• Kategoriler

Evrenin Her Şeyi Kapsayan Tek Bir Enerjiden Oluşması: Tanrı?

Din, asırlardır varlığı ve gerekliliği tartışılagelmiş bir olgu. Günümüzde bu konudaki kutuplaşmaların birçoğu bilim ve tanrı arasında gidip geliyor.

Bilimsel bakış açısına sahip olanlar çoğu zaman dinin gerekliliğini sorgularken, herhangi bir dine mensup kişiler de, bu derece kompleks sistemlere sahip evrenin bir yaratıcı olmadan, yoktan varoluvermesi fikrini anlamsız bulurlar.

Din, her toplumda çeşitli şekillere bürünerek karşımıza çıkar. Bazen tek tanrılıdır, bazen çok. Bazen tanrı olarak adlandırılan yüce güç, günlük yaşantımızda dokunduğumuz bir varlık bile olabilir. Çoğu zaman ise doğanın gözle görülen güçlerinden anlam bulmuştur.

Aslında din, en temelinde “inanç” denen olguyu barındırır. Bir “kabullenme” olarak çıkar çoÄŸu zaman karşımıza. Üstün bir gücün varolduÄŸuna inanmakla baÅŸlar. YaÅŸanan ve yaÅŸanacak her türlü deneyimin bir güç tarafından kontrol edildiÄŸi düşüncesi ile geliÅŸir.

Kısacası; İnsanoÄŸlunun piÅŸmanlık duygusu ve umutları olmasaydı, bugün “din” dediÄŸimiz olgunun varlığından söz edemiyor olurduk.

» Yazının Devamı

Samimiyeti Ölçebiliyor Muyuz?

Anadolu’nun köylerini, kasabalarını gezen, oradaki teyzelerle, amcalarla güzel güzel sohbetler eden, oraların mahsüllerinden, yemeklerinden tadan programlardır vardır ya. Hani, en ünlüsü Tayfun TalipoÄŸlu‘nun hazırlayıp sunduÄŸu Bam Teli‘dir hatta.

Tayfun TalipoÄŸlu zamanında şöyle bir laf etmiÅŸti; “Türkiye’nin tek bir problemi var; Samimiyetsizlik“. Pek doÄŸrudur.

Cümle kendi içinde doÄŸrudur fakat ben hiçbir zaman yakıştıramamıştımdır onun dört çeker, kocaman siyah bir araçla köyleri, kasabaları gezmesini. SöylediÄŸiyle çeliÅŸir gibi gelir hep. Renault Toros 12 ile ziyaret etse daha bir “tam” olacaktı Bam Teli bence.

Neyse, bugün bahsetmek istediÄŸim Tayfun TalipoÄŸlu’ndan ziyade samimiyet.

Pek garip bir histir samimiyet. İçinde biraz mütevazilik, biraz çekingenlik biraz da gerçek vardır. Ama halen anlamış deÄŸilim, tam olarak ne olunca bir insan için “samimi” deriz. Ya da samimiliÄŸi dışarıdan farkedilebilecek hale getiren ÅŸeyler nelerdir.

» Yazının Devamı

 

Sosyal Medya ve “Ben”

Bazı köşe yazarları var ki, beni sinirlendirmeleri için okuyorum onları. Eleştirmek için Televole tarzı programlar izlemek gibi bir şey bu. Bu şekilde mimlediğim yazarları okurken, düşüncelerinin benimkilerle zıt olması bana garip bir haz veriyor. Oray Eğin de bu mimlediklerimden.

Gariptir ki, bu yazıya konu olmasının nedeni bana yine “Yahu, bir kere de “ünlü”ye dalaÅŸmadığın bir yazı yaz” derdirtmesi deÄŸil. Tersine, doÄŸru tespitlerde bulunduÄŸunu düşündüğüm bir yazı kaleme almış olması.

Nedir yani, her doÄŸru tespit yaptığında onu konu mu edeceksin” diye soranlar olursa, hiç düşünmeden “Evet” cevabını verebilirim. İçim rahat, oldukça ender rastlanan bir durum çünkü bu : )

Bu kadar “Oray EÄŸin tarzı sataÅŸma” yeter, artık konuya girelim.

Katıldığım yazısı, Nil Karaibrahimgil ile NeÅŸet ErtaÅŸ arasında yaÅŸananO benim sayemde tanındı” gerilimi hakkındaydı.

» Yazının Devamı

 

Kapalı Mekanlarda Sigara İçme Yasağı ve Çelişkileri

Herkesin bildiği gibi, bu hafta itibariyle artık kapalı mekanlarda sigara içmek kanunel yasal değil. İçen ve içirene oldukça yüksek para cezaları koyulmuş durumda.

Daha önce bu yasağın biraz daha dar kapsamlısı vardı. Mekanlar eğer kendi içlerinde sigara içilmesine izin veriyorlarsa, mutlaka sigaranın içildiği bölümleri, içmeyenleri rahatsız etmeyecek şekilde ayırmaları ve havalandırmaları gerekiyordu.

Sigara içilebilen/içilemeyen bölmeleri çok iyi anlayabiliyorum, oldukça mantıklı bir uygulama. Çünkü hepimiz biliyoruz, sigara sağlık açısından oldukça zararlı. Ama sigara satışının legal olduğu bir ülkede, tümden, her yerde yasaklamak biraz garip kaçıyor sanki.

Tüm kapalı alanlarda sigara içimini yasaklayan ülkelerin, sigaranın satışını da yasaklamasını isterim.

» Yazının Devamı

İlgili Konular: , , , , ,
 

Bizim Vakum Tüplü Radyomuz Vardı

ÇocukluÄŸun oyuncaklarındandır bu. Halbuse, zamanında, köyün hali vakti yerinde olan ailesinin evinde toplanma nedeniymiÅŸ. Bi’ de köyün kahvesinde varmış. Ajans dinlenirmiÅŸ.

Açınca hemen tepki vermez. arkasındaki tüpleri yavaş yavaş ısınır, iyice kızardıktan sonra ses vermeye başlardı.

Bizim zamanımıza kalanların çoÄŸu ya bozuktur ya da zar zor çalışır. Çalışsa da çekecek bir-iki frekans anca bulduÄŸundan, bi’ kenarda tozlanır durur.

Kimse ilgilenmez onla. Ama evin çocuÄŸu evdeki her demirbaşı oyuncak yaptığı gibi, bunu da kurcalamayı pek sever. Bi’ de dede.

Mutfaktaki eski Arçelik buzdolabının üstünde durur. Sürgülü ekmek kutusu*nun hemen arkasında. Tozlanmış, dış kaplaması nemden eÄŸilip bükülmüş, yer yer çatlamış…

» Yazının Devamı

İlgili Konular: , , ,
 

Hakkımızda  | Takip Seçenekleri  | Reklam  | İletişim 

© 2007 Anafikir.comSelim Yörük
Sitede bulunan materyallerin tüm sorumlulukları yazarlarına aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz.