• Categories

Yazarlar erken ölüyordu

Yazarlar erken ölüyordu benim memleketimde.

Aydınlığımıza mum olmaya çalışırlarken, eridiklerinden haberleri olmuyordu.

Ölüyorlardı, tükeniyorlardı…

İki satır karalamak ne kadar güzel bir şey. İnsan kendisini çok mutlu ve huzurlu hissediyor. Kabaca söylemek gerekirse, ruhen boşalıyor da diyebiliriz. Düşünceleri kağıda dökmek ve bunun için çaba harcamak, zaman ayırmak ve düşünmek insanı kendine getiriyor. İmla hataları insanın önüne engel olsa da cümlenin sonuna konan nokta her şeyi anlatıyor.

Yazar olmak, sadece iki kelime karalamakla olmuyor. Bir yazar kelleyi koltuk altına alamıyorsa ve haksızlıklara karşı mücadele veremiyorsa, yani cesareti yoksa yazmamalı. Yazar duygu ve düşüncelerini rahatsız eden olaylara duyarsız kalmamak için yazmalıdır.

“Ben gerçekten yazarım” diyen kiÅŸi kötülüklere ve haksızlıklara karşı susmayan ve bunlara karşı kalemiyle mücadele eden bir insan olmalıdır. Yani cesur, adam gibi adam olmalıdır.

Yazar dediğin kefenini koltuğunun altına alır ve düşünür. Düşündükce yazar ve yazdıkça bir yerlerde ya birileri doğar ya da birileri ölür.

Yazmak ihtisas ister mi? Tecrübe gerektirir belki eğer bilimsel yazı yazılacaksa. Yok, düşüncelerini insanlarla paylaşmak istiyorsan ihtiyaç olmasa gerek. Bir kalem, bir kağıt yeter insana. Tüm duygularını anlatabilirsin birkaç satır yazıyla.

Eğer yazılarına hüzün katacaksan, parmaklarının arasında tuttuğun kalem sağa sola hareket ederken, ruhun yazılarında ağlamalı, sonra gözyaşı olmalı kağıtta.

Sevinç yazacaksan kağıt gülümsemeli yazdığın her kelimede. Gülümsemeli üzerinden geçen her kalem dokunuşunda.

Eğer okuyucunu mutlu edemiyor ya da hüzünlerine ortak olamıyorsan, yazdığın yazıya sadece sen ağlayıp ve gülüyorsan, o zaman bir sorun olsa gerek. Ya elindeki kalem sana küsmüştür ya da duyguların seni kandırıp başka bir düşüncenin koynunda kıvranıyordur.

Ama bugün iki kelime zırvalayım deyip kendilerini üne kavuşturmak isteyen birçok sansasyonel yazar vardır. Bu tür yazarlar belli çevrelerin sözcülüğünü yapmaktan öteye gidemezler. Birilerinin istediği kadar yazar ve birilerinin istediği kadar papağandırlar.

Bugün gördüğü bir haksızlığa karşı susup, patronların menfaati altında yazan birçok yazar vardır. Bu insanlar acaba savaşta ölen, haksızlıklara uğramış ya da politikacının semeri altında ezilen zavallı vatandaşın vebalini nasıl taşıyacaklar? Bu olayların sayesinde yazı yazıp para kazanan yazarlar nasıl mutlu olabilecekler acaba?

Halkın dili olamıyacaksan, korkuyorsan, elindeki kağıdı ve kalemi bırakıp bir kahvede pişti oynayacaksın ve yaz boz kağıtlarıyla meşgul olacaksın. Ya da erotik hikayeler yazıp abazaların dili olacaksın.

İdeal yazar erken ölendir. Belki bedenen değil ama kötülüklere karşı.

Yazar düşünendir, haykırandır. Düşündüğünü ve haykırdığını kağıda aktarandır.

Yazar, her yazdığı kelimesinde özgür olan ve özgür kılandır.
Ve yazdığı her kelimesinde acıyı yaşayandır.

Çünkü ben yazarlarımızı hep ölü tanıdım.

Ve benim memleketimde yazarlar erken ölüyordu.

Problemleri ve fikirleri tartışan yazar insana ışık olmak isterken, kendi hayatını bir kenara bırakır. Toplum tarafından çoğu kez anormal bulunan yazarın normal yaşamıdır anormallik.

Bir İlhan, Aziz, UÄŸur, Adalet, Çetin, Bahriye, Metin, Muammer, Onat, Ahmet vs. gibi cesur olamıyorsan, kancık gibi yazılar yazıp insanları kandırmaya, “Ben sizin yanınızdayım. Ben halkım. Sizin sesinizim” deyip politika yapacaksan yazma.

Yazar sevdalıdır. Kağıt’a, Kitap’a ve Kalem’e…

Yazar: Ali Serttürk

İlgili Konular: ,

“Yazarlar erken ölüyordu”

Yorum yap, fikrini paylaş

Ana Sayfa  | Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.