Tüm dünyada satış yapabilecek bir firma kurmanın en mantıklı yollarından biri sağlam bir iş modeline sahip bir mobil uygulama geliştirmektir.

Her gün kullandığın mobil uygulamaların nasıl sana kadar ulaştığını, bu kadar popüler olmayı nasıl başardıklarını merak ediyor musunuz?

Aslında senin de aklının bir köşesinde “Şöyle bir uygulama olsa” diye geçirdiğiz zamanlar oluyor değil mi? Bir gün, zamanı geldiğinde hayata geçireceğini düşünüyorsun.

Üzgünüm, aklına gelen her uygulama fikri başarılı olmayacak, ayrıca popüler olması da yeterli değil çoğu zaman. Eğer mobil uygulama geliştirerek para kazanan bir firma kurmak istiyorsan ayakları yere basan bir ticari model ile desteklemen gerek.

Burada, ücretsiz mobil uygulamaların nasıl popüler olabileceği konusundan hiç bahsetmeyeceğiz. Bizim istediğimiz, mobil uygulama ile sürdürülebilir, para kazanan bir firma kurmak.

Mobil uygulama aslında websitesi ya da dükkan gibi müşterilerin ürüne erişebileceği bir kanal. Neden bir kanaldan sanki fırsatmışcasına bahsediyoruz? Çünkü gerçektende öyle. Neden?

Çünkü Apple ve Android uygulama dükkanlarında kayıtlı olan cep telefonu kullanıcıların çok büyük bir oranının kredi kartları sisteme kayıtlıdır. Bu ne demek? Satınalma onlar için tek butona basma işidir. En büyük fırsat burada.

Birçok davranış bilimi araştırmasında da göreceğiniz gibi, insanlar satınalma için gerekli adımlar sırasında ne kadar fazla zaman harcarlarsa, satınalmaktan vazgeçme oranları o kadar yükselir; bu konuda dünya ortalaması %67.91’dir (Bkz: Abandonment rate).

Yani “Aaa güzelmiş tamam alıyorum bunu” diyen 100 kişiden sadece 32 tanesi gerçekten satınalma işlemini tamamlıyor. İnanılmaz düşük bir oran değil mi? İkna ettiğinizi zannettiğiniz 68 müşteri, kalkıp kredi kartını ceketin cebinden almaya kalkmadan ya da, numaraları tuşlamaya başlamışken “Yok ya… Boşver. Bunsuz da yaşarım, o paraya değmez” deyip vazgeçiyor.

Çoğu zaman satınalma kararını pek düşünmeden veririz. Mobil uygulama dükkanları da bu ilk kararı çok iyi bir fırsata çevirirler. Zaten kredi kartları tanımlıdır. Satınalmak için tek bir dokunuş yeter.

Bu uygulama dükkanlarındaki “önceden tanımlı kredi kartı” o kadar büyük bir fark yarattı ki Masterpass ve benzeri birçok tek-tuş satınalma sistemi websiteleri ve başka kanallarda da kullanılmaya başladı.

Satınalma süreçini ne kadar kısaltır ya da belirsizleştirirseniz, satış oranlarınız ve dolayısıyla geliriniz o kadar artar. Bunun en iyi örneği Amazon Go‘dur.

Amazon Go, kasiyerin ya da başka bir görevlinin bulunmadığı bir markettir. Cep telefonunuzu göstererek marketten içeri girersiniz. Sepete istediklerinizi atarsınız ve elinizi kolunuzu sallaya sallaya çıkarsınız. Bildiğin pişkin bir hırsız gibi…

Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi bir şey bu. Amazon görünüşte pek akılalmaz bu deneyimi teknoloji sayesinde gerçeğe dönüştürebilmiş.

Arkasındaki teknoloji şudur; Cep telefonunuzda Amazon mobil uygulaması vardır. O uygulamaya ve Amazon hesabına bağlı ön-tanımlı bir kredi kartı bulunur. Market girişindeki elektronik kapıyı cep telefonundaki QR kodu okutursun, böylece hangi kredi kartının girdiğini markete belirtmiş olursun. Evet doğru, o saniyeden sonra sen bir kredi kartısın. Elinde tuttuğun sepet basit bir sepet değildir, attıklarını NFC teknolojisi yardımıyla tespit eder. Çıkarken sepet çıkış kapısına toplam tutarı iletir. Kapı da kredi kartını bu tutarla ücretlendirir.

Bu bu zahmete neden girmiş Amazon? Çünkü senin için satınalma sürecini tamamiyle ortadan kaldırmak istemiş ki, sen “Bunu almalı mıydım, pahalı mı, fiyatı kaçtı, daha ucuzu var mı” vs diye düşünme. İşin kolaylığı beynini ayartsın.

Bu konunun bu kadar fazla detayına girmemin nedeni, mobil uygulamalardaki satınalma deneyimi üzerine mükemmelleşmeniz gerektiğinden. Müşteriler mobil uygulamandaki “satın al” butonuna öyle bir zevkle ve ikna olmuşlukla basmalı ki siz de bu sayede gelen gelirlerin keyfini çıkartın.


Adımlar

  1. Gelir getiren bir mobil uygulama fikri bulmak, ya da varolan fikrinin yatırım yapmaya değer olup olmadığını görmek için fikir geliştirme bölümünü baştan sona tekrar incelemelisin (Bkz: Fikir)
  2. Fikri bulduktan sonra, mobil uygulaman üzerinden para kazanabilmeni sağlayacak iş modelini seçmelisin. Bunun için (Bkz: İş Modeli). Mobil uygulama firmalarının en çok kullandığı iş modellerinden senin uygulamana uygun olanı seç
    1. Uygulama içi Reklamlar:
      • Mobil uygulamaların büyük bir çoğunun kullandığı, en popüler gelir modelidir. Neden? Çünkü başlaması en kolay. Peki mobil uygulama firmalarının yüzde kaçı yalnızca reklam ile hayatını devam edebiliyor. %1’den az emin olun.
      • Bu modelin işe yaraması için çok fazla aktif kullanıcıya ulaşmanız gerekiyor ki bu kişiler çok sayıda reklam görüntülesin. Başlangıçta ulaşılması epey zor bir hedef.
      • Ayrıca dikkat etmek gereken bir konu da, çoğu kullanıcı reklamları sevmez, ilgilenmez ve uygulamanın işlevinin önüne geçtiğini düşünür.
      • Yine de denemek istiyorum dersen; Google Admob, Facebook’s Audience Network, Unity.ads sdk’larından istediğiniz birini entegre edebilirsin.
      • Bu reklam ağlarından hangisinin daha çok gelir kazandıracağını ya da daha fazla reklam gösterebileceğini bilmiyorsun büyük ihtimal, Ad Mediation kullanmalısın. Bu sayede, tüm reklam ağlarına aynı anda bağlanır, hangisi o an en yüksek teklifle reklam sunuyorsa onların reklamını gösterebilirsin. Erdem Yurdanur’un yerli girişimi tam da bu iş için tasarlanmıştır. Admost bu işe yarar.
    2. Ücretli Uygulama:
      • Kullanıcıların uygulamayı indirmek için para vermesini gerektiren modeldir. Ne kadar çok indirme alırsan, o kadar çok para kazanabilirsin.
      • Apple ve Android’deki uygulamaların büyük çoğunluğu ücretsiz sunulduğu için, kullanıcılar uygulamanın ücretli olduğunu gördüklerinde, ücretsiz alternatiflerini aramaya yönelirler. Bu yüzden genellikle uygulama içi satınalmalar daha iyi çalışır.
    3. Uygulama İçi Satınalmalar:
      • Kullanıcılar uygulamanı ücretsiz olarak indirirler, birçok özelliğini ücretsiz olarak kullanabilirler. Ama bazı özelliklere erişmek için bir ücret öderler.
      • Bu model uygulamalardan çok, mobil oyunlarda daha iyi çalışır. Oyun dinamikleri içinde kullanılan, altın, kredi vb sanal paralar bu modeli kullanır.
      • Mobil uygulamalardaki en yaygın kullanımı “reklamları kaldır” yöntemidir. Kullanıcılar uygulamada reklam görmek istemiyorsa tek seferlik bir ücret öder.
    4. Uygulama İçi Abonelik:
      • En iyi çalışan modellerden biridir. Nedenleri görmek için (Bkz: Aboneliğe Odaklan)
      • Kullanıcı uygulamanı ücretsiz indirir. Bazı basit özellikleri kullanabilir ama en önemli özellikler “abonelik duvarı“nın arkasındadır.
      • Kullanıcı o özelliklerden birini kullanmak istiyorsa abone olur ve mobil uygulama sahibine periyodik bir şekilde (haftalık, aylık, yıllık çeşitleri olabilir) para öder.
      • Ücretlendirmeler mobil uygulama dükkanına tanımlı kredi kartı üzerinden otomatik bir şekilde gerçekleşir.
      • Eğer kartta herhangi bir sorun varsa, bir süre (ortalama 60 gün) uygulama dükkanları kart bilgilerinin güncellenmesini takip eder ya da tekrar ödemeyi dener. Başarılı olursa aboneliği tekrar aktive eder.
    1. Komisyon: Mobil uygulamalardaki karşılığı genellikle “Offer Wall” olarak anılır.
      1. Rewarded Video: Reklam videosu izletme karşılığı kullanıcıya uygulama içinde kullanılacak bir fayda verilir, mobil uygulama sahibine de, reklamveren tarafından 1000 video gösterimi karşılığı 1-5$ arasında bir para verir.
      2. CPA: Senin mobil uygulamandaki bir linkten gelen kullanıcı, reklamı yapılmış firmaya alttaki aksiyonları
        • Abone olursa
        • Üye olursa
        • Form doldurursa
        • Uygulama indirirse
  3. Mobil uygulaman için en iyi pazarlama kanalını bulmalısın (Bkz: Pazarlama)
    • Mobil uygulama pazarlamasında en çok kullanılan iki kanal Google Ads ve Facebook Ads. Hedef kitlen için bunları mutlaka denemelisin.
    • Türkiye’de pek bilinmeyen, şahane bir uluslararası pazarlama kanalından bahsetmek istiyorum; Apple Search Ads
      • Search Ads, iOS’da mobil uygulama geliştiren ve tüm dünyada pazarlamak isteyen herkesin kullanması gereken Apple’ın App Store için geliştirdiği reklam platformu.
      • En basit anlatımıyla bu platform, belirli bir ücret (cpt = cost per tap) karşılığında arama sonuçları listesinin ilk sırasında çıkmanızı sağlar. Google arama reklamlarının App Store versiyonu diyebiliriz.
      • Diyelim ki bir fotoğraf düzenleme uygulaması yaptınız ve uygulamanızın çok daha fazla kişi tarafından indirilmesini istiyorsunuz. İnsanlar App Store’da “photo edit” ya da “instagram” diye aratıyor ya. Aslında bu insanlar tam da sizin hedef kitleniz. Search Ads sayesinde bu ya da uygulamanızla ilgili herhangi bir kelimenin aramasını yapan insanların karşısında, arama sonucu olarak birinci uygulama olabiliyorsunuz.
      • İşin en güzel kısmı da bu. Başka mecralarda kullanıcı başka bir şey yaparken, alakasız bir zamanda karşısına çıkıp “Gel indir” diyorsunuz. Burada kullanıcı zaten sizin yaptığınız uygulama benzeri uygulamaları arıyor.
      • O yüzden, Google, Facebook, Instagram ya da Programatik farketmez, mecvuttaki tüm mecralara kıyasla 4-5 kat daha verimli (tecrübeyle sabittir) bir mecradır. 5’te biri maliyetlere, çok yüksek dönüşüm oranıyla, (sadece uygulamayı indiren değil) satın alma yapan müşteriler kazanmanızı sağlıyor (yine tecrübeyle sabittir).
      • Son bir şey daha; sadece hedef kitleyi kolayca ve ucuza bulmanızı sağlamıyor. Aynı zamanda organik (para harcamadan, kendiliğinden uygulamanızı bulup indiren müşteriler) indirme sayılarınızı da 8-10 kat arttırıyor. Yani ASO (App Store Optimisation) etkisi de inanılmaz.
      • Çünkü, uygulanız reklam verdiğiniz anahtar kelimeler üzerinden indirme ve satın alma kazandıkça, Apple diyor ki, “Bu anahtar kelimeyi aratan insanlar demek ki bu firmanın uygulamasını seviyor. O halde bu uygulamayı kategori ve diğer listelerde çok daha yukarıda göstereyim
      • Pek tabi bunun kadar basit değil, 15-20’den fazla faktör var sıralama algoritmasını belirleyen ama demek istediğim Search Ads kullanan uygulamalar, sıralamalarda ciddi anlamda zıplamalar kazanabiliyorlar. Bu da daha insanın uygulamanızı görmesi ve daha fazla organik indirme kazanmak demek.
      • 60 küsür ülkede uygulamanızı bu yolla tanıtabilirsiniz. Malesef daha Türkiye App Store’unda kullanılamıyor. Ama Türkiye’den diğer ülkelerin App Store’larına reklam verebiliyorsunuz.
  4. Uygulama dükkanlarına uygulama ile ilgili girdiğiniz tüm bilgi, veri ve görselleri mükemmelleştirin. Bunun adına ASO yani App Store Optimizasyonu diyorlar.
    • ASO’nun önemi nedir? Uygulama dükkanlarında kategoriler ve listeler vardır. Benzer ya da aynı işi yapan uygulamalar bir liste halinde görüntülenir. Dolayısıyla, bizim işimiz. Bu listelerin en yukarılarında olmak ki, uygulamamız mümkün olduğunca çok kişiye ulaşabilsin.
    • Ne kadar önemli bu? Uygulama arayan kullanıcıların %80’inden fazlası bu listelerin 3. sırasının altına inmiyor. %99’u 10. sıranın altına inmiyor. İşte bu kadar önemli. Yani eğer ilk 10’da degilse uygulaman, neredeyse yok hükmünde. O yüzden milyonlarca uygulama var ama neredeyse %1’i başarılı oluyor ve kullanıcılar ortalama sadece 30-40 uygulama barındırıyor telefonlarında. Her gun kullandıkları uygulamalar da 3-5’i geçmiyor.
    • Mobil uygulama pazarında büyük fırsat var evet ama neredeyse mükemmel bir fikre ve mükemmel bir pazarlama yeteneğine sahip olmanız gerekiyor.
    • Mobil uygulama pazarlamanın en önemli kısmı da ASO.
    • iOS ve Android bu sıralamaları gizledikleri bir algoritma ile oluşturuyorlar. Ama bunca yıldır mobil uygulama geliştiren insanlar, bu algoritmaları oluşturan kriterlerin en önemlilerine hakim olmuş durumdalar. Ve sen de bu kısımlara odaklanmalısın.
    • Uygulamana seksi değil tanımlayıcı bir isim ver.
      • Uygulama dükkanlarında insanlar şu an yapmakta oldukları işlerini kolaylaştıracak uygulama var mı diye aratırlar.
      • Karşılarına çıkan sonuçlar eğer bu aradıkları şeyi anlatıyorsa indirirler. Yoksa “muhasebe” diye aratan insanın karşısında “Excalibur” gibi bir isimle çıkarsan hiç şansın olmaz. Neden indirsin ki. Aradığı uygulamanın adının “Kolay Muhasebe” ya da “Hızlı Muhasebe” gibi bir şey olmasını bekliyor.
      • Arayanın beklentisini karşıla. Uygulaman neyi beceriyorsa adı onu anlatsın.
    • Anahtar kelime alanında sana verilen tüm karakterleri en akıllı şekilde doldur
      • Uygulama dükkanları uygulamaların içeriklerinin ne olduğunu, neyi yaptığını ya da yapmadığını uygulamayı yüklerken girdiğiniz anahtar kelimelere göre kaydeder ve bu kelimelere göre kullanıcının karşına bu uygulama çıkar ya da çıkmaz. O yüzden sana ayrılan alan çok kıymetli. Doldur hepsini.
      • Akıllıcadan kastımız ne? Büyük ihtimal yıllardır yayında olan, rakibin olabilecek birçok uygulama var aynı anahtar kelimeleri sahiplenen. Ve senin uygulamanın sıfırdan başlayıp, bu yıllardır orda olan uygulamaları sollayıp, sıralamalarda birinciliğe oynayıvermen pek olası değil. O yüzden. Çok fazla uygulamanın sahiplenmediği anahtar kelimeleri seçmelisin.
      • Bunu da Mobile Action, AppAnnie ya da Sensor Tower gibi servisler sayesinde keşfedebilirsin. Mutlaka en az birini dene.
      • Kelimeleri virgüllerle ayırarak girmen istenecek. Sakın virgülden sonra bir boşluk bırakma. O boşlukların toplamına 2-3 kelime daha ekleyip daha verimli kullanabilirsin. Korkma boşluksuz da anlıyor sistem kelimeleri ayrı ayrı.
      • Sakın iki kelimeden oluşan anahtar kelimeler girme. Hiçbir zaman aynı kelimeyi tekrarlama ve çoğul eklerini kullanma. Mesela “photo editor, photo, editor, filter, filters” şeklinde girmeye çalışıyorsun; çok yanlış. Şöyle olmalı; “photo,editor,filter”. Çünkü uygulama dükkanları girişmiş tüm anahtar kelimeleri kombine ederler. Tamlama olarak yazmana gerek yok. Karakter kaybı.
      • Uygulama ismi ve alt başlığında olan kelimeleri anahtar kelime listesinde tekrar kullanma. Uygulama dükkanları isim ve alt başlıktaki tüm kelimelere zaten bir anahtar kelime olarak davranırlar. O yüzden anahtar kelime kısmında tekrar girmene gerek yok. Hatta şöyle düşünebilirsin, en güçlü anahtar kelimelerin önce isimdekiler, sonra alt başlıkdakiler, sonra da anahtar kelime kısmındakiler. İsmini de neden seksi değil tanımlayıcı seçmen gerektiğini şimdi daha iyi anladın.
    • Listelerde bir bakışta ayrışabileceğin görseller kullan
      • Görselden kastımız ne? Üç görsel element var uygulama dükkanlarında; 1- Uygulama ikonu, 2 – Uygulama ekran görüntüleri, 3- Uygulama kullanım videosu
      • İlk ikisi zorunlu. Onlar olmadan zaten uygulama yükleyemiyorsun. Ama bence 3. de senin için zorunlu olmalı. Çünkü sen farklı olmak istiyorsun. App kulanım videosu kullanan uygulama sayısı hala çok çok az. Zaten videon varsa 1-0 önde başlıyorsun.
      • Dedik ya, listelerde ilk sırada olmak kritik diye, eğer listede diğer uygulamalardan farklı bir görsel dilin yoksa, farkedilmen çok zorlaşır. O yüzden, hedeflediğin listedeki tüm applerin ikonlarını, ekran görüntülerini ve videolarını listele ve ilk aşamada en az onlar kadar iyi, ikinci aşamadaysa onlardan açık ara farklı ve daha iyi olmaya çalış.
      • Bunu yaparken kullanacağın metinler ve o metinlerin ikna ediciliği mükemmel olmalı (Bkz: Cümle Alternatiflerini Çıkart)
      • Metinlerin boyutu da çok kritik. Mobil ekranlar küçük, dolayısıyla onun içindeki fontlar da küçücük gözükür. İlk bakışta okunabilecek kadar büyük, çok büyük fontlar kullanmalısın.
      • Ve edebi cümle kurmaya yerine sıfat ve isimlerden oluşan 3-4 kelimelik tanımlamalar yapmalısın.
      • Görsellerinde güven verici öğeleri de kullanman gerekiyor. Mesela “30’un üzerinde ülkede 1. sırada“, “X Dergisi Öneriyor“, “1 Milyon Mutlu Kullanıcı“, “Y Markası Tavsiye Ediyor” gibi gibi
    • Açıklayıcı uzun metin; kısa, lafı dolandırmayan ve tüm özelliklerin maddeler halinde listelendiği basitlikte olmalı.
    • Uygulamanın en çok hangi kategoriye ait gibi hissediyorsan o kategoriyi seç. Kalabalık ya da çok büyük rakipler var diye alakasız bir kategoriyi seçme, çünkü o kategoride gezenler senin uygulamanı orada görmeyi beklemiyorlar.
    • En büyük kriterlerden biri de, uygulamanın aldığı pozitif yorumlar.
      • Ne kadar yüksek oylaman varsa, listelerde o kadar yukarıda olma şansın yükselir.
      • Uygulama içinde kullanıcıları pozitif yorum yapmaya yönlendir. Herkesi değil tabi ki. Mutsuz kullanıcılara “Gel yorum yap” dersen kendi ayağına sıkmış olursun. O yüzden mutlu olduğunu bildiğin bir anda kullanıcının karşısına oylama çıkart.
      • Mesela Instagram,
        • A) Uygulamayı ilk yüklediğinde,
        • B) İlk kez 10 ya da 100’ün üzerinde like aldığında
        • Beni oyla” diye yollasa, hangisinde 5 yıldız verme ihtimalin daha yüksek?
  5. iOS ya da Android, hangi platformu tercih etmelisin?
    • Dünyanın %87’si Android işletim sistemi olan bir cep telefonu kullanıyor. O halde tabiki ilk çıkacağımız mobil uygulama Android olmalı değil mi? Hayır!
    • Gelir odaklı bir iş yaptığın için, para verme olasılığı daha yüksek kitleye odaklanmalısın. Cep telefonu sahiplerinin yalnızca %13’ü iOS kullanıyor olsa da, tüm mobil uygulamalardan kazanılan toplam paranın %65.4’ü iOS’dan gelir.
    • Bu da şu demek oluyor. Ortalama bir iOS kullanıcısı Android’e kıyasla 12.5 kat daha fazla olasılıkla satınalma yapıyor.
    • Ayrıca, müşteri ilişkileri açısından bakıldığında da iOS’da olmak daha iyi. Çünkü daha az kullanıcıya hizmet vererek, daha yüksek gelir rakamlarına çıkabilirsin.
    • Şunu da unutmamak lazım; iOS platformunun yanında yine alıp gücü yüksek kişilerin olduğu Android kullanıcıları için de uygulamanın Android versiyonunu yapmak isteyebilirsin. Örneğin Samsung markasının en üst model telefonlarını kullananlar da en az bir ortalama iOS kullanıcısı kadar verimli olabilir. Pazarlama çalışmalarında yalnızca o cihazları hedefleyerek oldukça yüksek gelirlere ulaşabilirsin.
    • Peki hangi ülke (Bkz: Ülke Adaylarını Seç)?
      • Bunun için aynen yukarıdaki mantıkla, mobil uygulama gelirleri arasında, kişi başına en fazla gelir üreten ülkeleri tercih etmek gerekiyor. Ama diğer taraftan da ciddi bir nüfusunun da olması gerek.
      • Kendiniz de araştırma yaparsınız ama birçok kez araştırmalarımın sonucunda çoğu zaman karşıma hep aynı iki ülke çıktı; Amerika ve Japonya.
      • Bu iki pazarın dışında da özellikle İngilizce konuşan diğer ülkeler vs Çin’de zaman zaman iyi sonuçlar alınabiliyor ama çok büyük gelirlere ulaşmak ise amacımız, bu iki ülkeyi fethetmeliyiz, tecrübelerim bunu söylüyor.
      • Bu arada Amerika’daki cep telefonu sahiplerinin %58.6’sı, Japonya’dakilerin de %64.3’ü iOS cihazlarını kullanıyor. Bu oranlar, dünya iOS kullanım ortalamasının 4-5 katı demek. Neden bu ülkelerin hep önümüze çıktığını az çok anlatıyor sanırım.

Kategoriler: