Yeni bir İsrail daha mı?
Hemen yanı başımızda yeni bir İsrail daha kuruluyor. Ama bu seferki bize daha yakın. O da arkasına ABD’nin desteÄŸini alarak kuruluyor.
ABD’ye ileri karakol nöbeti yapmak, ABD’nin OrtadoÄŸu’da kendi varlığını hisettimesi, “Burası benden sorulur” havasını devam ettirmesi için ortaya atılıyor Kürdistan planları.
Ama Neo-conlar bu konuda gayet ihtiyatlı davranıyorlar. Her şeyi dünyaya sindire sindire gösteriyorlar.
Önce, ABD’nin en büyük ve saygın savaÅŸ dergilerinden birinde yeni OrtadoÄŸu haritası yer aldı. Hemen akabinde, ABD Dış İşler Bakanı OrtadoÄŸu’daki İsrail-Lübnan savaşını fırsat bilerek “Yeni bir OrtadoÄŸu’nun zamanı geldi” deyiverdi. Ve en son bomba; yine Amerika’da yapılan bir açıklamaya göre, Kürtler dünyada toprağı olmayan en büyük milletmiÅŸ.
Burada da görüyoruz ki, ABD yine Türkiye’yi karıştırma planları içinde. Resmen, Kürt vatandaÅŸlarımıza diyor ki “Siz büyük milletsiniz ama toprağınız yok. Bırakın Türkiye’de kardeşçe yaÅŸamayın. Biz sizin arkanızdayız. Toprak için savaÅŸa girin”
Kuzey Irak stratejik açıdan da çok önemli bir yerde. ABD de bunun farkında. Petrole daha yakın olacak. Afganistan’da sahip olamadığına Kuzey Irak’ta bir Kürt Devlet’i kurup ulaÅŸacak.
Bana kalırsa, bu sefer de sonu hüsran olacak. Çünkü bu vatanın her karış toprağı binlerce insanımızın kanıyla sulanmıştır ve bir avuç toprak dahi kimseye verilmez, verilemez.
Yazan: Şükrü Can
09 August 2006 | İlgili Olduğu Konular »

F. Cumhur
Güzel gözlemlerde bulunmuşsun. Ben de düşüncelerine katılıyorum. Ama ne yazık ki bu olayları sadece senin gibi (yani araştıran bilgi sahibi olan ) insanlar düşünüyor. Halkımız bu konuda geri planda kalıyor. Halkın çoğunluğu olaylara karşı hiç te bilgili değil.
09 August 2006
Hüseyin Kolcu
Bizim bu Kürdistan konusuna bakış açımız hep aynı. Ama ne kadar dogru bilmiyorum.
Irak’taki Türkmenler dostumuz, Kürtlerse azılı düşmanımız. Peki bu politikayla, düşmanlıkla nereye gidebiliriz. Bizim ülkemizde yaşayan milyonlarca Kürt kendilerini yabancıymış gibi hissetmez mi?
K.Irak’ta kurulacak bir Kürdistan’ın karşısında değil yanında olmalıyız. Hatta onlara en büyük desteği biz vermeliyiz. Bunu kardeşçe, insanlık, dünya için yapmalıyız.
Ordaki Kürtler de bizim halkımız gibi mazlum. Bunu kimse unutmasın. Aynen bizim halkımız gibi ve onların liderleri de bizimkiler gibi halkına düşman. Önce kendi menfaatlerini düşünen insanlar. O Kürtler bizim kardeşlerimiz. Aynı Türkmenler gibi.
Türkmenlere elimizi verip, Kürtleri dışlamamız asıl bölücülük olur ve maalesef yıllardır bu politika yürütülüyor. Halklar düşman yapılmaya çalışılıyor. Ama ben bunu kabul etmiyorum. Kürtler bu vatanı asıl kurucu milletlerden biri, azınlık değil. Aksine bu vatanın sahipleridir.
Hep bizim içimize düşmanlık tohumları ektiler. On binlerce insanımız öldü. Ama yine de birbirimizi seviyoruz. Biz onlarsız, onlar da bizsiz yaşayamaz. Sadece onlar değil, bu vatan için şehitler vermiş her millet bu ülkenin sahibidir. Lazlar, Kürtler, Çerkezler, Araplar, Boşnaklar ve daha nice millet…
Bizi bölmeye kimsenin gücü yetmeyecek.
Onlar bizim kardeşlerimiz. Hiçbir baba oğullarından biri yanlış yaptı diye onu öldürür mü?
Yarın birgün gerçek düşmanlarımız Avrupa, İsrail ve Amerika bize savaş açtığında yine onlar canlarını verecekler bu vatan için. Bunu biliyorum. Hiç kimse de bunları unutmasın ve aklını başına alsın.
11 August 2006
Fetih Köroğlu
Çok duyarsızız, çok şuursuzuz.
Gerçekten de süreç aleyhimize ilerliyor fakat farkına varamıyoruz.
On yıl sonra -ki daha da yakın görünüyor-
İsrail’in iki askerini Türkiye’de aramaya başlamayacağına, Amerika’nın “Türkiye’de nükleer silah var” diye ortaya çıkmayacağına dair kim garanti verebilir?
Bu kadar kolay mı demeyin, kolay. Kim soruyor ki “Hani lan silah, onca insanı katlettin madem, nerde bombalar” diye? Kim sorabiliyor…
İsrail’in ileri gidip gitmediğini hangimiz biliyoruz? Genelde katliam görüntüleri 3-5 yıl sonra çıkmaz mı meydana? Önceki misallerde de görüldüğü gibi.
Fakat onlar sanıyorlar ki “kanla sulanmış topraklar” bir vatanseverlik masalıdır, hikayedir. İşte bir gün bizim de kapımızı çaldıklarında, yahut kırdıklarında, (duruma göre bir bahane ve giriş tarzları değişebilir) o vakit, inşallah atladıkları bu ayrıntıyı, “vatanseverlik masalı”nı bir güzel kavrayacaklar ve inşallah tekrar tekrar bunun ne masal ne de efsane olduğunu görecekler.
Ümit varolmakla beraber, madalyonun bir yüzü daha var tabi. O yüzde malesef işler pek de iyi görünmüyor. Sizler kanlarıyla bu toprakları sulayacak gözlere rastlıyor musunuz artık sokaklarda?
Sanırım artık ilk siren sesinde tapusunu kapıp Kapıkule’de soluğu alacak, 5-10 sene sonra da elindeki tapusunun hesabına düşecek yüzlere rastlıyoruz sokaklarda.
Allah kanımızı bu topraklara cansuyu, bu bayrağı da bu vatana daimi hükümdar eylesin. Eminim ki “Kapıkule!” sakinlerinin de hesap vereceği bir meydan olacaktır.
15 August 2006
Efe ERTEN
“Kürtler bu vatanı asıl kurucu milletlerden biri, azınlık değil. Aksine bu vatanın sahipleridir.”
İnsanların sağduyulu, hoşgörülü, iyiliksever ve bağışlayıcı olmasını herkes ister ve herkes bu sayede daha insancıl ve daha yaşanabilir bir dünyaya kavuşabileceğimizi bilir.
Fakat bölücülüğe, caniliğe, çocuk öldüren zihniyete, eşkıyalığa hoşgörü gösterilemez ve
hiçbir zaman gösterilmeyecektir.
Hiçbir zaman bir Türk bir Kürtten üstün olmayacak ama bir PKK’lıdan kesinlikle 2 halkın vatandaşı da üstün kabul edilecek. Çünkü onlar katil, sapık, hasta ruhlu, ve göğüs göğüse inandıkları şey uğruna savaşamayacak kadar korkak.
Hiçbir zaman bir Kürt vatandaşımız (ki o zaman
o vatandaşımız benim için Türk’tür) PKK’yı bölücülüğü, kardeşin kardeşi öldüren ve devletini kendi evi olan yeri sırtından bıçaklayan zihniyeti desteklememeli.
Ayrım hainle hain olmayan vatandaş arasında Kürt veya Türk’le değil. Zaten “Ne mutlu Türküm” diyen yani vatanına sahip çıkan, hainlik yapmayan, insanca yaşayan vatandaşlar etnik kimlikleri ne olursa olsun benim için Türktür. Ve onlar için de böyle olmalı.
Irak’taki Kürtler mazlum olmamalı. Devletlerini bölmeden devletine sahip çıkmalı. Zaten şu ana kadar sahip çıksalardı bu güne gelmezlerdi.
Kurtuluş Savaşı ve Misak-ı Milli hiçbir zaman
ve katıyetle görmezden gelinemez. Bu topraklar kimsenin malı değil ve kimseye devredilemez.
İnsanca yaşamak isteyen Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Türk vatandaşı olarak yaşar.
Ha, yoksa biz bu vatanı bazı bedeller ödeyerek
sahiplendik o zaman o kişilerde bazı bedeller ödemeli, bazı büyük bedeller.
15 August 2006
Atilla
Yazdıklarınız gerçekten çok duygusal. Ancak unuttuğunuz birkaç küçük ayrıntı var.
Toprak parayla pulla satın alınmaz veya satılmaz. Toprak binlerce yıldır kanla alınır, kanla verilir. Bu saatten sonra da yine bu böyle olacaktır.
Türkler hep birbirini eleştiriyor; “Kürtlere kötü davranıyorsunuz, böyle davranmayın” diyerek hep barışçıl bir hava sergilemeye çalışırken Kürtler neden bunu yapmıyor? Hangisi çıkıpta Türkleri savunuyor?
Türkiye Cumhuriyeti bu kadar barbar mı? Hiçbir iyiliğimizi görmediler mi? Hala birçok sitede (ki bunların başında Youtube gelir) PKK’nın Türk askerlerini öldürürken çekilmiş görüntülerini yayınlatıp, altına da ulu önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında ağıza alınmayacak sözler sarfetmişlerdir. Neden kimse çıkıp “Sizin yaptıklarınız yanlış” diyemiyor Kürtlere.
Neden hep kendimizde arıyoruz suçu. Bugüne kadar hangi Laz dağa çıkıp elindeki silahla bu vatanın yavrularına kurşun sıktı özgürlük bahanesi altında? Ya da hangi Çerkez köy basıp bebek öldürdü? Kim köye gelen öğretmenleri öldürdü?
Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil arkadaşlar. Bizler insanız, devekuşu gibi kafamızı kuma gömerek hiçbir şey yokmuş gibi yaşayamayız.
Toplumları olduğu gibi kötü ya da olduğu gibi iyi diyerek yargılayamayız. Ancak tekrar söylüyorum, ki kimse sütten çıkmış ak kaşık değildir.
Vatan sadece silahla, terörle bölünmez. İnsanların beynini yıkayarak da bölünür.
Kültürümüzü kaybetmeyelim arkadaşlar. Türklüğümüzü unutmayalım. Ve en önemlisi kimse dağdan gelip bağdakini kovamaz.
15 August 2006
Murat Kaynarca
Bunun Kürtlük ya da Türklük ile ilgisi yok. Bunun insanların vicdanlarına yönelik yaklaşık 20 sene önce başlatılan çok başarılı bir kampanyayla ilgisi var.
O da şu: Bir düşman yaratılmalı, tüm kaynakların aktarılacağı bir alan bulunmalı ve kazanmalı.
İşte tek sorun bu.
Doğu’daki rütbeli askerlerin ne kadar maaş aldıklarını biliyorsunuzdur belki. Eğer oradakiler burada görev alsalar daha az maaş alırdı. Buna da şöyle bir yanıtınız olacaktır kuşkusuz: Oradakiler kanlarını canlarını veriyorlar, o yüzden bu kadar para almaları normal.
Eh tabi, ama buzdağının bir de görünmeyen ve oldukça derinlene kadar inen bir kısmı var. O da bu savaşın hiçbir zaman bitirilmeyecek olması. Orada neler yaşandığını burada yaşayanların hiçbiri bilemez.
PKK’nın mı yoka devletin mi bunca insanın hayatını aldığını da bilemeyiz. Bu ikisinin ortaklaşa çalışıp çalışmadıklarını da belirsiz. Çünkü her ikisinin de bu işten çıkarı var. PKK olmalı ki orada bir savaş olduğu anlatılsın herkese, paralar kazanılsın, silah satın alınsın, maaşlar artsın.
Terör (var mı gerçekten) olmalı ki, oraya aktarılan paralar aklanabilsin, yasadışı ticaretler gizlenebilsin vs.
Gerçekten de orada neler olduğunu kimse bilmiyor. Dünyanın en büyük ordularından biri olan Türk Ordusu, olanca kuvvetiyle saldırsa bu ordunun binde biri kadar olan bu teşkilatı yok edemez mi sanıyorsunuz? Tabii ki eder. Tek bir düğmeye basması yeterli. Ama etmiyor, neden?
Çünkü çıkarlar insan hayatlarından daha önde. Amerika nasıl kendisine hayali düşmanlar yaratıp bunları beslediyse, biz de hayali senaryolara dayanan bir oyunun seyircileri, hatta oyuncularıyız.
Katliamların kimler tarafından yapıldığını hangimiz bilebiliriz ki? Sadece bize dayatılan bir durum var ortada.
Kürtler de biz Türkler gibi oyuna getiriliyor. İmparatorluğunun sınırlarını genişletme çabasında olan katil Amerika her iki tarafla oynayarak bizleri karıştırmaya çalışıyor.
Sorun terörün olup olmaması değil. Asıl sorun bizim bu kadar salak olmamız. Yıllar yılı yalanlarla beslenmemiz.
Ülke bölünmüyor, insanlar bölünüyor. Binlerce parçaya. Bu parçaları birleştirmek ise zaman içerisinde gerçekten de çok zor olacak.
17 August 2006
Hüseyin Kolcu
Murat Kaynarca “Kürtler de biz Türkler gibi oyuna getiriliyor. Sorun terörün olup olmaması değil, bizim bu kadar salak olmamızdır” diyor. Evet söylediklerinize katılıyorum. Duyarlı bir açıklama.
Ben de 20 yıldan uzun bir suredir koca Türk ordusunun bir avuç eşkıyayı nasıl yok edemediğini doğrusu pek anlıyor değilim. Aklıma bazı iğrenç senaryolar gelmiyor değil.
Atilla bey PKK’nın bazı sitelerinde Türk askerlerini öldürürken çekilmiş görüntüler olduğunu söylediniz.
Evet, doğrudur. Ama bunu milyonlarca Kürtlerin tamamına atfetmek olur mu? Ne kadar doğru olur?
Dünyada şerefsizlerin eksiklikleri mi var? O görüntüleri yayınlayan şerefsizler kadar Türklerin içinde de şerefsiz var. İngilizlerde de var Yunanlarda da var.
“Hangi Laz dağa çıkıp silahla asker vurdu” dedin. Evet, doğru. Ama bunun sebebi genetik midir yani? Kürtler kalleş millet midir? Allah onları öyle mi yarattı? Türkleri de üstün millet olarak yarattı öyle mi? Bunlar Hitler döneminde kaldı Atilla bey.
Ayrıyeten size bir şey daha hatırlatıyım Atilla bey. Türklerin içinden de dağa çıkıp askere silah sıkanlar oldu. Kim mi? Deniz Gezmiş ve arkadaşları ve daha birçok Türk dağa çıkıp askere kurşun sıktı.
Demek ki şerefsizler sadece Kürtlerden çıkmıyor!
“Vatan sadece silahla terörle bölünmez” demişsin. “Beyinler yıkanarakta bölünür” demişsin. Bence de çok doğru. Hatta en önemlisi de budur.
Evet Efe bey, hiçbir Türk Kürtten üstün olmayacak ama iki millette PKK’nın bir militanından üstün olacak. Belki de bu söz anahtar bir sözdür. Ortak yaklaşımdır. Daha Kürtler PKK’yı lanetleyecek Türkler de azınlık olan kürtleri bağırlarına basacak.
Son derece sağduyulu yaklaşmışsınız
Efe bey. Fakat ben sizin Irak’taki Kürtler hakkındaki düşüncenize katılmıyorum. Bence Kürtler Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurmalı, Türkmenleri de içine almalı. Ordaki Türkmenler Türkiye’deki Kürtlere benzer bir statüde olmalı.
Bu devletin maddi manevi en büyük destekçisi ABD değil, tüm kurumlarıyla Türkiye olmalıdır. Bu bence çok çok önemlidir.
Evet Fatih bey, kimse garantisinini veremez yarın ABD’nin, İngiltere’nin veya İsrail’in bize savaş ilan etmeyeceğini ve durum gösteriyor ki buna doğru gidiyoruz ve biz birbirimizi öldürdükçe o günlere daha da hazırlıksız kalıyoruz.
Bizim düşmanımız Kürtler değil, ABD, İsrail, İngiltere ve batı dünyasıdır. Bunu untmayalım.
25 August 2006
İlkay
Atilla beye teşekkür ediyor ve düşüncelerinin büyük kısmına katılıyorum.
Arkadaşlar benim yazım belki biraz daha sert olacak? Ama bundan art niyetli olduğum anlaşılmasın lütfen!
Öncelikle şunu belirteyim, burası TÜRKİYE ve bu ülkenin milleti de TÜRK MİLLETİ’dir! Bunun haricinde azınlıklar olabilir ancak asla bizim TÜRKLÜĞÜMÜZÜ ne eleştirebilir ne de ona hakaret edebilir.
Kimse Kürtleri sütten çıkmış ak kaşık gibi göstermeye çalışmasın! Nerede bir Türk bayrağı yakılıyor, parçalanıyor, nerde polisimize ve askerimize bir saldırı varsa olayın içinde MUTLAKA KÜRTLER var! YANILIYOR MUYUM?
Kürtler öncelikle bunu bir düzeltsin!
Ayrıca bu insanların TV kanalları var. Neden buralardan Türk vatanına ve milletine dair olumlu mesajlar verilmiyor?
Sayın Hüseyin Kolcu, siz sanırım doğuda polis evlerine yapılan saldırı ve hakaretlerden bir habersiniz? Kürtlerden seçilen korucuların nasıl dansöz gibi kıvırdığını ve TÜRK ASKERİNİ zor durumlarda bıraktığını bilmiyorsunuz sanırım?
Kimse kusura bakmasın ben bunlara güvenemem. Güvenmemiz için bizi ikna edecek şeyler yapmalılar! Bana kalırsa fazla iyimser seyretmişsiniz gidişatı.
BU ÜLKEDE HERKESE YER VAR! BİZ MİLLET OLARAK ZATEN İNSANLARA KUCAK AÇMAYI SEVERİZ. AMA İNSAN OLANA, TOPRAKLARIMIZDA GÖZÜ OLMAYANLARA VE YETİNMESİNİ BİLENLERE!
Ben şu andaki Kürt nüfusunu (Özellikle G.Doğu) ve bunların düşünce yapısının Türkiye için önemli bir tehdit olduğunu düşünüyorum. Kimse ırkçılık yaptığımı düşünmesin ama şu tehlikeli dönemde durum benim için böyle.
Kürtlerin haklarını gözetelim derken lütfen MİLLETİMİZİ unutmayalım. İYİ NİYETLER OLMALI AMA KARŞILIKLI OLARAK!!!
Son olarak ABD, İNGİLTERE ve İSRAİL üçlüsüne çok dikkat edilmeli. Bizim için asıl tehdit bunlardır. Bugün Kürt sorunu diye bir şeyden bahsediliyorsa, bu durum bahsettiğimiz üçlünün ürünüdür. Emperyalistlere karşı tek yumruk olmak bu sorunun çözülmesi için önemli bir adımdır.
26 August 2006
Hatice Cömert
Sn İlkay, durumu mükemmel özetlemişsiniz. Yazınızın tamamını destekliyorum. Bizim gibi düşünen insanların fazlalıkta olması dileğimle.
Saygılar.
29 August 2006
Abbas
Atilla beye ben de katılıyorum. Ki her dediğinin arkasındayım.
Ama şunu anlayamıyorum. Kürdistan kurulsun onlar kendini kötü hisseder.
Zaten biz “Ben Türk değilim Kürt’üm” diyenlere karşı bir tutum içindeyiz. Yani ülkeyi bölmeye çalışanlar bunlar. İstediği gibi kötü anlasınlar, bence ve de onların yanında olmaktansa savaşarak şehit olurum!
29 August 2006
Hüseyin Kolcu
Sayın İlkay evet bizim için asıl tehdit ABD İsrail, İngiltere ve hatta batı diyebiliriz doğru demişsiniz ve unutmatyınız ki Kürtlerle Türklerin birbirine iyice düşman olması bunların çok hoşuna gider ve menfaatlerine uygun olur. Ama biz birbirimize kenetlenirsek, bu batının hoşuna hiç gitmez ve bunu engellemk için elinden geleni yaparlar.
Buna katılıyor musunuz Sn. İlkay
bence öncelikle bunları bilmemiz gerekir ve buna göre konuşup buna göre bir şeyler yapmalıyız. Şiddetle duygularımızla, gazla değil, sağduyulu şekilde hareket etmeliyiz. Bu hem “Türk’üm” diyenler için hem de “Kürt’üm” diyenler için geçerlidir.
02 September 2006
F. Sevgi Çankaya
Neyi bekliyoruz? PKK gardını aldı bile. Basında, televizyonlarda haber yapılması onlara zaman kazandırıyor. Bu kadar bekledikten sonra yapılacak harekatın bizi istenilen başarıya ulaştıracağını sanmıyorum.
Daha ne kadar şehit vereceğiz? Tabi bu Serbest Kürsü’de konuşmak kolay. Her şeyden önce anneyim. Şehitlerimizin haberlerini duydukça acı çekiyorum. Onlar bizim evlatlarımız. Hele cenaze törenlerinde devlet büyüklerimizin timsah gözyaşları.
“Şehitlerimizin kanları yerde kalmıyacaktır” sözleri beni daha da öfkelendiriyor. Bence sivil toplum olarak kendimizi yeterince ifade edemiyoruz.
Saygılarımla.
18 October 2006
Rua
Arkadaşlar benim yorumum çıkmamış. Galiba bir sorun çıktı. Ben bir Kürt devleti kurulmasına şiddetle karşıyım.
Bazı arkadaşlar “Yardım edelim” diyor bu devletin kurulması için. Ama bir şeyi kaçırıyorlar ya da kaçırmak işlerine geliyor.
Bugün daha devlet kurulmadan USA’nın uşaklığını yapanlar, yarın neler yapar düşünmek lazım.
Mazlum diye tabir edilen o insalar bugün Türkmenlere kan kusturuyor. Böyle mi kardeşliklerini gösteriyorlar.
Halepçe katliamında yardımda bulunduğumuz ve tarih boyunca bulunduğumuz unutulmasın.
20 February 2007