olan aÅŸkı ve sonuca odaklı olması. Darısı diÄŸer Türk blog topluluklarının başına…

“Yalnızca rahat bir koltuk bize ne saÄŸlayabilir ki?”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.