admin
İsmi: Selim Yoruk
Hakkında: Herhangi bir bilgi verilmemiş.
Kişisel Sitesi: selim.anafikir.com
Takip(RSS): "admin adlı kullanıcının yeni makalelerini kaçırmak istemem" diyorsanız bu RSS bağlantısı çözüm olabilir.
Takip(RSS): "admin adlı kullanıcının yeni makalelerini kaçırmak istemem" diyorsanız bu RSS bağlantısı çözüm olabilir.
Üniversite döneminde final dönemi sonrasında huzurlu bir rehavet düşerdi üzerimize.
Dönem boyunca o dersten bu derse koşup, ara sınavdı, ödevdi, teslimdi derken bitap düşerdik. Finaller de maalesef ki, hep bu yorgunluğun üzerine tuz biber olurcasına uykusuz, bol kahveli gecelerin sabahlarına kadar ders çalışmak ile gelir geçerdi.
Geçip giden finaller savaştan çıkmışa çevirirdi bizi. Rahatlamak, dinlenmek, eğlenmek artık hakkımız olurdu. Yani bizce : )
İşte bu dönemlerde tüm arkadaÅŸ grubu, ilginç aktivitelerin peÅŸine düşerdik. Ama çoÄŸu zaman, İstiklal’e gidip, saatlerce bir aÅŸağı bir yukarı yürümekten daha ileri gidemezdik.
Nasıl eÄŸlenilir, ilginç nedir, çok da tecrübeli olduÄŸumuz noktalar deÄŸildi kısacası. Yıllar süren monotonluÄŸun bizi atıl bıraktığını anlardık tam da “Delicesine eÄŸleniriz artık” dediÄŸimiz bu zamanlarda.
O dönemlerden aklımda kalan ve ilginç sayılabilecek bir şey geldi aklıma demin; Zaga.
Åžimdilerin Disko Kralı sanırım; Bilirsiniz iÅŸte, Okan Bayülgen’in sunduÄŸu ÅŸu laylay lomlom program.
12 Nisan 2010 | İlgili Olduğu Konular »
Final sezonunun 6. bölümü “Ab Aeterno” ile Lost’un ÅŸifreleri çözülmeye baÅŸladı.
19. yüzyılda kaybolan bir gemi ile başladı bu son bölüm ve harika bir özet ile, daha önce açık bıraktıkları tüm soruların yanıtlarını bulabileceğimiz bir zemini önümüze sundular.
Daha önce de birçok kereler benzer çıkarımları yapabileceğimiz ipuçlarını vermişlerdi. Ama o denli çok parametre vardı ki, içinden birçok farklı, olası hikaye çıkıyordu. Ama bu son bölümüyle ana hatları tamamiyle ortaya çıktı.
İzlemeyenler için hiç vakit kaybetmeden altta çizeceğim çerçevenin ciddi keyif-kaçıran (spoiler) içerebileceğini söyleyerek devam etmek istiyorum : )

24 Mart 2010 | İlgili Olduğu Konular »
Din, asırlardır varlığı ve gerekliliği tartışılagelmiş bir olgu. Günümüzde bu konudaki kutuplaşmaların birçoğu bilim ve tanrı arasında gidip geliyor.
Bilimsel bakış açısına sahip olanlar çoğu zaman dinin gerekliliğini sorgularken, herhangi bir dine mensup kişiler de, bu derece kompleks sistemlere sahip evrenin bir yaratıcı olmadan, yoktan varoluvermesi fikrini anlamsız bulurlar.
Din, her toplumda çeşitli şekillere bürünerek karşımıza çıkar. Bazen tek tanrılıdır, bazen çok. Bazen tanrı olarak adlandırılan yüce güç, günlük yaşantımızda dokunduğumuz bir varlık bile olabilir. Çoğu zaman ise doğanın gözle görülen güçlerinden anlam bulmuştur (Bkz: Güneş).
Aslında din, en temelinde “inanç” denen olguyu barındırır. Bir “kabullenme” olarak çıkar çoÄŸu zaman karşımıza. Üstün bir gücün varolduÄŸuna inanmakla baÅŸlar. YaÅŸanan ve yaÅŸanacak her türlü deneyimin bir güç tarafından kontrol edildiÄŸi düşüncesi ile geliÅŸir.
Kısacası; İnsanoÄŸlunun piÅŸmanlık duygusu ve umutları olmasaydı, bugün “din” dediÄŸimiz olgunun varlığından söz edemiyor olurduk.
23 Åžubat 2010 | İlgili Olduğu Konular »
Anadolu’nun köylerini, kasabalarını gezen, oradaki teyzelerle, amcalarla güzel güzel sohbetler eden, oraların mahsüllerinden, yemeklerinden tadan programlardır vardır ya. Hani, en ünlüsü Tayfun TalipoÄŸlu‘nun hazırlayıp sunduÄŸu Bam Teli‘dir hatta.
Tayfun TalipoÄŸlu zamanında şöyle bir laf etmiÅŸti; “Türkiye’nin tek bir problemi var; Samimiyetsizlik“. Pek doÄŸrudur.
Cümle kendi içinde doÄŸrudur fakat ben hiçbir zaman yakıştıramamıştımdır onun dört çeker, kocaman siyah bir araçla köyleri, kasabaları gezmesini. SöylediÄŸiyle çeliÅŸir gibi gelir hep. Renault Toros 12 ile ziyaret etse daha bir “tam” olacaktı Bam Teli bence.
Neyse, bugün bahsetmek istediÄŸim Tayfun TalipoÄŸlu’ndan ziyade samimiyet.
Pek garip bir histir samimiyet. İçinde biraz mütevazilik, biraz çekingenlik biraz da gerçek vardır. Ama halen anlamış deÄŸilim, tam olarak ne olunca bir insan için “samimi” deriz. Ya da samimiliÄŸi dışarıdan farkedilebilecek hale getiren ÅŸeyler nelerdir.
17 Åžubat 2010 | İlgili Olduğu Konular »